MÜNEBBİHAT VE ŞERHİ

NOT: Bu kitap henüz yayınlanmamıştır

MÜNEBBİHAT

VE

ŞERHİ

نَصَائِحُ العِبَادِ

MÜELLİFİ:
İBN-İ HACER EL- ASKALÂNÎ

MÜTERCİM:
İkrami BERKER

ÖNSÖZ

Bimillahirrahmanirrahim

İlmi, kemal sıfatlarının en yükseği kılan Allah’(c.c) a hamt olsun. Resûlü Kibriya efendimiz Hz. Muhammed (S.A.V) e, yüce Âl ve ashabına salât ve selam olsun.

Bu kitap İbn-i Hacer lakaplı Askalanlı, daha sonra Mısır’ı yurt edinen, Şafiî mezhebinden Şihab’ud-Din Ahmet ibn-i Ali bin Muhammed bin Ahmet’in vaazlar içeren “münebbihat” isimli kitabını Muhammed Nevevî İbn-i Ömer’le- Cavî – Allah onları rahmetiyle kuşatsın “Nsaih’ul-İbad” adıyla şerh etmiştir. Bu şerhi dipnot olarak okurlarımızın istifadesine sunduk. Rabbim istifade etmeyi nasip etsin. Bu kitabın içeriği isminden de anlaşılacağı gibi ahirete hazırlanmak için bazı ikaz ve nasihatleri kapsamaktadır. İki cümleli sözlerden başlayıp sırasıyla on cümleli sözlere kadar devam eder ve dokuz kısımdan oluşur. Tamamı 214 adettir. Bunlardan 45 i hadîs-i şerif diğerleri ise kelam-ı kibar/ sahabe ve tabii’nin sözleridir. (şerhi hariç)

Kerim olan Allah’tan niyazımız bu kitaptan Müslüman Türk milletinin istifade etmesi ve kabre azık hazırlamasıdır. Rabbim öğütlerle dolu olan bu kitaptan gereken öğüdü almayı nefsime ve tüm müminlere nasip etsin. Âmin.

Burada iki büyük hadîs-i şerifi teberrüken zikretmekte yarar gğrüyorum.

Birincisi: Şam lı olan ve daha sonra Medine-i Münevvere’yi yurt edinen şeyi Muhammed’le-Hatib isnadı, İbn-i Osman b. Abbas b. Osman kanalıyla Ebu Zerr’il-Gıffarî ye dayanan hadis-i şerif. Rasulüllah (s.A.V) Rabbinden şöyle naklediyor; Allah’u Teâlâ buyurdu:

“Ey kullarım! Ben zulmü kendime yasak kıldım ve onu sizin aranızda da yasakladım. Sakın zulmetmeyin. Ey kullarım! Benim hidayete erdirdiğimin dışında hepiniz dalalettesiniz, benden hidayet isteyin hidayete erdireyim. Ey kullarım! Benim doyurduğumun haricinde hepiniz açsınız. Benden yemek/ rızık isteyin ben sizi doyurayım. Ey kullarım! Benim giydirdiğimin dışında hepiniz çıplaksınız. Benden giymek isteyin ben sizi giydireyim. Ey kullarım! Siz gece gündüz hata işliyorsunuz. Benden bağışlanmak isteyin ki ben sizi bağışlayayım. Ey kullarım! Sizler bana zarar verecek güce erişemezsiniz ki, bana zarar veresiniz. Ve bana fayda verecek güce erişemezsiniz ki, bana fayda veresiniz. Ey kullarım! Sizin başlangıç ve sonunuz insanınız ve cininiz içinden en takva birinin kalbi üzere olsa, bu benim mülkümde hiçbir şey artırmaz. Ey kullarım! Sizin başlangıcınız ve sonuz, insanınız ve cininiz sizden içinden en facir/ zalim-kötü birinin kalbi üzere olsa bu da benim mülkümden hiçbir şey eksiltmez. Ey kullarım! Sizin başlangıcınız ve sonunuz insanınız ve cininiz yüksek bir yerde ayağa kalkarak benden dilediğini istese, benim de her isteyenin istediğini versem. Bu benim katımdakinden ancak bir inenin denize sokulduğu zaman eksilttiği kadar eksilte bilir.ey kullarım! İşte bu sizin amelinizdir. Bunları size sayıyorum sonra size bunları vereceğim. Kim hayır bulursa Allah’a (c.c) hamt etsin kim de bundan başkasını bulursa bunun için ancak kendisini kınasın.”

İkincisi: seyit’ el-marafî’ el Mısrî isnadı, Şafîi mezhebinden seyyid Abd’ul-Vehhab b. Ahmet kanalıyla Abdullah ibn-i Amr İbn-i As’a dayanır. Nebi (SAV) Buyurdu:

“Merhamet edenlere rahman olan Allah (c.c) merhamet eder. Yerde olanlara siz merhamet edin ki gökte onlarla da size merhamet etsin.” Bunun manası şudur: yeryüzünde insanlara ve öldürülmesi emredilmeyen hayvanlara ihsan ederek merhamet edenlere rahman olan Allah (c.c) rahmet eder ve ihsanda bulunur. Allah (c.c) ın yarattıklarınca merhamet etme hususunda gücünüz yettiğine merhamet ediniz. Şefkat ve kendilerine merhamet ve mağfiretle yapılan duayı düşünmeseler de… İşte o zaman mele-i âlânın sakinleri de size merhamet eder. Ve sema ehli yeryüzü ehlinden daha çoktur.

İkrami BERKER

BİRİNCİ KISIM
İKİLİ CÜMLELER BÖLÜMÜ

Bu bölümde otuz mevize vardır. Dördü hadîs-i şerif diğerleri kelamı kibar / sahabe ve tabii’nin sözleridir.
مِنْهُ ماَ رُوِىَ عَنِ النَّبِيِّ صَلَّ اللّهُ عَلَيْه وَسَلَّم أنَّهُ قَالَ خَصْلَتاَنِ لاشَيْءَ أفْضَلُ مِنْهاَ: اَلإماَنُ باِللّهِ وَالنَّفْعُ لِلْمُسْلُمِينَ وَخَصْلَتاَنِ لاشَيْءَ أخْبَثُ مِنْهاَ : الشِّرْكُ باِللّهِ وَالضَّرُّ باِلْمُسلُمِينَ .
1- Rasulüllah (S.A.V) buyurdu:
İki meziyet vardır ki, onlardan daha üstün hiçbir şey yoktur, birincisi; Allah’a iman etmek, diğeri Müslümanlara faydalı olmaktır.1 İki meziyette vardır ki, onlardan daha kötü hiçbir şey yoktur. Birincisi Allah’a (c.c) şirk koşmak diğeri Müslümanlara zarar vermektir.2

________________
1- Müslümanlara söz ile mal ile bulunduğun hal üzere makam ve mevki ile ve de beden ile faydalı olmaktır. Rasulüllah (SAV) buyurdu: “ Kim bir kimseye zulmetmeye niyet etmeden sabah ederse yapmış olduğu günahlar bağışlanır. Kim de zulme uğrayana yardıma ve bir Müslüman ın ihtiyacını gidermeye niyet ederek sabaha girerse kabul olunmuş bir hac sevabı alır.” Başka bir hadis-i şerifte “ Allah’a (c.c) karşı kulların en sevimlisi insanlara en faydalı olanıdır. Amellerin en faziletlisi de bir kimsensin açlığını gidererek veya sıkıntısını kaldırarak ya da borcunu ödeyerek o mümin kimsenin kalbine sevinci yerleştirmektir.”
2- Bu zarar Müslümanların ister bedenine isterse malına olsun aynıdır. Çünkü Allah’ın (c.c) bütün emirleri can ve mala yöneliktir. Allah (c.c) : “Namaz kılın zekât verin” “Bana şükret ve anne babana iyilikte bulun” buyuruyor. Veysel Garanî’nin söylediği rivayet edilir ki; Bir seyahatimde bir rahibe uğradım ve sordum; “yükselmek isteyen kimsenin ilk derecesi nedir?” şöyle cevap verdi: “Zulümleri reddetmek ve sırtını tebaasının yükünden hafifletmektir. Çünkü tebaanın yükünden veya zulmünden dolayı sırtında yük olan bir kulun ameli Allah’a (c.c) yükselmez.”

وَقاَلَ عَلَيْهِ السَّلامُ عَلَيْكُم بِمَجاَلَسَةِ الْعُلَماَءِوَاستِماَعِ كَلامُ الْحُكَماَءِ فَاِنَّ اللّهَ تَعاَلى يُحْيِ الْقَلْبَ الْمَيِّتَ بِنوُرِالْحِكْمَةِ كَماَ يُحْيِ الأرْضَ الْمَيِّةِ بِماَءِالْمَطَرِ .
2- Rasulüllah (S.A.V) buyurdu:

Âlimlerle oturup konuşmaktan ve hikmet ehlinin sözleri dinlemekten kopmayınız/ ayrılmayınız. Çünkü Allah ölü/ kuru toprağı yağmur suyu ile dirilttiği gibi, ölü/ nursuz kalbi de faydalı ilim olan hikmet nuru ile diriltir.1

______________
1- Taberanî Ebu Hanife’den şöyle rivayet ediyor: “Büyüklerle beraber oturun, âlimlere soru sorun ve hikmet sahiplerine katılın” Başka bir riyavette “âlimlerle otur, hikmet sahipleriyle arkadaşlık kur ve büyüklerin arasına karış” âlimler üç kısımdır: Birincisi; Allah(c.c)ın ahkâmını bile fakihler dir. Bunlar fetva ehlidir. İkincisi; Allah’ı bilenlerdir ki, bunlar hikmet ehlidir. Bunların arasına girip beraber olmak ahlakı olgunlaştırır. Çünkü onların kalpleri marifetullah ile aydınlanmış ve esrarı Allah’ın (c.c) celalinin nuruyla parlamıştır. Üçüncü kısım âlimler ise büyüklerdir. Şüphesiz Allah’a (c.c) yakın kimselerin arasına katılmak bir takım yüce haller ve sözlerle elde edilen faydanın daha üstünde nazar/ bakmak ile faydalanmayı sağlar. Bunun içindir ki, sana bakması fayda verenin sözü de fayda verir. Kim böyle bir bakışın verdiği faydadan halî/ boş (faydasız) ise sözünden de fayda gelmez. Sühreverdî Mina da bazı mescitleri dolaşarak mescittekilerin yüzüne teker teker bakıyordu. Bunu niçin yaptığı sorulunca şöyle dedi: “ Allah’ın öyle kulları vardır ki, bir şahsa nazar edip baktıkları zaman saadet kazandırır. Bende bunu arıyorum.” Rasulüllah (S.A.V) buyurdu: “Ümmetim üzerine öyle bir zaman gelecek ki, Âlimlerden fakihlerden kaçacaklar. O zaman Allah (c.c) onlara üç bela verir. Birincisi: Allah onların kazancından bereketi kaldırır. İkincisi: Onların başına zalim bir hükümdar/yönetici musallat eder. Üçüncüsü: dünyadan imansız olarak gider.

وَعَنْ أبيِ بَكرِالصِدّيقِ رَضِيَ اللهُ عَنْهُ مَنْ دَخَلَ الْقَبْرَ بِلا زاَدٍ فَكَإنّما وَكِبَ الْبَحْرَبِلا سَفِنَةٍ .
3- Hz. Ebu Bekir es-Sıddık (r.a) den:

Azıksız kabre giren gemisiz denize giren gibidir.1

عنْ عُمَرَ رَضِيَ اللهُ عَنْهُ عِزُّ الدُّنْياَ بِالْماَلِ وَعِزُّ الآخِرَةِ بِصاَلِحِ الأعْماَلِ .
4- Hz. Ömer (r.a) den:
Dünyanın izzeti mal ile ahiretin izzeti salih amel iledir3

عَنْ عُثْماَنَ رَضِيَ اللهُ عَنْهُ هَمُّ الدُّنْياَ ظُلْمَةٌ فى الْقَلْبِ وَهَمُّ الآخِرَةِ نُورٌ فِى الْقَلْبِ .
5- Hz. Osman (R.A) den:
Dünya hüznü kalpte zulmet, ahire hüznü kalpte nurdur.4

_______________
1- Kendisini kurtaran bir kimse olmayan kurtuluşsuz boğulup gider. Rasulüllah (S.A.V) buyurdu: “ Salih amelsiz bir ölü kabirde, denizde boğulmak üzere iken yardım bekleyen kimse gibidir.”
2- Hz. Ömer hakkında şeyh Abd’ul- Mu’ti’s-Semavî şöyle nakleder: Nebi (S.A.V) Cebrail (A.S) a: “ Bana Ömer’in güzelliklerini anlat” buyurdu. Cibril-i Emin şöyle dedi: “ denizler mürekkep olsa ağaçlar kalem olsa Ömer’in güzelliklerini saymaya yetmez.” Rasulüllah (S.A.V) tekrar sordu: “Bana Ebu Bekir’in güzelliklerini anlat:” Cebrail (A.S) şöyle tarif etti: “ Ömer Ebu Bekir’in güzelliklerinden bir tanesidir.”
3- Yani dünya işleri ancak mal ile kuvvetlenir. Ahiret işleri ise ancak Salih amelle kuvvetlenir ve düzelir. / Başarılabilir.
4- Dünya işlerindeki üzüntü kalbe üzüntü ve sıkıntı verir. Ahiret işlerindeki üzüntü ise kalbi nurlandırır. Ey Allah’ım! Dünyayı bizim düşüncemizin en büyüğü ve ilmimizin amacı kılma.

عَنْ عَلىٍّ رَضِيَ اللهُ عَنْهُ مَنْ كاَنَ فىِ طَلَبِ الْعِلْمِ كاَنَتِ الْجَنَّةُ فىِ طَلَبِهِ وَمَن كاَنَ فىِ طَلَبِ الْمَعْصِيَةِ كاَنَتِ النَّارُ فيِ طَلَبِهِ .

6- Hz. Ali (R.A) den:
İlim isteyen kişiyi cennet günah isteyeni/ kötülüklerin peşinde koşanı da cehennem ister.1

عَنْ يَحْيَ بِنِ مُعَاذٍ رَضِيَ اللهُ عَنْهُ مَا عَصَى اللهَ كَرِيِمٌ آثَرَ الدُّنْياَ عَلَى الآخِرَةِ حَكِيمٌ.
7- Yahya b. Muaz (R.A) den:
Kerim insan Allah’a(c.c) karşı gelmez. Hikmet sahibi olan dünyayı ahirete tercih etmez.2

عَنْ أعْمَش رَضِيَ اللهُ عَنْهُ مَنْ كاَنَ رَأْسُ ماَلِهِ التَّقْوَى كَلَّتِ الألسِنُ عَنْ وَصْفِ رِبْحِ دِينِهِ وَمَنْ كَانَ رَأْسُ ماَلِهِ الدُّنْيَا كَلَّتِ الألْسِنُ عَنْ وَصْفِ خُسْرَانِ دِينِهِ .
8 - A’meş (r.a) den:
Sermayesi dünya olanın dini zararını anlatmaktan diller aciz olduğu gibi, sermayesi takva olanın dini kazancını saymaktan da acizdir.3

_________________________

1- Akîl ve baliğ olan kimsenin bilmesi farz olan faydalı ilimle meşgul olan cenneti ve Allah’ın rızasını arar. Günah peşinde koşturan da hakikatte cehennemin ve Allah’ın gazabının peşinde koşturur.
2- Kerim; güzel huylu takva sahibi ve günahlardan korunarak nefsine ikramda bulunan kimsedir. Hikmet sahibi de; yaptığı işlerde isabetli olan aklıselime muhalif işlerden nefsini men deden ve Allah’ı bilen/ tanıyandır
3- Allah’ın emirlerine boyun eğip Allah’a asi olmaktan kaçınarak takvaya sarılanlar işlerini kuir’an ve sünnete göre ayarlarsa onlara sayılamayacak kadar sevap yazılır. Kur’an ve sünnete uymayan işlere sarılanlar da dillerin saymakta aciz kalacağı kadar günah kazanırlar.

عَنْ سُفْيَانِ الثَّوْرِى كُلُّ مَعْصِيَةٍ عَنِ شَهْوَةٍ فَإنَّهُ يُرْجىَ غُفْرَانُهَا وَ كُلُّ مَعْصِيَةٍ عَنِ الْكِبْرِ فَإنَّهُ لايُرْجىَ غُفْرَانُهَا لأنَّ مَعْصِيَةَ إبْلِيسَ كَانَ آصْلُهَا مِنَ الْكِبْرِ وَزَلَّةُ آدَمَ كَانَ آصْلُهَا مِنَ الشَّهْوَةِ .
9 -Süfyan-ı Servi’(r.aleyh)den:
Şehvetten doğan günahların affedilmesi umulur. Ama kibirden doğan günahların affı umulmaz. Zira iblis’in günahlarının aslı kibir, Adem’in (a.s) kaymasının aslı ise şehvettir.1

عَنْ بَعْضِ الزُّهَّادِ مَنْ أذْنَبَ ذَنْباً وَهُوَ يَضْحَكُ فَإنَّ اللهَ يُدْخِلُهُ النَّارَ وَهُوَ يَبكِى وَمَنْ أطاَعَ وَهُوَ يَبْكِى فَإنَّ اللهَ يُدْخِلُهُ الْجَنّةَ وَهُوَ يَضْحَكُ .
10 - Bazı zahitlerden:
Allah gülerek günah işleyen kimseyi ağladığı halde cehenneme sokar. Ağlayarak Allah’a itaat edeni de güldüğü halde cennete sokar.2

عَنْ بَعْضِ الْحُكَماَءِ لاتَحْقِرُواالذُّنَوبَ الصِّغاَرَفإنَّهاَ تَنْشَعِبُ مِنْهاَالذُّنَوبُ الْكِباَرِ .
11- Bazı Hükema’dan:
Küçük günahları küçümsemeyin. Zira onlardan büyük günahlar doğar.3

_____________
1- İblis, Âdem den daha üstün olduğu iddiasıyla kibirlendi. Âdem’de (a.s) yemesi yasaklanan şehvet ağacından tattı. Âdem (a.s) affedildi, fakat İblis (a.l) huzurdan kovuldu. Çünkü büyüklük Allah’ın sıfatıdır.
2- Yaptığı günahtan pişmanlık duyup affını istemesi gerekirken gülen kişi ağlayarak cehenneme girer. İtaatinde kusur etme endişesiyle Allah korkusundan hayâ ederek Allah affeder. O da sonsuz bir ferahlık ve sevinç içinde cennete girer.
3- Bazen Allah’ın gazabı bu küçük günahta olabilir. Ayrıca küçük günahlar çoğalıp büyük günah olurlar.

عَنِ النَّبِيِّ صَلَّ اللّهُ عَلَيْه وَسَلَّمَ لاصِغيِرَةَ مَعَ الإصْراَرِ وَلاكَبِرَةَ مَعَ الإ سْتِغْفاَرِ .
12- Rasulüllah (s.a.v) buyurdu:
Israrla /devamlı olarak işlenen küçük günah küçüklüğü ile kalmaz. (büyük günah olur) istiğfarla büyük günah kalmaz. (bağışlanır)1

قَيلَ هَمُّ الْعاَرِفِ الثَّناَءُ وَ هَمُّ الزّاَهِدِالدُّعاَءُ لأنَّ هَمُّ الْعاَرِفِ رَبُّهُ وَ هَمُّ الزّاَهِدِ نَفْسُهُ.
13- Denilmiştir ki:
Arifin kastı sena zahidin kastı ise duadır. Zira arif Rabbini, zahit ise nefsini kasteder.2

عَنْ بَعْضِ الْحُكَماَءِ مَنْ تَوَهَّمَ أنَّ لَهُ وَلِياًّأوْلىَ مِنَ اللهِ قَلَّت مَعْرِفَتُهُ بِاللهِ وَ مَنْ تَوَهَّمَ أنَّ لَهُ عَدُوّاً أعْدَى مِنْ نَفْسِهِ قَلَّتْ مَعْرِفَتُهُ بِنَفْسِهِ
14- Bazı Hükema’dan:
Allah’tan(c.c) daha iyi dostu olduğunu sanan kimsenin Allah’ı(c.c) tanıması azdır. Nefsinden daha fena bir düşmanı olduğunu zanneden kimse de nefsini az tanımaktadır.3

________________
1- Küçük günaha devam etmekle çoğalır büyük günah olur. Böylece o günaha devam etmekle büyük günah olur. Zira masiyetteki niyeti günahtır. Nasuh /samimi bir tövbe ile küçük büyük bütün günahlar af olur ve izi kalmaz.
2- Arif (Allah’ı (c.c) bilen) in arzusu Allah’a(c.c) güzel sıfatlarıyla methi sena etmektir. Çünkü onun gayesi cennet veya sevap değil, Allah (c.c) ile arasındaki perdenin kalkmasıdır. Zahit ( dünyadan ihtiyacının fazlasına kalbini kapatan) ın arzusu Allah’a (c.c) katındaki hayırlardan isteyerek yakarmaktır. Yani sevaptan ve cennetten yararlanmaktır.
3- Allah’tan (c.c) daha yakın yardımcı ve daha çok yardımı olan birinin olduğunu zanneden Allah’ı tanımamıştır. Kendisine kötülüğü emreden nefsinden daha kuvvetli düşmanın varlığını zanneden de nefsini tanımamıştır.
وَعَنْ أبيِ بَكرِالصِدّيقِ رَضِيَ اللهُ عَنْهُ فِى قَوْلِهِ تَعاَلىَ "ظَهَرَالْفَسَادُفِى الْبَرِّ وَالْبَحْرِ" قاَلَ الْبَرُّ هُوَ اللِّساَنُ وَالْبَحْرُ هُوَالْقَلبُ فَإذاَ فَسَدَ اللِّساَنُ بَكَتْ عَلَيْهِ النُفُسُ وَإذاَ فَسَدَالْقَلبُ بَكَتْ عَلَيْهِ الْمَلائِكَةُ .
15- Hz. Ebu Bekir (r.a) den:
“Karada ve denizde fesat belirdi” (Rum/ 41) ayeti hakkında şöyle demiştir: “Kara dil deniz kalptir. Dil fesada uğradığı zaman ona nefisler ağlar. Kalp fesada uğradığı zaman da melekler ağlar.”1

قَيلَ إنَّ الشَّهْوَةَ تُصَيِّرُالْمُلُوكَ عَبِيداً وَالصَّبْرُ تُصَيِّرُ الْعَبِيدَ مُلُوكاً ’ ألاتَرَى إلىَ قِصَّةَ يُوسُفَ وَزُلَيْخاَ
16- Denilmiştir ki:
Şehvet; melikleri/sultanları köle, sabır; köleleri melik yapar. Yusuf ile Züleyha’nın kıssasını görmüyor musunuz?2

قِيلَ طُوبىَ لِمَنْ كاَنَ عَقْلُهُ اَمِيراً وَهَوَاهُ أسِيراً وَوَيْلٌ لِمَنْ كاَنَ هَوَاهُ اَمِيراًوَ عَقْلُهُ أسِيراً
17- Denilmiştir ki:
Aklı emir, nefsi esir olana müjdeler olsun. Nefsi emir aklı esir olana da yazıklar olsun.3

______________________

1- Dilde bir tembih olması kul için hikmettir. Çünkü dile ehemmiyetsiz sözleri terk edip hayır konuşması yaraşır. Denilmiştir ki; bütün dillerde zikir kulun zikri bir olan Allah içindir. Kalpte böyledir. Ancak göz ve kulak böyle değildir. Zira işitme ve görmeye konuşmaktan daha çok ihtiyaç vardır. Burada kalp genişliği ve derinliği bakımından denize benzetilmiştir. Kalbin bozulması Allah (c.c) ile kulun arasındaki rabıtanın bozulması demektir.
2- Kim bir şeyi çok severse onun kölesidir. Köle de sabretmekle aradığına kavuşur. Züleyha melikken şehveti yüzünden Yusuf (a.s) a esir Yusuf (a.s) da bir esirken Mısır’a sultan olmuştur.
3- Düşüncesi ile işlerini düzenleyip aklı ile rabbini bulana ne mutlu. Nefsini hâkim kılmış, aklına hürriyet vermeyen ve arzularına uyup Allah’ın (c.c) azametinin ve nimetinin hakîkatini düşünmeyi reddedene de yazıklar olsun.

قَيلَ مَنْ تَرَكَ الذُّنُوبَ رَقَّ قَلْبُهُ وَ مَنْ تَرَكَ الْحَراَمَ وَأكَلَ الْحَلالَ صَفَّتْ فِكْرَتُهُ .
18- Denilmiştir ki:
Günahı tek edenin kalbi incelir. Haramı terk edip helal yiyenin de fikri berraklaşır.1

أوْحىَ اللهُ إلىَ بَعْضِ الأنْبِياَءِ أطِعْنِى فِيماَ أمَرْتُكَ وَلا تَعْصِنِى فِيماَ نَصَحْتُكَ .
19- Allah bazı peygamberlerine şöyle vahyetmiştir:
Emrettiklerimde bana itaat et, öğüt verdiklerimde de isyan etme.
قَيلَ إكْماَلُ الْعَقْلِ إتِّباَعُ رِضْواَنِ اللهِ تَعَالىَ وَاجْتِنَابُ سَخَطِهِ .
20- Denilmiştir ki:
Aklın tamamlanması (akl-ı selim olmak) Allah’ın (c.c) rızasına uymak gazabından sakınmakla olur.

___________________
1- Günahı terk eden nasihat dinler. Onun için şuurlu olur. Haramı terk edenin de Allah’ın mahlûkatı öldükten sonra diriltmesi, birliği, kudreti ve ilmi hakkında fikri berraklaşır. Bu berrak fikir ile düşünür ki, Allah insanı ana rahminde meniden yarattı. Sonra kan pıhtısı yaptı sonra et parçası, ondan et, kemik, damar, sinir yarattı. Sonra ana karnından çıkmasını kolaylaştırdı. Sonra ona meme emmeyi öğretti. Bidayette onu dişsiz yarattı. Sonra diş bittirdi, sonra o dişleri yedi yaşında düşürdü. Sonra tekrar onları iade etti. Allah (c.c) kulu küçüklükten büyüklüğe, gençlikten ihtiyarlığa ve sıhhatten hastalığa kadar her halini değişik yarattı. Kul her gün uyumaya uyanmaya başladı. Kıllar ve tırnaklar da böyledir. Biri düşünce arkasından yerine yenisi gelir. İşte böylece gece ve gündüz nöbetleşmektedir. Güneş, ay, yıldızlar, bulutlar, yağmur da böylece gelip gitmektedir. Ay da ışığı azalıp tekrar tamamlanmaktadır. Ay ve güneşin ziyası kaybolarak tutulması ve tekrar açılması da böyledir. Yeryüzünün kurak iken yeşermesi, yeşil iken kuruması, sonra tekrar yeşermesi de böyledir. Bunları yapan Allah elbette öldükten sonra dirilmeye kadirdir. Bir kulun bunları düşünüp ibret alması elbette vazifesidir. Ta ki ölümden sonra dirilmeye imanı artsın.

قَيلَ لاغُرْبَةَ لِلْفاَضِلِ وَلاوَطَنَ لِلجاَهِلِ .
21 - Denilmiştir ki:
Faziletli ve âlim kimse için gurbet, cahil kimse için de vatan olmaz.1

قَيلَ مَنْ كاَنَ بِالطّاَعَةِ عِنْدَاللهِ قَرِيباً كاَنَ بَيْنَ النَّاسِ غَرِيباً.
22- Denilmiştir ki:
İtaatle Allah’a (c.c) yaklaşan, insanlar arasında garip görülür.

قَيلَ حَرَكَةُ الطاَعَةِ دَلِيلُ الْمَعْرِفَةِ كَماَأنَّ حَرَكَةَ الْجِسْمِ دَلِيلُ الْحَيَوةِ .
23- Denilmiştir ki:
Cismin hareketi hayatın delili olduğu gibi itaat ta marifetin delilidir.1
قَالَ النَّبِيُّ صَلَّ اللّهُ عَلَيْه وَسَلَّمَ : أصْلُ حَمِيعِ الْخَطَايَا حُبُّ الدُّنْيَا وَ أصْلُ حَمِيعِ الْفِتَنِ مَنْعُ الْعُشْرِوَالزَّكاَةِ .
24- Rasulüllah (S.A.V) buyurdu:
Dünyayı sevmek bütün hataların kaynağıdır. Zekat ve öşrü (makın zekatı /on da biri) bütün fitnelerin temeli / kaynağıdır.
قِيلَ الْمُقِرُّبِالتَّقْصِيرِ أبَدًا مَحْمُودٌ وَالْاِقْرَارُ بِالتَّقْصِيرِ عَلاَمَةُ الْقَبُولِ.
Debilmiştir ki: Kusurlu olduğunu ikrar /kabul eden kinse daima övülür. Kusurun ikrar edilmesi, kulun Allah katında makbuliyetine alamettir.
______________________
1- Çünkü âlime her yerde ihtiyaç vardır. Her yerde ikram görür. Cahil ise, nefsindeki cehalet ona düşmandır. Nasıl vatan edinsin.
2- Kulun Allah’a (c.c) itaati Allah’ı (c.c) tanımasına ölçüdür. Çok itaat eden çok tanıyor, az itaat eden az tanıyor demektir. Zira zahir batının aynasıdır.
3- Zekâtı vermemek fakirin; zenginin malına göz dikmesine, saldırmasına meydan vermek demektir. Bu da bütün kanunların, nizamların hiçe sayılmasından başka bir şey değildir.

قِيلَ كُفْرَان النِّعْمَتِ لُومٌ وَصُحْبَةِ الأحْمَقِ شُومٌ
26 – Denilmiştir ki:
Nimete nankörlük alçaklıktır, ahmak ile sohbet ise uğursuzluk/ bereketsizliktir.1

قَالَ الشَاعِرُ إشْعَارا

يَامَنْ بِدُنيَاهُ اشْتَغَلْ قَدْ غَرَّه طُولُ الأمَلْ
أوَلَمْ يَزَل فِى غَفْلَةٍ حَتَّى دَنَامِنْهُ الأجَلْ
ألْمَوْتُ يأْتيِ بَغْتَةً وَالْقَبرُصَنْدُوقُ الْعَمَلْ
إصْبِرْ عَلىَ أهْواَلِهاَ لامَوتَ إلابِالأجَلْ
27- Şair şiirinde der ki:
Dünya ile uğraşanı,
Uzun emel mağrur etti.
Hiç gafletten uyanmadı,
Nihayet ecel gelip çattı.
Ölüm ansızın gelir,
Kabir ise amel sandığıdır.
Ölüm korkularına sabret
Ölüm ancak ecelledir.2
____________________
1- Resulüllah (S.A.V) buyurdu: “ Ahmakla muhabbeti kes.” (Taberani) yani ahmakla arkadaşlık yapma. Çünkü onun tavırları nahoştur. Tabiatlar / huylar ise hırsızdır. Senin tabiatın / huyun onunkinden bir şeyler çalabilir.
2- Resulüllah (S.A.V) bu yurdu: “Dünyanın terk edilmesi hanzelin tanelerinden daha acı ve kılıç yaralarından daha elimdir. Dünyayı terk edene şehitlere verilen ecir verilir. Dünyayı terk etmek, az yemek, az uyumak ve meth’ü-senayı sevmektir. Meth’ü-senadan hoşlanan dünyayı seviyor demektir. Her türlü nimetle mutlu olan dünyayı ve meth’ü-senayı terk etsin.”( Deylemi )yine Resulüllah’ı (s.a.v) buyurdu: “kimin niyeti ahiret olursa Allah(c.c) onun işlerini toparlar ve onun kalbine zenginlik verir. Kiminde niyeti dünya olursa Allah (c.c) onun işlerini darmadağın eder ve onun fakirliğini gözler önüne serer. Dünyada ona yazılan miktardan fazlası gelmez.” (İbn-i Mace)

عَنْ أبيِ بَكرِالشِّبْلِي رَحِمَهُ اللهُ وَهُوَ مِنْ عُظَماَءِ الْعَارِفِينَ قَالَ إلهِى إنِّى أحَبُّ أنْ أهِبَ لَكَ حَمِيعَ حَسَنَاتِى مَعَ فَقْرِى وَضَعْفِى فَكَيفَ لاتُحِبُّ سَيِّدِى أنْ تَهِبَ لِى جَمِيعَ سَيِّآتِى مَعَ غِنَاكَ مَوْلايِ عَنِّى .

28- Ebu Bekir Şiblî (r.aley)den: ( ariflerin büyüklerindendir)1
Demiştir ki; Ey Allah’ım! Fakirliğimle, zayıflığımla beraber isterim ki, bütün hasenatımı sana hibe edeyim sen zenginsin benim günahlarımı bağışlamayı nasıl istemezsin? Elbette istersin.2

______________
1- Şiblî Bağdat ta doğmuş ve orada büyümüş. Cünyed’i-bağdadî ve onun zamanında yaşayanlarla arkadaşlık etmiştir. Maliki mezhebindendir. Seksen yedi yaşında Bağdat ta vefat etmiştir.(247-334)
2- Bazı faziletli zatlar bana Cuma namazından sonra şu beyitleri okumamı tavsiye ettiler.
İlahî Firdevs’e layık değilim
Cehenneme de dayanıklı değilim
Hatalarımı bağışla günahlarımı affet
Sen büyük günahları bile affedersin
Bana kereminle muamele et
Sağlam yolda beni sabit kıl
Şiblî; ibn-i Mücahit in yanına geldi. İbn-i Mücahit onu kucaklayıp iki gözünün arasından öptü. Bu hadise kendisine daha sonra sorulduğunda şöyle dedi:
Ben Resulüllah (S.A.V) ı rüyamda gürdüm Şiblî yi iki güzünün arasından öptü. Bu olay üzerine ben dedim ki; Ey Allah’ın(c.c) resulü! Bunu Şiblî yemi yapıyorsun. O (s.a.v) buyurdu ki: “ Evet çünkü o kılmış olduğu her farz namazın ardından;
(لَقَدْجَائَكُم رَسَولٌ مِنْ أنْفُسِكُم...) (tevbe suresinin son iki ayeti) ni okuyor ve sonrada ey Muhammed! Allah sana rahmet eylesin diyor.” buyurdu. Ben Şiblî ye namazdan sonra ne dediğini sordum o da rüyada gördüğümün aynısını söyledi.

قاَلَ ِالشِّبْلِي إذاَ أرَدْتَ أنْ تَسْتَأْنِسَ باِللهِ فَاَسْتَوْحِشْ مِنْ نَّفْسِكَ
29- Denilmiştir ki:
Allah ile ünsiyet kurmak istersen nefsinle yoldaşlığı kes.1

قاَلَ ِالشِّبْلِي لَوْذُقْتُمْ حَلاوَةَالْوُصْلَةِ لَعَرَفْتُمْ مَرَارَةَ الْقَطِيعَةِ .

30- Denilmiştir ki:

Eğer vuslatın tadını tatmış olsaydınız ayrılığın ne kadar acı olduğunu anlardınız.2

___________________
1- Kalbin Allah ile sükûnet bulduğu zaman nefsine olan sevgi bağlarını kes
2- Resulüllah (s.a.v) daima “ Allah’ım cemalinin seyrini bana nasip et” derdi.
Şiblî yi vefatından sonra rüyada gördüler. “ Rabbin sana ne muamele etti” dediler. O da şöyle dedi: Allah (c.c) bana sordu: “ Ey Eba Bekir seni niçin bağışladığımı biliyor musun?” ben: “ Salih amelimden dolayı” dedim. Allah (c.c): “ hayır” dedi. “İbadetimdeki ihlâstan” dedim. “hayır” dedi. “Haccım, orucum, namazımdan dolayı” dedim. “hayır” dedi. Ben: “öyle ise nedir ya Rabbi?”dedim Allah (c.c) buyurdu ki, “hatırla bir gün Bağdat ın caddelerinde yürürken şiddetli soğuktan büzülmüş bir kenara çekilmiş ve soğuğun şiddetinden zayıf düşen küçük bir kedi buldun. Ona acıdığın için alıp üzerindeki abanın altına soktun.” Bende “evet ya Rabbi öyle yaptım” dedim. Allah (c.c) buyurdu ki, “sen o kediye merhamet ettiğin için ben de sana merhamet ettim.”

İKİNCİ KISIMİ
ÜÇLÜ CÜMLELER BÖLÜMÜ

( Bu bölümde elli altı mevize vardır. Yedisi hadis-i şerif, diğerleri kelam-ı kibardır.)

رُوِىَ عَنِ النَّبِيِّ صَلَّ اللّهُ عَلَيْه وَسَلَّم أنَّهُ قَالَ مَنْ أصْبَحَ وَهُوَ يَشْكُوضِيقِ الْمَعاَشِ فَكَأنَّماَ يَشْكُورَبَّهُ وَمَنْ أصْبَحَ لاُمُورِالدُنْياَحَزِيناً فَقَدْ أصْبَحَ سَاخِطاً عَلَى اللهِ وَمَنْ تَواَضَعَ لِغَنِيٍّ لِغِناَهُ فَقَدْ ذَهَبَ ثُلُثاَ دِينِهِ .

1- Resulüllah (s.a.v) dan:
Yaşamının sıkıntılı olduğundan şikâyetçi olarak sabahlayan kimse Rabbini şikâyet etmiş gibidir.1 dünya işleri için üzüntülü olarak sabahlayan kimse şüphesiz Allah’a kızarak sabahlamış demektir.2 Bir zengine zenginliğinden dolayı tevazu’ gösterenin dininin üçte ikisi gider.3
_________________________
1- Şikâyet ancak Allah’a (c.c) yapılır. Fakat insanlara şikayet etmek Allah’ın (c.c) taksimatına razı olmamak demektir. Resulüllah (s.a.v) buyurdu: “Size Musa (a.s) nın beni İsrail ile denizi geçtiği zaman söylediklerini öğreteyim mi?” ashabı: “ Evet ya Resulallah!” dediler. O (s.a.v)da: “Ey Allah’ım! Hamd ancak sana mahsustur. Şikâyet yalnız sana yapılır. Yardım istenecek ancak sensin. Günahtan dönüş ve itaate kuvvetle yapışmak ancak yüce ve azamet sahibi olan Allah’ın (c.c) izni ile olur.” A’meş der ki, “ben bunu Küfe’li Şakîk’el- Esedi den duyduğumdan beri hiç terk etmedim.” Yine A’meş der ki, “ Rüyamda birisi bana gelerek şöyle dedi: Ey Süleyman şunu fazla söyle; (Allah’ım senden içimizde çıkacak bir fesada karşı yardım isteriz ve senden tüm işlerimizi düzeltmeni isteriz.)”
2- Dünya işleri için üzülen şüphesiz Allah’a(c.c) kızmış demektir. Çünkü o Allah’ın (c.c) taksimatına ve hükmüne razı olmamış imtihana sabretmemiş kadere inanmamıştır. Zira olup biten her şey Allah’ın(c.c) hükmü ve takdiri iledir.
3- Kanun’u-ilahi gereği insanlara Salihliği ve âlimliğinden dolayı hürmet edilir. Yoksa malından ve zenginliğinden dolayı hürmet edilmez. Zenginliğe hürmet etmek ilme ve Salihliğe saygısızlıktır. Abdu’l-Kadir Geylani (k.s): “Her mümine üç şey lazımdır. Tutacağı emir, sakınacağı yasak ve rıza göstereceği kader. Mümine yakışan kalbini düşüncesi ile birleştirip nefsini buna alıştırmaktır.

وَعَنْ أبيِ بَكرِالصِدّيقِ رَضِيَ اللهُ عَنْهُ ثَلاثٌ لايُدْرَكُ بِثَلاثٍ الْغِنىَ بِالْمُنىَ وَالشَباَبُ بِالْخِضاَبِ وَالصِّحّةُ باِلأدْوِيَةِ .
2- Hz. Ebu Bekir (r.a)den:
Üç şey üç şeyle elde edilmez. Ummakla zenginlik, boya ile gençlik ve ilaç ile sıhhat.1

عنْ عُمَرَ رَضِيَ اللهُ عَنْهُ حُسْنُ التَوَدُّدِإلىَ النَّاسِ نِصْفُ الْعَقْلِ وَحُسْنُ السُّؤاَلِ نِصْفُ الْعِلْمِ وَحُسْنُ التَّدْبِيرِنِصْفُ الْمَعِيشَةِ
3- Hz. Ömer (r.a) den:
İnsanlarla dostluk kurmak aklın yarısıdır,2 güzel soru sormak ilmin yarısıdır, güzel tedbir almak geçimin yarısıdır.3
عَنْ عُثْماَنَ رَضِيَ اللهُ عَنْهُ مَنْ تَرَكَ الدُّنْياَ أحَبَّهُ اللهُ تَعاَلىَ وَ مَنْ تَرَكَ الذُّنُوبَ أحَبَّهُ الْمَلائِكَةِ وَ مَنْ حَسَمَ الطَمَعَ عَنِ الْمُسْلِمِينَ أحَبَّهُ الْمُسْلِمُونَ .
4- Hz. Osman (r.a)dan.
Dünyayı terk edeni Allah (c.c) sever,4 günahları terk edeni melekler sever, Müslüman kardeşinden tamah’ı terk edeni de Müslümanlar sever.5

______________
1- Zenginlik ancak Allah’ın (c.c) taksimatındaki kısmetle olur. Saçını siyaha veya diğer renklere boyamakla gençlik elde edilmez. Vücut sıhhati ise ilaçlarla değildir. İlaç kullanılır ancak şifa Allah’tan beklenir.
2- Resulüllah (s.a.v) buyurdu: “ İnsanlarla iyi geçinmek sadakadır.” (ibn-i Hayyan, Taberani, Beyhakî) Yani insanlara söz ve fiille ihsanda bulunmanın sevabı sadaka sevabıdır. Yani Resulüllah’ın (s.a.v) mudaratı gibi mudarat lazımdır. Resulüllah hiçbir yemeği kötülemez, hiçbir hizmetçisinin kalbini kırmaz ve hanımlarını dövmezdi. Mudarat: dünyayı ahiret için terk etmektir. Mudahane ise, bunun zıddıdır.
3- İşlerin icrasında akıbetini düşünmek tedbir almaktır.
4- Dünyanın terki az yemek, doymadan sofradan kalkmak, övülmekten hoşlanmamaktır. Gururu ve riyayı terk edeni Allah (c.c)sever.
5- Tamah’ı (kötü istekleri) terk eden hakkında Müslümanlar üzülmez kederlenmezler.
عَنْ عَلىٍّ رَضِيَ اللهُ عَنْهُ إنَّ مِنْ نَعِيمِ الدُّنْياَ يَكْقِيكَ الإسْلامُ نِعْمَةً وَإنَّ مِنَ الشُّغْلِ يَكْقِيكَ الطَّاعَةُ شُغْلاً وَإنَّ مِنَ الْعِبْرَةِ يَكْقِيكَ الْمَوْتُ عِبْرَةً .
5- Hz. Ali (r.a) den:
Dünya nimetlerinden İslam, nimet olarak sana yeter.1 Meşguliyet bakımından itaat, meşguliyet olarak yeter.2 İbret bakımından ise ölüm, ibret olarak yeter.3

عَنْ عَبْدُاللهِ بْنِ مَسْعُودٍ رَضِيَ اللهُ عَنْهُ كَمْ مِنْ مُسْتَدْرَجٍ باِلنِّعْمَةِعَلَيْهِ وَكَمْ مِنْ مَفتُونٍ باِلثَّناَءِعَلَيْهِ وَكَمْ مِنْ مَغْرُورٍباِلسَّتْرِعَلَيْهِ .
6- Abdullah İbn-i Mesud (r.a)dan:
Nice kimseler vardır ki; nimetle yavaş yavaş aldatılmış, övülmekle fitnelenmiş ve günahlarını örtmekle gururlanmıştır.4

عَنْ داَوُدَالنَّبِيِّ عَلَيْهِ السَّلامُ قاَلَ أُحِيَ فِى الزَّبُورِ حَقٌّ عَلىَ الْعاَقِلِ أنْ لايَشْتَغِلَ إلاّ بِثَلاثٍ تَزَوَّدٌ لِمَعاَدٍ وَمَؤُنَةٌ لِمَعاَشٍ وَطَلَبُ لَذَّةٍ بِحَلالٍ .
7- Hz. Davud (a.s)dan:
Zebur da vahy edildi ki, Akıl sahibi bir kimsenin üç şeyle meşgul olması gerekir; Ahiret için azık hazırlamak,5 yaşamak için nafaka temin etmek ve zevki lezzeti helalda aramak.6

______________
1- Şüphesiz Allah’ın(c.c) kullarına en büyük nimeti; kulların yoktan yaratılmış olması ve küfür karanlığından İslam ve iman nuruna çıkarılmalarıdır.
2- Allah’a (c.c) itaat en büyük ve en faydalı meşguliyettir.
3- Ölüm insanlar için en büyük vaiz ve en büyük ibret levhasıdır.
4- Ahiretten gafil bir şekilde dünyada günahlarını örteek mutlu olma gayreti içinde olanlardır.
5- Ahiretin azığı Salih ameldir.
6- Helal kazanmak farzdır.

عَنْ أبِى هُرَيْرَةَ رَضِيَ اللهُ عَنْهُ أنَّهُ قاَلَ قاَلَ النَّبِيُّ صَلَّ اللّهُ عَلَيْه وَسَلَّم ثَلاثٌ مُنْجِياَتٌ وَ ثَلاثٌ مُهْلِكاَتٌ وَ ثَلاثٌ دَرَجاَتٌ ’ وَ ثَلاثٌ كَفّاَرَاتٌ أمَّاالْمُنْجِياَتُ فَخَشْيَةُ اللهِ تَعاَلىَ فِى السِّرِّ وَالْعلانِيَةِ وَالْقَصْدُفِى الْفَقْرِوَالْغِنىَ وَالْعَدلُ فِى الرِّضاَءِ وَالْغَضَبِ وَأمَّا الْمُهْلِكاَتُ فَشُحٌّ شَدِيدٌ وَهَوىً مُتَّبِعٌ وَإعْجاَبُ الْمَرْءِبِنَفْسِهِ وَأمَّا الدَّرَجاَتُ فَإفْشاَءُالسَّلامِ وَإطْعاَمُ الطَّاَمِ وَالصَّلَوةُ باِلَّيْلِ وَالنَّاسُ يَناَمُ وَأمَّا الْكَفّاَرَاتُ فَإسْباَغُ الْوُضُؤِفِى السَّبُراَتِ وَنَقْلُ الأقْداَمِ إلىَ الْجَماَعَتِ وَانْتِظاَرُ الصَّلَوةِبَعْدَالصَّلَوةِ .
8- Ebu Hürayra (r.a) dan:
Rasulüllah (s.a.v) buyurdu: “Üç şey vardır ki kurtarıcıdır. Üç şey helak edicidir. Üç şey ahirette mertebe verici, üç şey de hataları temizleyici ve örtücüdür.

Kurtarıcılar:
a) gizli ve açık Allah’tan korkmak,1
b) fakirlikte ve zenginlikte orta yoldan ayrılmamak,2
c) memnun olduğunda ve kızdığında adaletten ayrılmamaktır.3

Helak ediciler:
a ) çok cimri olmak,4
b) nefsi arzularına uymak
c) kendini beğenmek5

Drece ve mertebe vericiler:
a) selamı yaymak6
b) misafirlere, açlara ve yoksullara yemek yedirmek
c) gece halk uykuda iken namaz kılmak7

Günahı temizlemek:
a) şiddetli soğuk karda dosdoğru abdest almak
b) cemaatle namaz kılmak için yürümek
c) namazdan sonra gelecek namazı beklemek.

__________________

1- Gizlilik önce zikredilmiştir. Çünkü takvanın en yüksek derecesi gizli olanıdır.
2- Geçimde orta yolu tutup haddi aşmayan ve buna rıza gösteren.
3- Kızgınlığı da rızası da Allah için olmalı.
4- Çok cimri olan Allah’ın ve halkın hakkını vermez. Başka bir rivayette “itaat edilen cimrilik” tir. Yani insanın cimriliğe itaat etmesidir. Eğer kişi nefsinin arzularına karşı cimrilik ederse bu helak edici değildir. Çünkü bu hal savurganlığı önler.
5- Allah’ın nimetlerini ve ölümü unutarak kişinin kendine kâmil gözüyle bakması.
6- Tanıdığı ve tanımadığı her kese selam vermek. Selam ancak böyle yaygınlaşır.
7- Uykunun en lezzetli anında, insanlar uykuda, gaflet içinde iken gece uykudan kalkıp teheccüt v.b. namaz kılmak.

قاَلَ جِبْريلُ عَلَيْهِ السَّلامُ ياَمُحَمَّد (صَلَّ اللّهُ عَلَيْه وَسَلَّم) عِشْ ماَشئْتَ فَإنَّكَ مَيِّتٌ وَأحْبِبْ مَنْ شئْتَ فَإنَّكَ مُفاَرِقُهُ وَاعْمَلْ ماَشئْتَ فَإنَّكَ مَجْزِيٌّ بِهِ .

9- Cebrail (a.s) buyurdu:
Ya Muhammed (s.a.v)! İstediğin kadar yaşa elbet bir gün öleceksin1 dilediğini sev elbet bir gün ondan ayrılacaksın2 dilediğin işi yap karşılığını muhakkak göreceksin.3

قاَلَ النَّبِيُّ صَلَّ اللّهُ عَلَيْه وَسَلَّم ثَلاثُ نَفَرٍيُظِلُّهُمُ اللهُ تَحْتَ ظِلِّ عَرْشِهِ يَوْمَ لاظِلَّ إلاظِلّهُ الْمُتَوَضِّئُ فِى الْمَكاَرِهِ وَالْمَشَى إلىَ الْمَسْجِدِفِى الظُّلَمِ وَمُطْعِمُ الْجاَئِعِ.

10 – Rasululla (s.a.v) dan:
Üç sınıf vardır ki, arşın gölgesinden başka gölgenin bulunmadığı günde Allah onları arşın gölgesinde gölgelendirir.
a. Çok şiddetli soğuklarda abdest alanlar.
b. Karanlık gecelerde cemaatle namaz kılmak için camiye yürüyenler.
c. Açları doyuranlar.

_______________________

1- Çünkü hayatın sonu ölümdür.
2- Ölüm insanı en sevdiğinden de ayırır.
3- Çünkü kullar amellerine göre mükâfat veya ceza görürler. Eğer hayır işlerlerse hayırla mükâfatlandırırlar. Şer işlerlerse şerrin cezasını görürler. (burada Cebrail’in (a.s) Rasulüllah (s.a.v.) a bu şekildeki hitabı biz ümmetlerine öğretmek içindir.) mütercim

قيلَ لإبْرَاهِيمَ عَلَيْهِ السَلامُ لأيّ شَئٍ اتَّخَذَكَ اللهُ خَلِلاً قاَلَ بِثَلاثَةِ أشْيَاءَ أخْتَرْتُ أمْرَاللهِ تَعَاليَ عَليَ أمْرِ غَيْرِهِ وَمَاإهْتَمْتُ بِمَا تَكَفَّل اللهُ لىِ وَمَا تَعَشَّيْتُ وَمَاتَغْدَيتُ إلامَعَ الضَّيْفِ .
11- Hz. İbrahim (a.s) a dediler ki;
Niçin Allah seni dost edindi?
Buyurdu ki; Üç şeyden dolayı:
a- Allah’ın emrini başkalarının emrine tercih ettim.
b- Benim için Allah’ın kefil olduğu şeyin gerçekleşeceğine inandım ve onun için endişe etmedim.1
c- Akşam sabah misafirsiz yemek yemedim.2

وَعَنْ بَعْضِ الحُكَمَاءِ ثَلاثَةُ أشْيَاءَ تُفَرِّجُ الغُصَصَ ذِكْرُاللهِ تَعَالَى وَلِقَاءُأوْلِيَاءِ وَكَلامُ الحُكَمَاءِ .
12- Bazı hikmet sahiplerinden:

Üç şey vardır ki, üzüntüyü kaldırır.
a- Allah’ı zikretmek3
b- Velilerle buluşmak
c- Hikmet sahiplerini dinlemek4

__________________
1- Allah’ın benim için taksim ettiği rızıktan hiç endişe etmedim.
2- Rivayet edildi ki, Resulüllah (s.a.v) beraber yemek yiyeceği birini bulmak için bir mil, iki mil yürürdü.
3- Allah’ı zikir her lafızla olur. “la ilahe illallah” “la havle ve la kuvvete illa billâh” gibi.
4- Dünya ve ahirette hayra götürecek hikmetli söz dinlemek

وَعَنْ حَسَنِ البَصْرِيِّ مَنْ لاأدَ بَ لَهُ لاعِلْمَ لَهُ وَمَنْ لاصَبْرَلَهُ لادِينَ لَهُ وَمَنْ لاوَرَعَ لَهُ لازُلْفَى لَهُ .
13- Hasan Basrî (r.a) den:
Edip olmayanın güvenilir ilmi olmaz, sabrı olmayanın güvenilir dini olmaz,1 takvası olmayanın iffeti olmaz.

وَرُوِيَ أنَّ رَجُلاًخَرَجَ مِنْ بَنِى إسْرَائيلَ إلى طَلَبِ العَلْمِ فَبَلَغَ ذ لِكَ نَبِيَّهُمْ فَبَعَثَ إلَيْهِ فَأتَاهُ فَقَالَ لَهُ يَا فَتَى إنِّى أعِظُكَ بِثَلاثِ خِصَالٍ فِيهاَ عِلْمُ الأوَّليِنَ وَالآخِرِينَ خَفِ اللهَ فِى السِّرِّ وَالعَلانِيَةِ وَأمْسِكْ لِسَانَكَ عَنْ الخَلْقِ لاتَذْكُرْهُمْ إلابِخَيْرٍ وَانظُرْخُبْزَكَ الَّذِى تَاكُلُهُ حَتَّى تَكونَ مِنَ الحَلآلِ فَامْتَنَعَ الفَتىَ عَنِ الخُرُوجِ .
14 – Rivayet edilir ki;
İsrail oğullarından bir genç ilim tahsil etmek için evinden çıkmak istedi. Bu haber onlara gönderilen peygambere ulaştı. Peygamber o genci çağırdı ve dedi ki; ey genç! Sana üç şeyle vaaz edeceğim. Onların içinde evvel ve ahirin ilmi var (ki bu da sana yeter).
a- Gizli ve aşikâr Allah’tan kork2
b- Dilini halktan tut. Onları ancak hayırla yâd et.
c- Yiyeceğin ekmeğin helal olmasına dikkat et.

________________

1- Bela ve musibete karşı tahammül ederek meşakkatlere karşı isyandan sakınıp farzların edasında sabretmek
2- İnsanların olmadığı zamanda da onların yanında da Allah’tan kork.

وَرُوِيَ أنَّ رَجُلاً مِنْ بَنِى إسْرَائِيلَ جَمَعَ ثَمَانِينَ تَابُوتًا مِنَ العِلْمِ وَلَم يَنْتَفِعْ بِعِلْمِهِ فَأوحى اللهُ تَعَالَى إلَى نَبِيِّهِمْ أنْ قُل لِهَاذَاالجَامِعِ لَوْجَمَعْتَ كَثِرًامِنَ العِلْمِ لَمْ يَنْفَعْكَ إلاأنْ تَعْمَلْ بِثَلاثَةِ أشْيَاءَ لاتُحِبِّ الدُّنْيَا فَلَيْسَتْ بِدَارِ المُئومِنِيِنَ وَلاتَصَاحِبِ الشَّيطَانَ فَلَيْسَ بِرَفِيقِ المُؤمِنِيِنَ وَلاتُؤذِ أحَدًا فَلَيْسَ بِخِرفَةِالمُؤمِنِيِنَ .
15- Denildi ki;
İsrail oğullarından birisi seksen sandık dolusu ilim (kitap) toplamış (okumuş ve dinlemiş)tı. Fakat o ilimden faydalanamadı. Allah onların peygamberlerine vahyetti: Şu âlime de ki, şu üç şeyle amel etmedikçe, daha fazla ilim toplasan da yine sana fayda vermez.
1- Dünyayı sevme çünkü müminlerin yeri değildir.1
2- Şeytanla arkadaş olma2 çünkü müminin arkadaşı değildir.
3- Hiç kimseye eziyet etme çünkü müminlerin sanatı değildir.

وَعَنْ أبِى سُلَيماَنَ الدَارَانِى أنَّهُ قَالَ فِى المُنَاجَاةِ إلَهِى لَئِنْ طَلَبْتَنِى بِذَنْبِى لأطْلُبَنَّكَ بِعَفِّكَ وَلئِنْ طالَبْتَنِى بِبُخْلِى لأطْلُبَنِّكَ بِسَخَائِكَ وَلئِنْ أدْخَلتَنِى النَّارَ لأخْبَرْتُ أهْلَ النَارِ بِأنِّى أُحِبُّكَ .
16- Ebu Süleyman ed-Daranî’dan:3
Bu zat münacatında4 şöyle demiştir: Ey Allah’ım eğer beni günahlarımla ararsan ben de seni affınla ararım5 eğer beni cimriliğimle ararsan ben de seni cömertliğinle ararım, eğer beni cehenneme sokarsan cehennem ehline seni sevdiğimi söylerim.
________________

1- Dünya müminin mükâfat yeri değildir. Müminin sevap yurdu cennettir.
2- Şeytana itaat etmek, Allah’ın emrine muhalefet ve isyandır.
3- Asıl adı Abdurrahman b. Atiye dir. H. 215 yılında vefat etmiştir. Daran ise Dımışk (Irak) ın köylerinden bir köydür.
4- Münacat; halini Allah’a arz etmek, Allah’ın büyüklüğünü, kudretini, hikmetini, insanın O’na (c.c) olan ihtiyacını ilan etmektir. (mütercim)
5- Çünkü senini affın benim günahlarımdan çok geniştir.

وَقِيلَ أسْعَدُ النَّاسِ مَنْ لَهُ قَلْبٌ عَالِمٌ وَبَدَ نٌ صَابِرٌ وَقَنَاعَةٌ بِمَا فِى اليَدِ .
17- Denilmiştir ki;
İnsanların en mutlusu kalbi hakikati bilen1 bedeni sabreden2 ve elindekine kanaat edendir.3
وَعَن إبْرَاهِيمَ النَّخَعِيِّ إنَّمَا هَلَكَ مَنْ هَلَكَ قَبْلَكُمْ بِثَلاثِ خِصَالٍ بِفُضَول الكَلامِ وَفُضُولِ الطَّعَامِ وفُضُولِ المَنَامِ .
18- İbrahim b. Ethem (r.aleyh) den:
Sizden evvelkiler ancak üç şeyle helak olmuşlardır. Boş ve yersiz konuşmakla4 çok yemekle5 çok uyumakla.6

وَعَنْ يَحيى بْنِ معَاذالرَّزيِّ طُوبَى لِمَنْ تَرَكَ الدُنيَا قَبْلَ أنْ تَتْرُكَهُ وَبَنَى قَبْرَهُ قَبْلَ أنْ يَدْخُلَهُ وَأرْضَى رَبَّهُ قَبْلَ أنْ يَلْقَاهُ .
19- Yahya b. Muaz-ı Razî den:7
Ne mutlu o kimseye ki dünya onu terk etmeden önce o dünyayı terk eder.8 Kabre girmeden önce kabrini hazırlar9 Rabbinin huzuruna varmadan önce Rabbini razı eder.10

_____________
1- Nerede olursa olsun Allah’ın (c.c) kendisiyle beraber olduğunu bilen.
2- İtaate ve imtihana sabreden
3- Allah’ın taksimatında hissesine düşene razı olan, kanaat eden.
4- Din ve dünya işlerinde hiçbir faydası olmayan fuzuli konuşmalar.
5- Fazla emek insanı dine sevk etmez.
6- Dinde çok uyku kişiye hiçbir fayda vermez.
7- Özellikle münacatla dil marifetle ise kelam onun için vaizdir. Belh’a gitti orada bir müddet ikamet ettikten sonra Nisabur’a döndü, H. 258 yılında orada vefat etti
8- Elinden çıkmadan önce malını Allah yolunda sarf etmek çok daha hayırlıdır.
9- Kendisine arkadaş olarak Salih amelle kabrini süslemek, gitmeden önce Salih amel hazırlamaktır.
10- Ölümden önce Allah (c.c) ın emrine sarılıp, yasaklarından sakınmaktır.
وَعَنْ عَلِيٍّ رَضِيَ اللهُ عَنْهُ مَنْ لَمْ يَكُنْ عِنْدَهُ سُنَّةُ رَسُولِهِ وَسُنَّةُ أوْلِيَائِهِ فَلَيْسَ فِى يَدِهِ شَيْءٌ قِيلَ لَهُ مَا سُنَّةُ اللهِ قَالَ كِتْمَانُ السِّرِّوَقِيلَ مَاسُنَّةُ الرَّسُولِ قَال المُدَارَاةِ بَيْنَ النَّاسِ وَقِيلَ مَا سُنَّةِ أوْلِيَائِهِ إحْتِمَالُ أَذَى عَنِ النَّسِ وَكَانُوامَنْ قَبْلَنَا يَتَوَاصُونَ بِثَلاثِ خِصَالٍ وَيَتَكَاتِبُونَ بِهَا مَنْ عَمِلَ لآخِرَتِهِ كَفَاهُ اللهُ أمْرَدِينِهِ وَدُنيَاهُ وَمَنْ أحْسَنَ سَرِيرَتَهُ أحْسَنَ اللهُ عَلاَنِيَتَهُ وَمَنْ أصْلَحَ مَا بَيْنَه وَبَيْنَ اللهِ أصْلَحَ اللهُ مَابَينَهُ وَبَيْنَ النَاسِ .
20 – Hz. Ali (r.a) den:
Yanında Allah (c.c)ın sünneti, Rasulüllah (s.a.v) sünneti evliyanın sünneti olmayan bir kimsenin elinde hiçbir şey yok demektir. Hz. Ali’ye soruldu: Allah(c.c) ın sünneti nedir? Sırrını gizlemektir.1 buyurdu. Rasulüllah(s.a.v) ın sünneti dedir? İnsanlarla iyi geçinmektir2 buyurdu. Evliyanın sünneti nedir? İnsanlardan gelen eziyete tahammül etmektir. Sizden evvelkiler üç şeyle övünüyor ve mektuplaşıyorlardı:
1- Ahireti için çalışanın din ve dünyasına Allah (c.c) kâfidir.3
2- Gizli halini iyileştirenin Allah (c.c) zahirini iyileştirir.4
3- Allah (c.c) ile arasını düzeltenin5 Allah (c.c) da insanlarla arasını düzeltir.6

_______________
1- İnsanların arasında yanında bulunan başkasına ait sırları ifşa (deşifre) etmez.
2- Bazıları şöyle der: “ iyi geçinebildiğin ölçüde insanlarla iyi geçin onları razı edebildiğin ölçüde razı et.”
3- Allah için ahiretini imar edenin Allah bütün işlerini imar eder.
4- Zira dış içe delalet eder.
5- Kibirden, riyadan, gösterişten sıyrılarak Salih amel işlemek.
6- Allah kimi severse halka da onu sevdirir.

وَعَنْ عَلِيٍّ رَضِيَ اللهُ عَنْهُ كُنْ عِنْدَاللهِ خَيْرَالنَّاسِ وَكُنْ عِنْدَالنَّفْسِ شَرَّ النَّاسِ وَكُنْ عِنْدَالنَاسِ رَجُلاًمِنَ النَّاسِ .
21- Hz. Ali (r.a) den:
Allah katında insanların en hayırlısı olmaya çalış, nefsin yanında insanların en şerlisi ol.1 İnsanların yanında onlardan biri ol.2
قِيلَ أوحَى اللهُ تَعَالَى إلَى عُزَيْرٍالنَّبِيِّ عَلَيْهِ السَّلامُ فَقَالَ يَا عُزَيْرُ إذاَ أذْنَبْتَ ذَنْباً صَغِرًافَلاتَنظُرْإلَى صِغَرِهِ وَانْظُرْإلَى مَنِ الَّذِى أذْنَبْتَ لَهُ وَإذاأصَابَكَ خَيْرٌيَسِيرٌ فَلاتَنْظُرْإلَى صِغَرِهِ وَانْظُرْ إلَى مَنِ الَّذِى رَزَقَكَ وَإذَا أصَابَكَ بَلِيَّةٌ فَلاتَشْكُونِى إلَى خَلْقَى كَمَا لاأشْكُوكَ إلَى مَلائِكَتِى إذَا صَعِدَتْ إلَيَّ مَسَاوِيكَ
22- Denilmiştir ki;
Allah (c.c) Üzeyir (a.s) e vahyederek buyurdu ki:
Ey Üzeyir! Küçük günahların küçüklüğüne bakma kime karşı işlendiğine bak. Sana verilen hayrın azlığına bakma verene bak. Sana bir bela isabet ettiği zaman, senin kabahatin bana ulaştığında ben seni meleklere şikâyet etmediğim gibi sen de beni mahlûkatıma şikâyet etme.3
_________________________________
1- Şeyh Abdulkadir Geylani (k.s) şöyle der: “ Bir insan gördüğün zaman mutlaka onu kendinden üstün bil. Eğer yaşça senden küçükse bu Allah’a isyan etmemiştir. Bense asiyim öyle ise o benden iyidir. Eğer büyükse benden evvel Allah’a ibadet etmiştir. Cahilse bu cehaletinden Allah’a asi olmuştur. Bense bildiğim halde isyan ettim. Benim ömrümün sonu nasıl olur, onun ömrünün sonu nasıl? Bilemem. Kâfir ise bilmiyorum belki o Müslüman olur iyi amel eder. Ben küfre düşer kötü amel işlerim. De.”
2- Allah kulun kendini diğer kullardan ayrı tutmasından hoşlanmaz. Bazı hikmet sahipleri şöyle dua ederler: “Allahım! Beni sabreden, şükreden ve nefsim yanında küçük, insanlar yanında büyük kıl!”
3- ibn-i Üyeyne (r.a) : kalbi sabır dolu hükme razı olan kim insanlara şikâyette bulunur? Resulüllah (s.a.v) ölüm döşeğinde iken Cebrail (a.s) sordu: kendini nasıl buluyorsun? Resulüllah (s.a.v) “kendimi çok gamlı, çok kederli buluyorum ya Cibril!” buyurdu.
وَعَنْ خَاتَمِ الأصَمِّ مَامِنْ صَبَاحٍ إلا وَيَقُولُ الشَّيطَانُ لِى مَاتَأكُلُ وَمَا تَلْبِسُ وَأيْنَ تَسْكُنُ فَأقُولُ لَهُ آكُلُ المَوْتَ وَألبِسُ الكَفَنَ وَأسْكُنُ القّبْرَ .
23- Hatım-i Esam dan:1
Hiçbir sabah yok ki, bana gelip; “neyi yiyip neyi giyecek ve nerede duracaksın” demiş olmasın. Ben de ona: “ölümü yiyorum kefeni giyiniyorum ve kabirde ikamet ediyorum.” Diyorum. O zaman benden kaçıyor.

وَعَنِ النَّبِيِّ صّلَّى اللهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ مَنْ خَرَجَ مِنْ ذُ لِّ المَعْصِيَةِ إلَى عِزِّ الطَاعَةِ أغْنَاهُ اللهُ تَعَالَى مِنْ غَيْرِمَالٍ وَأيَّدَهُ مِنْ جُنْدٍ وَأعَزَّهُ مِنْ غَيْرِ عَشِرَةٍ .
24- Rasulüllah (s.a.v) dan:
Zelil eden isyandan, aziz eden ibadete çıkanı Allah (c.c) malsız zengin, ordusuz güçlü, kabilesiz aziz eder.3

______________________
1- Asıl adı Hatım b. Elvan, Hatım b. Yusuf’ta denir. Kendisi Horasan ulemasının büyüklerindendir. Rivayet edilir ki; bir kadın ona bir mesele sordu. O da ağır işittiği için kadına kızarak “ sesini yükselt” diye bağırdı ve o kızgınlıkla çıkıp gitti. Kadın mahcup oldu. Fakat anladı ki, Hatım ağır işitiyor. Dönüp giderken “bu sağır” anlamında “Esam” dedi. Ondan sonra adı Esam kaldı.
2- İsyanı terk edeni Allah zilletten kurtarır, itaatkâr ve izzetli kılar. İtaatkâr olan kalbi zengin gözü tok, nefis ve şeytana karşı kuvvetli olur. İzzet ise Allah katındadır. Kavim ve kabile ile olmaz.

وَرُوِيَ أنَّهُ عَلَيْهِ السَّلامُ خَرَجَ ذَاتَ يَوْمٍ عَلَى أصْحَابِهِ فَقَالَ كَيْفَ أصْبَحْتُمْ فَقَالُوا أصْبَحْنَا مُئْومِنِينَ بِاللهِ فَقَالَ وَمَا عَلامَةِ إيماَنِكُمْ فَقَالُوا نَصْبِرُ عَلَى البَلاءِ وَنَشكُرُعَلَى الرَّخَاءِ وَنَرْضَى بِالقَضَاءِ فَقَالَ عَلَيْهِ السَّلاَمُ أنْتُمْ مُئوْمِنُونَ حَقًّاوَرَبِّ الكَعْبَةِ .
25- Rivayet edilir ki:
Rasulüllah (s.a.v) bir gün ashabının yanına çıkageldi ve dedi ki; “nasıl sabahladınız?” Dediler ki; “Allah’a iman ederek sabahladık.” “İmanınızın alameti nedir?”buyurdu.“Belaya karşı sabrederiz, genişlik anında şükrederiz, kazaya razı oluruz.”1 dediler. Rasulüllah (s.a.v) buyurdu ki: “Kâbe’nin Rabbine yemin olsun ki, siz hakikaten müminsiniz.”2

أوْحَى اللهُ تَعَالَى إلَى بَعْضِ الأنْبِيَاءِ مَنْ لَقِيَنِى وَهُوَ يَحِبُّنِى أدْخَلْتُهُ جَنَّتِى وَمَنْ لَقِيَنِى وَهُوَ يُخَافَنِى جَنَّبْتُهُ نَارِى وَمَنْ لَقِيَنِى وَهُوَ يَسْتَحْيِى مِنِّى أنْسَيْتُ الحَفَظَةَ ذُنوُبَهُ .

26- Allah bazı peygamberlere vahyetmiştir ki:
Beni severek bana geleni cennetime koyarım. Benden korkarak bana geleni ateşimden uzak tutarım. Benden utanarak bana gelenin günahlarını yazıcı meleklere unuttururum.

___________________________
1- Mevcudat içinde ezelden ebede kadar bizzat kendisine takdir edilen hükme razı olmak.
2- Ariflerden bazıları buyurmuşlardır ki: “sabır üç türlüdür. Birincisi, şikâyeti terk etmektir. Bu peygamberlerin mertebesidir. İkincisi: takdire (kadere) rıza göstermektir. Bu Zahitlerin ( dünyalığı terk eden) mertebesidir. Üçüncüsü: musibeti sevmektir. Bu da sıddıkların derecesidir. Rivayet edilir ki; Rasulüllah (s.a.v) şöyle buyurdu: “Allah’ rıza üzere kulluk et. Eğer gücün yetmezse zorluklara sabret çünkü çok hayırlıdır.
Dünya ve dünyalıktan hoşlanmayıp ondan kaçan olursun.
Allah’ın senin için taksim ettiği rızka razı ol.

وَعَنْ عَبْدُاللهِ بنِ مَسْعُودٍأدِّمَاافْتَرَضَ اللهُ عَلَيْكَ تَكُنْ أعْبَدَالنَّاسِ واجْتَنِبْ مَحَارِمَ اللهِ تَكُنْ أزْهَدَالنَّاسِ وَارْضَ بِمَا قَسَمَ اللهُ لَكَ تَكُنْ أغْنَى النَّاسِ .
27- Abdullah ibn-i Mesud (r.a) dan:
Allah’ın sana farz kıldığını yerine getir, İnsanların en çok ibadet deni olursun. Allah’ın sana haram kıldıklarından sakın, insanların en zahidi1 olursun. Allah’ın taksimatına razı ol2 insanların en zengini olursun.

وَعَنْ صَالِحِ المَرْقَدِىَّ أنَّهُ مَرَّبِبَعْضِ الدِّيَارِفَقَالَ يَادِيَارُأيْنَ أَهْلُكَ الأوَّلُونَ وَأيْنَ عُمَّارُكَ المَاضُونَ وَأيْنَ سُكَّانُكَ الأقَادِمُونَ فَهَتَفَ بِهِ هَائِفُ اِنْقَطَعَتْ آثَارُهُمْ وَبَلِيَتْ تَحْتَ التُّرَابِ أجْسَامُهُمْ وَبَقِيَتْ أعْماَلُهُم قَلائِدَ فِى أعْنَاقِهِمْ .
28- Salih el-Merkadî (r.a) den:
Bazı yerlerden geçerken şöyle demiştir: “ ey diyar senin ilk sakinlerin nerede? Nerede geçmişte seni imar eden mimarların? Önceki sakinlerin nerededirler?..”
Hemen gaipten bir ses geldi: “ izleri kesildi (kalmadı) toprak altında cesetleri çürüdü. Yalnız amelleri boyunlarında gerdanlık olarak kaldı.”

وَعَنْ عَلِيٍّ رَضِىَ اللهُ عَنْهُ تفَضّلْ عَلَى مَنْ شِئْتَ فَأَنْتَ أمِيرُهُ وَاسْئَلْ عَنْ شِئْتَ فَأَنْتَ أسِيرُهُ وَاسْتَغْنِ عَنْ مَن شِئْت فَإنَّكَ نَظِيرُهُ .
29- Hz. Ali (r.a) den:
Dilediğin kimseye iyilik et, onun emiri olursun. Dilediğin kimseden iste, onun esiri olursun.1 istediğin kimseden müstağni kal eşit olursun.2

____________________________________________
1- Bir şahsa ihtiyaç duymak insanı o şahsa köle yapar. Çünkü nefisler ihsan edeni sevmeye meyyal yaratılmıştır. Hadis-i şerifte buyrulmuştur ki; “kim bir şeyi severse onun esir olur.” Hz. Ali (r.a) buyurdu; bana bir harf öğretenin kölesi olurum. Beni ister satsın ister azad etsin.”
2- Rızık bakımından yanında olanla yetin. Zenginin malına imrenip düşkünlük etme. Onun gibi zengin olursun (gönül zengini olursun)

وَعَنْ يَحْيَى بنِ مُعَاذٍ رَحْمَةُاللهِ عَلَيْهِ تَرْكُ الدّ ُنيَا كُلُّهَا أخْذُهَا كُلِّهَا فَمَنْ تَرَكَهَا كُلَّهَا أخَذَهَا كُلَّهَا وَمَن أخَذَهَا كُلَّهَا تَرَكَهَا كُلَّهَا فَأخْذُهَافِى تَرْكِهَاوَتَركُهَا فِى أخْذِهَا .
30- Yahya b. Muaz (r.a) dan:
Dünyayı büsbütün terk etmek, ahireti büsbütün elde etmek demektir. Öyle ise dünyayı tamamen terk eden ahireti tamamen elde etmiştir.1 Dünyayı tamamen elde eden kimse ahireti tamamen terk etmiştir.2 Dolayısıyla ahireti elde etmek dünyanın terki ile onu terk etmek de dünyanın elde edilmesi ile olur.

وَعَنْ إبْرَاهِيمَ بنِ أدْهَمَ رَحِمَهُ اللهُ أنَهُ قِيلَ لَهُ بِمَاوَجَدْتَ الزُهَادَقَالَ بِثَلاثَةِأشْيَاءَ رَأيْتُ القَبْرَمُوحِشًاوَلَيْسَ مَعِيَ مُونِسٌ وَرَأيْتُ طَرِيقُا طَوِيلاً وَلَيْسَ مَعِيَ زَادٌوَرَأيْتُ الجَبَّارَ قَاضِيًا وَلَيْسَ مَعِيَ حُجَّةٌ .

31- İbrahim b. Ethem (r.aleyh) den:3
Ona denilmiş ki; “ zühde ne ile nail oldun? Cevap vermiş: “ üç şeyle; kabri çok korkutucu gördüm. Hâlbuki kabirde bir yoldaşım bile yoktur. Yolu (ahiret yolunu) çok uzun gördüm. Oysa yanımda yeteri kadar azığım yok. Cebbar olan Allah’ı hâkim gördüm elimde ise kurtarıcı bir delil yok.
___________________

1- Kim dünyadan yüz çevirirse ahireti çok sever.
2- Kim dünyayı çok severse ahiretten yüz çevirir. Ahiret sevgisinin sebebi dünyadan yüz çevirmek, dünya sevgisinin sebebi de ahiretten yüz çevirmektir.
3- Rivayet edilir ki, İbrahim b. Ethem ülkesinin meliki idi. Saltanatı terk etti. Mekke ve diğer şehirlerde kendini ibadete verdi. Kuşeyrî risalesinde der ki; Ebu İshak İbrahim b. Mansur dur. Sultan çocuklarından idi. Bir gün ava çıktı. Önüne bir tilki ya da tavşan çıktı, buna sevindi. Tam o sırada bir ses duydu. “ ey İbrahim! Bunun için mi yaratıldın yoksa onunla mı emrolundun? Sonra aynı sesi tekrar duydu, “ vallahi bunun için yaratılmadım bununla da emrolunmadım.” Dedi bineğinden indi. Babasının çobanlarından biriyle karşılaştı. Çobanın yünden dokunmuş cübbesini aldı. Atını ve yanındaki eşyaları çobana verdi. Sonra çöle girdi. Sonra Mekke ye gitti. Orada Sufan-ı Sevri ve Fudayl b. İyaz la arkadaşlık etti. Sora Şam a gitti ve orada vefat etti. Herkes gibi kazandığını yedi.
وَعَنْ شِبْلَىِّ رَحِمَهُ اللهُ وَهُوَمِنْ عُظَمَاءِ آرِفِينَ قَالَ إلهِى إنِّى أحِبُّ أنْ أذْهَبَ لَكَ جَمِيعَ حَسَنَاتِى مَعَ فَقْرِى وَضَعْفِى فَكَيْفَ لايُحِبُّ سَيِّدِى أنْ تَهَبَ لِى جَمِيعَ سَيِّئَاتِى مَعَ غِنَاكَ مَوْلايَ عَنِّى وَقَالَ إذَاأرَدْتَ أنْ تَسْتَاْنِسَ بِاللهِ فَاسْتَوْحِشْ مِنْ نَفْسِكَ وَقَالَ لَوْذُقْتُنِى حَلاَوَةَالوُصْلَةِ لَعَرَفْتُمْ مَرَارَةَالقَطِيعَةِ .
32- Ariflerin büyüklerinden olan Şibli (r.aleyh) den:
Allah’ım! Fakir ve zayıf olduğum halde bütün iyiliklerimi sana hibe etmek isterim. Sen ki benden zenginsin, bütün günahlarımı bana bağışlamayı istemez misin? Ve buyurdu ki:
Eğer Allah’a dost olmak istersen nefsine dost olma. Ve devam etti: eğer siz vuslatın tadını tatsaydınız ayrılığın acılığını bilirdiniz.

وَعَنْ سُفْيَان الثَّوْرِيِّ رَحِمَهُ اللهُ أنَّهُ سُئِلَ عَنِ الاُنسِ بِاللهِ تَعَالَى مَاهُوَ فَقَالَ أنْ لاتَسْتَاْنِسَ بِكُلِّ وَجْهٍ صَبِيحٍ وَلابِصَوْتٍ طَيِّبٍ وَلابِلِسَانٍ فَصِيحٍ .
33- Süfya-ı Servî den:
Allah’a ünsiyet ne demektir diye soruldu. Buyurdu ki: Her güzel yüz, hoş söz ve fesih lisanla ünsiyet etmemendir.

وَعَنْ إبْنِ عَبّاسٍ رَضِىَ اللهُ عَنْهُمَا أنَّهُ قَالَ الزُهْدُ ثَلاثَةُ أحْرُفٍ زَاءٌ وَهَاءٌودَالٌ فَالزَّاءُزَادٌللمَعَادِوَالهَاءُهُدًى للدِّينِ وَالدَّالُ دَوَامٌ عَلَى الطَاعَةِ .
34- İbn-i Abbas (r.a) dan:
Züht üç harftir.(Z.H.D) Z- ahirete zad(azık)1 H- İslam dinine hidayet2 D- ibadete devamdır.3

___________________________________

1- Azık takva ile elde edilir.
2- Hidayet övülmüş olan İslam yolunda yürümektir.
3- Züht bu üç manada toplanmıştır. Ancak zahidde de bu üç vasıf olmalıdır.

وَقَالَ فِى مًوضِعٍ آخَرَالزُّهْدُ ثَلاثَةُ أحْرُفٍ الزَّاءُتَرْكُ الزِينَةِ وَالهَاءُ تَركُ الهَوَى وَالدَّالُ تَرْكُ الدُنيَا .

35- Süfyan-ı Servî başka bir yerde de şöyle buyurmuştur:
Züht üç harftir (Z.H.D) Z- ziyneti H- hevayı (nefsanî arzuları) D- dünyayı terk etmektir.1

وَعَنْ حَامِدِاللَفَّافِ رَحِمَهُ اللهُ أنَهُ قَالَ أتَاهُ رَجُلٌ فَقَالَ لَهُ أوْصِنِى فَالَ اجْعَلْ لِدِينِكَ غِلافًاكَغِلافِ المُصْحَفِ قِيلَ لَهُ مَاغِلافِ الدُّينِ قَالَ لَهُ تَرْكُ الكَلامِ إلاّمَالابُدَّمِنْهُ وَتَرْكُ مَخَألَطَةِ النَاسِ إلاّمَالابُدَّمِنْهُ ثُمَّ اعْلَمْ أنَّ آصْلَ الزُّهْدِالإجْتِنَابَ عَنِ المَحَارِمِ كَبِيرِهَاوَصَغِيرِهَاوَأدَاءُجَمِيعِ الفَرَائِضِ يَسِيرِهَاوَعَسِيرِهَاوَتَرْكُ الد ُّنيَا عَلَى أهْلِهَاقَلِيلِهَاوَكَثِيرِهَا .
36- Hamid-i Leffaf (r.aleyh)tan:
Biri gelip: “bana nasihat et” demiş. O da: “Mushaf kılıfı gibi dinine bir kılıf yap” demiş. “Dinin kılıfı nedir?”2 diye sorunca: “ lüzumundan fazla konuşmayı,3 dünyayı ve halkla anlaşmazlığı4 terk etmektir. Sonra bil ki, zühdün aslı günahların büyüğünden ve küçüğünden sakınmak5 kolay, zor bütün farzları eda etmek6 dünyanın azını da çoğunu da ehline terk etmiştir.7

________________________________
1- İnsanların övmesini ve dünya nimetlerinin genişliğini yemek içmek ve meskenin lüksünü terk etmektir.
2- Şeriat kanunlar manzumesidir ki, ona uyulduğu zaman din diye isimlendirilir. Onun etrafında topluluk oluşturulduğu zaman millet isimlendirilir. Problemlerde ona müracaat edildiği zaman ise mezhep isimlendirilir.
3- Maksat hasıl olmayan yani dünya ve ahiret işlerinde hiçbir faydası olmayan boş söz. Hz. Süleyman ve Hz. Lokman , “ söz gümüşse sükut altındır.” Buyurmuşlardır. Bunun manası; hayırda konuşmak gümüş gibi güzel ise şerden kaçınmak üzere susmak altın gibi çok daha güzeldir. Hakta susmak ise batılda konuşmak gibidir.
4- Abdulkadir Geylani (k.s) şöyle der: İnsanlar dört kısma ayrılır.
a- Kalbinde ve dilinde hayır olmayanlar. Bunlar asi, batıla tamah eden, aldanmış ve ahmak olur. Bunlardan sakının, bunların arasında olmayınız. Zira bunlar azap ehlidir.
b- Lisanı iyi ama kalbi kötü olanlar. Bular hikmetli sözler söylerler ama onunla amel etmezler. İnsanları Allah’a çağırır kendileri ondan kaçarlar. Bu tür insanlardan uzak durun ki güzel sözleriyle sizi aldatmasınlar. Zira onun günahının ateşi sizi yakar. Kalbinin pis kokusu maneviyatınızı öldürür.
c- Kalbi çok iyi fakat konuşması yoktur, işte o mümindir. Allah onun ahlakını düzeltir, kendisine nefsinin ayıplarını gösterir, kalbini nurlandırır, insanların anlaşmazlığındaki felaketleri ve sözlerindeki uğursuzluğu bildirir. O Allah dostu olan velilerdir.
d- Öğrenir, öğretir ve ilmiyle amal eder. İşte o âlimdir ve Allah’ın ayetlerini bilendir Allah onun kalbini ve ilminin garipliğini korur. İlimleri kabul etmesi için göğsünü açar. Ona muhalefet etmekten, ondan uzaklaşmaktan ve nasihatlerini terk etmekten sakın.
5- Zira takvası olmayanın zühdü olmaz. Yani şüpheli şeylerden dahi sakınmayanın dünyayı terk etmesi imkânsızdır.
6 - Tövbesi olmayan inabesi olmaz. Tevbe; Allah’a ait hakları yerine getirmek, Allah’a dönmek. İnabi ise kalbi şüphe karanlığından çıkarmaktır.
7- Kanaatkâr olmayanda tevekkül olmaz, tevekkül olmayanda ise teslimiyet olmaz. Tevekkül, Allah katında olana yapışmak ve insan elinde olana ümitlenmek. Teslimiyet ise Allah’ın emrine boyun eğip yasakladıklarını terk etmektir.

وَعَنْ لُقْمَان الحَكِيمِ أنَّهُ قَالَ لإبْنَهِ يَابُنَيَّ إنَّ النَّاسَ ثَلاثَةُ أثلاثٍ ثُلُثٌ للهِ وَثُلُثٌ لِنَفْسِهِ وثُلُثٌ لِلدُودِ فَأمَّا مَاهُوَللهِ فَرُوحُهُ وَأمَّامَاهُوَلِنَفْسِهِ فَعَمَلُهُ وَأمَّامَاهُوَلِلدُّودِفَجِسْمُهُ .
37- Lokman Hekim oğluna demiş ki:
Ey oğulcuğazım! İnsanoğlu üç sülüse (üçte bire) ayrılır. Üçte biri Allah’ın, üçte biri kendinin üçte biri de kurtlarındır. Allah’a ait olan kısmı ruhtur. ( yine Allah’a döner) kendine ait olan kısmı amelidir. (zarar veya fayda olarak kendisine döner) kurtlara ait olan kısmı ise cismidir. (ki, kabirde kurtlar yer.)

وَعَنْ عَلِىٍّ كَرَّمَ اللهُ وَجْهَهُ أنَّهُ قَالَ ثَلاثَةٌ يَزِدُونَ فَى الحِفْظِ وَيُذْهِبْنَ البَلْغَمَ السِّواكُ وَالصَّومُ وَقِرَاءَةُالقُرآنُ .
38- Hz. Ali (r.a) den:
Üç şey vardır ki, hıfzı arttırır, Balgamı giderir. Misvak kullanmak, oruç tutmak, kuran okumak.

وَعَنْ كَعْبِ الأخْبَارِ رَضِىَ اللهُ عَنْهُ الحُصُونُ للمُئْومِنِينَ مِنَ الشَّيطَانِ ثَلاثٌ المَسْجِدُ حِصْنٌ وَذِكْرُاللهِ حِصْنٌ وَقِرَاءَةِالقُرْآنِ حِصْنٌ .
39- Kâb’ul-Ahbar (r.a) dan:1
Şeytanın şerrinden müminleri koruyan kaleler üçtür:2 mescit bir kaledir,3 Allah’ı zikir bir kaledir,4 kur’an okumak bir kaledir.5

_______________________________

1- Yahudi âlimlerinin büyüklerinden idi. Hz. Ömer döneminde Müslüman oldu.
2- Müminleri günahtan koruyan zırh.
3- Çünkü mescitler zakirlerin bulunduğu mekânlardır. Allah’ın evleridir.
4- “La havle ve la kuvvete illa billah” sözü şeytanı bağlar ve korkutur. Onun için şeytan Allah’ın zikrini işittiği zaman kaçar.
5- Bilhassa ayet’e-kürsî, çünkü o ( her ne için olursa olsun) okunursa tecrübelerle sabittir ki o iş olur.

وَعَنْ بَعْضِ الحُكَمَاءِأنَهُ قَالَ ثَلاثٌ مِنْ كَنْزِاللهِ تَعَالَى لايُعْطِيهَااللهُ إلامَنْ أحَبَّهُ الفَقْرُوَالمَرَضُ والصَّبْرُ.
40- Bazı hikmet sahiplerinden:
Üç şey Allah’u Teâlâ’nın hazinesindedir.(Allah onları ancak sevdiğine verir.) fakirlik, hastalık ve sabır.6

وَعَنْ إبْنِ عَبّاسٍ رَضِىَ اللهُ عَنْهُمَا حَيْنَ سُئِل َمَاخَيْرُ الأيَّامِ وَمَاخَيْرُ اشُّهُورِ وَمَاخَيْرُالأعْمَالِ فَقَالَ خَيْرُالأيَّامِ يَوْمَ الجُمْعَةِ وَخَيْرُ الشُهُور ِشَهْرُرَ مَضَانَ وَخَيْرُ الأعْمَالِ الصَّلَواتُ الخَمْسُ لِوَقْتِهَافَمَضَى عَلَى ذلِكَ ثَلاثَةُ أيِّامٍ فَبَلَغَ عَلِيًّا رَضِىَ اللهُ عَنْهُ أنَّ إبْنِ عَبّاسٍ رَضِىَ اللهُ عَنْهُمَا سُئِلَ عَن ذلِكَ فَأجَابَ بِكَذَا فَقَالَ عَلِيٌّ رَضِىَ اللهُ عَنْهُ لَوْ سُئِلَ العُلَمَاءُ وَالحُكَمَاءُ وَالفُقَهَاءُ مِنَ المَشْرِقِ إلَى المَغْرِبِ لمَّاأجَابُوابِمِثْلَ مَاأجَابَ بهِ إبْنِ عَبّاسٍ إلاإنِّى أقُولُ إنَّ خَيرُالأعْمَالِ مَايَقْبَلُ اللهُ تَعَالَى مِنْكَ وَخَيْرُالشّهُورِمَاتَتُوبُ فِيهِ إلَى اللهِ تَوْبَةًنَصُوحًا وَخَيرُالأيَّامِ مَاتَخْرُجُ فِيهِ مِنَ الدُّنيَاإلَى اللهِ تَعَالَى مُئْومِنًابِاللهِ .
41- İbn-i Abbas(r.a) tan:
Kendisine “günlerin, ayların ve amellerin en hayırlısı hangisidir?” diye sorulduğu zaman buyurdu ki;
Günlerin en hayırlısı Cuma günüdür.1 ayların en hayırlısı ramazan ayıdır.2 amellerin en hayırlısı ise vaktinde kılınan beş vakit namazdır.3
İbn-i Abbas bu soru kendisine sorulduğu gün vefat etmişti. Vefatından üç gün sonra, verdiği cevap Hz. Ali ye ulaştığı zaman buyurdu ki;
Şayet doğudan batıya kadar bütün âlimler, hikmet sahipleri ve fakihlerden bu sorulmuş olsaydı İbn-i Abbas ın verdiği cevap gibi cevap veremezlerdi. Ancak ben derim ki, amellerin en hayırlısı Allah’ın senden kabul ettiği amildir. Ayların en hayırlısı bir daha dönmemek üzere tövbe ettiğin aydır.4 Günlerin en hayırlısı ise dünyadan huzur-u ilahiye çıktığı gündür.

___________________
1- Sabır belanın eleminin şiddetini Allah’tan başkasına şikâyet etmemek, Allah’ın hükmüne razı olmak kaza ve kaderle ilgili Allah’a bile şikâyette bulunmamaktır.
2- Cuma günü günlerin efendisidir ve Allah’u Teala o günü ümmet-i Muhammed e bahşetmiştir.
3- Ramazan ayında kur’an nazil olmuştur. Kadir gecesi ve farz olan oruç bu aydadır. Bu ayda yapılan nafile ibadetlerin sevabı diğer aylarda yapılan farz ibadetlerin sevabı kadardır.
4- Çünkü beş vakit namaz bütün amellerin (ibadetlerin) kapısıdır. Bu kapı açılınca bütün ibadetlerin kapısı açılır.
5- İbn-i Abbas buyurdu ki; “ Nasuh tevbe, dil ile istiğfar, kalp ile pişmanlık, beden ile günaha dönmeme üzere Allah’ın yasaklarından sakınmaktır.” Denildi ki; Nasuh tevbe, gizli ve aşikâr amelinde masiyet (günah) eseri kalmamasıdır. Yine denilmiştir ki; Nasuh tevbe sahibini müeccel ve muaccel olarak felaha (kurtuluşa) varis kılar.

قَالَ الشَّاعِرُ أشْعَارًا
أما ترى كَيْفَ يُبْلِينَ الجَدِيدُ وَنَحْنُ نَلْعَبُ فِى سِرٍّوَعَلانٍ
لاتَرْكَنَنَّ إلَى الدُنيَا وَنِعْمَتِهَا فَإنَّ أوْطَانَهَا لَيْسَتْ بِأوطَانٍ
وَاعْمَلْ لِنَفْسِكَ مِنْ قَبل المَمَاتِ فَلا تَغْرُركَ كَثْرَةُأصْحَابٍ وَإخْوَانٍ

ŞAİR DEMİŞ Kİ:1

Görmez misi her yeni gece gündüz bizi nasıl yıpratır?
Hâlbuki biz gizli açık hep oynuyoruz.

Sakın aldanma dünyaya ve nimetlerine
Çünkü onun vatanı vatan değildir.

Ölümden önce nefsin için çalış
Kardeş ve arkadaşının çokluğu seni aldatmasın.

وَقِيلَ إذَاأرَادَاللهُ بِعَبْدٍخَيْرًافَقَّهَهُ فِى الدِّينِ وَزَهَّدَهُ فِى الدُّنْيَا وَبَصَّرَهُ بِعُيُوبِ نَفْسِهِ .
42- Denilmiştir ki:
Ne zaman Allah bir kulun hayırlı olmasını dilerse onu dinde fakih (bilgin) dünyada zahit kılar, ayıplarını kendisine gösterir.2

___________________

1- Bu şiir İmam-ı Gazali ye nispet edilir. (r.aleyh)
2- Artık başkasının ayıbıyla meşgul olmaz.

وَعَنْ رَسُولُ اللهِ صَلَّى اللهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ أنَّهُ قالَ حُبِّبَ إلَىَّ مِنَ د ُنيَاكُمْ ثَلاثُ الطِّيبُ وَالنِّسَاءُ وَجُعِلَتْ قُرَّةَ عَيْنِى فِى الصَّلَوةِ وَكَانَ مَعَهُ أصْحَابُهُ جُلُسًا فَقَالَ أَبُو بَكْرٍالصِّدِّيقُ رَضِىَ اللهُ عَنْهُ صَد َقْتَ يَارَسُولَ اللهِ وَحُبِّبَ إلَيَّ مِنَ الدُّنيَاثَلاثُ النَّظَرُ إلَى وَجْهِرَسُولِ اللهِ وَإنفَاقِ مَالِى عَلَى رَسُولِ اللهِ وَأنْ يَكُونَ ابْنَتِى تَحْتَ رَسُولِ اللهِ فَقَال عُمَرُ رَضِىَ اللهُ عَنْهُ صَد َقْتَ يَا أبَا بَكْرٍ وَحُبِّبَ إلَيَّ مِنَ الدُّنيَاثَلاثُ الأمْرُ بِالمَعرُوفِ وَالنَّهْيُ عَنِ المُنْكَرِوَثَوبِ الخَلْقُ فَقَال عُثْمَانُ رَضِىَ اللهُ عَنْهُ صَد َقْتَ يَا عُمَرُ وَحُبِّبَ إلَيَّ مِنَ الدُّنيَاثَلاثُ أشْبَاع الجِيعَانِ وَكِسْوَةُ العُرْيَانِ وَ تِلاوَةُ القُرْآنِ فَقَال عَلِيٌّ رَضِىَ اللهُ عَنْهُ صَد َقْتَ يَا عُثْمَانُ وَحُبِّبَ إلَيَّ مِنَ الدُّنيَاثَلاثُ الخِدْمَةُ للضَّيْفِ وَالصَّومُ فِى الصَّيفِ وَالضَرْبُ بِسَيْفِ فَبَيْنَاهُمْ كَذَالِكَ إذْ جَاءَ جَبْرَائيل عَلَيْهِ السَلامُ وَقَالَ أرْسَلَنِىَ اللهُ تَبَارَكَ وَتَعَلَى لِمَا سَمِعَ مَقَالَتَكُمْ وَأمَرَكَ أنْ تَسْئَلَنِى عَمَّا أُحِبُّ إنْ كُنْتُ مِن أهْلِ الدُّنيَا فَقَالَ مَا تُحِبُّ إنْ كُنْتَ مِن أهْلِ الد ُّنيَا فَقَالَ إرْشَادُ الضَّالِّينَ وَمُوَانَسَةُ الغُرَبَاءِ القَانِتِينَ وَمُعَاوَنَةُ أهْلِ العِيَالِ المُعْسِرِينَ وَقَالَ جَبْرَائِيلُ عَلَيْهِ السَلامُ تُحِبُّ رَبُّ العِزَّةِجَلَّ جّلاَلُهُ مِنْ عِبَادِهِ ثَلاثَ خِصَالٍ بَذْلُ الإسْتِطَاعَةِ وَالبُكَاءُ عِنْدَ النَدَامَةِ وَالصَّبرُ عِندَ الفَاقَةِ .

43- Resulüllah (s.a.v) buyurdu:

“Dünyadan bana üç şey sevdirildi: Güzel koku, kadın ve göz aydınlığım namaz.” Resulüllah’ın yanında oturmakta olan ashab-ı kiramdan Ebu Bekir (r.a)dedi ki; doğru söyledin ya Resulallah bana da üç şey sevdirildi:
1- Rasulüllah (s.a.v) ın yüzüne bakmak
2- Onun yolunda malını infak etmek
3- Kızımı Resulüllah (s.a.v) a eş olarak vermek
Hz. Ömer (r.a) : doğru söyledin ey Ebu Bekir dedi, bana da dünyada üç şey sevdirildi:
1- İyiliği emretmek
2- Kötülüklerden sakındırmak
3- Yırtık ve yamalı elbise giymek1
Hz. Osman (r.a) da doğru söyledin ey Ömer bana da dünyada üç şey sevdirildi:
1- Açları doyurmak
2- Çıplakları giydirmek
3- Kur’an okumak2
Hz. Ali (k.v) de doğru söyledin ya Osman bana da dünyada üç şey sevdirildi:
1- Misafire hizmet etmek
2- Yaz mevsiminde oruç tutmak
3- Düşmana kılıç vurmak
Bunun üzerine Cebrail (a.s) indi dedi ki; “Allah sizin bu konuşmalarınızı işitince beni size gönderdi. Dünya ehlinden olsaydım neyi seveceğimin benden sorulmasını emretti.” Rasulüllah (s.a.v) “peki dünya ehlinden olsaydın neyi severdin?” Cebrail (a.s) cevap verdi:
1- Dalalete düşenleri irşat etmeyi
2- Gariplerle dost olmayı
3- Dar geçimli fakir ailelere yardım etmeyi
Sonra Cebrail (a.s) şöyle devam etti; Allah kulunun üç hasletini sever:
1- Var kuvvetiyle ibadet etmesini
2- Pişmanlık anında ağlamasını
3- Fakirlik halinde sabretmesini

وَعَنْ بَعْضِ الحُكَمَاءِ مَنِ اعْتَصَمَ بِعَقْلِهِ ضَلَّ وَمَنْ اسْتَغْنَى بِمَالِهِ قَلَّ وَمَنْ عَزَّبِمَخْلُوقٍ ذَلَّ .
44- Bazı hikmet sahiplerinden:
Aklına güvenen kimse sapıtır,3 mal ile zenginlik taslayan kimsenin malı azalır, bir mahlûk ile kuvvet bulan zelil olur.
________________
1- Rivayet edilir ki, Hz. Ömer in cübbesinde ondört yama vardı.
2- Rivayet edilir ki, Hz. Osman bir gecede iki rekât namazda kur’an ı hatmederdi
3- Allah’a güveni terk eden sapar. Çünkü eğer akıl kâfi gelseydi peygamberlere lüzum kalmazdı.

وَعَنْ بَعْضِ الحُكَمَاءِ ثَمَرَةُالمَعْرِفَةِ ثَلاثُ خِصَالٍ الحَيَاءُ مِنَ اللهِ تَعَالَى وَالحُبُّ فِى اللهِ والأُنْسُ بِاللهِ .
45- Bazı hikmet sahiplerinden:
Marifet (Allah’ı ve sıfatlarını bilmek) in meyvesi üç haslettir: Allah’tan utanmak,1 Allah için sevmek,2 Allah ile ünsiyet.3

وَعَنِ النَّبِيِّ عَلَيْهَ السَّلامُ أنَّهُ قّالَ المُحَبَّةُ أسَاسُ المَعْرِفَةِ وَالعِفَّةُ عَلامَةُ اليَقِينِ وَرَأْسُ اليَقِينِ التَّقوَى وَالرِّضَى بِتَقْدَيرِ اللهِ تَعَالَى

46- Rasulüllah (s.a.v) buyurdu:
Sevgi4 marifetin temelidir.5 İffet yakînin alametidir.6 Yakînin esası da takvadır.7 rıza ise Allah’ın takdiridir.8

_____________________
1- Allah’a isyandan kalbin sakınması hayâdır.
2- Allah katında sevaba ve Allah’ın rızasına rağbet etmek.
3- Allah ile ünsiyet bütün ünsiyetlerin en üstündedir. Zira onda cemalullahı müşahede vardır.
4- Allah’ı sevmek O’na ibadetle olur.
5- Sufiler için üç mertebe vardır.
a- Şeriat; bu onların indinde Allah’a ibadettir. Çünkü şeriattan maksat Allah’ın beyan ettiği ahkâmı fukahanın bize açıkladığıdır.
b- Tarikat; bu da ilim ve amelle Allah’a vasıl olmaktır.
c- Marifet; Batınî işleri bilmektir ki, bu da onun meyvesidir.
6- Yakîn; Allah’ın her şeye kadir olduğuna ve bütün canlıların Rezzak’ı olduğuna ondan başkasının rızık vermeye kadir olmadığına itikat etmektir.
7- Yani Allah’ın emrine yapışıp yasaklarından sakınmak
8- Allah’ın kendisine takdir ettiği acı – tatlı her şeyde sürur bulmak kazaya razı olmak.

وَعَنْ سُفْيَانَ بْنِ عُيَيَنَة رَضِىَ اللهُ عَنْهُ قَالَ مَنْ أحَبَّ اللهَ أحَبَّ مَنْ أحَبَّهُ اللهُ تَعَالَى وَ مَنْ أحَبَّ مَنْ أحَبَّهُ اللهُ تَعَالَى أحَبَّ مَا أحَبَّ فِى اللهِ تَعَالَى وَمَنْ أحَبَّ مَا أحَبَّ فِى اللهِ تَعَالَى أحَبَّ أن لايَعْرِفَهُ النَّاسُ .
47- Süfyan b. Üyeyne (r.a) den:
Allah’ı seven Allah’ın sevdiğini de sever. Allah’ın sevdiğini seven onu Allah için sever. Allah için seven ise insanların kendisini bilmemesini (tanımamasını) sever (ister).1
وَعَنِ النَّبِيِّ عَلَيْهَ الصَّلَوةُوَ السَّلامُ أنَّهُ قّالَ صِدْقُ المَحَبَّةِ فِى ثَلاثِ خِصَالٍ أنْ تَخْتَارَ الكَلامَ حَبِيبِهِ عَلَى كَلامِ غَيْرِهِ وَتَخْتَارَ مُجَالَسَةَ حَبِيبِهِ عَلَى مُجَالَسَةِ غَيْرِهِ وَتَخْتَارَرِضَى حَبِيبِهِ عَلَى رِضَى غَيْرِهِ .
48- Rasulüllah ( s.a.v) buyurdu:
Muhabbetin gerçekliği üç haslettedir; dostunun sözünü başkasının sözüne tercih etmek, dostu ile oturmayı başkası ile oturmaya tercih etmek ve dostunun rızasını başkasının rızasına tercih etmek.2
وَعَنْ وَهْبِ بنِ مُنَبِّهِ اليَمَانَىِّ رَضِىَ اللهُ عَنْهُ مَكْتُوبٌ فِى التَّوْرَاةِ الحَرِيصُ فَقِيرٌوَإنْ كَانَ مَلِكَ الدُّنيَاوالمُطِيعُ مُطَاعٌ وَإنْ كَانَ مَمْلُوكاً وَالقَانِعُ غَنِيٌّ وَإنْ كاَنَ جَائِعاً .
49 – Vehb b. Münebbih el- Yemanî (r.a) den:
Tevrat’ta yazılıdır ki, haris kimse dünyanın meliki olsa da yine fakirdir. Allah’a itaat edene köle de olsa itaat edilir. Kanaatkâr olan aç da olsa zengindir.3

________________
1- Askalani nakleder ki; Allah sevgisi iki kısımdır:
a) Farz olan sevgi, insanları ibadet etmeye yasaklardan sakınmaya ve kadere razı olmaya zorlar
b) Mendup olan sevgi, nafile ibadete iter ve şüphelerden sakındırır. Hz. Ebu Bekir (r.a) buyurdu ki: Can-ı gönülden Allah’ı seven kimse dünyadan uzaklaşır. Bütün beşer ona adeta garip görünür. O ancak Allah ile teskin olur.
2- Kim neyi severse onun kölesi olur. Yahya b. Muaz diyor ki; “Allah sevgisinden bir miskali (zerresi) yetmiş yıl nafile ibadete tercih ederim.”
3- Rivayet edilir ki, düşman karargâhından kaçan bir kadın hiçbir şey yiyip içmeden iki yüz fersah yürümüş sonra da kurtulmuş. Sormuşlar: “nasıl dayana bildin?” “ne zaman acıksam üç kere ihlâs suresini okudum alcığım gitti.”

وَعَنْ بَعْضِ الحُكَمَاءِ مَنْ عَرَفَ اللهَ لَمْ يَكُنْ لَهُ مَعَ الخَلْقِ لَذَّةٌ وَمَنْ عَرَفَ الدّ ُنْيَالَمْ يَكُنْ لَهُ فِيهَا رَغْبَةٌ وَ مَنْ عَرَفَ عَدْ لَ اللهِ تَعَالَى لَمْ يَتَقَدَّمْ إلَيهِ الخُصَمَاءُ .
50- Bazı hikmet sahiplerinden:
Allah’ı tanıyanın halkla lezzeti olmaz.1 Dünyanın fani olduğunu bilenin dünyaya rağbeti kalmaz.2 Allah’ın adaletini bilenlerin düşmanları önüne geçemez.

وَ عَنْ ذِى النُّونِ المِصْرِىِّ كُلُّ خَائِفٍ هَارِبٌوَكُلُّ رَاغِبٍ طَالِبٌ وَكُلُّ آنِسٌ بِاللهِ مُسْتَوْحِشٌ عَنْ نَفْسِهِ .
51- Zün-Nun’el- Mısrî den:
Her korkan korktuğundan kaçar.3 isteyen istediğini arar.4 Allah ile ünsiyet eden herkes nefsinden kaçar.

وَقَالَ العَارِفُ بِاللهِ تَعَالَى أسِيرٌ وَقَلبُهُ بَصِيرٌ وَعَمَلُهُ للهِ كَثِيرٌ .

52- Yine Zün-Nun’el-Mısrî den:
Allah’ı tanıyan esirdir.5 kalbi görücüdür6 ve Allah için çok Salih amel işler.

___________________
1- Çünkü onun hakiki mahbubu (sevgilisi) Allah’tır.
2- İmam Hasan (r.aleyh) der ki; “Allah’ı tanıyan O’nu sever. Dünyayı tanıyan da ondan kaçar.” Aslında dünya murdardır. İmam Şafii bir şiirinde der ki:
Dünya çürümüş leşten başka bir şey değildir.
Ona sarılanlar sağa sula çekiştiren köpeklere benzerler.
Eğer sevgisinden sakınırsan dünya ehlinden emin olursun
Eğer çekiştirenlerden olursan elbette seni dişlerler.
3- Cehennemden korkan ondan uzaklaştırıcı davranışlarda bulunur.
4- Cenneti isteyen ona götürecek ameller işler.
5- Allah’ın muhabbetiyle Allah’a bağlıdır.
6- İçini murakabe ile dışını muhasebe ile süsler.

وَقَالَ العَارِفُ بِاللهِ تَعَالَى وَفِيُّ وَقَلبُهُ ذَكِيُّ وَعَمَلُهُ للهِ زَكِيٌّ .
53- Yine Zün-Nun’el-Mısrî den:
Allah’ı tanıyan vefakârdır,1 kalbi zeki /hassas2 ameli halistir.
وَعَنْ أبِى سُلَيْمَانَ الدَارَانِىِّ أنَّهُ قَالَ أصْلُ كُلِّ خَيْرٍ فِى الدُّنْيَا وَالآخِرَةِ الخَوفُ مِنَ اللهِ وَمِفتَاحُ الدُنيَا الشبْعُ وَمِفْتَاحُ الآخِرَةِالجُوعُ .
54- Ebu Süleyman ed-daranî den:
Dünyada da ahirette de bütün hayırların temeli/aslı Allah’tan korkmaktır.3 dünyanın anahtarı tokluk ahiretin anahtarı ise açlıktır.

وَقِيلَ العِبَادَةُحِرْفَةٌوَخَانُوتُهَاالخَلْوَةُوَرَأْسُ مَالِهَا التَقْوَى وَرِبْحِهَا الجَنَّةُ .

55- Denilmiş ki:
İbadet sanattır. Dükkânı halvet, sermayesi takva, kârı cennettir.

_____________________
1- Allah’ın ahdine vefakâr olur. Bütün emirlerini yerine getirir. Yasaklarından sakınır.
2- Haram ve helal onun için o kadar önemlidir ki, üzerinde çok çalışmıştır. Derhal ikisini birbirinden ayırt der.
3- Korku ve ümit içinde olmak kulun hastalıktan sıhhat bulması gibidir. Çünkü korku günahtan men eder. (sakındırır) Ümit de Salih amel işlemeye yöneltir ümit ile ibadet etmek Allah sevgisinin artmasında daha efdaldir. Korku ile yapılan ibadetinde üstündedir. Çünkü bir melik korkuyla hizmet edeni, umarak hizmet edeni, hiçbir beklenti olmadan korkmadan hizmet edeni ayırt eder.

قَالَ مَالِك بنُ د ِينَارٍ أحْسِنْ ثَلاثًا بِثَلاثٍ حَتَّى تَكُونَ مِنَ المُئْومِنِينَ الكِبْرَ بِالتَّوَاضُعَ وَالحِرْصَ بِالقَنَاعَةِ وَالحَسَدَ بِالنَّصيحَةِ .
56- Malik b. Dinar demiştir ki:
Üç şeyi üç şeyle güzelleştir ki kâmil müminlerden olasın. Kibri tevazu ile1 hırsı kanaat ile2 hasedi ise nasihat ile3 güzelleştir.

____________________
1- Kibir kendini aziz başkalarını hakir görmektir. Tevazu ise bunun aksidir. Kibir makamı yüksek görmekle olur. Hoş görü ise fazilet ve edeple olur.
2- Hırs; arzularını elde etmek için var kuvveti harcamak, kanaat ise kısmete (Allah’ın taksiratına )razı olmaktır.
3- Haset; başkasına verilen nimetin zevalini temenni etmektir. Nasihat ise salaha(iyiliğe) çağırıp fesaddan (kötülükten) sakındırmaktır. Hadisi şerifte “Bir kulun kalbinde iman ile haset toplanmaz.” Buyrulmaktadır. Buradaki iman kadere imandır. Muaviye derki; bütün insanlar kadere razıdır. Ancak haset hariç. Çünkü o nimetin zevalinden başka şeye razı olur.

ÜÇÜNCÜ KISIM
DÖRTLÜ CÜMLELER BÖLÜMÜ

Bu bölümde 37 mevize vardır. 8 i hadisi şerif, diğerleri kelamı kibardır.

بَابُ الرُّبَاعِىُ

رُوِىَ عَنِ رَسُول اللهِ صَلَّ اللّهُ عَلَيْه وَسَلَّم أنَّهُ قَالَ لأبِى ذَرِّالغِفَّارِىِّ رَضِىَ اللهُ عَنْهُ يَا أبَاذَرٍّ جَدِّدِالسَّفِينَةَ فَإنَّ البَحْرَ عَمِيقٌ وَخُذِ الزَّادَ كَامِلاً فَإنَّ السَفَرَ بَعِيدٌ وَخَفِّفِ الحَمْلِ فَإنَّ العَقَبَةَ كَؤُدٌ وَأخْلِصِ العَمَلَ فَإنَّ النَّاقِدَ بَصِيرٌ.
1- Resulüllah (s.a.v) den rivayet edilmiştir.
Ebu Zerr’il-Gıffari ye şöyle buyurmuştur: “Ey Ebu Zerr gemiyi yenile, zira deniz derindir.1 erzakını taam olarak al, zira sefer uzundur.2 yükünü hafiflet, zira geçit zor ve sarptır.3 amelini Salih kıl, zira Allah görendir.4

______________________________

1- Bütün işlerinde niyetini güzelleştir. (iyi niyetli ol) ki, Allah’ın azabından kurtulasın, sana sevap ve mükâfat hâsıl olsun. Hz. Ömer (r.a) Ebu Musa el-Eşarî ye şöyle yazdı: “ kim halis niyetli olursa onun niyeti ile insanlar arasında Allah ona kâfidir.” Salim b. Abdullah b. Ömer de Ömer b. Abdülaziz’e şöyle yazdı: “ Ey Ömer! Bilesin ki, Allah’ın kullara yardımı kulların niyeti miktarıncadır. Kimin niyeti halis olursa Allah ona yardımını tamamlar. Kimin niyeti noksan olursa Allah’ın yardımı da ona niyeti kadar olur.
2- Ahiret hayatı çok uzundur.
3- Burada ahiret işleri derin denize uzun yol ve sarp geçide benzetilmiştir.
4- Allah her şeyi görür ve kontrol eder.

وَقَالَ الشَاعِرُ إشْعَارًا

فَرْضٌ عَلَى النَاسِ أنْ يَتُوبُوا لكِنَّ تَرْكَ الذُّنًوبِ أوجَبُ
وَالصَّبْرُفِى النَائِباَتِ صَعْبٌ لكِنَّ فَوْتَ الثَّوَابِ أصْعَبُ
وَالدَهْرُفِى صَرْفِهِ عَجِيبٌ لكِنَّ غَفْلَةَ النَّاسِ أعْجَبُ
وَكُلُّ مَا قَدْ يَجِئُ قَرِيبٌ وَ لكِنَّ المَوتُ مِنْ ذالِكَ أقْرَبُ

ŞAİR DEMİŞTİR Kİ:

İnsanlara tövbe etmek farzdır,
Fakat günahları terk etmek daha farzdır.
Musibetle sabretmek zordur,
Fakat sabırsızlıkla sevabı kaçırmak daha zordur.
Zaman seyri bakımından acayiptir,1
Fakat insanların bundan gafleti daha acayiptir.
Her gelecek yakındır,
Fakat ölüm ondan daha yakındır.

_________________
1- Zaman olayların değişmesi bakımından çok acayiptir. Enes (r.a) den mervidir ki; Resulüllah (s.a.v ) bir gün Ebu Zerr’il-Gıffari nin elinden tutmuş ve “Ey Ebu Zerr! Bizim aramızda sarp geçit vardır. Onu ancak hafif olanlar(muhaffinler) çıkar (geçer). Bir adam “ Ya Resulellah! Ben muhaffinden miyim yoksa musakkalından mıyım?” dedi. Resulüllah (s.a.v) sordu: “yanında bugünkü yiyeceğin var mı?” adam: “evet” dedi. Resulüllah (s.a.v) : “ yarınki yiyeceğin?” adam evet dedi. Resulüllah (s.av) : “üç günlük yiyeceğin olsaydı musakkalından olurdun.” Buyurdular.

وَعَنْ بَعْضِ الحُكَمَاءِ أربَعَةٌ حَسَنٌ وَلكِنَّ أربَعَةٌ مِنْهَا أحْسَنُ ألحَيَاءُ مِنَ الرِّجَالِ حَسَنٌ وَلكِنَّ مِنَ الإمْرَأةِ أحْسَنُ وَالعَدْلُ مِنْ كُلِّ أحَدٍ حَسَنٌ وَلكِنَّ مِنَ الأُمَراَءِ أحْسَنُ وَالتَوْبَةُ مِنَ الشَيْخِ حَسَنٌ وَلكِنَّ مِنَ الشّاَبِّ أحْسَنُ وَالجُودُ مِنَ الأغْنِياَءِ حَسَنٌ وَلكِنَّ مِنَ الفُقَراَءِ أحْسَنُ .
2- Bazı hikmet sahiplerimden:
Dört şey güzeldir, fakat dört şey vardır ki onlardan daha güzeldir. Erkeklerin utanması güzeldir, fakat kadınların utanması daha güzeldir. Herkesin adil olması güzeldir, fakat amirlerin adil olması daha güzeldir. İhtiyarın tövbesi güzeldir, fakat gencin tövbesi daha güzeldir. Zenginin cömertliği güzeldir, fakat fakirin cömertliği daha güzeldir.

وَعَنْ بَعْضِ الحُكَمَاءِ أربَعَةٌ قَبِيحٌ وَلكِنَّ أربَعَةٌ مِنْهَا أقْبَحُ الذّ َنْبُ مِنَ الشّاَبِّ قَبِيحٌ وَمِنَ الشَّيْخِ أقْبَحُ وَالإشْتِغاَلُ بِالدُنياَ مِنَ الجاَهِلِ قَبِيحٌ ومنَ العاَلِمِ أقْبَحُ وَالتَّكَسُلُ فِى الطّاَعَةِ مِنْ جَمِيعِ النّاَسِ قَبِيحٌ ومنَ العُلَماَءِوَالطَّلَبَةِ أقْبَحُ وَالتَكَبُّرُ مِنَ الأغْنِياَءِ قَبِيحٌ ومنَ الفُقَرَاءِ أقْبَحُ .
3- Bazı hikmet sahiplerimden:
Dört şey kötüdür, fakat dört şey vardır ki, ondan daha kötüdür. Geçlikte günah kötüdür, fakat ihtiyarlıkta daha kötüdür. Cahilin dünya ile meşguliyeti kötüdür, fakat âlimin meşgul olması daha kötüdür.1 ibadette gevşeklik bütün insanlarda kötüdür, fakat âlimler ve talebelerinki daha kötüdür. Zenginin kibirlenmesi kötüdür, fakat fakirinki daha kötüdür.

_________________
1- Resulüllah sallallahu aleyhi ve selem şöyle buyurdu: “kim ilmini artırır da zühdünü artırmazsa Allah onun haktan uzaklaşmasından başka bir şeyini artırmaz.

وَقاَلَ النَّبِىُّ عَلَيْهِ السَّلامُ الكَوَاكِبُ أمَانٌ لأهْلِ السَمَاءِ فَإذَاانْتَثَرَت كاَنَ القَضَاءُ عَلَى أهْلِ السَمَاءِ وَ أهْلُ بَيتِى أمَانٌ لأُمَّتِى فَإذَا زَالَ أهْلُ بَيتِى كاَنَ القَضَاءُ عَلَى أُمَّتِى وَأنَا أمَانٌ لأصْحَابِى فَإذَا ذَهَبتُ كاَنَ القَضَاءُ عَلَى أصْحَابِى وَالجِبَالُ أمَانٌ لأهْلِ الأرْضِ فَإذَا ذَهَبَتْ كاَنَ اقَضَاءُ عَلَى أهْلِ الأرْضِ .
4- Rasulüllah sallallahu aleyhi ve selem buyurdu:
Yıldızlar gök ehli için emniyettir. Döküldüğü zaman gök ehline kaza(taktir edilmiş felaket) vuku bulur. Ehli beytim ümmetim için emniyettir. Ehlibeytim yok olduğu zaman, ashabım ümmetime kaza erişir.(1) ben ashabımın emniyetiyim. Ben öldüğüm zaman, ashabım üzerine kaza erişir(2) dağlar yer ehli için emniyettir. Yok, oldukları zaman yer ehline kaza erişir.

وَعَنْ أبيِ بَكرِالصِدّيقِ رَضِيَ اللهُ عَنْهُ أنَّهُ قَالَ أربَعَةٌ تَمَامُهَا بِأربَعَةٍ تَمَامُ الصَّلوَةِ بِسَجْدَتَىِ السَّهْوِ وَالصَّوْمِ بِصَدَقَةِالفِطْرِوَالحَجِّ بِالفِدْ يَةِ وَالإيمَانِ بِالجِهَادِ .
5- Ebu Bekir sıddık (r.a) den
Dört şey dört şeyle tamamlanır. Namaz, iki sehv (yanılma)secdesiyle3 oruç, fitre vermekle4 hac, fidye (kurban) ile5 iman; cihat ile tamamlanır.6

______________________

1- Bid’atların artması ihtilafların çoğalması Rumların (ehl-i salibin) musallat olması ve benzeri gibi...
2- Fitne; ashabım arasında harpler, irtidat (dinden çıkma), kalplerin ihtilafı v.s...
3- yanılarak farzın tehir edilmesi veya vacibin terk edilmesi gibi durumlarda sehv’i- secde bu yanılgı telafi edilir.
4- Hastalık veya ihtiyarlık nedeniyle oruç tutamayanlar üzerine bir yoksulu doyuracak kadar fidye gerekir. Bu fidye de bir yoksulu doyurmaktır.” (bakara/184) Burada yoksulu doyurmaktan maksat sadaka-ı fıtırdır. Çünkü bunun hemen akabinde oruç emri vardır.
5- Haccın menasikini ifa ederken yapılan hataların telafisi ve ihtiyat için ve de nimete şükretmek kabilinden kurban kesilir.
6- Cihat, halkı hak dine davet etmektir. “cihatsız iman meyvesiz ağaç gibidir. Mücahitlerin (âlimlerin) kaleminden akan mürekkeple şehitlerin yaralarından akan kan aynıdır.” Buyrulmuştur. (münebbihat; Ali Arslan tercümesi) mütercim.

وَعَنْ عَبْدِاللهِ بنِ مُباَرَكِ مَنْ صَلَّى كُلَّ يَوْمٍ اثْنتَى عَشَرَةَ رَكْعَةً فَقَدْ أدَّى حَقَّ الصَّلَوةِ وَمَنْ صَامَ كُلَّ شَهْرٍثَلاثَةَ أيَّامٍ فَقَدْ أدَّى حَقَّ الصِّيَامِ وَمَنْ قَرَأ كُلَّ يَوْمِ مِائَةِ آيَةٍ فَقَدْ أدَّى حَقَّ القِرَاءَةِ وَمَنْ تَصَدَّقَ فِى جُمُعَةَبِدِرْهَمٍ فَقَدْ أدَّى حَقَّ الصِّدَقَةِ
6- Abdullah bin mübarek’ den:
Kim her gün on iki rekât nafile namaz kılarsa şüphesiz nafile namazın hakkını eda etmiş olur.1 Kim her ay üç gün nafile oruç utarsa nafile orucun hakkını eda etmiş olur.2 kim günde yüz ayet okursa kur’an okumanın hakkını eda etmiş olur.3 kimde Cuma günleri bir dirhem sadaka verirse sadaka hakkını eda etmiş olur.

___________________________

1- Denilmiştir ki bu on iki rekâtın ikisi sabah namazının farzından önce, ikisi öğle namazının farzından önce, ikisi öğle namazının farzından sonra, dördü ikindi namazının farzından önce, ikisi akşam namazının farzından sonradır.
Rasulüllah (s.a.v) buyurdular ki; “ikindi namazından önce nafile namaz kılana Allah merhamet etsin.” Rasulüllah (s.a.v) ikindi namazının farzından önce dört rekât namaz kılardı. Rasulüllah (s.a.v) buyurdular; “kim ikindi namazının farzından önce dört rekât namaz kılarsa Allah onun bedenine cehennemi haram kılar.” (Taberani)
Dimyat ulemasından şeyh Halil Reşidi Müslim den naklettiği bir hadis-i şerifte Rasulüllah (s.a.v) buyurdu; “hiçbir kul yok ki Allah için farzların dışında günde on iki rekât kılsın da Allah ona cennette bir köşk yapmasın.”bu hadiste tirmizi de şu ilave vardır. “İki rekât sabah namazından önce dört rekât öyle namazından önce iki rekât öğle namazından sonra iki rekât akşam namazından sonra iki rekât yatsı namazından sonra.” Başka bir hadis-i şerifte “ kim öğle namazının farzından önce dört rekât nafile namaz kılarsa gece teheccüt kılmış gibi olur. Yatsı namazından sonra dört rekât kalan da kadir gecesini ihya etmiş gibi olur.” (Taberani)
İbni Abbas (r.a) şöyle der; “öğle namazının farzından önce kılınan dört rekât nafile namazın haricinde gece namazına denkHiçbir namaz yoktur. Gece ile gündüz kılınan namaz arasındaki fark cemaatle kılınan namazın fazileti ile münferit kılınanın fazileti arasındaki fark gibidir.” Devamla der ki; “ bu öyle bir vakittir ki o vakitte sema kapıları açılır. O vakitte salih amelimin olması beni sevindirir.”
2- eyyam’il-bîd denilen günlerde tutulan oruçtur ki bunlar her ayın on üçüncü günü ile on altıncı günü arasındaki günlerdir. Veya on üç ve takip eden günlerde üç gündür. Bunun hikmeti bu üç günün sevabı on kat fazladır. Dolayısıyla bu üç günde oruç tutmakta bütün ay oruç tutmak sevabı vardır. Böylece bütün sene oruç tutmuş sevabı alınır.
3- “Münciyat’ı-seba” isimlendirilen yedi surenin okunması daha hayırlı ve efdaldir. Bunlar; 1)Secde suresi 2) Yasin suresi 3)Fussilet suresi 4)Duhan suresi 5) Haşr suresi 6) Vakıa suresi 7) Mülk suresi. Bir de her akşam ve sabah Hadid suresinin evveli, haşir suresinin sonu ve ihlâs suresi ile muavezeteyn (felak, nas) surelerini üç kere okumak çok faziletlidir.

قَالَ عُمَرُ رَضِيَ اللهُ عَنْهُ البُحُورُ أرْبَعَةٌ الهَوَى بَحْرُ الذُّنُوبِ وَالنَّفْسُ بَحْرُالشَّهَوَاتِ وَالمَوْتُ بَحْر ُ الأغْمَارِ وَالقَبْرُ بَحْرُ النَّدِامَاتِ .
7- Hz. Ömer (r.a);
Denizler dörttür;
1-heva (nefsin arzuları), günahların denizdir.1
2-nefis şehvetin denizidir.2
3-ölüm ömrün denizidir.
4-kabir pişmanlıkların denizidir.

وَعَنْ عُثْماَنَ رَضِيَ اللهُ عَنْهُ وَجَدْتُ حَلاوَةُ العِبَادَةِ فِى أرْبَعَةِأشْيَاءَ أوَّلُهَافِى أدَاءِالفَرَائِضِ اللهِ وَالثَّانِ فِى اجْتِنَابِ مَحَارِمِ اللهِ وَالثَّالِثُ فِى الأمْرِبِالمَعَرُوفِ ابْتِغَاءَ ثَوَابِ اللهِ وَالرَابِعُ فِى النَّهْيِ عَنِ المُنكَرِ اتِّقَاءَغَضَبِ اللهِ .

8- Hz. Osman (r.a) dan:
İbadetin halâvetini (tadını)dört şeyde bulunur.
1-Allah’ın farzlarının edasından
2-Allah’ın yasaklarından sakınmaktan
3- Allah’ın sevabını kazanmak için iyiliği emretmek
4- Allah’ın gazabından korkarak kötülüğü menetmek

_____________________
1- Şehvet insanı meşru olmayan, yasak olan şeylere ve günahlara meylettirir.
2- Nefisten maksat, nefsi emmaredir ki, bütün şerlerin ve kötü ahlakın membaıdır.

وَقَالَ أيْضًا رَضِيَ اللهُ عَنْهُ أرْبَعَةٌ ظَاهِرُهُنَّ فَضِيلَةٌ وَبَاطِنِهُنَّ فَرِيضَةٌ مُخَالَطَةُ الصَّالِحِينَ فَضِيلَةٌ وَالإقْتِدَاءُبِهِمْ فَرِيضَةٌ وَتِلاوَةُ القُرْآنِ فَضِيلَةٌ وَالعَمَلُ بِهِ فَرِيضَةٌ وَزِيَارَةٌالقُبُورِفَضِيلَةٌ وَالإسْتِعْدادُلَهَا فَرِيضَةٌ وَغِيَادَتُ المَرِيضِ فَضِيلَةٌ وَاتِّخَاذُ الوَصِيَّةِ فَرِيضَةٌ .
9- Yine Hz. Osman (r.a) dan
Dört şey vardır ki zahiri fazilet, batını ise farzdır.
1- Salih kimselerle sohbet etmek fazilettir. Onlara uymak (onlar gibi salih amel işlemek) farzdır.
2- kur’an okumak fazilettir. Onunla amel etmek farzdır.
3- Kabirleri ziyaret etmek fazilettir. Ona hazırlık yapmak farzdır.1
4- Hastayı ziyaret etmek fazilettir. Ona vasiyet etmek farzdır.2
وَعَنْ عَلِيٍّ رَضِىَ اللهُ عَنْهُ أنَّهُ قَالَ مَنْ اشْتَاقَ الَى الجَنَّةِ سَارَعَ الَى الخَيْرَاتِ وَمَنْ أشْفَقَ مِنَ النَّارِانْتَهَى عَنِ الشَهَوَاتِ وَمَنْ تَيَقَّنَ بِالمَوْتِ انْهَدَمَتْ عَلَيْهِ اللّذّاتُ وَمَنْ عَرَفَ الدُّنْيَاهَانَتْ عَلَيْهِ المُصِيبَاتُ .
10- Hz. Ali(r.a) den:
Cennete müstahak olan, hayırlara doğru koşar. Ateşten (cehennemden) korkan şehvetlerden sakınır. Ölüme inananların lezzetleri yıkılır. Dünyayı tanıyana musibetler hafif görünür.
_______________________
1- Kabir ziyareti ya mücerret (soyut) olur ki, ölümü ve ahireti hatırlatır. Bu kabirde yatanı tanımadan kabri görmektir. Ya da anne, baba, eş, dost, akraba ve hayır ehli için dua ve onların hakkını eda için yapılan ziyaretlerdir.
2- Rasulüllah (s.a.v) buyurdu; “vasiyetten mahrum olan rahmetten mahrum olur. İbni Mace Enes (r.a) den rivayet ettiği bir hadis-i şerifte de Rasulüllah (s.a.v) şöyle buyurdu; “vasiyet ederek ölen, yol ve sünnet üzere, takva ve şehitlik üzere ve affedilerek ölmüştür. (İbni Mace)

وَعَنِ النَّبِىُّ عَلَيْهِ السَّلامُ أنَّهُ قَالَ الصَّلَوةُعِمَادُالدِينِ والصُّمْتُ أفْضَلُ وَالصَّدَقَةُ تَطْفِئُ غَضَبَ الرَّبِ وَالصَّمْتُ أفْضَلُ وَالصَوْمُ جُنَّةٌ مِنَ النَّارِ وَالصَّمْتُ أفْضَلُ وَالجِهَادُ سِنَامُ الد ِينِ وَالصَّمْتُ أفْضَلُ .
11- Rasulüllah (s.a.v) den:
Namaz dinin direğidir.1 Sükût etmek ise pek faziletlidir.2 Sadaka Allah’ın gazabını söndürür. Sükût etmek ise pek faziletlidir. Oruç ateşe karşı kalkandır. Sükût etmek ise pek faziletlidir. Cihat dinin zirvesidir.3 Sükût etmek ise pek faziletlidir.

وَقِيلَ أوْحَى اللهُ تَعَالَى إلَى نَبِيٍّ مِنَ الأنْبِيَاءِ مِنْ بَنِى إسْرَائِيلَ وَقَالَ صَمْتُكَ عَنِ البَاطِلِ لِى صَوْمٌ وَحِفْظُكَ جَوَارِحَ عَنِ المَحَارِمِ لِى صَلَوةٌ وَإيَاسُكَ عَنِ الخَلْقِ لِى صَدَقَةٌ وَكَفُّكَ الأذَى عَنِ المُسْلِمِينَ لِى جِهَادٌ .

12- Denilmiştir ki:
Allah israiloğullarının peygamberlerinden birine vahyetmiştir; batıldan susman benim için oruç, azalarını haramdan koruman (sakındırman) namaz, halktan ümitsiz olman sadaka, Müslümanlardan eziyeti kaldırman cihattır.
_______________________
1- Nasıl binanın ayakta durmasını sağlayacak direğe ihtiyaç varsa dinin ayakta durması için de namaza ihtiyaç mutlaktır. Zira namaz ubudiyetin hakikati ve rububiyetin hakkını edadır. Ayrıca bütün ibadet ve duaların da özüdür.
2- Rasulüllah (s.a.v) buyurdu; “sükût en yüce ibadettir.” (deylemi) yani din ve dünyaya faydası olmayan şeylerde susmak. Çünkü hataların çoğu dilden kaynaklanır. Kimsenin olmadığı yerdeki suskunluk ibadet sayılmaz. Başka bir hadis-i şerifte Rasulüllah (s.a.v) buyurdular ki; “ sükût âlimin süsü cahilin sütresi (siperi, perdesi) dir.” Çünkü susmak vakardandır. Yani münasip ciddiyet ilmin hakkı ve gereğidir. Ayrıca kişinin konuşmaması cehaletini örter. Yine Rasulüllah (s.a.v) buyurdu; “sükût ahlakın efendisidir.” (deylemi) yani sahibini selamete ve sevaba götürmeyen konularda susmak güzel ahlakın efendisidir. Fakat sahibini sevaba götürecek konularda ki konuşmalar susmaktan daha efdaldir. Başla bir hadis-i şerifte de Rasulüllah (s.a.v) buyurdu ki; “ sükût hikmettir. Yapan ise çok azdır.”
3- Rasulüllah (s.a.v) buyurdu; “Cihadın en faziletlisi nefsinle ve arzularınla cihat etmendir.” (deylemi)

وَعَنْ عَبْدِاللهِ بنِ مَسْعَودٍ رَضِىَ اللهُ عَنْهُ قَالَ أرْبَعَةٌ مِنْ ظُلْمَةٍ القَلْبِ بَطنٌ شَبْعَانُ مِنْ غَيْرِ مُبَالاتٍ وَصُحْبَةُ الظَالِمِينَ وَنِسْيَانُ الذُّنُوبِ المَاضِيَةِوَطُول الأمَلِ وَ أرْبَعَةٌ مِنْ نُورِ القَلبُ بَطْنٌ جَائِعٌ مِنْ حَذر ٍوَصُحْبَةُ الصَّالِحِينَ وَ حِفْظُ الذُّنُوبِ المَاضِيَةِ وَقَصْرُالأمَلِ .

13- Abdullah ibni mesud (r.a) dan:
Buyurdu ki; dört şey kalbin zulmetindendir. Fazla yemek, zalimlerle sohbet etmek, geçmiş günahlarını unutmak ve tul’ul-emel.1 Dört şey de kalbin nurundandır. Allah korkusundan ötürü karın açlığı, Salihlerle sohbet, geçmiş günahları hatırlamak ve nefsin isteğini kısıtlamak.2

________________________
1- Tul’ul-emel, olması uzak ve imkânsız olan şeyleri istemek ve onların peşinden koşmaktır. Hz. Ali (r.a) den; Rasulüllah (s.a.v) buyurdu: “sizin için iki şeyden çok korkarım. Hevaya (nefsin arzularına) tabi olmaktan ve tul’ul-emele düşmenizden. Zira hevaya tabi olmak haktan uzaklaştırır, tul’ul-emel ise dünyayı sevdirir.” (ibni Ebu dünya)
2- Ebu Tayyib demiştir ki; “Kim sekiz sınıfla oturursa Allah onun sekiz şeyini artırır.
a- kim zenginlerle oturursa Allah onun dünya sevgisini ve dünyaya rağbetini artırır.
b- Kim fakirlerle oturursa onda şükür hâsıl olur ve Allah’ın taksimine razı olur.
c- Kim sultanlarla oturursa Allah onun kasvet (katılık) ve kibrini artırır.
d- Kim kadınlarla oturursa Allah onun şehvet ve cehaletini artırır.
e- Kim çocuklarla oturursa oyun ve eğlencesi artar.
f- Kim fasıklarla oturursa günaha karşı cesareti artar ve tövbeyi erteler.
g- Kim Salihlerle oturursa itaate rağbeti artar.
h- Kim âlimlerle oturursa ilmi ve ameli artar.

وَعَنْ خَاتِمِ الأصَمِّ رَحْمَةُاللهِ عَمَيهِ أنَّهُ قَالَ مَنِ ادَّعَى أرْبَعَةًبِلا أرْبَعَةٍ فَدَعْوَاهُ كَذِبٌ وَمَنِ ادَّعَى حُبَّ اللهِ وَلَمْ يَنْتَهِ عَنْ مَحَارِمِ اللهِ تَعَالَى فَدَعْوَاهُ كَذِبٌ وَمَنِ ادَّعَى حُبَّ النَّبِىِّ عَلَيْهِ السَّلامُ وَكَرِهَ الفُقَرَاءِ وَالمَسَاكِينَ فَدَعْوَاهُ كَذِبٌ وَمَنِ ادَّعَى حُبَّ الجَنَّةَوَلَمْ يَتَصَدَّقْ فَدَعْوَاهُ كَذِبٌ وَمَنِ ادَّعَى خَوْفَ النَّارِوَلَمْ يَنْتَهِ عَنِ الذُّنُوبِ فَدَعْوَاهُ كَذِبٌ .

14- Hatım-ı Esam (r.aleyh) den:
Kim dört şeyi dört şeysiz iddia ederse davası yalandır.
Allah sevgisini iddia edipte haramlardan sakınmayanın iddiası yalandır. Rasulüllah’ın (s.a.v) sevgisini iddia edipte fakir ve yoksulları sevmeyenin iddiası yalandır. Cennet sevgisini iddia edipte sadaka vermeyenin iddiası yalandır. Ateşten korktuğunu iddia edipte günahtan sakınmayanın iddiası yalandır.1

_________________________

1- Resulüllah(s.a.v) buyurdu: “Ateş şehvetlerle örtülüdür, cennet ise zorluklarla örtülüdür.” (Buhari ve Müslim) şehvetleri terk ederek ve güçlükleri yenerek cennete ulaşılır. Cehenneme de şehvetlere uyarak girilir. Kim hangi örtüyü açarsa oraya girer.

وَعَنِ النَّبِىُّ عَلَيْهِ السَّلامُ أنَّهُ قَالَ عَلامَةُالشقَاوَةِ أرْبَعَةٌ نِسْيَانُ الذَنُوبِ المَاضِيَةِ وَهِىَ عِنْدَاللهِ تَعَالَى مَهْفُوظَةٌ وَذِكْرُ الحَسَنَاتِ المَاضِيَةِوَلايَدْرِى أقُبِلَتْ أمْ رُدّ َتْ وَنَظَرُهُ إلَى مَنْ فَوْقَهُ فٍى الدّ ُنْيَا وَنَظَرُهُ إلَى مَنْ دُونَهُ فِى الدّ ِينِ يَقُولُ اللهُ تَعَالَى أرَدْتُهُ وَلَمْ يُرِدْنِى فَتَرَكْتُهُ وَعَلامَةُالسَّعَادَةِ أرْبَعَةٌ ذِكْرُالذُّنُوبِ المَاضِيَةوَنِسْيَانُ الحَسَنَاتِ المَاضِيَةِ وَنَظَرُهُ إلَى مَنْ فَوْقَهُ فٍى الدِّ ينِ وَنَظَرُهُ إلَى مَنْ دُونَهُ فِى الدُّنيَا .

15- Rasulüllah (s.a.v) den:
Buyurdular ki:
Bedbahtlığın alameti dört şeydir.
Geçmiş günahları unutmak. Hâlbuki onlar hakkın kitabında mahfuzdurlar. Geçmiş iyilikleri hatırlamak hâlbuki kabul edilip edilmediği bilinmez. Dünya işlerinde kendinden üstün olana bakmak. Dinde ise kendinden aşağı olana bakmaktır. Allah (c.c)buyuruyor ki; “ben kulumu istedim o beni terk etti. Bende onu terk ettim”
Saadetin alameti dörttür. Geçmiş günahları hatırlamak. Geçmiş iyilikleri unutmak. Dinde kendinden üstün olana bakmak. Dünya işlerinde kendinden aşağı olana bakmaktır.

وَعَنْ بَعْضِ الحُكَمَاءِ أنَ شَعَائِرِالإيمَانِ أرْبَعَةٌ التَّقوَى وَالحَيَاءُ وَالشُكرُ وَالصَّبْرُ.

16-bazı hikmet sahiplerinden;
İmanın alameti dörttür. Takva,1 hayâ,2 şükür3 ve sabır4
__________________
1- Takva; ibadette ihlâslı olmak, günahları terk etmektir. Denildi ki; “İslam adabını muhafaza etmektir.” Yine denilmiştir ki; “Söz ve fiilde hal ve harekette Rasulüllah (s.a.v) a uymaktır.
2- Hayâ iki kısımdır: Biri nefsanî hayâdır. Allah onu bütün insanlarda yaratmıştır. İnsanların arasında cima yapmak gibi… Diğeri ise imandan gelen hayâdır. Müminin Allah korkusundan dolayı günahlardan sakınması gibi…
3- Şükür iyilik yapana iyiliğinden dolayı teşekkür etmektir. Kul Allah’ın nimetlerini hatırlayarak Allah’a teşekkür eder.
4- Sabır; herhangi bir felaketin eleminden dolayı Allah’tan başkasına şikâyette bulunmamaktır. Rasulüllah (s.a.v) buyurdu: “imanın zirvesi dörttür; hüküm için sabretmek, kadere razı olmak, tevekkül için ihlâslı olmak ve Allah’a teslim olmak” (Ebu Nuaym)

وَعَنِ النَّبِىُّ صلّى اللهُ عَلَيهِ وسَلَّمَ أنَّهُ قَالَ الأُمَهَات أَرْبَعٌ أُمُّ الأدْوِيَةِ وَأُمُّ الآداَبِ وَأُمُّ العِبَادَاتِ وَأُمُّالأمَانِىَّ فَأُمُّ الأدْوِيَةِ قِلَّةُالأكْلِ وَأُمُّ الآدَابِ قِلَّةُالكَلامِ وَاُمُّ العِبَادَاتِ قِلَّةُالذُّنُوبِ وَأُمُّ الأمَانِىِّ الصًّبْرُ.

17-Resulüllah (s.a.v)den:
Buyurdu ki;
Dört ana (esas temel)vardır. İlaçların anası, edeplerin anası ibadetlerin anası, emniyetin anası..
İlaçların anası az yemek, edeplerin anası az konuşmak, ibadetlerin anası az günah işlemek emniyetin anası de sabretmektir.

قَالَ عَلَيْهِ السَّلامُ أرْبَعَةَ جَوَاهِرَفِى جِسْمِ بَنِى آدَمَ يُزِيلُهَا أرْبَعَةُأشْيَاءَ أمَّاالجَوَاهِر فَالعَقلُ وَالدِّينُ وَالْحَيَاءُ وَالعَمَلُ الصَّالِحُ فَالغَضَبُ يُزِيِلُ العَقْلَ وَالحَسَدُ يُزِيِلُ الدِينَ وَالطَّمَعُ يُزِيِلُ الحَيَاءَ وَالْغَيْبَةُ يُزِيِلُ العَمَلَ الصَلِحِ .

18- Rasulüllah (s.a.v) buyurdu:
Âdemoğlunun bedeninde dört cevher vardır ki, dört şeyle gidebilir. Bu cevherler, akıl, din, hayâ ve salih ameldir. Öfke aklı giderir,1 haset dini giderir,2 tamah hayâyı giderir ve gıybet de salih ameli giderir.

_____________________________
1- Akıl kalbin nurudur. Hak ve batıl onunla bilinir. Rasulüllah (s.a.v) buyurdu: “Ey Muaviye öfkeden sakın sirkenin bala zarar verdiği gibi öfke de imana zarar verir.” (Beyhaki)
2- Resulüllah (s.a.v) buyurdu: “ Hasetten sakının zira ateşin odunu yediği gibi hasette iyilikleri yer.” (Ebu Davut)

وَعَنِ النَّبِىُّ صلّى اللهُ عَلَيهِ وسَلَّمَ أنَّهُ قَالَ أرْبَعَةَفِى الجَنَّةِ خَيْرٌمِنَ الجَنَّةِ الحُلُود ُفِى الجَنَّةِ خَيْرٌ مِنَ الجَنَّةِ وَخِدْمَةُ المَلاءِكَةِ فِى الجَنَّةِ خَيْرٌ مِنَ الجَنَّةِ وَجِوَارُ الأنْبِيَاءِ فِى الجَنَّةِ خَيْرٌ مِنَ الجَنَّةِوَرِضَى اللهِ تَعَالَى ُفِى الجَنَّةِ خَيْرٌ مِنَ الجَنَّةِ وَأرْبَعَة ُفِى النَّارِ شَرٌّ مِنَ النَارِ الخُلُودُ ُفِى النَّارِ شَرٌّ مِنَ النَارِ وَتَوْبِيخُ المَلاءِكَةِالكُفَّارَ ُفِى النَّارِ شَرٌّ مِنَ النَارِوَجِوَارُالشَّيطَانِ ُفِى النَّارِ شَرٌّ مِنَ النَارِوَغَضَبُ اللهِ تَعَالَى ُفِى النَّارِ شَرٌّ مِنَ النَارِ.

19- Rasulüllah (s.a.v)den buyurdu:
Cennette dört şey vardır ki cennetten daha hayırlıdır.
Cennette daimi kalmak cennetten daha hayırlıdır. Cennette meleklerin hizmeti cennetten daha hayırlıdır. Cennette peygambere komşu olmak cennetten daha hayırlıdır. Cennette Allah’ın cennet ehlinden razı olması cennetten daha hayırlıdır.
Cehennemde dört şey vardır ki cehennemden daha fenadır.
Cehennemde daimi kalmak cehennemden daha fenadır. Cehennemde meleklerin kâfirleri azarlaması cehennemden daha fenadır. Cehennemde şeytana komşu olmak cehennemden daha fenadır. Cehennemde Allah’ın gazabı cehennemden daha fenadır.

وَعَنْ بَعْضِ الحُكَمَاءِ حِينَ سُئِلَ كَيْفَ أنْتَ فَقَالَ أنَامَعَ المَوْلَى عَلَى المُوَافَقَةِ وَمَعَ النَّفسِ عَلَى المُخَالَفَةِ وَمَعَ الخَلْقِ عَلَى النَّصِيِحَةِوَمَعَ الدُنْيَا عَلَى الضَّرُورَةِ.

20- Bazı hikmet sahiplerinden:
“Nasılsın” sorusuna karşı dediler ki; emrini yerine getirmekte mevlamla muvafakatte, nefsimle muhalefetteyim. Halkla nasihat, dünya ile ise zaruret üzereyim.

وَاخْتَارَ بَعْضِ الحُكَمَاءِ أرْبَعَ كَلِمَاتٍ مِنْ أَرْبَعَةِ كُتُبٍ مِنَ التَّوْرَاةِمَنْ رَضِيَ بِمَا أعْطَاهُ اللهُ تَعَلَى اسْتَرَاحَ فِى الدُ نيَا وَالآخِرَةِ وَمِنَ الإنْجِيلِ مَنْ هَدَمَ الشَّهَوَاتِ عَزَّ فَى الدّ نْيَا وَالآخِرَةِ وَمِنَ الزَّبُورِ تَفَرَّدَ عَنِ النَاسِ نَجَا فَى الدّ نْيَا وَالآخِرَةِ وَمِنَ الفُرْقَانِ مَنْ حَفِظَ اللِسَانَ سَلِمَ فَى الدّ نْيَا وَالآخِرَةِ .

21- Bazı hikmet sahipleri dört kitaptan dört kelime seçmişler;
Tevrat’tan: kim Allah’ın verdiğine kanaat ederse dünya ve ahirette rahat eder.
İncil’den: şehvetini terk eden dünya ve ahirette aziz olur.
Zebur’dan: halktan malıyla ve canıyla uzaklaşan dünya ve ahirette kurtulmuş olur.
Kur’an’dan: dilini muhafaza eden dünyada ve ahirette kaygılardan selamet bulur.1

وَعَنْ عُمَرَ رَضِيَ اللهُ عَنْهُ وَاللهِ مَاابْتُلِيْتُ بِبَلِيَّةٍ إلا وَكَانَ للهِ تَعَالَى عَلَىَّ فِيهَا أرْبَعُ نِعَمٍ أوَّلُهَا إذَا لَمْ تَكُنْ فِى ذَنْبِى وَالثَانِى إذَا لَمْ تَكُنْ أعْظَمُ مِنْهَاوالثَّالِثُ إذَا لَمْ تَكُنْ مُحْرَمُ الرِضَاءِبِهَا وَالرَابِعُ أنِّى أرْجُو الثَّوَابَ عَلَيْهَا

22- Hz. Ömer (r.a) den:
Allah’a yemin olsun ki ne zaman bir belaya uğradımsa (bir güçlükle karşılaştımsa) Allah’ın dört nimeti bana yetişti:
O belanın günahımdan olmaması, ondan daha büyüğü olmaması, Allah’ın rızasından mahrum olmamam, beladan ötürü sevap umarım.

________________________
1- Rasulüllah (s.a.v) buyurdu: “amellerin Allah’a en sevimli olanı diline hakim olmaktır.” (Beyhaki) başka bir hadis’i şerifte Rasulüllah (s.a.v) buyurdu: “afiyet on cüzdür. Dokuzu sukut (susmak) onuncusu da insanlardan uzaklaşmaktır.”(deylemi)

وَعَنْ عَبْدُاللهِ بْنِ المُبَارَكِ أنَّهُ قَالَ إنَّ رَجُلاً حَكِيمًا جَمَعَ الأحَاد ِيثَ فَاخْتَارَ مِنْهَا أرْبَعِينَ ألْفًا ثُمَّ اخْتَارَمِنْهَا أرْبَعَةَ آلافٍ ثُمَّ اخْتَارَمِنْهَا أرْبَعَ مِائَةٍ ثُمَّ اخْتَارَمِنْهَا أرْبَعِينَ ثُمَّ اخْتَارَمِنْهَا أرْبَعَ كَلِمَاتٍ إحْدَاهُنَّ لاتَثِقَنَّ بِامْرَأةٍ عَلَي كُلِّ حَالٍ وَالثَّانِيَةُ لاتَغْتَرَّبِالمَالِ عَلَى كُلِّ حَالٍ وَالثَّالِثَةُلاتُحَمِّلْ مِعْدَتَكَ مَالاتُطِيقُهُ وَالرَّابِعَةُلاتُجْمَعْ مِنَ العِلْمِ مَالايَنْفَعُكَ .
23- Abdullah b. Mübarek (r.a)den:
Hikmet bilen bir kişi birçok güzel söz toplamış. Bunlardan kırk bin tanesini seçip beğenmiş. Sonra bundan dört binini seçmiş. Bunun içinden de dört yüzünü, bu dört yüzden de kırkını seçmiş. Bunun içinden de dört tanesini seçip beğenmiş. Bunlar: her hususta kadına güvenme, hiçbir zaman servete aldanma, tahammül edeceğin şeyi midene yükle,1 sana fayda vermeyen ilmi toplama.2

وَعَنْ مُحَمَّدَ بْنِ أحْمَدَ رَحِمَهُ اللهُ فِى قَوْلِ اللهِ عَزَّوَجَلَّ وَسَيِّدًاوَحَصُورًا وَنَبِيًّا مِنَ الصَّالِحِينَ قَالَ ذَكَرَاللهُ يَحْيَى سَيِّدًاوَهُوَعَبْدُهُ لأنَّهُ كَانَ غَالِبًا عَلَى أرْبَعَةِ أشْيَاءَ عَلَى الهَوَى وَعَلى إبْلِيسَ وَعَلَى اللِسَانِ وَعَلَى الْغَضَبِ .

24- Muhammet b. Ahmet(r.aleyh) den:
وَسَيِّدًاوَحًصُورًا وَنَبِيًّا مِنَ الصَّالِحِينَ ayeti celilesine şöyle bir tefsirde bulunduğu rivayet olunur: Allah Yahya peygamberi kulu olduğu halde seyit diye zikretmiştir. Çünkü Yahya (a.s) dört şeye galipti: Hevasına (nefsani arzular), şeytana, diline ve öfkesine galipti.
____________________________
1- Rasulüllah (s.a.v) buyurdular ki; “Bütün tedavilerin temeli az yemektir.” (Darikutni ve Ebu Nuaym) yani bütün sıhhatin aslı dertlerin ilacı midenin hafifliğine bağlıdır.
2- Ebu Hüreyre (r.a) ye bir adam; “ilim öğrenmek isterim fakat zayi etmekten korkarım.” der. Ebu Hüreyre: “Zayi etmeyeceğin kadar ilim sana kâfidir.” der. İmam’ı Şafii (r.aleyh) de derki; insanların “riyakârdır demesinden korkarak ameli terk etmek şeytanın hilelerinden biridir. Zira ameli tamamen vesveseden temizlemek imkânsızdır. Bunun için “düşüp kalkarak Allah’a gidiniz.”denilmiştir. kur’an öğrenmenin kıymeti büyüktür. Fıkıh öğrenmenin kadri yücedir. Hadisi şerif öğrenenin delili kuvvetlidir. Hesap (matematik) bilenin rey’i (görüşü) güzeldir. Arapça öğrenenin mizacı yumuşak ve ince olur. Nefsini korumayanın ilmi kendine fayda vermez.

وَعَنْ عَلِيٍّ رَضِىَ اللهُ عَنْهُ لايَزَالُ الدِّ ينُ وَالدُّ نْيَا قَائِمَيْنِ مَادَامَ أرْبَعَةُ أشْيَاءَ مَادَامَ الأغْنِيَاءُ لايَبْخَلُونَ بِمَا خُوِّلُوا وَمَادَامَ العُلَمَاءُ يَعْمَلُونَ بِمَا عَمِلُواوَمَادَامَ الجُهَلاءُ لايَسْتَكْبِرُونَ عمَّا لَمْ يَعْلَمُوا وَمَادَامَ الفُقَرَاءُ لايَبِيعُونَ آخِرَتِهُمْ بِدُ نْيَاهُمْ .

25- Hz. Ali (r.a) den:
Dört şey devam ettikçe din ve dünya ayakta duracaktır.
Zenginler mal ile cömertliğe devam ettikçe,1 âlimler ilmi ile amel ettikçe, cahiller bilmedikleriyle (cehaletleriyle) kibirlenmedikçe,2 fakirler dinlerini dünyalarına satmadıkça (tercih etmedikçe)3

_____________________________
1- Tasadduk etmek cömertçe davranmak ve Allah’ın kendisine ihsan ettiği maldan fakirlere vermek.
2- bilmedikleri şeyi öğrenmekte kibirlenip imtina etmek/yüz çevirmek.
3- dünyayı elde etmek için (dünyalık için) dinini terk etmek

وَعَنِ النَّبِىُّ صلّى اللهُ عَلَيهِ وسَلَّمَ أنَّهُ قَالَ إنَّ اللهَ تَعَالَى يَحْتَجُّ يَومَ القِيَامَةِ بِأرْبَعَةِ أنفُسٍ عَلَى أرْبَعَةِ أجْنَاسٍ مِنَ النَّاسِ عَلَى الأغْنِيَاءِ بِسُلَيْمَانَ بْنِ دَاوُد وَعَلَى العَبِيدِ بِيُوسُفَ وَعَلَى المَرْضَى بِأيُّوبَ وَعَلَى الفُقَرَاءِبِعِيسَى عَلَيْهِمُ السَّلامُ.

26- Rasulüllah (s.a.v) den:
Şüphesiz ki Allah kıyamet günü dört kişiyi dört sınıfa delil gösterir.
Zenginlere Hz. Davut (a.s) un oğlu Süleyman (a.s)ı,1 kölelere Hz. Yakup (a.s) un oğlu Hz. Yusuf (a.s) u,2 Hastalara Hz. Eyüp (a.s)u,3 fakirlere Meryem oğlu İsa (a.s)yı delil gösterir.4

______________________
1- Allah, zenginlere “siz neden ibadeti terk ettiniz?” diye soracak. Onlar da; “biz mal ve mülkümüzle meşgul olduğumuz için ibadet edemedik” dedikleri zaman Allah (c.c): “siz kulum Süleyman’dan daha mı zengindiniz? O ibadeti terk etmedi.”buyuracak.
2- kölelere “siz neden ibadeti terk ettiniz?” diye soracak. Onlar da; “biz efendimizin hizmeti ile meşgul idik onun için ibadet edemedik” dedikleri zaman Allah (c.c): “sizin efendiniz kulum Yusuf’un efendisinden daha mı üstün idi? Zira o Mısır azizinin ve karısının hizmeti ile meşgul idi ama ibadetini terk etmedi.”buyuracak.
3- hastalara “siz neden ibadeti terk ettiniz?” diye soracak. Onlar da; “biz hastalıktan dolayı ibadet edemedik” dedikleri zaman “siz kulum Eyüp’ten daha mı hasta idiniz? O hastalığının şiddetli elemi içinde ibadeti terk etmedi.” buyuracak.
4- fakirlere “siz neden ibadeti terk ettiniz?” diye soracak. Onlar da; “biz fakirliğin meşakkatiyle meşgul idik bu meşakkat bizin ibadetimize mani oldu” dedikleri zaman; “siz kulum İsa’dan daha mı fakirdiniz. Onun dünyada hiç mülkü yoktu ne ev, ne mal, ne eş hal böyle iken o ibadeti hiç terk etmedi.”buyuracak.

وَعَنْ سَعْدِ بْنِ بِلالٍ رَحِمَهُ اللهُ إنَّ العَبْدَ إذَا أذْنَبَ مَنَّ اللهُ تَعَالَى عَلَيْهِ بِأرْبَعِ خِصَالٍ لايَحْجُبُ عَنْهُ الرِّزقَ وَ لايَحْجُبُ عَنْهُ الصِّحَّةَ وَلايُظَاهِرُعَلَيْهِ الذُّنُوب وَلا يُعَاقِبُهُ عَاجِلاً .

27- Sa’d b. Halil (r.aleyh)den:
Kul günah işlediği zaman Allah ondan dört nimetini kesmez. Rızkını kesmez, sıhhatini bozmaz, günahını yüzüne vurmaz, hemen azap etmez (azap etmekte acele etmez).1

وَعَنْ خَاتِمِ الأصَمِّ رَحْمَةُاللهِ عَلَيهِ أنَّهُ قَالَ مَنْ صَرَفَ أرْبَعًاإلَى أرْبَعٍ وَجَدَ الحَنَةَ النَّوْمَ إلَى القَبْرِ وَالفَخْرَ إلَى المِيزَانِ وَالرَّاحَةَ إلَى الصِّرَاطِ وَالشَّهْوَةَ إلَى الجَنَّةِ .

28- Hatim’i Esam dan:
Dört şeyi dört şeye bırakan kimse cenneti bulur.
Uykuyu kabre,2 iftihar etmeyi mizana,3 istirahatı sırat’a,4 arzuyu cennete5 bırakan cenneti bulur.

_________________________
1- Hikâye edilir ki; Hz. Âdem (a.s) şöyle demiştir: ümmet’i Muhammed’e dört şey verilmiş ki, bana dahi verilmedi.
a- Tövbem ancak Mekke’de kabul olundu. Onların tövbesi ise her yerde kabul olunur.
b- Ben örtülü idim asi olunca çıplak oldum. Ümmet’i Muhammed ise çıplak olarak günah işler ve Allah’ın merhameti ile örtülürler.
c- Asi olduğumda ailemden ayrı düştüm, onlar ise ayrı düşmüyorlar.
d- Cennette asi olduğumdan oradan çıkarıldım. Onlar ise cennetin dışında isyan eder, tövbe ettikleri zaman cennete girerler.
2- Salih amel işleyerek uykunun sağladığı istirahatı kabirdeki istirahata terk etmek.
3- Makam ve mevkie hazırlanarak insanlardan üstün olmayı terk edip iyi amele yönelerek mizanda hasenatını artırmak.
4- Bedenin dünyadaki rahatını sırat’tan geçerken zorlanmayacağı tarzda etmeye yönelmek. Bu ise masiyetten (günahtan) sakınmanın zorluğuna katlanmaktır.
5- dünyevi arzuları ibadetin meşakkatine tercih etmeyip arzuları cennete bırakmaktır

وَعَنْ حَامِدِاللَفَّافِ رَحْمَةُاللهِ عَلَيهِ أنَّهُ قَالَ أرْبَعَةٍ طَلَبْنَاهَا فِى أرْبَعَةٍ فَأخْطَاْنَا طُرُقَهَا فَوَجَدْنَاَهَا فِى أرْبَعَةٍ اُخْرَى طَلَبْنَا الغِنَى فِى المَالِ فَوَجَدْنَاَهُ فِى القَنَاعَةِ طَلَبْنَاالرَّاحَةَ فِى الثَّرْوَةِفَوَجَدْنَاَهَا فِى قِلَّةِ المَالِ طَلَبْنَا اللَّذَّاتِ فِى النِّعْمَةِ فَوَجَدْنَاَهَا فِى البَدَنِ الصَّحِيحِ طَلَبْنَا الرِّزقَ فِى الأرْضِ فَوَجَدْنَاَهُ فِى السَّمَاءِ .

29- Hamit’i Leffaf (r.aleyh) den:
Dört şeyi dört şeyde aradık fakat yolunda hata etmişiz. Onları başka dört yerde bulduk.
Zenginliği malda aradık, fakat kanaatte bulduk. Rahatı servette aradık, fakat az malda bulduk. Lezzeti nimette aradık, fakat beden sıhhatinde bulduk. Rızkı yerde aradık, fakat gökte bulduk.

وَعَنْ عَلِيٍّ رَضِىَ اللهُ عَنْهُ أنَّهُ قَالَ أرْبَعَةُ أشْيَاءَ قَلِيلُهَا كَثِيرٌالوَجَعُ وَالفَقْرُ وَالنَّارُ والعَدَاوَةُ .

30- Hz. Ali (r.a)den:
Dört şey vardır ki, azı da çoktur: sancı, fakirlik, ateş ve düşmanlık.1

___________________________
1- Rasulüllah (s.a.v) buyurdular: “Allah’a imandan sonra aklın başı insanlara kendini sevdirmektir.” Hz. Süleyman (a.s) oğluna şöyle dediği rivayet edilir; “Dostunun bin olmasını fazla büyütme, çünkü bin azdır. Düşmanının da bir olmasını fazla küçümseme çünkü bir düşman da çoktur.”

وَعَنْ خَاتِمِ الأصَمِّ رَحْمَةُاللهِ عَلَيهِ أنَّهُ قَالَ أرْبَعَةُ أشْيَاءَ لايَعْرِفُ قَدْرَهَا إلاّأربَعَةٌ الشَّبَابُ لايَعْرِفُ قَدْرَهُ إلاّ الشَّيُوخُ وَالعَافِيَةُ لايَعْرِفُ قَدْرَهَاإلاّأهْلُ البَلاءِ وَالصَّحَّةُ لايَعْرِفُ قَدْرَهَاإلاّالمَرْضَى وَالحَيَاةُ لايَعْرِفُ قَدْرَهَاإلاّالمَوْتَى .

31- Hatim’i Esam dan:
Dört şeyin kıymetini ancak dört kimse bilir.
Gençliğin kıymetini ancak ihtiyarlar bilir. Afiyetin kıymetini ancak belaya duçar olanlar bilir. Sıhhatin kıymetini ancak hastalar bilir. Hayatın kıymetini ancak ölüler bilir. (zira her şey zıddıyla kaimdir.)

وَقَالَ الشَّاعِرُ أبُونُوَاسٍ إشْعَارًا

ذُنُوبِى إنْ فَكَّرْتُ فِيهَاكَثِيرَةٌ وَرَحْمَةُرَبِّى مِنْ ذُنُوبِى أوْسَعُ
وَمَاطَمَعِى فِى صَالِحٍ إنْعَمِلْتُهُ وَلكِنَّنِى فِى رَحْمَةِ اللهِ أطْمَعُ
هُوَاللهُ مَوْلايَ الَّذِى هُوَخَالِقِى وَإنِّى لَهُ عَبْدٌ أقَرُّ وَأخضَعُ
فَإنْ يَكُ غُفْرَانٌ فَذَالِكَ رَحْمَةٌ وَإنْ تَكُنِ الاُخْرَى فَمَا أنَا أصْنَعُ

Şair Ebu Nuvas demiştir ki:1
Günahlarımı düşünürsem çoktur,
Fakat Rabbimin Rahmeti daha geniştir.
İstediğim bir amel karşılığında aşırı bir isteğim yoktur,
Fakat Allah’ın Rahmetini ister ve arzularım.
O Allah ki, benim mevlamdır, beni yarattı
Eğer mağfiret ederse rahmetindendir,
Eğer etmezse beni kurtaracak iyi amel yoktur.2

__________________________
1- Asıl adı Hasan b. Hanî’dir.
2- Rasulüllah (s.a.v) buyurdu: “Kim kötü amellerinin affını ve kendisi için divan kurumamasını isterse şu duayı okusun: …

قَالَ النَّبِىُّ صلّى اللهُ عَلَيهِ وسَلَّمَ إذَا كَان يَوْمَ الْقِيَامَةِيُوضَعُ المِزَانُ فَيُئْوتَى بِأهْلِ الصَلَوةِ فَيُوَ فَّوْنَ اُجُوُرَهُمْ بِالْمِيزَانِ ثُمَّ يُئْوتَى بِأهْل ِالصَّومِ فَيُوَ فَّوْنَ اُجُوُرَهُمْ بِالْمِيزَانِ ثُمَّ يُئْوتَى بِأهْل الحَجِّ فَيُوَ فَّوْنَ اُجُوُرَهُمْ بِالْمِيزَانِ ثُمَّ يُئْوتَى بِأهْل البَلاءِ لايَنصِبُ لَهُمْ مِيزَانٌ وَلايَنْشِرُلَهُمْ دِوَانٌ فَيُوَفَّونَ اُجُوُرَهُمْ بِغَيْرِ حِصَابٍ حَتَى يَتَمَنَّى أهْلُ العَافِيَةِ أنْ لَوْكَانُوا بِمَنْزِلَتِهِمْ مِنْ كَثْرَةِ ثَوَابِ اللهِ تَعَالَى

32- Rasulüllah (s.a.v) den:

Kıyamet günü mizan kurulur. Namaz kılanlar getirilir, mizanda amelleri tartılır ve sevapları verilir. Sonra oruç tutanlar getirilir, mizanla sevapları verilir. Sonra hac ehli getirilir, mizanla sevapları verilir. Sonra belaya duçar olanlar (musibet zedeler) getirilir, fakat onlar için ne mizan ne de divan kurulur, sevapları hesap edilmeksizin verilir. Öyle ki afiyet ehli Allah’ın onlara bol sevap verdiğini görüp gıpta ederler. “keşke bizde onların yanında olsaydık” derler.

وَعَنْ بَعْضِ الحُكَمَاءِ يَسْتَقْبِلُ إبْنِ آدَمُ أرْبَعُ نُهَبَاتٍ تَنْتَهِبُ مَلَكُ المَوْتِ رُوحَهُ وَتَنْتَهِبُ الوَرَثَهُ مَالَهُ وَتَنْتَهِبُ الدُّودُ جِسْمَهُ وَتَنْتَهِبُ الخُصَمَاءُ يَوْمَ القِيَامَةِ عَرْضَهُ أي عَمَلَهُ .

33- Bazı Hikmet sahiplerinden:
Âdemoğlunu dört yağmacı karşılar: ölüm meleği (Azrail) ruhunu, mirasçı malını, kurtlar cismini (cesedini), haklı davacılar da kıyamet günü salih amelini yağma ederler.

وَعَنْ بَعْضِ الحُكَمَاء ِمَنِ اشْتَغَلَ بِالشَهَوَاتِ فَلا بُدَّ لَهُ مِنَ النِّسَاءِ وَمَنِ اشْتَغَلَ بِجَمْعِ المَالِ فَلا بُدَّ لَهُ مِنَ الحَرَامِ وَمَنِ اشْتَغَلَ بِمَنَافَعِ المُسْلِمِينَ فَلا بُدَّ لَهُ مِنَ المُدَارَاةِ وَمَنِ اشْتَغَلَ بِالعِبَادَةِ فَلا بُدَّ لَهُ مِنَ العِلْمِ .

34- Bazı Hikmet sahiplerinden:
Şehvetle meşgul olan kadına ulaşır (zinaya düşer), mal toplamakla uğraşan haramdan kurtulamaz, Müslümanların menfaatleriyle meşgul olana idarecilik yaraşır, ibadetle meşgul olana da ilim gerekir,

وَعَنْ عَلِيٍّ رَضِىَ اللهُ عَنْهُ أنَّ أصْعَبَ الأعْمَالِ أرْبَعُ خِصَالٍ العَفْوُعِنْدَ الغَضَبِ وَالجُودِ فِى العُسْرَةِ وَالعِفَّةُ فِى الخَلْوَةِوَقَوْلُ الحَقِّ لِمَنْ بُخَافُهُ أوْ يَرجُوهُ.

35- Hz. Ali (r.a)den:
Amellerin en zor olanı dört tanedir: kızgınlık anında affetmek,1 darlık anında cömertlik etmek, kimsenin olmadığı tenha yerlerde nefsini kötülüklerden korumak, (iffetini korumak) korktuğu veya menfaat umduğu kimse için de olsa hakkı (doğruyu) söylemek.

_____________________________
1- Rasulüllah (s.a.v) buyurdular ki: “öfkesini yenenden Allah azabı kaldırır.” Bir başka hadis’i şerifte de; “öfkesini yenen, hoş görülü olan, emri bil maruf yapan, sılai rahimi terk etmeyen, emanete hıyanet etmeyen kimseyi Allah kıyamet günü büyük nura gark eder.”buyurmaktadır. (deylemi)

وَفِى الزَبُورِ أوْحَى اللهُ تَعَالَى إلَى دَاوُدَ عَلَيْهِ السَّلامُ أنَّ العَاقِلَ الحَكِيمِ لايَخْلُو مِنْ أرْبَعِ سَاعَاتٍ سَاعَةٌ فِيهَا يُنَاجِى رَبَّهُ وَسَاعَةٌ فِيهَا يُحَاسِبُ نَفْسَهُ وَسَاعَةٌ يَمْشِى فِيهَا إلَى إخْوَانِهِ الذَّيِنَ يَخْبِرُونَهُ بِعُيُوبِهِ وَسَاعَةٌ فِيهَا يُخَلِّى بَيْنَ نَفْسِهِ وَبَيْنَ لَذَّاتِهاَ الحَلالِ .

36- Zebur’da Hz. Davut (a.s) vahy edildi ki:
Akıllı ve hikmet sahibi bir kimse şu dört saatte boş kalmaz; bir saat rabbine münacat eder,1 bir saat nefsi ile hesaplaşır,2 bir saat ayıplarını kendine haber veren din kardeşine yürüyerek gider, bir saat nefsi ile helal olan lezzetlerin arasını boş bırakır (ona dönmez)

وَعَنْ بَعْضِ الحُكَمَاء جَمِيعُ العِبَادَاتِ مِنَ العُبُودِيَّةِ أرِبَعَةٌ الوَفَاءُ بِالعُهُودِ وَالمُحَافَظَةُ بِالحُدُودِ وَالصَّبْرُ عَلَى المَفقُودِ وَالرِّضَى بِالمَوجُودِ .

37- Bazı Hikmet sahiplerinden:
Kulluk yönünden bütün ibadetler dörttür; ahitlere vefa,3 hududu muhafaza,4 elden çıkana sabır, mevcut olana rızadır.

_____________________
1- Allah’ı zikirle, kur’an okumakla, halini Allah’a arz edip yakarmak (günahların affı için dua ederek yakarışlar münacattır.)
2- Gece ve gündüz yaptığı amelleri, hal ve hareketleri bir kâğıda iyi kütü her şeyi yazıp, gecenin sonunda ve gündüzün sonunda onları muhasebe edip Allah’a istiğfar ve şükretmektir.
3- Allah’ın farzlarını eda etmek gibi
4- Haramlardan sakınmak gib

DÖRDÜNCÜ KISIM
BEŞLİ CÜMLELER BÖLÜMÜ

Bu bölümde 27 mevize vardır. 6 sı hadis-i şerif, diğerleri kelam-ı kibardır.
بَابُ الخُمَاسِى

رُوِيَ عَنِ النَّبِىِّ صلّى اللهُ عَلَيهِ وسَلَّمَ مَنْ أهَانَ خَمْسَةً خَسِرَ خَمْسَةً مَنِ اسْتَخَفَّ بِالعُلَمَاءِ خَسِرَالدِّينَ وَمَنِ اسْتَخَفَّ بِالاُمَرَاءِ خَسِرَالد ُنْيَاوَمَنْ اسْتَخَفَّ بِالجِيرَانِ خَسِرَالمُنَافِعُ وَمَنِ اسْتَخَفَّ الأقْرَبَاءِ خَسِرَالمَوَدَّةَ وَمَنِ اسْتَخَفَّ بِأهْلِهِ خَسِرَطَيِّبَ الْمَعِيشَةَ

1- Rasulüllah (s.a.v) den:
Beş şeyi hor gören (küçümseyen) beş şeyden zarar eder; âlimleri küçümseyen dinde zarar eder,1 ümerayı (devlet büyüklerini) küçümseyen dünyada zarar eder,2 komşularını küçümseyen menfaatçe zarar eder,3 akrabalarını küçümseyen sevgide zarar eder, ailesini küçümseyen geçimde ve yaşamın lezzetinden zarar eder.

_______________________

1- Onlara karşı tazimi terk etmemeli. Zira onlar şeriatın madenleridirler.
2- Dünya işlerini onlar düzenleyip tertip ederler. Bu işlerin ipleri onların elindedir.
3- Rasulüllah (s.a.v) buyurdu: “nefsim elinde olan Allah’a yemin ederim ki; bir kimse kendisi için istediğini komşusu için de istemedikçe kâmil mümin olamaz.” (Müslim)

قَالَ النَّبِيُّ عَلَيْهِ السَّلامُ سَيَاْتِى زَمَانٌ عَلَى اُمَّتِى يُحِبُّونَ خَمْسًا وَيَنْسَوْنَ خَمْسًا يُحِبُّونَ الدّ ُنْيَا وَيَنْسَوْنَ العُقْبَى وَ يُحِبُّونَ الدُّورَ وَيَنْسَوْنَ القُبُورَ وَ يُحِبُّونَ المَالَ وَيَنْسَوْنَ الحِسَابَ وَ يُحِبُّونَ العِيَالَ وَيَنْسَوْنَ الحُورَ وَ يُحِبُّونَ النَّفْسَ وَيَنْسَوْنَ اللهَ هُمْ مِنِّى بُرَاءٌ وَأنَا مِنْهُمْ بَرِئٌ .

2- Rasulüllah (s.a.v) den:
Bir zaman gelecek ki ümmetim beş şeyi sevip beş şeyi unutacaklar. Dünyayı sevip ahireti unutacaklar, evleri sevip kabirleri unutacaklar,1 malı sevip hesabı unutacaklar, eşlerini sevip hurileri unutacaklar, nefislerini sevip Allah’ı unutacaklar.2 Onlar benden uzak bende onlardan uzağım.

______________________________
1- Evleri süslemekle meşgul olurlar ama kabirlerini nurlandıracak amelleri terk ederler.
2- Mal toplamakla meşgul olurlar ama hesabını düşünmezler. Hâlbuki helal malın hesabı haram malın ise azabı vardır.

قَالَ النَّبِيُّ عَلَيْهِ السَّلامُ لايُعْطِى اللهُ لأحَدٍ خَمْسًاإلاّوَقَدْأعَدَّلَهُ خَمْسًااُخْرَى لايُعْطِيهِ الشُكْرَ إلاّ وَقَدْأعَدَّلَهُ الزِّيَادَةَ وَلايُعْطِيهِ الدُّعَاءَ إلاَّ وَقَدْأعَدَّلَهُ الإسْتْجَابَةَ وَلايُعْطِيهِ الإسْتِغْفَارَ إلاَّ وَقَدْأعَدَّلَهُ الغُفْرَانَ وَلايُعْطِيهِ التّوْبَةَ إلاّوَقَدْأعَدَّلَهُ القَبُولَ وَلايُعْطِيهِ الصَّدَقَةَ إلاّوَقَدْأعَدَّلَهُ التَّقَبُّلَ .

3- Rasulüllah (s.a.v) den:
Allah kime beş şeyi verirse onun için beş şey de hazırlar;
Şükrü verir, nimetinin fazlasını hazırlar.1
Duayı verir, kabulünü hazırlar.2
İstiğfarı verir, mağfiretini hazırlar.3
Tövbeyi verir, kabulünü hazırlar.4
Sadaka vermeyi nasip eder, kabulünü hazırlar.5

__________________
1- Allah (c.c) buyurdu: “Eğer şükrederseniz (nimetimi) arttırırım.” (İbrahim/7)
2- Allah (c.c) buyurdu: “bana dua edin kabul edeyim.” (Mü’min/60) Rasulüllah (s.a.v) in şöyle dua ettiği rivayet edilir: Allahım! Senden, sana varacağına inanan, senin kazana razı olan senin taksimatına kanaat eden mutmain nefis istiyorum.” (Taberani)
3- Allah (c.c) buyurdu: “Rabbinizden af dileyin zira O (c.c) çok affedicidir.” (Nuh/10) Rasulüllah (s.a.v) buyurdu: “göklere erişecek kadar günah işleseniz bile, tövbe ederseniz Allah tövbenizi kabul eder.” (İbni Mace)
4- Rasulüllah (s.a.v) buyurdu: “Dünya yaratılmadan dört bin sene önce arşın etrafında şöyle yazılı idi: tövbe edeni, iman edip salih amel işleyeni elbette affedeceğim ve hidayete erdireceğim.” (Deylemi)
5- Rasulüllah (s.a.v) buyurdu: “insanlar, hesap faslı bitinceye kadar herkes sadakasının gölgesindedir.” (İmam’ı Ahmet) yine Rasulüllah (s.a.v) buyurdu: “Allah’ın rızasını kazanmak maksadıyla sadaka verene kıyamet günü Allah “ey kulum! Sen beni umdun ben seni mahrum edemem senin bedenine ateşi haram ettim istediğin kapıdan cennete gir.” der.” (İbni Mace)

وَعَنْ أبيِ بَكرِالصِدّيقِ رَضِيَ اللهُ عَنْهُ الظُلُمَاتُ خَمْسٌ وَالسُّرُجُ لَهَا خَمْسٌ حُبُّ الدُّنْيَا ظُلْمَةٌ وَالسِرَاجُ لَهُ التَّقْوَى وَالذُّنُوبُ ظُلْمَةٌ وَالسِرَاجُ لَهُ التَّوْبَةُ وَالقَبْرُ ظُلْمَةٌ وَالسِرَاجُ لَهَا لاإلهَ إلاّاللهُ مُحَمَّدٌرَسُولُ اللهِ وَالآخِرَةُ ظُلْمَةٌ وَالسِرَاجُ لَهَا العَمَلُ الصَّالِحُ وَالصِّرَاطُ ظُلْمَةٌ وَالسِرَاجُ لَهُ اليَقِينُ .

4- Ebu Bekir sıddık (r.a) den:
Karanlıklar beştir. (onu aydınlatan) kandiller de beştir.
1- dünyanın sevgisi karanlıktır, kandili ise takvadır.1
2- günahlar karanlıktır, kandili ise tövbedir.2
3- kabir karanlıktır, kandili ise “La ilahe illallah muhammedü’r-Resulüllah’tır.3
4- ahiret karanlıktır, kandili ise salih ameldir.4
5- sırat köprüsü karanlıktır, kandili ise yakin’dir.5
____________________
1- Çünkü o şüphelerde, mekruhlarda ve haramlarda vaki olur. Rasulüllah (s.a.v) buyurdu: “Dünyayı sevmek bütün hataların başıdır.” (Beyhaki) İmamı Gazali derki; “bütün hataların başı dünyayı sevmek olduğu gibi bütün güzelliklerin/iyiliklerin başı da dünyaya buğz etmektir.” Takva, Allah’a ibadet ederek azabından korunmaktır. Rasulüllah (s.a.v) buyurdu: “Allah’a korku ile dua edersen, Allah istediğin her şeyi hayır olarak sana ihsan eder.” (İmamı Ahmet, Nesai)
2- Rasulüllah (s.a.v) buyurdu: “kul bir hata işlediği zaman kalbine siyah bir nokta vurulur. Tövbe ve istiğfar ederse kalbi cilalanır/parlar. Eğer hataya döner devem ederse siyahlık kalbini kaplar. Allah’u Teala (c.c) nın; - hayır doğrusu onların kazandıkları günahları kalplerini kaplamıştır. – (Mutaffiffin/14) buyurduğu gibi kalbi kirlenir.” (İmamı Ahmet, Tirmizi, İbni Mace, Nesai, İbni Habban, hakim)
3- Rasulüllah (s.a.v) buyurdu: “la ilahe illallah deyip Allah’ın cemalini arzulayan kimseye Allah cehennemini haram kılmıştır.” (Buhari, Müslim) yine Rasulüllah (s.a.v) buyurdu: “kim ihlâs ile la ilahe illallah derse cennete girer.” Ashap sordu: “ihlâs nedir ya Resulallah!” Resulüllah (s.a.v) buyurdu: “Allah’ın size haram kıldığı şeylerin hepsinden sakınmanızdır.” (hatip) denildi ki, “yedi şey kalbi aydınlatır. İbadette ihlâs, ana babaya iyilik, sılai rahim, ömrü isyan ile zayi etmemek, nefsanî arzulara uymamak, var gücü ile ibadete gayret etmek ve Allah’ı çok zikretmek.”
4- Rasulüllah (s.a.v) buyurdu: “şüphesiz Allah sabrı tercih edeni sevdiği gibi ruhsatı tercih edeni de sever. Şüphesiz Allah beni cömert ve hanif olan İbrahim’in dini üzere gönderdi.” Yine Rasulüllah (s.a.v) buyurdu: “sabır sevin. Ruhsatı da kabul edin ki, insanlar dua etsin. Bu da size yeter.” (hatip) yine Rasulüllah (s.a.v) buyurdu: “kim Allah’ın ruhsatını kabul etmezse günah kazanır.” (İmamı Ahmet)
5- Yakin; bütün şüphelerden kurtularak (şüpheleri zihninden atarak) hakiki manada iman etmektir.

وَعَنْ عُمَرَ رَضِيَ اللهُ عَنْهُ أنَّهُ قَالَ مَوْقُوفًا عَلَيْهِ أوْ مَرْفُعًاإلَى النَّبِيِّ صلّى اللهُ عَلَيهِ وسَلَّمَ لَولاإدِّعَاءُالغَيْبِ لَشَهِدْتُ عَلَى خَمْسِ نَفَرٍ أنَّهُمْ أهْلُ الجَنَّةِ الفَقِيرُصَاحِبُ العِيَالِ وَالمَرْأةُ الرَّاضِى عَنْهَا زَوْجُهَا وَالمُتَصَدِّقَةُ بِمِهْرِهَاعَلَى زَوْجِهَا وَ الرَّاضِى عَنْهُ أبُوهُ وَالتَّائِبُ مِنَ الذَّنبِ .

5- Hz. Ömer (r.a) den:
Rasulüllah (s.a.v) buyurdu: “Eğer gaybı bilmek iddiası olmasaydı şu beş kimsenin cennetlik olduğuna şahitlik ederdim; çoluk çocuk sahibi olan fakir, kocası kendisinden razı olan kadın, mihrini sadaka olarak kocasına bağışlayan kadın, anası babası kendisinden razı olan evlat, günahlarından tövbe eden kimse.1

___________________________
1- Resulüllah (s.a.v) buyurdu: “günahtan tövbe eden günahsız gibidir.” (Beyhaki) Yine Rasulüllah (s.a.v) buyurdu: “Adem oğlunun hepsi hatalıdır. En hayırlısı ise tövbe edendir.” (Tirmizi. İmamı Ahmet)
Yine Rasulüllah (s.a.v) buyurdu: “ Allah, tövbe eden kulun, susuzun suya kavuşması, evlatsızın evlat sahip olması ve malını kaybedenin malını bulmasından daha fazla ferahlatır. Kim Nasuh (samimi ve hakiki) bir tövbe ile tövbe ederse Allah onun sağında ve solunda bulunan meleklere, azalarına ve günahı işlediği mahalle unutturur.” (Ebu Davut)

عَنْ عُثْماَنَ رَضِيَ اللهُ عَنْهُ خَمْسٌ هُنَّ عَلامَةُ المُتَّقِينَ أوَّلُهَا أنْ لايُجَالِسَ إلاّ مَنْيُصْلَحُ الدِّ ينَ مَعَهُ وَيَغْلِبُ الفَرْجَ وَاللِسَانَ وَإذَاأصَابَهُ شَئٌ عَظِيمٌ مِنَ الدُ نْيَا يَرَاهُ وَبَالاً وَإذَاأصَابَهُ شَئٌ قَلِيلٌ مِنَ الدِّ ينِ اغْتَنَمَ ذلِكَ وَلايَمْلَاُ بَطْنَهُ مِنَ الحَلالِ خَوْفًا مِنْ أنْ يُخَالِطُهُ حَرَامٌ وَيَرَالنَّاسَ كُلُّهُمْ قَدْنَجْوَاوَيَرَى نَفْسَهُ قَدْ هَلَكَتْ .

6- Hz. Osman (r.a) dan:
Beş şey vardır ki, bunlar muttakilerin alametidir.1 Dinini ıslah eden ve beline, diline hâkim olanlarla oturmak, ona dünyadan büyük bir şey isabet ettiğinde onu günah görmek, dinden en az bir şey eriştiği zaman onu ganimet bilmek, haram karşısında korkarak karnını tıka basa doldurmamak, bütün insanların kurtuluşa erdiğini ve yalnız kendisinin mahvolduğunu görmek.2

______________________________
1- Resulüllah (s.a.v) buyurdu: “her hangi bir beis olmayan şeyi bir beis vardır diye Allah’tan istemekten korkmadıkça kul takvaya erişemez.”
2- Bütün insanlara Allah güzel muamele etmesiyle kurtulduklarını görüp kendisinin ise günahlarından dolayı kötü muamele ile karşılaşacağından korkar.

وَعَنْ عَلِيٍّ رَضِىَ اللهُ عَنْهُ لَوْلاخَمْسُ خِصَالٍ لَصَارَالنَّاسُ كُلُّهُمْ صَالِحِينَ أوَّلُهَا القَنَاعَةُ بِالجَهْلِ وَالحِرْصُ عَلَى الدُّنْيَا وَالشُّحُّ بِالفَضْلِ وَالرِّيَاءُ فِى العَمَلِ وَالإعْجَابُ بِالرَّأىِ .

7- Hz. Ali (r.a) den:
Eğer beş kötü huy olmasaydı bütün insanlar salih olurdu; cehalete kanaat getirmek,1 dünyaya fazlasıyla bağlanmak,2 fazilette hasislik (cimrilik) etmek, amelinde riya yapmak,3 kendi görüşünü beğenmek.

__________________
1- Rasulüllah (s.a.v) buyurdu: “Allah dünya işlerini bilip ahiret işlerin bilmeyen herkese buğz eder.” (Hâkim)
Yine Rasulüllah (s.a.v) buyurdu: “Âlimin günahına bir cahilin günahına iki ceza vardır.” (Deylemi)
2- Rasulüllah (s.a.v) buyurdu: “Dünyada züht kalbi ve bedeni rahatlatır. Dünyaya rağbet ise kalbi ve bedeni yorar.” (Taberani)
Yine Rasulüllah (s.a.v) buyurdu: “Dünyada ahreti için azık hazırlayana ve Rabbini razı edene dünya nimettir. Ahretini unutturana ve Rabbinin rızasından uzaklaştırana da şiddetli meşakkattir.” (Hâkim)
3- Rasulüllah (s.a.v) buyurdu: “ Kıyamet günü en şiddetli azaba duçar olan o kimsedir ki, dünyada insanlar onu hayırlı görür. Hâlbuki onda hiçbir hayır yoktur.” (Deylemi)
Yine Rasulüllah (s.a.v) buyurdu: “ Bütün riyakârlara Allah cenneti haram kıldı.” (Ebu Nuaym)

وَعَنْ جُمْهُورِالعُلَمَاءِ رَحْمَةُاللهِ عَلَيْهِمْ أجْمَعِينَ أنَّ اللهَ تَعَالَى أكْرَمَ نَبِيَّهُ مُحَمَّدً صلّى اللهُ عَلَيهِ وسَلَّمَ بِخَمْسِ كَرَامَاتٍ أكْرَمَهُ بِالإسْمِ وَالجِسْمِ وَالعَطَاءِوَالخَطَاءِ وَالرِّضَاءِ أمَّاالإسْمُ فَنَادَاهُ بِالرِّسَالَةِ وَلَمْ يُنَادِهِ بِالإسْمِ كَمَانَادَى جَمِيعَ الأنْبِيَاءِمَثْلَ آدَمَ وَنُوحٍ وَإبْرَاهِمَ وَغَيْرِهِمْ وَأمَّاالجِسْمَ فَإنَّا دَعَا النَّبِىُّ صلّى اللهُ عَلَيهِ وسَلَّمَ شَيْئًا فَأجَابَ هُوَ بِنَفْسِهِ عَنْهُ وَلَمْ يَفْعَلْ ذلِكَ لِسَائِرِالأنْبِيَاءِ وَأمَّاالعَطَاءُ فَأعْطَاهُ بِلاسُؤَالٍ وَأمَّاالخَطَاءُ فَذَكَرَالعَفْوَقَبْلَ ذَنْبِهِ حَيْثُ قَالَ عَفَا اللهُ عَنْكَ وَأمَّا الرِّضّى يُرَدُّ عَلَيْهِ فِدْيَتَهُ وَلاصَدَقَتَهُ وَلانَفَقَتَهُ كَمَارَدَّهَاعَلَى سَائِرِالأنْبِيَاءِ .

8- Cumhuru ulema (r.aleyhim)dan:
Allah (c.c), habîbi Muhammed (s.a.v)’i beş şeyle şereflendirmiştir. İsmi ile cismi ile ata ile hata ile ve rıza ile şereflendirmiştir.
1- ismi ile şereflendirmesi: Diğer peygamberleri isimleri ile – âdem, Nuh, İbrahim vs.- çağırdığı halde onu (s.a.v) risaletle çağırmıştır.1
2- cismi ile şereflendirmesi: peygamber (s.av) bir şey için istekte bulunursa Allah bizzat cevap verirdi. Diğer peygamberlere böyle yapmazdı.
3- ata ile şereflendirmesi: Allah istemeksizin ona (s.a.v) verirdi.2
4- hata ile şereflendirmesi: o (s.a.v) daha günah işlemeden Allah onu affetmiştir. “Allah seni affetti” ( )
5- rıza ile şereflendirmesi: fidyesini, sadakasını ve nafakasını reddetmemiştir. Hâlbuki diğer peygamberlerinkini reddetmiştir.3
____________________________
1- Allah kur’an da buyurdu: “Ey resulüm! sana rabbinden indirileni tebliğ et.” (Maide/67)
2- Allah kur’an da buyurdu: “Biz sana Kevser’i verdik.” (Kevse/1) “And olsun ki rabbin sana bütün muratlarının tamamını verecek ve sen hoşnut olacaksın.” (Duha/5)
3- Rasulüllah (s.a.v) ümmeti namına kurban kestiler kabul olundu. Ramazanda cinsi münasebette bulunanlar için kefaret verdi kabul olundu.

وَعَنْ عَبْدُاللهِ بْنِ عَمْرِبْنِ العَاصِ رَضِىَ اللهُ عَنْهُمَا حَمْسٌ مَنْ كُنَّ فِيهِ صَعِدَ الدُنْيَاوَالآخِرَةَ أوَّلُهَاأنْ يَذْكُرَلاإلهَ إلاّاللهُ مُحَمَّدٌرَسُولُ اللهِ وَقْتًابَعْدَوَقْتٍ وَإذَاابْتُلِىَ بِبَلِيَّةٍ قَالَ انَاللهِ وَأنَاإلَيْهِ رَاجِعُونَ وَلاحَوْلَ وَلاقُوَّةَإلاّبِاللهِ العَلِيَّ العَظِيمِ وَإذَااُعْطِيَ بِنِعْمَةٍ قَالَ الحَمْدُللهِ رَبِّ العَالَمِينَ شُكْرَالنِعْمَةِ وَإذَاابْتَدَأ فِى شَئٍ قَالَ بِسْمِ اللهِ الرَّحْمنِ الرَّحِيمِ وَإذَاأفْتَرَطَ مِنْهُ ذ َنْبًاقَالَ اسْتَغْقِرُاللهَ العَظِيمَ وَأتُوبَ إلَيْهِ.

9- Abdullah b. Amr b. As (r.a) dan:
Beş şey beş kimsede bulunursa dünya ve ahrette mesut olur.
Zaman zaman “La ilahe illallah Muhammed ün Rasulüllah” kelimeyi Tayyibe sini zikretmek.1 Bir musibetle karşılaştığı zaman “İnna lillahi ve inna ileyhi raciun” (Allah’tan geldik yine ona döneceğiz) ve “La havl ve la kuvvete illa billeh’il-aliyy’il-azim” (azamet sahibi ve yüce allah’tan başka hiçbir güç ve kuvvet yoktur.) demek.2 Bir nimetle nimetlendiği zaman “Elhamdü lillahi rabbil âlemin” demek.3 Bir şeye “bismillahirrahmanirrahim” ile başlamak.4 Bir günah işlediği zaman “Estağfirullah el azim ve etübü ileyhi” demek.5

______________________________

1- Rasulüllah (s.a.v) buyurdu: “ her halükarda zikrullahı çok yapın, zira Allah’a ondan daha sevimli bir amel yoktur. Kul için de dünya ve ahirette zikrullah ile küçük günah kalmaz. (İbni Sarsari)
2- Rasulüllah (s.a.v) buyurdu: “Allah’ı zikirden başka sözü çok söylemeyin çünkü zikrullah’ın haricindeki çok söz kalbi karartır. Kalbin kararması da insanı Allah’tan uzaklaştırır.” (İbni Cündeb)
3- Rasulüllah (s.a.v) buyurdu: “Allah’a en sevimli söz dört tanedir; Suphanallah, Elhamdülillah, La ilahe illallah, Allahuekber hangisi ile önce başlarsan başla fark etmez.” (Müslim, Nesai)
Yine Rasulüllah (s.a.v) buyurdu: “ La ilahe illallahu vallahu ekber, sübhanelleh, elhamdülillah ve tebarekallah deyin. Muhakkak ki bunlar beş tanedir. Bunlardan hiçbirini terk etmeyin.” (İbni Sarsari)

___________________________

4- Rasulüllah (s.a.v) buyurdu: “Kim bir işe başlarken Bismillah demezse o kesik/ kopuktur.” (İbni Habban)
5- Rasulüllah (s.a.v) buyurdu: “Size hem derdinizi hem de dermanınızı söyleyelim mi? Derdiniz günah dermanınız istiğfardır. (Deylemi)
Yine Rasulüllah (s.a.v) buyurdu: “Allah’a daima istiğfar edeni her türlü darlıktan kurtarır, bütün üzüntülerini giderir ve hiç ummadığı yerden rızık gönderir.”(İmamı Ahmet,Ebu Davut, İbni Mace)
Yine Rasulüllah (s.a.v) : “çok istiğfar edip la ilahe illallah deyin. Çünkü iblis ben insanları günahla onlarda beni iki şeyle (kelime-i tevhit ve istiğfarla) helak etti. Ne zaman onları heva ile helak etsem onlar bu ikisi ile helakten kurtuluyorlar, demiştir” buyuruyorlar. (İmamı Ahmet) Fıkıhçı Ebu Leys Hz.leri demiştir ki; yedi kelime vardır ki, bunları muhafaza eden Allah ve melekler katında şeref kazanır Allah onu okyanuslar dolusu günahı olsa bile bağışlar ibadetin lezzetini tattırır ve hayatı ve ölümü hayırla dolu olur. Bunlar: Bir şeye başlarken bismillah ile başlamak, her şeyin sonunda elhamdülillah demek, bir şey istediği zaman inşallah demek, dilinden malayani söz çıktığı zaman estağfirullah demek, hoş olmayan bir şeyle karşılaştığı zaman la havle ve la kuvvete illa billahil aliyyil azim demek, bir musibet isabet ettiği zaman inna lillahi ve inna ileyhi raciun demek, la ilahe illallah Muhammeduresulüllah kelimeyi tayyibesini gece gündüz dilinden düşürmemek.

وَعَنِ الحَسَنَ البَصْرِىِّ رَحِمَهُ اللهُ أنَّهُ قَالَ مَكْتُوبٌ فِى التَّورَاةِ خَمْسةُ أحْرُوفٍ أنَّ الغُنْيَةَ فِى القَنَاعَةِ وَأنَّ السَلامَةَ فِى العُزْلَةِ وَأنَّ الخُرْمَةَ فِى رَفْضِ الشَهْوَتِ وَأنَّ التَّمَتُّعَ فِى أيَّامٍ طَوِيلٍ وَأنَّ الصَّبْرَ فِى أيَّامٍ قَلِيلٍ .

10- hasan Basri (r.aleyh)den:
Tevrat’ta beş cümle yazılıdır. Zenginlik, kanaat etmektir. Selamet, halktan ayrı oturmaktır. Saygı değerlik, şehvetleri terk etmektir. Temettü (faydalanmak), uzun günlerdedir. Sabır, az/kısa günlerdedir.

وَعَنِ النَّبِىِّ صَلّى اللهُ عَلَيهِ وسَلَّمَ اغْتَنِمْ خَمْسًا قَبْلَ خَمْسٍ شَبَابَكَ قَبْلَ هَرَمِكَ وَصِحَّاَكَ قَبْلَ سَقَمِكَ وَغِنَاكَ قَبْلَ فَقْرِكَ وَحَيَاتَكَ قَبْلَ مَوْتِكَ وَفِرَاغَكَ قَبْلَ شُغْلِكَ

11- Rasulüllah (s.a.v) buyurdu:
Beş şey geleden önce beş şeyin kıymetini bil. İhtiyarlık gelmeden önce gençliğin,1 hastalık gelmeden önce sağlığın,2 fakirlik gelmeden önce zenginliğin,3 ölüm gelmeden önce hayatın,4 meşguliyet gelmeden önce boş zamanların kıymetini bil.5

______________________________
1- ihtiyarlık gelip takatten düşmeden önce kudretin varken Allah’a ibadet et.
2- Sağlıklı iken itaate mani bir hastalık gelmeden salih amel işle.
3- Allah’ın sana ihsan ettiği mülkten ihtiyacının haricinde tasadduk et. Zira bu mülk elinden gidebilir. Dünya ve ahirette fakir düşebilirsin.
4- Ölmeden önce sana faydalı olacak işler yap. Zira insan ölünce ameli de kesilir.
5- Kıyametin meşguliyetinden önce dünyada boş vakitlerini ganimet bil ve salih amel işle. Kıyametin ilk durağı ise kabirdir. Azizi den Münavvi şöyle nakleder: “Bu hadis-i şerifteki beş şey elden gitmedikçe onların kıymeti anlaşılmaz.” (bu hadisi beyhaki, İbni Abbas’tan rivayet etmiştir ve isnadı hasendir.)

وَعَنْ يَحْيَ بْن ِمُعَاذِالرَّازِيِّ رَحِمَهُ اللهُ مَنْ كَثُرَ شِبَعُهُ كَثُرَ لَحْمُهُ وَمَنْ كَثُرَلَحْمًهُ كَثُرَتْ شَهْوَتُهُ وَمَنْ كَثُرَتْ شَهْوَتُهُ كَثُرَتْ ذُنُوبُهُ وَمَنْ كَثُرَتْ ذُنُوبُهُ قَسَي قَلْبُهُ وَمَنْ قَسَي قَلْبُهُ غَرَقَ فِى آفَات الدُنْيَاوَزِنَتِهَا .
12- Yahya b. Muaz-ı Razi (r.a) den:
Çok yiyenin eti çok olur.1 eti çok olanın şehveti çok olur. Şehveti çok olanın günahı çok olur. Günahı çok olanın kalbi katılaşır. Kalbi katılaşan ise dünyanın afet ve süslerinde boğulur.

وَعَنْ سُفْيَان الثَّوْرِيِّ رَحِمَهُ اللهُ أنَّهُ قَالَ اخْتَارَالفُقَرَاءُخَمْسًا وَاخْتَارَالأغْنِيَاءُ خَمْسًا اخْتَارَالفُقَرَاءُرَاحَةَالنَّفْسِ وَفَزَاغَةَالقَلْبِ وَعُبُودِيَّةَ الرَّبّ وَخِفَّةَالحِسَابِ وَالدَّرَجَةَالعُلْيَا وَاخْتَارَالأغْنِيَاء ُتَعَبَ النَّفْسِ وَشُغْلَ القَلْبِ وَعُبُودِيَّة ِالدُّنْيَا وَشِدَّةِ الحِسَابِ وَالدَّرَجَةَ السُّفْلَى .
13- Süfyan-ı Servi’(r.aleyh)den:
Fakirler beş şeyi zenginler de beş şeyi seçtiler. Fakirler; Nefis rahatlığını,2 kalp boşluğunu,3 Allah’a kulluğu, hesap hafifliğini ve cennette yüksek dereceyi seçtiler. Zenginler ise: nefis yorgunluğunu,4 kalp meşguliyetini, dünyaya kulluğu,5 hesabın şiddetini,6 düşük dereceyi7 seçtiler.

___________________________
1- Allah’ı zikreden zikir ehli hariç. Zikir ehline çok yemek zarar vermez. Çünkü zikrin harareti çabuk hazmettirir. Binaenaleyh bazı evliyaların tarikatlarında çok yemek yenir. Zira zikrullahın harareti ateşin odunu yok ettiği gibi midede hazmı hızlandırır. Bu da şişmanlamayı önler.
2- Burada nefis tüm insanlar için kullanılmış bir isimdir.
3- Dünyanın sıkıntısından, ağırlığından boşalmış olmak. Rasulüllah şöyle dua ederdi: “Allahım senden yüce bir yaşam ve boş bir kalp isterim.”
4- Çünkü bütün vaktini malının hizmetine verir.
5- Kim neyi çok severse ona kulluk eder.
6- Malın miktarı kadar hesabı vardır. Ayrıca kim bir şeyi çok severse onunla azap görür.
7- Çünkü dünyadaki dereceler ahirete nispetle hiçbir şey değildir.
وَعَنْ عَبْدُاللهِ الأنطَاكِيَّ رَحِمَهُ اللهُ خَمْسَةٌ هُنَّ مِنْ دَوَاءِالقَلْبِ مَجَالِسَةَ الصَّالِحِينَ وَقِرَاءَةُ القُرْآنِ وَخَلاءُالبَطْنِ وَقِيَامُ الَيْلِ وَالتَّضَرُّعُ عِنْدَالصَّبَاحِ .

14- Abdullah el Antakî (r.aleyh) den:
Beş şey kalbin ilacıdır.1 Salihlerle oturmak,2 kur’an okumak, az yemek yemek (mideyi boş bırakmak),3 geceleri ibadet etmek,4 sabahları tazarru ve niyazda bulunmak.5

______________________________
1- Kalp kararıp katılaştığı zaman bu beş şeyle tedavi olur.
2- Salihler meclisinde vaaz dinlemek kişinin batıl sözlere dalmaktan kurtulup sükûta ve uzlete girmesini sağlar.
3- Helallerden az yemek. Helal yemek her şeyin başıdır. Çünkü kalbi nurlandırır. Kararmaya yüz tutmuş basiret aynasını parlatır. Rasulüllah (s.a.v) merfu bir hadiste şöyle buyuruyor: “Üç şey kalbi karartır bunlar; yemeyi sevmek, uykuyu sevmek ve rahatı sevmek.”
4- Gece uykudan kalkıp namaz kılmak (teheccüt ve diğer nafileler gibi)
5- Sabah güneş doğmadan önce gecenin sonlarında ağlayarak tazarru’ ve niyazda bulunmak kalbin ilacıdır. Çünkü o vakit tecelli vaktidir. Rahmeti ilahinin indiği vakittir. Bazıları bu vakitte istiğfarı, ölümü hatırlamayı çok yaparlar. Kabirleri sakinlerine itibarla ziyaret ederler.

وَعَنْ جُمْهُورِالعُلَمَاءِ إنَّ الفِكْرَةَعَلَى خَمْسَةأوجُهٍ فِكْرَةٌ فِى آيَاتِ اللهِ يَتَوَلَّدُ مِنْهَا التَّوْحِيدُ وَاليَقِينُ وَ فِكْرَةٌ فِى آلاءِاللهِ يَتَوَلَّدُ مِنْهَاالمَحَبَّةُ وَفِكْرَةٌ فِى وَعْدِاللهِ تَعَلَى يَتَوَلَّدُ مِنْهَا الرَّغْبَةُ وَ فِكْرَةٌ فِى وَعِيدِ اللهِ يَتَوَلَّدُ مِنْهَا الهَيبَةُ وَفِكْرَةٌ فِى تَقْصِيرَنَفْسِهِ عَنِ الطَاعَةِمَعَ إحْسَانِ اللهِ الَيْهِ يَتَوَلَّدُ مِنْهَاالحَيَاءُ .

15- Cumhuru ulema (r.aleyhim)dan:
Tefekkür beş çeşittir.1
1- Allahın ayetlerini tefekkür ki, bundan Allah’ın birliği ve yakin2 doğar.
2- Allah’ın nimetlerini tefekkür ki, bundan Allah sevgisi ve şükran doğar.3
3- Allah’ın vadini tefekkür ki, bundan ahirete rağbet doğar.4
4- Allah’ın vaîdini tefekkür ki, bundan Allah korkusu doğar.5
5- Allah’ın ihsanlarıyla birlikte nefsinin taksirini(eksiklerini) tefekkür ki, bundan da hayâ (utanma) doğar.6

________________________________

1- Hz. Ali (r.a) buyurdu: “İbadet tefekkür gibi değildir.” Bazı arifler; “tefekkür kalbin kandilidir. Söndüğü zaman onsa ziya (ışık) olmaz.” demişlerdir. Bir hadisi şerifte ise; “bir saatlik tefekkür atmış yıllık ibadetten hayırlıdır.” buyrulmaktadır. Denilmiştir ki; “Allah’ın sanatı, ölüm sekeratı, kabir azabı ve kıyamet halleri hakkındaki tefekkür çok ibadetten hayırlıdır. Halil er-Raşidi der ki; “tefekkür ancak huzur’u kalple beraber dilin daimi zikri ile hâsıl olur ta ki zikir o kalpte mekân tutsun ve bu kader onun irfanına muvafık olsun. Çünkü kişinin zikri kalbinde ve dilinde nasıl mekân tuttuğu bilinmez. İrfan ise İbrahim Rakki’nin dediği gibi, bütün vehimlerin /tasavvurların (düşüncelerin) dışında marifet üzere hakkın ispatıdır. Birçok fikir akımları içerisinde bu en şereflisidir. “hakkın ispatı”
Allah’ın ayatı tekviniye denilen kanunlarını tefekkür.. Yani Allah’ın göz kamaştırıcı sanatını kudretini hayranlıkla tefekkür etmek ve nefsindeki Allah’ın sanatını hayranlıkla tefekkür etmek.. Allah (c.c) “ De ki, göklerde ve yerde neler var bakın” (yunus/101) “yakinen inananlar için yeryüzünde ibretler vardır. Kendi nefsinizden de ibretler vardır görmüyor musunuz?” (Zariyat/20,21) Bu tefekkür Allah’ın zatında, sıfatlarında ve esmasında (isimlerinde) mütefekkirin marifetini (bilme ve tanımasını) artırır. “Ufuklarda ve kendi nefislerinde onlara göstereceğiz ki onun (kur’anın) gerçek olduğu iyice belli olsun.” (Fussilet/53)
Allahın kefaletine sarılarak vadini ummak, Allah’a yönelmek ve onun dışındaki meşguliyetleri terk etmek her halükarda Allah’a dönmek, Allah’ın rızasını elde edebilmek için bütün takatini harcamak yakini imanın semeresidir.
2- Allah’ın kullarına ihsan ettiği bol nimeti tefekkür ki Allah (c.c): “Allah’ın nimetinin hatırlayın ki, kurtuluşa eresiniz.” (Araf/69) “Eğer Allah’ın nimetlerini sayacak olursanız bitiremezsiniz.” (İbrahim/34) “nimet olarak size ulaşan ne varsa hepsi Allah’ındır.”(Nahl/53) Bu tefekkürün semeresi kalbi Allah’a muhabbetle doldurur, gizli ve açık şükürle meşgul eder.
3- Vaat Allah’ın dostlarını vasıflandırdığı amelleri işleyenler için dünya ve ahirette hayır olarak hazırladığı mükâfat (ödül) tır. Allah (c.c) buyurdu ki; “mümin olan kimse fasık (yoldan çıkmış) gibimidir? Bunlar elbette bir olmazlar.” (Secde/18) “Kim verir ve sakınırsa, en güzeli de tasdik ederse biz onu en kolaya hazırlarız.” (Leyl/5,6,7) “muhakkak ki iyiler cennettedirler.” (İnfitar/13) bu tefekkürün semeresi Salihlerin ameli üzere amel edip onların ahlakı ile ahlaklanmak ve Allah’ın bahşettiği mutluluk, muvaffakiyet ve muhabbete nail olmaktır.
4- Vaid: Bu Allah’ın düşmanlarını vasıflandırdığı ahlak ile ahlaklananlar için suçlarının cezası olarak hazırladığı azaptır. Allah (c.c) buyuruyor ki; “facirler (kötüler) cehennemdedirler.” (İnfitar/14) “biz onlardan her birini günahlarıyla suçüstü yakaladık: Kiminin üzerine taşlar savuran rüzgârlar gönderdik, kimini korkunç bir ses yakaladı, kimini yerin dibine geçirdik, kimini de suda boğduk. Allah onlara zulmetmiyor. Fakat onlar kendilerine yazık ediyorlardı.” (Ankebut/40) Bu tefekkürden, Allah’ın celal sıfatının tecellisinden sakınmak ve günahtan korunmak hasıl olur.
5- Allah (c.c) buyurdu: “Ben cinleri ve insanları ancak bana ibadet etsinler diye yarattım.” (Zariyat/56) “Sizi sadece boş yere yarattığımızı ve hakikaten sizin huzurumuza getirilmeyeceğinizi mi sandınız?” (Müminun/115) Bu tefekkür, Allah korkusunu arttırır. Nefsini levm ve tevbih etmek (ayıplayıp kötülemek) ve kusurlarından uzaklaşmak üzere hareketlendirir. Yine bu tefekkür, Allah’ın her şeyi kuşattığı ve gördüğünü tefekkür ettirir. Allah (c.c) buyurdu: “Ant olsun ki insanı biz yarattık ve nefsinin kendisine fısıldadıklarını biliriz. Ve ona şah damarından daha yakınız.” (Kaf/16) “Nerede olursanız olun O (c.c) sizinle beraberdir. Allah yapıklarınızı görür.” (Hadid/4)
Bu tefekkürün semeresi emirlerini yerine getirerek ve yasaklarından sakınarak Allah’tan hayâ etmektir. Yine bu tefekkür, dünya hayatını, onunla meşgul olmayı, onun geçici olduğunu ve çok çabuk geçtiğini ahiret hayatının ise daimi ve ebedi olduğunu düşündürmektedir. Allah (c.c)buyurdu: “Allah size düşünüp tutasınız diye ayetlerini açıklıyor.” (Bakara/19) “Fakat siz dünya hayatını (ahirete) tercih ediyorsunuz. Hâlbuki ahiret hayatı daha hayırlı ve daha devamlıdır.” (A’la/16,17) “Dünya hayatı oyun ve oyalanmadan ibarettir. Ahiret hayatı ise işte asıl hayat odur. Keşke bilebilselerdi.” (Ankebut/64) bu tefekkürün meyvesi, dünyayı terk ettirir ve ahirete rağbeti arttırır. Ölümün ansızın gelmesi, hüsranın hasıl olması pişmanlığı düşündürür. Allah (c.c) buyurdu: “De ki, kaçıp durduğunuz ölüm size ulaşacaktır. Sonra gizli ve açık her şeyi bilen Allah’a döndürüleceksiniz ve O (c.c) size yaptıklarınızı haber verecektir.” (Cuma/8) “Ey iman edenler! Malınız ve çocuklarınız sizi Allah’ı anmaktan alıkoymasın. Kim bunu yaparsa işte onlar ziyana uğrayanlardır. Allah eceli gelince hiçbir nefsi geri bırakmaz.” (Münafıkun/9,10) Bu tefekkürün faydası tulu’l-emeli terk edip salih amel işleyerek kıyamet günü için azık hazırlamaktır. Dolayısıyla ayetlerden, eserlerden ve hadislerden her çeşidini tefekküre hazır olmak ve Allah’ın zatını ve keyfiyetini düşünmekten kaçınmak gerekir. Zira Rasulüllah (s.a.v) bir hadisi şerifte: “Allah’ın ayetlerini tefekkür edin zatını tefekkür etmeyin zira ona gücünüz yetmez.” buyurmaktadır.

وَعَنْ بَعْضِ الحُكَمَاءِبَيْنَ يَدَىِ التَّقْوَى خَمْسَةِعُقُبَاتٍ مَنْ جَاوَزَهَا نَالَ التَّقْوَى أوَّلُهَا إختِيِارُالشِّدَّةِعَلَى النِّعمَةِوَثَانِيهَا إختِيِارُالجِهَادِعَلَى الرَّاحَةِ وَثَالِثُهَا إختِيِارُ الذُّلِّ عَلَى العِزِّ وَرَابِعُهَا إختِيِارُالسُّكُوتِ عَلَى الفُضُولِ وَخَامِسُهَا إختِيِارُالمَوْتِ عَلَى الحَيَاةِ .
16- Bazı hikmet sahiplerinden:
Takvanın önünde beş engel vardır. Onları aşan takvaya erişir.
Şiddeti nimete, meşakkati rahmete, zilleti izzete, sükût etmeyi fuzuli konuşmaya ve ölümü hayata tercih etmek takvaya eriştirir.1

______________________

1- Ölümden murat nefsi arzularının öldürülmesidir. Ehli hak ölümü dört kısma ayırır. Kırmızı ölüm: Bu nefse muhalefettir. Beyaz ölüm: Bu açıktır çünkü aydınlatır, kalbi beyazlatır. Yeşil ölüm: Yamalı elbise giymektir. Siyah ölüm: Bu da eziyetlere tahammül etmek ki, bu fena fillah makamına ermiş olmak demektir.

وَعَنِ النَّبِيِّ عَلَيْهِ السَّلامُ النَّجْوَى يُحَسِّنُ الأسْرَارَوَالصَّدَقَةُ تُحَسِّنُ الأمْوَالِ وَالإخْلاصُ يُحَسِّنُ الأعْمَالِ وَالصِّدْقُ يُحَسِّنُ الأقْوَالِ وَالمَشْوَرَةُ تُحَسِّنُ الآرَاءِ .

17- Rasulüllah (s.a.v) den:
Gizlice istişare etmek sırları,1 sadaka malı,2 ihlâs ameli,3 doğruluk sözleri,4 müşavere reyleri (görüşleri) muhafaza eder (güzelleştirir) 5

_______________________
1- Gizlilik sırların saklanmasıdır. Bu da kurtuluşun en kuvvetli sebebidir. Rasulüllah (s.a.v) buyurdu: “İhtiyacınızı gizlilik içinde isteyin zira varlıklı kimseler hasetçilik edebilir.”
2- Ebu Derda dan mervi bir hadiste Rasulüllah (s.a.v) buyurdu: “Her gün iki melek güneş batarken şöyle nida (dua) eder: Allahım infak edene ver, cimrilik edenin malını heder et”
3- İhlâsın en yüksek mertebelerinden birincisi, insanların kendisine muhabbet ve övgü ile yönelmesi için değil de allah’ın emirlerine yapışıp ubudiyet hakkını yerine getirmekten başka bir gaye gütmemek üzere amellerini halkın mülahazasından tasfiye etmektir. İkincisi, cennet ve nimetlerinin elde etmek ve cehennemden korunmak gibi uhrevi pay almak üzere Allah için amel etmektir. Üçüncüsü, dünyada bol rızk, belaların ve eziyetlerin defi, bir velayet mertebesi v.s. gibi dünyevi pay elde etmek üzere Allah için amel etmektir. Bunlar dışında kalan mertebe ise riyadır ki Allah hepimizi muhafaza etsin.
4- Yalan söz Allah katında da halk arasında da muteber değildir. İbni Abbas (r.a) “Hak ile batılı karıştırmayın”(Bakara/42) ayetini; doğru sözle yalanı karıştırmayın. Diye izah eder. Bazı hikmet sahipleri “Dilsizlik yalancılıktan daha hayırlıdır. Dilin doğruluğu ise saadetin başıdır.”der. Bazı edipler de; “doğruluk dost ve kalkandır. Yalan ise hakirlik ve zillettir.”demişlerdir.
5- Müşaverede gizlilik (tedbir),zulmün pençesinden kurtulmaktır. Rasulüllah (s.a.v) buyurdu: “meşveret pişmanlıktan korunmak ve ayıplanmaktan emin olmaktır.” Hz. Ali (r.a) buyurdu: “ vüzeranın meşvereti çok güzel, tek başına hareket etmek ise çok çirkindir.”

قَالَ النَّبِيُّ عَلَيْهِ السَّلام أنَّ فِى جَمْعِ المَالِ خَمْسَةَ أشْيَاءَ العَنَاءُ فِى جَمْعِهِ والشُغْلُ عَنْ ذِكْرِاللهِ تَعَالَى بِإصْلاحِهِ وَالخَوْفُ مِنْ سَالِبِهِ وَسَارِقِهِ وَاحْتِمَالُ اسْمِ البَخِيلِ لِنَفْسِهِ وَمُفَارِقَةُالصَّالِحِينَ مِنْ أجْلِهِ وَفِرْقَتِهِ خَمْسَةَ أشْيَاءَ رَاحَةُ النَّفْسِ مِنْ طَلَبِهِ وَالفَرَاغُ لِذِكْرِاللهِ مِنْ حِفْظِهِ وَالأمْنُ مِنْ سَالِبِهِ وَسِارِقِهِ وَاكْتِسَابُ اسْمِ الكَرِيمِ لِنَفْسِهِ وَمُصَاحَبَةُ الصَّالِحِينَ لِفِرَاقِهِ .

18- Rasulüllah (s.a.v) den:
Malın toplanmasında beş kötü haslet vardır; toplanmasında meşakkat, düzenlenmesi için uğraşırken Allah’ın zikrinden kalmak, hırsız ve soygunculardan korumak, cimrilik ismini yüklenmek, salih amellerden ayrı kalmaktır.
Malı Allah yolunda dağıtmakta da beş güzel haslet vardır; beden rahatlığı, (mal peşinde koşma meşakkatinden kurtulup rahata kavuşma) malın bekçiliğinden kurtulup Allah’ın zikri ile meşgul olmak, hırsız ve soyguncu korkusundan emin olmak, kerim ismini kazanmak, maldan uzaklaştığı için Salihlerle arkadaş olmak.1
وَعَنْ سُفْيَان الثَّوْرِيِّ رَحِمَهُ اللهُ لايَجْتَمِعُ فِى هَذَ الزَمَانِ لأحَدٍ مَالاً إلاوَعِنْدَ خَمْسُ خِصَالٍ طُولُ الأمَلِ وَحِرْصٌ غَالِبٌ وَشُحٌّ شَدِيدٌ وَقِلَّةُ الوَرْعِ وَنِسْيانُ الآخِرَةِ .
19- Süfyan-ı Servi den:
Bu zamanda beş huy edinmeyen kişinin yanında mal toplanmaz (birikmez). Bunlar: Uzun emel, yenilmeyen bir hırs,1 aşırı cimrilik, takva azlığı ve ahrietin unutulması.

_________________________________
1- Bazı edipler: “Cömert adamı zıtları bile sever. Cimrileri ise evlatları bile sevmez.”der.
2- Dünyaya rağbet kınanmış, Fazlasını istemek ise kötülenmiştir. Rağbet ancak ihtiyaçla sınırlı ise caizdir. Rasulüllah (s.a.v) buyurdu: “Sizin en hayırlınız dünyayı ahiret için ahireti de dünya için terk eden değil dünya ve ahiretini mamur edendir.”Yine Rasulüllah (s.a.v) buyurdu: “Dünya sizi ahrete ulaştırmak için en güzel bir binektir.” Hz. Ali (r.a) buyurdu ki; “Dünya vadini yerine getiren için doğruluk, onu anlayan için kurtuluş, ondan azık alan için de zenginlik yurdudur.”

وَعَنْ خَاتِمِ الأصَمِّ رَحِمَهُ اللهُ أنَّهُ قَالَ العَجَلَةُ مِنَ الشَّيطَانِ إلاّ فِى خَمْسَةِ مَوَاضِعَ فَإنَّهَا مِنْ سُنَنِ رَسُولِ اللهِ صَلّى اللهُ عَلَيهِ وسَلَّمَ إطْعَامُ الضَّيْفِ إذَا أنْزَلَ وَتَجْهِيزُالمَيِّتِ إذَامَاتَ وَتَزْوِيجُ البَيْتِ إذَا بَلَغَت وَقَضَاءُ الدَّيْنِ إذَا وَجَبَ وَالتَوْبَةُ مِنَ الذَّنْبِ إذَافَرَطَ .

20- Hatım-ı Esam dan:
Acelecilik şeytanın işidir ancak beş şey hariç. Bunlarda acele etmek Rasulüllah’ın sünnetidir. Bunlar: misafir indiğinde yemek yedirmekte,1 ölünün teçhizinde,2 baliğ olan kızın evlendirilmesinde,3 müddeti bittiğinde borcun ödenmesinde ve günahlar için tövbe etmekte.4

___________________________
1- Rasulüllah (s.a.v) buyurdu: “Kim Müslüman kardeşini yedirirse, Allah ona cehennemi haram kılar.” (Beyhaki) yine Rasulüllah (s.a.v) buyurdu: “Kim Müslüman kardeşini doyana kadar yedirir ve doyana kadar içirirse, ateşten yedi hendek uzaklaşır ki her hendek yedi yüz yıllık mesafedir.” (Nesai, Tabrani, Hâkim, Beyhaki)
2- Teçhiz; Yıkamak, kefenlemek, namazını kılmak ve defin gibi işlemlerdir. Rasulüllah (s.a.v) buyurdu: “Muhakkak ki müminin öldükten sonraki ilk mükafatı cenazesine katılanların tümünün (hakkının helal edip) affetmesidir.” (Beyhaki) yine Rasulüllah (s.a.v) buyurdu: “Cennet ehlinden biri öldüğü zaman Allah onu taşıyana, cenazesine katılana ve namazını kılana azap etmekten haya eder.”(Beyhaki)
3- Rasulüllah (s.a.v) buyurdu: “Kim bir kız evlendirirse Allah kıyamet günün meliklerin tacını giydirir.”(İbni Haşim)
4- İbni Ömer (r.a) şöyle diyor: “Biz Rasulüllah (s.a.v) ile bir mecliste oturuyorduk. Rasulüllah (s.a.v) buyurdu ki: “Ey Rabbim beni bağışla, tövbemi kabul et. Sen tövbeleri kabul eden ve bağışlayansın.” Bunu yüz kere tekrar etti.” (İmam-ı Ahmet, Tirmizi, Ebu Davut)

قَالَ القَائِل أشْعَارًا

يَا خَاطِبَ الدُّ نْيَا إلَى نَفْسِهِ إنَّ لَهَا فِى كُلِّ يَوْمٍ خَلِيلاً
اَسْتَنْكِحُ البَعْلَ وَقَدْ وَطِئَتْ فِى مَوْضِعٍ آخَرَمِنْهُ بَدِيلاً
مَا أقْبَلَ الدُ نْيَا لِخُطَّابِهَا لِقَتْلِهِمْ قَتِيلاً قَتِيلاً
إنِّى لَمُغْتَرٌّ وَأنَّ البَلاءَ يَعْمَلُ فِى جِسْمِى قَلِيلا قَلِيلا
تَزَوَّدُوا لِلمَوتِ زَادًافَقَدْ نَادَى المُنَادِى الرَّحِيلَ الرَّحِيلاً

ŞAİR DEMİŞTİR Kİ:

Ey dünyayı nefsine nişanlamak isteyen!
Onun her gün bir başka dostu var.

Bir koca ile evlenir fakat diğer
Bir yerde başka bir kocası vardır.

Dünya isteklerinden hiç birine yüz verme
Çünkü onları birer birer öldürür.

Şüphesiz aldanmışım, muhakkak
Bela benim cismimi yavaş yavaş yutar

Ölüm için elbette hazırlanırız
Tellal bininiz, bininiz diye bağırır.

وَقَالَ مُحَمَّدُبْنُ الدُّورِيِّ شَقِىَ إبْلِيسُ بِخَمْسَةَأشْيَاءَ لَمْ يُقِرَّبِالذ َّنْبِ وَلَمْ يَنْدَمْ وَلَمْ يَلُمْ نَفْسَهُ وَلَمْ يَعْزِمْ عَلَى التَّوْبَةِ وَقَنَطَ مِنْ رَحْمَةِاللهِ وَسَعِدَآدَمَ بِخَمْسَةَأشْيَاءَ أقَرَّ بِالذ َّنْبِ وَنَدَمَ عَلَيْهِ وَلامَ نَفْسَهُ وَأسْرَعَ فِى التَّوْبَةِ وَلَمْ يَقْنُطْ مِنْ رَحْمَةِاللهِ .

21-Muhammed Ebu Düriy den:
Şeytanın şakiliği beş şeyden kaynaklandı;
1- Günahını itiraf etmemesinden,
2- Günaha pişmanlık duymamasından,
3- Nefsini kınamasından,
4- Tövbeye azmetmemsinden,
5- Allah’ın rahmetinden ümidini kesmesinden.
Âdem (a.s) beş şeyden dolayı mesut oldu;
1- Günahını itiraf ettiğinden,1
2- Pişmanlık duyduğundan,2
3- Nefsini kınadığından,
4- Acelece tövbe ettiğinden,
5- Allah’ın rahmetinden ümidini kesmediğinden.

____________________

1- Âdem (a.s) “ey rabbimiz nefsimize zulmettik sen bizi bağışlamazsan, bize merhamet etmezsen biz hüsrana uğrayanlardan oluruz.” ( ) diye dua etti. Hz. Ayşe (r.anha) den: “şüphesiz kul günahını itiraf eder sonra da tövbe ederse Allah tövbesini kabul eder.” (Buhari, Müslim)
2- Rasulüllah (s.av) buyurdu: “ Kim bir hata yapar veya bir günah işler de sonra pişman olur o ona kefaret olur.” (Beyhaki)

وَعَنْ شَقِيقِ البَلْخِىِّ رَحِمَهُ اللهُ أنَّهُ قَالَ عَلَيْكُمْ بِخَمْسِ خِصَالٍ فَامَلُوهَا اعْبُد ُاللهَ بِقَدْرِحَاجَتِكُمْ إلَيْهِ وَخُذُوا مِنَ الدُّ نْيَا بِقَدْرِعُمْرِكُمْ فَيهَا وَأذْنِبُوااللهَ بِقَدْرِطَاقَتِكُمْ عَلَى عَذَابِهِ وَتَزَوَّدُوا فِى الدُّ نْيَا بِقَدْرِمَكْثِكُمْ فِى القَبْرِوَاعْمَلُوا لِلْجَنَّةِ بِقَدْرِمَاتُرِدُونَ فِيهَا المَقَامَ .
22- Şakiki Belhi’den:1
Beş şeye yapışınız ve onlarla amel ediniz.
1- Kendisine muhtaç olduğunuz kadar Allah’a kulluk ediniz.
2- Dünyadaki ömrünüz kadar dünyadan alınız.
3- Azabına dayanacağınız kadar Allah’a karşı günah işleyiniz.2
4- Kabirde duracağınız kadar hazırlık yapınız.3
5- Cennette istediğiniz makama göre cennet için çakışınız.4
____________________________

1- Hatım-ı Esam’ın hocasıdır. Tövbesine vesile olan hadise şöyle anlatılır: Şakiki Belhi zengin çocuğu idi. Ticaret için başka bir memlekete gitti orada putlarla dolu bir binaya girdi. İçinde putların hizmetçisini gördü. Adam açını sakalını tıraş etmişti. Şakik ona şöyle dedi: Sen yaratıcı, diri, alim ve kadir olan Allah’a ibadet et, faydası ve zararı olmayan bu putlara tapma. Adam ona dedi ki; Eğer iş senin dediğin gibi olsaydı (Allah kadir olsaydı) seni kendi memleketinde rızıklandırırdı da ticaret için buralara gelmek meşakkatini sana yüklemezdi. Şakik uyandı ve züht yolunu tuttu. Yine denildi ki; Şakik kurak bir zamanda insanlar mahzun olmuşlardı. Bir kölenin oynadığını gördü dedi ki; “insanlar kuraklık içinde kıvranırken bu ne neşedir seninki?” köle şöyle söyledi: “bana ne bundan. Benim bir sahibim(efendim) var, onun güzel bir köyü var. Oraya gidiyoruz. Orada ihtiyacımız olan her şey var.” Şakik uyandı ve şöyle dedi: “eğer o kölenin mevlasının (efendisinin) bir köyü varsa ki, onun efendisi fakir bir mahlûktur ve o köle de rızık endişesiyle üzülmüyorsa niçin Müslüman rızık endişesiyle üzülsün hâlbuki Müslüman’ın Mevlası haliktır ve zengindir.
2- Hiç kimsede Allah’ın azabına tahammül edecek güç yoktur. Çünkü Allah’ın azabı çok çetin ve çok şiddetlidir.
3- Burada kabir ve sonrası kast edilmiştir. Çünkü kabir ahiretin ilk durağıdır. Orası hafif olursa ondan sonrası da hafif olur. Orası şiddetli olursa ondan sonrası da şiddetli olur.
4- Cennetteki mertebeler güzel ameller karşılığında verilir. Eğer amel güzelse karşılığını Allah fazlasıyla lütfeder. Şakik-i Belhi del ki: “Biz beş şeyi aradık fakat başka beş yerde bulduk. Günahı terk etmeyi aradık kuşluk namazında bulduk, kabrin nurunu aradık gece namazında bulduk, Münker ve Nekir’e cevap vermeyi aradık kuran okumakta bulduk, sırattan geçmeyi aradık oruç ve sadakada bulduk, arşın gölgesini aradık halvette bulduk.”

وَقَالَ عُمَرُ رَضِيَ اللهُ عَنْهُ رَأيْتُ جَمِيعَ الأخِلاّءِ فَلَمْ أرَخَلِيلاً أفْضَلَ مِنْ حِفْظِ اللِسَانِ وَ رَأيْتُ جَمِيعَ اللِبَاسِ فَلَمْ أرَلِبَاسًا أفْضَلَ مِنَ الوَرَعِ وَ رَأيْتُ جَمِيعَ المَالِ فَلَم أرَمَالاً أفْضَلَ مِنَ القَنَاعَةِ وَ رَأيْتُ جَمِيعَ البِرِّفَلَم أرَبِرًّا أفْضَلَ مِنَ النَّصِيحَةِ وَ رَأيْتُ جَمِيعَ الأطْعِمَةِ فَلَم أرَ طَعَامًا ألَذَّ مِنَ الصَبْرِ .

23- Hz. Ömer (r.a) den:
Bütün dostları gördüm, dili muhafaza etmekten daha iyi dost görmedim.1
Bütün elbiseleri gördüm, takvadan daha güzel bir elbise görmedim.2
Bütün malları gördüm, kanaatten daha güzel bir mal görmedim.3
Bütün hayırları (iyilikleri) gördüm, nasihatten daha efdal (üstün) olanını görmedim.4
Bütün yemekleri gördüm, sabırdan daha lezzetlisini görmedim.5
___________________________
1- Dili muhafaza etmek insanı yalandan ve gıybetten korur.
2- İbrahim b. Ethem der ki: “takva şüpheli şeyleri terk etmektir. Faydasız şeyleri terk etmek ise fuzulatı (fazla ve fuzuli olan şeyleri) terk etmektir.”
3- Rasulüllah (s.a.v) Ebu Hüreyre’ye şöyle buyurdu: “Takva ol ki, insanların en âbidi olasın. Kanaatkâr ol ki, insanların en çok şükredeni olasın. Nefsin için sevdiğini başkaları için de sev ki, mümin olasın. Komşularınla iyi geçin ki, Müslüman olasın. Az gül çünkü çok gülmek kalbi öldürür.”
4- Bu âlemde doğruluktur. Hayır iki çeşittir: Birincisi; hiçbir karşılık beklemeden malını Allah yolunda harcamaktır ki, buna sıla denir. Rasulüllah (s.a.v) buyurdu: “kalpler, kendisine güzel olanı sevmek kötü olana da buğz etmek üzere yaratılmıştır.” Hayır, insanın rızasını almak takva ise Allah’ın rızasını kazanmaktır. Her ikisini de kendisinde toplayan mutluluğu yakalar ve geniş nimete erişir. İkincisi; maruf ki, bu da güzel konuşmak, güler yüzlü olmak ve de darlık ve zorluk anında mal ile yardım etmektir.
5- Sabır üç kısımdır; kazaya karşı öfkelenmeyip nefsini zapt etmek, dilini kötü şeylerden muhafaza etmek ve bütün azaları kötülüklerden muhafaza edip kurtarmaktır. Kim bu üç kısmı yerine getirirse imanın yarısı olan sabrın faziletini alır, belalar ihsana döner. Sonra sabır tekrar ikiye ayrılır. Biri kesbi (kulun kazanmasıyla) olan sabır, diğeri ise kesbi olmayan sabırdır. Kesbi olan sabır da iki kısımdır. Allah’ın emirlerine karşı sabır, ve Allah’ın yasaklarına karşı sabır.

وَعَنْ بَعْضِ الحُكَمَاءِ أنَّهُ قَالَ الزُهْدُ خَمْسُ خِصَالٍ الثَّقَةُ بِاللهِ وَالتَّبَرِّى عِنِ الخَلْقِ وَالإخْلاصُ فِى العَمَلِ واحْتِمَالُ الظُلْمِ وَالقَنَاعَةُ بِمَافِى اليَدِ .

24- Bazı hikmet sahiplerinden:
Züht beş haslettir
1- Allah’a güvenmek1
2- Halktan beri olmak2
3- Amelde ihlâslı olmak3
4- Zulme tahammül etmek4
5- Elindekine kanaat etmek5

____________________

1- Yani fakirliği sevmekle birlikte güvenmektir. Abdullah b. Mübarek, Şakiki Belhi ve Yunus b. Esat derle ki; “ Bu zühdün emaresidir. Çünkü züht üzere olan kul ancak Allah’a güvenmekle takva sahibi olur.”
2- Ebu Süleyman Darani buyuruyor ki; “Züht zikrullah ile meşgul olmaktan alıkoyan şeyleri terk etmektir.”
3- Yahya b. Muaz buyuruyor ki; “Üç haslete sahip olmayan kişi zühde erişemez. Bu hasletler: zahmeti gidermeksizin amel, tamahsız söz ve riyasetsiz izzettir.”
4- Rasulüllah (s.a.v) buyurdu: “Dünyada züht, sana helal olanı haram kabul etmek değildir. Fakat senin elindekine daha çok güvenmemek ve sana bir musibet eriştiği zaman o sende baki kalsa da onun sevabını umarak istemek.
5- Cüneyt-i Bağdadi diyor ki; “Züht elde olmayandan kalbi arî tutmaktır.” Süfyan-ı sevri de; “Züht, emelini kısa tutmak (uzun emeli terk etmek) tir. Yoksa basit yemekler yiyip basit elbiseler giymek değildir.”buyuruyor. bu zühdün emarelerindendir. Zahit dünyadaki varlıklılığına sevinmez, yokluk içinde olduğuna da üzülmez.

وَعَنْ بَعْضِ العُبَّادِ أنَّهُ قَالَ فِى المُنَاجَاةِ إلهِى طُولُ الأمَلِ غَرَّنِى وَحُبُّ الدُّ نْيَا أهْلَكَنِى وَالشَّيْطَانُ أضَلَّنِى وَالنَّفْسُ الأمَّارَةُبِالسُّوءِ عَنِ الحَقِّ مَنَعَتْنِى وَقَرِينُ السُّوءِ عَلَى المَعْصِيَةِ وَأعَانَنِى فَأغِثْنِى يَاغِيَاثَ المُسْتَغِيثِينَ فَإنْ لَمْ تَرْحَمْنِى فَمَنْ ذَا الّذِى يَرْحَمُنِى غَيْرُكَ .

25- Bazı abidlerden:
Allah’a münacatta bulunurken şöyle demişler;
İlahi uzun emel beni mağrur etti1 dünya sevgisi beni helak etti2 şeytan beni dalalete sevk etti nefsi emmare beni haktan men etti3 ve kötü arkadaş günah işlemekte bana yardım etti.4
Ey yardım isteyenlerin yardımcısı bana yardım et. Eğer bana yardım etmezsen senden başka bana kim merhamet eder.

_____________________________

1- Allah (c.c) uzun emeli zem etti ve buyurdu: “Onları bırakın yesinler ve boş emel onları oyalaya dursun yakında bilecekler.” (Hicr/ 3)
1- Resulüllah (s.a.v) buyurdu: “kalbine dünya sevgisi dolduran dünyada üç şey tadar; birincisi yorgunluk/bedbahtlık ki, istekleri tükenmez. İkincisi hırs, zenginliğe doymaz. Üçüncüsü sonu gelmeyen uzun emeldir.” (Taberani)
2- Nefsi emmare, hissi, lezzeti ve şehveti emreder ve kalbi kötü ahlakın kaynağına ve şerlerin en kötüsüne çeker. Hz. Ali (r.a) buyurdu: sizin için iki şeyden korkarım biri nefsi arzularınıza uymaktan diğeri, uzun emelden. Nefse uymak hakkın önüne settir, uzun emel ise ahireti unutturur.” Ebu Süleyman Darani der ki; “En faziletli amel nefsin arzularına muhalefet etmektir.”
3- Adiy b. Zeyd bir şiirinde şöyle der:
Kişiyi arkadaşından sor
Her kişi arkadaşına uyar
Bir kavme gittiğinde hayırlılarıyla arkadaş ol
Helak olmuşlarıyla arkadaş olma sende helak olursun.

قَالَ النَّبِيُّ عَلَيْهِ السَّلامُ سَيَاْتِى عَلَى اُمَّتِى زَمَانٌ يُحِبُّونَ الخَمْسَ وَيَنْسَوْنَ الخَمْسَ يُحِبُّونَ الدُّ نْيَا وَيَنْسَوْنَ الآخِرَةَ َوَيُحِبُّونَ الحَيَاةَ وَيَنْسَوْنَ المَوْتَ وَيُحِبُّونَ القُصُورَ وَيَنْسَوْنَ القُبُورَ َوَيُحِبُّونَ المَالَ وَيَنْسَوْنَ الحِسَابَ وَيُحِبُّونَ الخَلْقَ وَيَنْسَوْنَ الخَالِقَ .

26- Rasulüllah (s.a.v) den:
Ümmetim üzerine bir zaman gelecek ki beş şeyi sevip beş şeyi unutacaklar; Dünyayı sevip ahireti unutacaklar, hayatı sevip ölümü unutacaklar.1 köşkleri sevip kabirleri unutacaklar, malı sevip hesabı unutacaklar,2 halkı sevip halikı unutacaklar.3

وَعَنْ يَحْيَ بْن ِمُعَاذِالرَّازِيِّ رَحِمَهُ اللهُ فِى المُنَاجَاةِ إلهِى لايَطِيبُ اللَيْلُ إلاّ بِمُنَاجَاتِكَ وَلايَطِيبُ النَّهَارُ إلاّ بِطَاعَتِكَ وَلايَطِيبُ الدُّ نْيَا إلاّ بِذِكْرِكَ وَلايَطِيبُ الآخِرَةُ إلاّ بِعَفْوِكَ وَلايَطِيبُ الخَنَّةُ إلاّ بِرُؤَيَتِكَ .
27- Yahya b. Muaz-ı Razi (r.a) den:
Münacatında şöyle demiştir; “İlahi geceler ancak sana yalvarmakla güzeldir. Gündüzler ancak sana itaatle, dünya ancak seni zikirle, ahiret ancak senin affınla, cennet ancak senin cemalinle güzeldir.”

_____________________________
1- Hz. Ayşe(r.anha) den: Rasulüllah şöyle buyurdu: “ kim yirmi beş kere Allah’ım! Ölümümü ve sonrasını mübarek kıl der, sonrada yatağında ölürse, Allah ona şehid sevabı verir.” (Taberani)
2- Rasulüllah (s.a.v) buyurdu: “ züht yaratanın sevdiğini sevmen erdiğini yermen ve dünyanın haramlarından kaçtığın gibi helallerinden de kaçmandır. Zira helalin hesabı, haramın azabı vardır. Ve nefsini koruduğun gibi Müslümanları da koruman, haramları yasakladığın gibi faydasız boş şeyleri de yasaklaman, kokmuş ölü etti yemekten men edildiğin gibi çok yemek yemekten men edilmen, ateşten uzaklaştığın gibi dünyanın kırıntısından ve süsünden uzaklaşman, dünyada çok mülk edinmeyi terk etmendir. İşte dünyadaki züht budur.” (Deylemi)
3- Kişi uzun emele daldığı zaman ölümü ve ahiret hallerini unutur, dünyaya rağbet eder. Bu da zaruri olarak kalbi katılaştırır. Bunun neticesi olarak ta itaati terk eder, ahrete hazırlık konusunda tembelleşir ve tövbeden uzaklaşır. Rasulüllah (s.a.v) kahkahayla gülen bir meclise uğradı ve şöyle buyurdu:
“ شوب وامجالسكم بمكدراللذات؟ قالواومامكدراللذت؟ قال الموت”
“Meclisinize lezzetleri kırıran şeyi katın. Dediler ki lezzetleri kıran şey nedir ya rasulellah? Rasulullah: ölümdür buyurdu .”
4- Resulüllah (s.a.v) buyurdu: “Allah (c.c) Hz. Adem (a.s) i cennetten yer yüzüne indirdiği zaman altın ve gümüş hariç Adem (a.s) a komşu olan her şey üzüldü Allah onlara sordu; her şey üzüldü siz neden üzülmediniz? Dediler ki; Rabbimiz sen biliyorsun ki biz onu senin için sevmiştik sana isyan ettiğinden dolayı ona üzülmedik. Allah (c.c) buyurdu ki; izzetim ve celalime yemin olsun ki, sizi öğle aziz edeceğim ki onun oğulları (zürriyeti) sizinle bir şeylere ulaşabilecekler.” (deylemi)

BEŞİNCİ KISIN
ALTILI CÜMLELER BÖLÜNÜ

Bu bölümde on yedi mevize vardır. İkisi hadis-i şerif diğerleri kelam-ı kibardır.
بَابُ السُّدَاسِى

وَعَنِ النَّبِىِّ صَلّى اللهُ عَلَيهِ وسَلَّمَ سِتَّةُ أشْيَاءَ هُنَّ غَرِيبَةٌ فِى سِتَّةِ مَوَاضِعَ المَسْجَدِ غَرِيبٌ فِي مَابَيْنَ قَوْمٍ لايُصَلُّون فَيهِ وَالمُصْحَفُ غَرِيبٌ فِى مَنْزِلِ قَوْمٍ لايَقْرَئُون فِيهِ وَالقُرْآنُ غَرِيبٌ فِى جَوْفِ الفَاسِقِ وَالمَرْأةُ المُسْلِمَةُالصَّالِحَةُ غَرِيبَةٌ فِى يَدِ رَجُلٍ ظَالِمٍ سَىِّءِ الخُلُقِ وّ رَجُلٌ المُسْلِمٌ الصَّالِحٌ غَرِيبٌ فِى يَدِ إمْرَأةٍرَدِيَّةٍ سَيَّئَةِ الخُلُقِ وَالعَالِمُ غَرِيبٌ بَيْنَ قَوْمٍ لايَسْمَعُونَ إلَيْهِ ثُمَّ قَالَ النَّبِيُّ عَلَيْهِ السَّلامُ إنَّ اللهَ تَعَالَى لايَنْظُرُ إلَيْهِمْ يَوْمَ القِيَامَةِ نَظَرَ الرَّحْمَةِ .

1- Rasulüllah (s.a.v) den:
Altı şey altı yerde gariptir.
Cami, içinde namaz kılmayanlar arasında,
Mushaf, okunmayan bir evde,
Kuran, fasıkların kalbinde,1
Müslüman ve Saliha bir kadın, zalim, kötü huylu bir erkeğin elinde,2
Müslüman ve salih bir erkek, kötü huylu kadının elinde,3
Âlim, kendini dinlemeyen topluluk arasında gariptir.
Sonra Rasulüllah (s.a.v) şöyle buyurdu: Allah kıyamet günü onlara rahmet nazarıyla bakmaz.
___________________________________
1- Ona iman eden fakat onunla amel etmeyen hafızın kalbinde kur’an gariptir.
2- Resulüllah (S.A.V) buyurdu: “bana en çok sevdirilenleriniz güzel ahlaklı olanlarınız, barınacak vatan ve birbirine karşı ülfetli olanlarınızdır.” Güzel ahlak kolaylaştırmak, nefsin şiddetini yumuşatmak, yumuşak mizaçlı olmak, güler yüzlü olmak güzel söz söylemek ve az hiddetli olmaktır. Resulüllah (S.A.V) buyurdu: “cennet ehli her zaman yumuşak huylu, kolaylaştırıcı ve güler yüzlüdür.”
3- Toplum içerisinde soyunu alçaltacak hallerde bulunan nesebini horlatacak tavırları olan kötü huylu kadının elindeki Müslüman salih erkek gariptir. Bazı belagatçiler şöyle der: “güzel ahlak, kişinin kendi nefsinde huzur, insanlar arasında selamettir. Kötü ahlak ise insanlar arasında bela, dendi nefsinde de ayıplamadır.

قَالَ النَّبِيُّ صَلّى اللهُ عَلَيهِ وسَلَّمَ سِتَّةٌ لَعَنْتُهُم وَلَعَنَهُمُ اللهُ تَعَالَى وَكُلُّ نَبِيٍّ مُجَابُ الدَعْوَاتِ الزَّائِدُ فِى كِتَابِ اللهِ تَعَالَى وَالمُكَذِّبُ بِقَدَرِاللهِ تَعَالَى وَالمُتَسَلِّطُ بِالجَبَرُوتِ لِيُعِزَّمَنْ أذَلَّهُ اللهُ وَيُذِلَّ مَنْ أعَزَّه اللهُ وَالمُسْتَحِلُّ لِحَرَمِ اللهِ تَعَالَى وَالمُسْتَحِلُّ مِنْ عِتْرَتِى مَاِحَرَمَ اللهُ وَتَارِكٌ لِسُنَّتِى فَإنَ اللهَ تَعَالَى لايَنْظُرُ إلَيْهِمْ يَوْمَ القِيَامَةِ نَظَرَ الرَّحْمَةِ .
2- Rasulüllah (s.a.v) buyurdu:
Altı kimseye Allah, peygamberler ve duası kabul olanlar lanet ederler.
Allah’ın kitabına fazla bir harf katan,1
Kaderi yalanlayan,2
Kibir ve kahırla zulmederek Allah’ın zelil ettiğini aziz, aziz ettiğini zelil etmeye kalkışan,
Allahın haram kıldığını helal sayan,
Ehli beytimden Allahın haram kıldığını helal addeden,3
Sünnetimi terk eden4
Bunlara Allah kıyamet günü rahmet nazarıyla bakmaz.

________________________
1- Kur’an da olmayan şeyleri kur’an a sokanlar, sahih olmayan tevil ve yorumları yapanlar.
2- Eşyaya tayin edilmiş özel vakitlerdeki zatî iradenin taallukudur. Her muayyen ahvalin muayyen vakitlerdeki taalluku ve muayyen sebepler kaderden ibarettir.
3- Resulüllah’ın zürriyetine karşı haram olan şeyleri helal saymak. Masiyet ve zulüm gibi…
4- Sünnetten yüz çeviren veya sünneti hafife alıp küçümseyen.

قَالَ أبوُ بَكرِالصِدّيقِ رَضِيَ اللهُ عَنْهُ إنَّ إبْلِيسَ قَائِمٌ أمَامَكَ وَالنَّفْسَ عَن يَمِينِكَ وَالهَوِى عَنْ يَسَارِكَ وَالدُّ نْيَا عَنْ خَلْفِكَ وَالأعْضَاءَ عَنْ حَوْلِكَ وَالجَبَّارَفَوْقَكَ يَعْنِى بِالقُدْرَةِ لابِالمَكاَنِ فَالإبْلِيسُ لَعَنَهُ اللهُ يَدْعُوكَ إلَى تَرْكِ الدِّ ينِ وَالنَّفْسُ يَدْعُوكَ إلَى المَعصِيَةِ وَالهَوِى يَدْعُوكَ إلَى الشَّهْوَةِ وَالدُّ نْيَا تَدْعُوكَ إلَى إخْتِيَارِهَا عَلَى الآخِرَةِ وَالأعْضَاءُ تَدْعُوكَ إلَى الذُّ نُوبِ وَالجَبَّارُ يَدْعُوكَ إلَى الجَنَّةِ وَالمَغَفِرَةِ قَالَ اللهُ تَعَالَى وَاللهُ يَدْعُوا إلَى الجَنَّةِ وَالمَغَفِرَة فَمَنْ أجَابَ إبْلِيسَ ذَهَبَ عَنْهُ الد ينُ وَمَنْ أجَابَ النَّفْسَ ذَهَبَ عَنْهُ الرُّوحُ وَمَنْ أجَابَ وَالهَوِى ذَهَبَ عَنْهُ العَقلُ وَمَنْ أجَابَ الدُّ نْيَا ذَهَبَ عَنْهُ الآخِرَةِ وَمَنْ أجَابَ الأعْضَاءَ ذَهَبَ عَنْهُ الجَنَّةُ وَمَنْ أجَابَ اللهَ تَعَالَى ذَهَبَ عَنْهُ السَّيِّآتُ وَنَالَ جَمِيعِ الخَيْرَتِ .

3- Hz. Ebu Bekir es-Sıddık (r.a) buyurdu ki:
Şüphesiz ki, iblis senin önünde oturmuş, nefis sağında, heva solunda, dünya arkanda, uzuvların etrafında, cebbar olan Allah (c.c) da kudretiyle üstündedir.
İblis seni dinini terk etmeye çağırır, nefis isyana davet eder,1 Heva şehvete davet eder, dünya ahrete karşı kendini beğenmeye davet eder,2 Azaların seni günahlara davet eder, cebbar olan Allah ise, cennete ve mağfirete çağırıyor ve şöyle buyuruyor: “Onlar cehenneme çağırıyorlar3 Allah ise izni ilahi ile cennete ve mağfirete davet ediyor.” ( )
İblisin çağrısına icabet edenin dini gider, nefsin çağrısına icabet edenin ruhu gider. hevanın çağrısına icabet edenin aklı gider.4 Dünyanın çağrısına icabet edenin ahreti gider, azaların çağrısına icabet edenin cenneti gider.5 Allah’ın çağrısına icabet edenin kötülükleri gider ve bütün hayırlara nail olur.6
________________________________
1- Resulüllah (s.a.v) buyurdu: “Allah sıratı müstakimi iki tarafı sularla çevrilmiş bir yola darb-ı mesel yapmıştır. O sularda açık kapılar vardır ve kapıların üstünden sarkılmış örtüler bulunur. O yolun kapısında bir münadi şöyle seslenir: ey insanlar! Hepiniz yola girin geri dönmeyin. İnsanların herhangi birinin o sulardaki kapılardan herhangi birini açmak istedikleri zaman bir başka münadi de yolun üst tarafından şöyle seslenir: sana yazıklar olsun o kapıyı açma! Çünkü eğer sen o kapıyı açarsan içeriye de girersin. O yol İslam’dır, sular Allah’ın hudutları, açık kapılar Allahın haram ettiği şeylerdir. Yolun başındaki münadi Allah’ın kitabı, üstündeki münadi de Müslümanların kalbine Allah’ı anlatan vaizlerdir.” (Müslim, Ahmet b. Hambel)
5- Şair şöyle diyor: Allah ki, eyyamı(günleri) nizama koydu
İnsanlar ondan istifade etmeyi terk etti
Akl-ı kâmiller geçim darlığında kaldı
Tedbirsiz ahmaklar bol rızıkla müreffeh oldu
İşte bu hal akıllıları hayrette bıraktı
Ki, ince düşünen akıl daneler dinsizliğe meyletti.
Başka bir şair de:
İnsanlar zamanları gibidir keskin baltaya benzerler
Senin çağında erkekler çağının kabullendiği halleri gibidirler
Böylece zaman fesat olunca o fesat zamanın erkeklerine sirayet eder.
6- Yani insanî ruh gider. Bu insanî ruh, iyiliksever, bilinçli ve düşünceli olan ruhtur ki, hayvani ruh üzerine yüklenmiştir. Hayvanî ruh ise latif bir cisimdir. Onun membaı (kaynağı) cismanî olan kalbin içindeki boşluktur. Damarlar vasıtasıyla bedende ki diğer kısımlara yayılır.
7- “Akıl benim için işlerimde keskinliğine nispetle bıçak gibi bir alettir.” Sözüyle herkesin işaret ettiği nefsi natıka (konuşan nefis / insan) kuvvettir.
8- Rasulüllah (s.a.v) buyurdu: “kendisi için iki ev tahsis edilmeyen kul yoktur. Bu evlerin biri cennettedir diğeri cehennemdedir. Mümin cennetteki evini bina eder (yapar), cehennemdekini yıkar. Kâfir ise cennettekini yıkar cehennemdekini yapar. (deylemi)
9- Rasulüllah (s.a.v) buyurdu: “yerinin cehennem olduğunu sanarak – orası çok kötü de olsa – Allah’a karşı şükrünü artırandan başka kimse cennete girmez. Yerinin cennet olduğunu sanarak – orası çok güzel de olsa – ona hasret çeken kimseden başka hiç kimse cehenneme girmez. (buhari)

وَعَنْ عُمَرَ رَضِيَ اللهُ عَنْهُ إنَّ اللهَ تَعَالَى كَتَمَ سِتَةٌ فِى سِتَّةٍ كَتَمَ الرِضَا فِى طَاعَةٍ وَكَتَمَ الغَضَبُ فَى مَعْصِيَةٍ وَكَتَمَ لَيلةُ القَدْرِ فِى شَهْرِرَمَضَانَ وَكَتَمَ أولَيَائُهُ فِيمَا بَيَنَ النَّاسِ وَكَتَمَ المَوْتُ فِى العُمْرِوَكَتَمَ الصَّلاةُ الوُسطُى فِى الصَلَوَاتِ .

4- Hz. Ömer (r.a) de:
Şüphesiz Allah altı şeyi altı şeyde gizlemiştir.
Rızasını ibadette,1 gazabını günahlarda,2 kadir gecesini ramazanda,3 evliyasını insanlar arasında,4 ölümü ömür içinde,5 salât-ı vustayı namazlarda6 gizlemiştir.

___________________________

1- İnsanlar var güçleriyle bütün ibadetlerini yerine getirerek Allah’ın rızasına nail olmayı umsunlar diye… bizim için en küçük itaati bile küçümsemek caiz değildir. Çünkü çok kere Allah’ın rızası o küçük ibadette olabilir.
2- İnsanlar gazaba duçar olma korkusu ile günahlardan sakınırlar. Cidden dikkat edilirse en küçük günahı bile küçümsememek gerekir. Zira Allah’ın gazabının o küçük günahta olduğu bilinmez.
3- İnsanlar var güçleriyle bütün ramazanın gecelerini ibadetle ihya etmeye çalışmalıdırlar. Çünkü kadir gecesindeki nafile ibadetlerin ecri diğer günlerdeki farz ibadetlerin ecri gibidir. Hadis-i şerifte buyrulduğu gibi kadir gecesinde bir rekat diğer günlerdeki bin rekattan efdaldir ve kadir gecesinde çekilen bir tesbih diğer günlerde çekilen bin tesbihten daha efdaldir ki, kadir gecesine tesadüf etmesini umarak bütün ramazan gecelerini ihya etmek için gayret edilmelidir. Zira kadir gecesi bin aydan daha hayırlıdır. Bu da 83 sene 4 ay eder. Rasulüllah (s.a.v) buyurdu: “kadir gecesi zina eden ve içki içene Allah ve göktekiler yerle gök arası kadar lanet eder” (Taberani) Ramazan ayına ulaşmadan ölen kişi için Allah katında hasenat olmadığından o kişi cehennemden korkar. Ramazan ayında Allah’tan korkun. Zira o ayda sevaplar kat kat artar. Ramazan ayı dışında ise artmaz. Günahlar da böyledir.
4- Velilerden hiçbirinin horlanmaması için ve evliyadan biri ile karşılaşıp onlardan dua etmelerini istesinler diye Allah insanlar arasında evliyasını gizlemiştir.
5- İnsanlar her vakit allah’a ibadet ederek ölüme hazırlanmalıdırlar. Zira ölüm çoğu zaman ansızın gelir.
6- İnsanlar beş vakit namazın hepsine itina göstersinler diye fazileti çok olan salat-ı vüsta’yı beş vakit namazın içinde gizlemiştir. İsmi azam’ını bütün isimler arasında gizlemiştir. İsmi azam’ına tesadüf etmesi ümidiyle insanlar dualarında Allah’ın bütün isimlerini çok zikretmesi için. Kıyamet günü Cuma günleri içinde gizlenmiştir ki, insanlar Cuma günleri çok dua etsinler. Seb’ul-mesani (çok tekrarlanan yedi)yi bütün kur’an surelerinin içinde gizleniştir ki, insanlar bütün kur’an ın hepsini çok okusunlar.

قَالَ عُثْمَانُ رَضِيَ اللهُ عَنْهُ إنَّ المُئُومِنَ سِتَةُ أنْوَاعٍ مِنَ الخَوْفِ أحَدُهَا مِنْ قِبَلِ اللهِ أنْ يَاْخُذَ مِنْهُ الإيمَانُ وَالثَّانِى مِنْ قِبَلِ الحَفَظَةِ أنْ يَكْتُبَ عَلَيْهِ مَايَفْتَضِحُ بِهِ يَوْمَ القِيَمَةِ وَالثَالِثُ مِنْ قِبَلِ الشَّيْطَانِ أنْ يُبْطِلَ عَمَلُهُ وَالرَّابِعُ مِنْ قِبَلِ مَلَكُ المَوْةِ أنْ يَاْخُذهُ فِى غَفْلَةٍ بَغْتَةً وَالخَامِسُ مِنْ قِبَلِ الدُّ نْيَا أنْ يَغْتَرَّ بِهَا وَيَشْتَغِلَ عَنِ الآخِرَةِ وَالسَادِسُ مِنْ قِبَلِ الأهْلِ وِالعِيَالِ أنْ يَشْتَغِلَ بِهِمْ فَيَشْتَغِلُونَهُ عَنْ ذِكْرِ اللهِ تَعَالَى

5- Hz. Osman (R.A) den:
Şüphesiz mümin altı çeşit korku içinde yaşar.
İmanının Allah tarafından alınması korkusu,1 kıyamet günü kendisini rüsvay edecek amellerin melekler tarafından yazılması korkusu,2 şeytan tarafından amellerinin iptal edilmesi korkusu, ölüm meleği Azrail tarafından gaflet içinde ansızın yakalanması korkusu, dünya ile meşgul olup, ahretten bihaber olma korkusu ve aile efradı ile meşgul olup, Allah’ın zikir ile meşgul olmama korkusu içinde yaşar.

__________________________________

1- Can verirken Allah tarafından imanının alınması korkusu… rivayet olunur ki; İbni Mesut dua ederken şöyle derdi: “Allah’ım senden irtidat etmeyecek iman, tükenmeyecek nimet, göz aydınlığının kesilmemesi ve resulüne (s.a.v)cennetlerin en alasında (Firdevs cenneti) ebedi olarak arkadaş olmayı isterim.”
2- Rasulüllah (s.a.v) buyurdu: “Dünyanın rüsvaylığı ahiretin rüsvaylığından daha hafiftir.” Münafî der ki; nefis için ayıp olan hangi ar olursa olsun; kim o ayıptan kurtulmak maksadıyla itiraf eder ve vazgeçtiğini beyan ederse, işte bu hal kıyamete kadar o ayıbı gizlemekten çok daha hafiftir. Kendinde zina vaki olan bazı sahabe-i kiram yukarıdaki hadis-i şerifi bildikleri için Resulüllah’a had uygulasın diye bu hallerini ikrar ettiler. Hatta Resulüllah kendilerini azarlamasıyla dahi ikrarlarından dönmediler. Çünkü biliyorlardı ki, dünyadaki rüsvaylık had cezasının varlığıdır. Bu ise ahiretin rüsvaylığından daha hafiftir.

وَعَنْ عَلِيٍّ رَضِىَ اللهُ عَنْهُ أنَّهُ قَالَ مَنْ جَمَعَ سِتّةَ خِصَالٍ لَمْ يَدَعُ للجَنَّةِ مَطْلَبًا وَلاعَنِ النَّارِمَهْزَبًا أوَّلُهَا عَرَفَ اللهَ تَعَالَى فَاَطَّاعَهُ وَعَرَفَ الشَّيْطَانَ فَعَصَاهُ وَعَرَفَ الآخِرَةَ فَطَلَبَهَا وَعَرَفَ الدُّ نْيَا فَرَفَضَهَا وَعَرَفَ الحَقَّ َفَأتْبَعَهُ وَعَرَفَ البَاطِلَ فَاجْتَنَبَهُ .

6- Hz. Ali (r.a) den:
Altı şeyi kendisinde toplayan kimse cennet için bir istek, cehennem için bir kaçış yeri bırakmamış, hepsini elde etmiş olur.
Allah’ı tanıyıp ona itaat eden,1 şeytanı tanıyıp ona isyan eden, ahreti bilip onu isteyen, dünyayı tanıyıp onu terk eden, hakkı bilip ona ittiba eden, batılı tanıyıp ondan kaçan (sakınan).

وَقَالَ أيْضاً ألنِّعَمُ سِتّةُ أشْيَاءَ الإسْلامُ وَالقُرآنُ وَمُحَمَّدٌرَسُول اللهِ وَالعَافِيَة وَالسِّتْرُ وَالغِنَى عَنِ النَاسِ .

7- yine Hz. Ali (r.a) den:
En büyük nimet altıdır: İslam, kur’an, Allah resulü Hz. Muhammed (s.a.v),2 sıhhat, günahların örtülmesi3 ve insanlardan müstağni olmaktır.

وَعَنْ يَحْيَ بْن ِمُعَاذِ الرَّازِيِّ رَحِمَهُ اللهُ العِلْمُ دَلِيلُ العَمَلِ وَالفَهْمُ وِعَاءُ الَعِلْمِ وَالعقْلُ قَائِدٌ لِلخَيْرِ وَالهَوَى مَرْكَبٌ لِلذَّنُوبِ وَالمَالُ رِدَاءُ المُتَكَبِّرِينَ وَالدُّ نْيَا سُوقُ الآخِرَةِ .

8- Yahya b. Muaz (r.a) dan:
İlim amelin delilidir, anlamak ilmin kalbidir, akil hayra sevk edicidir, heva günahların bineğidir, dünya ahiretin çarşısıdır4 ve mal mütekebbirin abasıdır.
______________________________
1- Allah yaratan, rızık veren öldüren ve diriltendir.
2- Bizim her gün “rab olarak Allah din olarak İslam peygamber olarak Hz. Muhammed (s.a.v) rehber olarak da kur’an bana yeter” dememiz lazımdır.
3- Hz. Allah bir hadis-i kutsi de şöyle buyurdu: “ey Âdemoğlu bana ibadete dalanın kalbini zenginlikle, elini rızıkla doldururum. Benden uzaklaşanın kalbini fakirlikle elini dünya meşgalesi ile doldururum.” (Taberani)
4- Rasulüllah (s.a.v) buyurdu: “ kim dünyada helal kazanırsa, Allah onu hesaba çeker. Kim de haram kazanırsa, Allah ona azap eder.”

قَالَ أبُوذُرْجِمْهِرُ سِتَّةُ خِصَالٍ تَعْدِلُ جَمِيعَ الدُّ نْيَا الطَعَامُ المَرِئُ وَالوَلَدُ الصَالِحُ وَالزَوْجَةُ المُوَافِقَةُ وَالكَلامُ المُحْكَمُ وَالكَمَالُ العَقْلِ وَصِحَّةُ البَدَنِ

9- Ebu Zür Cimhir derki:
Altı şey vardır ki, bütün dünyaya bedeldir.
Lezzeti terk etmek, Salih evlat, iyi geçimli kadın, sağlam söz, akıl kemali1 ve sıhhatli beden.

وَعَنِ الحَسَنَ البَصْرِىِّ رَحِمَهُ اللهُ لَوْلاالأبْدَالُ لَخَسَفَتِ الأرْضُ وَمَافَيِهَا وَلَوْلا الصَالِحُونَ لَهَلَكَ الطَّا لِحُونَ وَلَوْلا العُلَمَاءُ لَصَارَالنَاسُ كُلُّهُمْ كَالبَهَائِمِ وَلَوْلا السُّلْطَنُ لأهْلَكَ بَعْضُهُمْ بَعْضًا وَلَوْلا الحُمَقَاءُ لَخَرَبَتِ الدُّ نْيَا وَلَوْلاالرِيحُ لأنْتَنَ كُلُّ شَيْئٍ .

10- Hasan-ı Basri den:
Eğer abdallar (velilerden bir taifedir) olmasaydı, yer ve yeryüzündekiler batardı.2 Eğer Salihler olmasaydı, asiler helak olurdu. Eğer hükümet (mülkü idare edenler) olmasaydı, insanlar birbirlerini yok ederlerdi. Eğer ahmaklar olamasaydı, dünya harap olurdu. Eğer âlimler olmasaydı,3 bütün insanlar hayvanlar gibi olurdu. Eğer rüzgâr olmasaydı, her şey kokardı.

________________
1- Rasulüllah (s.a.v) buyurdu: “Her alemin bir reisi vardır. Kişinin amelinin reisi de aklıdır.” Kişinin Rabbine ibadeti aklının miktarı kadar olur. Hz. Ömer (r.a) şöyle der: “kişinin aslı aklı, ölçüsü dini, kişiliği ise ahlakıdır.”
2- Resulüllah (s.a.v) buyurdu: “abdallar kırk kişidirler yirmi iki tanesi Şam da on sekizi de Irak tadır. Bunlardan bir tanesi öldüğü zaman Allah yerine başka birini getirir. Fakat Allahın emri hepsine tecelli ettiği zaman kıyamet kopar.” (hakim)
3- Ebu’l-Leys Semerkandî derki: “kim âlimlerin yanında oturursa, ilimden bir şey hıfzetmeye muktedir değilse bile yedi keramete nail olur. İlim öğrenenlerin fazileti, günahlardan kendisini alı kor, evinden çıktığından itibaren üzerine rahmet iner, halka ehlinde (ilim meclisine) ona da bir nasip hasıl olur, o mecliste hakkı dinlediği müddetçe itaat yazılır, anlamadığı için kalbi daraldığı zaman onun bu kederi Allah’ın rızasına vesile olur, Alimin izzetini fasıkın da zilletini görünce tabiatı ilme meyleder ve kasıklığı reddeder.

وَعَنْ بَعْضِ الحُكَمَاءِ أنَّهُ قَالَ مَنْ لَمْ يَخْشَ اللهَ لَمْ يَنْجُ مِنْ زِلَّةِ اللِسَانِ وَ مَنْ لَمْ يَخْشَ قُدُومَهُ عَلَى اللهِ لَمْ يَنْجُ قَلْبُهُ مِنَالحَرَامِ وَالشُبْهَتِ وَمَنْ لَمْ يَكُنْ آيِسًا عَنِ الخَلْقِ لَمْ يَنْجُ مِنَ الطَمَعِ وَمَنْ لَمْ يَكُنْ حَافِظاً عَلَى عَمَلِهِ لَمْ يَنْجُ مِنَ الرِّيَاءِ وَمَنْ لَمْ يَسْتَعِنْ بِاللهِ عَلَى احْتِرَاسِ قَلْبِهِ لَمْ يَنْجُ مِنَ الحَسَدِ وَمَنْ لَمْ يَنْظُرْ إلَى مَنْ هُوَ أفْضَلُ مِنْهُ عِلمًا وَعَمَلاً لَمْ يَنْجُ مِنَ العُجُبِ
11- Bazı hikmet sahiplerinden:
Allah’tan korkmayan, dil kaymasından kurtulamaz.1 Allah’a gideceğinden korkmayanın kalbi haram ve şüpheden kurtulamaz.2 Halktan ümidini kesmeyen tamahtan kurtulamaz.3 Amelini muhafaza etmeyen riyadan kurtulamaz.4 Kalbini muhafaza etmek için Allah’tan yardım istemeyen kimse hasetten5 kurtulamaz. Kendisinden ilim ve amel bakımından daha iyi olana bakmayan bir kimse kendisini beğenmekten kurtulamaz.6

____________________
1- Rasulüllah (s.a.v) buyurdu: “ Diline sahip olana, evi geniş olana ve hatasına (günahına) ağlayana müjdeler olsun.”
2- Haramlar iki kısımdır. Birincisi bizzat haram olanlar; ölü eti, kan gibi… Bunlar ancak ölüm tehlikesi ile karşı karşıya kalındığında ölmeyecek kadar yemek helal olur. İkincisi ise mülkünde olmayıp başkasına ait olan şeyler; temiz su, pirinç vs. gibi… Bu tür şeyler ancak şer’an kendi mülküne geçerse helal olur. Şüpheler de üç derecedir. Birincisi; harama yakın olup helal olması şüpheli olanlar. Haram hükmündedir. İkincisi; helale yakın olup haram olması şüpheli olanlar. Bunları terk etmek takvadandır. Üçüncüsü; haram ve helal olması muhtemel olanlardır ki, bunları da tek etmek gerekir. Rasulüllah (s.a.v) buyurdu: “şüpheli olanı şüpheli olmayana terk et. Çünkü doğru söz huzur getirir yalan ise şüphede bırakır.” (tirmizi)
Bu hadisin metninde geçen يُرٍيبُكَ (yüribüke) kelimesinde ya harfi üstün yahut ötre okunur. Hadisin manası ise; “sana göre helal olması şüpheli olanları şüpheli olmayanlara terk et” demektir.
3- Rasulüllah (s.a.v) buyurdu: “Tamahkâr olmaktan Allah’a sığının, tamah kire ve kötülülüğe götürür.” (Hâkim, Taberani, Ahmet b. Hambel)
4- Rasulüllah (s.a.v) buyurdu: “ siz Allah’a ibadeti kulların övgü ve sevgisine değiştirirseniz amelleriniz boşa gider.” (Deylemi)
5- Rasulüllah (s.a.v) buyurdu: “Bekletmek balı bozduğu gibi, haset imanı ifsat eder. (bozar)”
6- Rasulüllah (s.a.v) buyurdu: “kim salih amel üzere kendini överse, onun şükrü dalalet ameli ise boştur.” (Ebu Nuaym)
Rasulüllah (s.a.v) buyurdu: “Dil ile söylemek, kalp ile beğenmek ameli bozar.” (Dar-ı Kutni)
Rasulüllah (s.a.v) buyurdu: “ Kalben kendini beğenenin yetmiş yıllık ibadeti boşa gider.” (Deylemi)

وَعَنِ الحَسَنَ البَصْرِىِّ أنَّهُ قَالَ إنَّ فَسَادَ القُلُوبِ عَنْ سِتَّةِ أشْيَاءَ أوَّلُهَا يَذْ نبُونَ بِرَجَاءِ التَوْبَةِ وَيَتَعَلَّمُونَ العِلْمَ وَلايَعْمَلُونَ وَإذَا عَمِلُوا لايَخْلِصُونَ وَيَاْكِلُونَ رِزْقَ اللهِ وَلايَشْكُرُونَ وَلايَرْضَوْنَ بِقِسْمَةِاللهِ وَيَدْفِنُونَ مَوْتَاهُمْ وَلا يَعْتَبِرُونَ .

12- Hasan-ı Basrî den:
Şüphesiz kalplerin bozulması altı şeydendir.
Tövbe etmek umudu ile günah işlemek, ilim öğrenip amel etmemek,1 ihlâsla amel etmemek,2 Allah’ın rızık olarak verdiklerini yiyip şükretmemek,3 Allah’ın taksimatına razı olmamak,4 ölüleri defnedip onlardan ibret almamak.5

____________________________

1- İlimle amel edilmediği vakit ilimde hiçbir fayda olmaz. Zira ilmin meyvesi salih ameldir.
2- Kişi ibadetinde ihlâslı olmazsa o ibadette sadakat olmaz. Sadakat asıldır, ihlâs ise dalı budağıdır.
3- Azaların her parçası ve malın her bölümü Allah’ın rızasında olmalıdır.
4- Abdulkadir Geylani (k.s) şöyle buyuruyor: “Aza razı ol ve onu samimiyetle al ki, en yüceye ve en güzele ulaşasın. Onu sevi ki, onda baki kalasın ve dünya ve ahirette yorulmasızın onu muhafaza edesin, sonra da göz aydınlığına ve sevince nail olasın.”
5- Rasulüllah (s.a.v) buyurdu: “Şüphesiz kabir ahiret menzillerinin ilkidir. Ondan kurtulana ondan sonraki çok kolay olur. Ondan kutulamayana ondan sonraki çok çetin olur.” (Tirmizi, İbni Mace, Hâkim) Yine Rasulüllah (s.a.v) buyurdu: “Muhakkak ölümde korku vardır. Sizden biriniz kardeşinin cenazesine gittiği zaman; (biz Allah’tan geldik yine O’na döneceğiz. Allahım onu katındaki Muhsinler arasına yaz. Kitabını en yüksekte kıl. Arkasından yerine bir halef kıl. Allahım bizi onun ecrinden mahrum etme ve arkasından fitneye sürüklenmekten koru) desin.”(Taberani) Yine Rasulüllah (s.a.v) buyurdu: “kim bir Müslüman öldüğünü duyar, ona hayır dua ederse, Allah ona o ölüyü hayatta iken ziyaret, öldükten sonra da defnetmiş kadar sevap yazar.”(Dar-ı Kutni)

وَقَالَ أيْضًا مَنْ أرَادَالدُّ نْيَا وَاخْتَارَهَا عَلَى الآخِرَةِعَاقَبَهُ اللهَ بِسِتَّةِ عُقُوبَاتٍ ثَلاثٌ فِى الدُّ نْيَا وَثَلاثٌ فِى الآخِرَةِ أمَاالثَلاثُ الَّتِى هِيَ فِى الدُّ نْيَافَأمَلَ لَيْسَ لَهُ مُنْتَهًى وَحِرْصٌ غَالِبٌ لَيْسَ لَهُ قَنَاعَةٌ وَاُخِذَ مِنْهُ حَلاوَةُالعِبَادَةِ وَ أمَاالثَلاثُ الَّتِى هِيَ فِى الآخِرَةِ فَهَوْلٌ يَوْمَ القِيَامَةِ وَالحِسَابُ الشَّدِيدُ وَالحَسْرَةُ طَوِيلَةُ .

13- Hasan-ı Basrî (r.aleyh) den:
Kim dünyayı ister ve ahirete tercih ederse Allah ona altı azapla azap eder. Bunların üçü dünyada üçü de ahirettedir.
Dünyadakiler:
1- Sonu gelmeyen uzun emel,
2- Yenilmeyen hırs,1
3- İbadetten zevk almamaktır.
Ahirettekiler ise:
1- Kıyamet korkusu,
2- Şiddetli (çetin) hesap
3- Sonsuz hasrettir.2

________________________

1- Hırs nefsin faziletini yok eder, ibadetin çoğalmasına mani olur, şüphelerde hileyi doğurur. Hırsın içinde saklı ideal bir gaye yoktur. Elde ettiği ile ikna olacağı sınırlar da sonsuzdur. Çünkü o, bir emeline ulaştığı zaman onunla kibirlenir. Emelleri ve hırsı artar.
2- İbadetten başka şeyle meşgul olduğu için ibadetten zevk alamaz.
3- Meşakkat ve yorgunluktan dolayı sonsuz hüzne dalmak…

قَالَ أخْنَفُ بْنُ قَيْسٍ رَضِيَ اللهُ عَنْهُ لارَحَةَ لِلحَسُودِ وَلامُرُوءَةَ لِلكَذُوبِ وَلاحِيلَةَ لِلبَخِيلِ وَلاوَفَاءَ لِلمُلُوكِ وَلاسُودَدَ لِسَيِّءِالخُلُقِ وَلارَادَّ لِقَضَاءِاللهِ .

14- Ahnef b. Kays (r.a) dan:
Haset ediciye rahmet yoktur.1 yalancı için şeref yoktur.2 Cimri için kurtuluş yolu yoktur.3 Hükümdar için vefakârlık yoktur.4 Kötü ahlak için büyüklenme yoktur.5 Allah’ın hükmüne karşı koyacak irade yoktur.6 allah’ın kazasını geri çevirecek yoktur.

___________________________________
1- Abdu’l- Mutî’s-Sümelavi şeyhinden şöyle nakleder: “Haset eden için beş bela vardır; onun için kötülük hâsıl olması, daima kederli olması, Tevfik kapılarının ona kapalı olması, mükâfatı olmayan daimi musibet ve Allah’ın şiddetli gazabına duçar olur.” Ali Maverdî der ki: “hasedin hakikati, insanlara en faziletli olan hayırlara şiddetle kederlenmektir. Haset etmeden gıpta ile yarışmak ise tesbih edilen kıymetlere zarar vermemeksizin talep etmektir.” Rasulüllah (s.a.v) buyurdu: “mümin gıpta eder, münafık haset eder.”
2- Metindeki مُرْؤَةْ (mûrüet) kelimesi en faziletli olanlar üzerinde bulunan hallerdir ki, onlardan kasten kötülük hâsıl olmaz ve hiçbir çirkin iş onlara müstahak değildir. Rasulüllah (s.a.v) buyurdu: “kim insanlara çalışır zulmetmez, konuşur yalan söylemez, söz verir vadinden dönmezse o kimse mûrüetini (şerefini) tamamlamıştır ve adaleti zahir cesareti vaciptir.”
3- Cömertliğin hududu, bir şeye ihtiyaç duyulduğunda onu kendi arzusu ile vermek ve gücünün yettiği kadarını müstahak olduğu yere ulaştırmaktır. Cömertlik sınırlı olduğu zaman kim o çizgi üzerinde durursa iyi, kerim diye isimlenir. Kim de o sınırı kısıtlarsa cimri olur ve zemmi icap ettirir. (kınanmayı gerektirir.) Rasulüllah (s.a.v) buyurdu: “Cömertin ikramı devadır, cimrinin ikramı ise zahmettir.” Bazı edipler; “Cimrinin dostu olmaz” derler. Salih b. Abd’ul- Kudüs bir şiirinde şöyle der:
İnsanlar arasında kişinin ayıbını cimrilik açar
Bütün insanlarda o ayıbı cömertlik örter
Örtülür ayıplar cömertlik ve esvapla
Her ayıbı görürüm ki cömertlik örter.
4- Çünkü hükümdarlar himayesinde olanların hiçbirinden sakınmaz korkmaz. Rasulüllah (s.a.v) buyurdu: “Ümmetimden iki sınıf vardır ki, onlar ıslah olursa ümmetim ıslah olur. Onlar; hükümdarlar ve fakihler (fıkıh âlimleri)dir.” (Ebu Nuaym) Rasulüllah (s.a.v) buyurdu: “İdareciler hidayet üzere doğru yolda oldukları zaman, zalim ve günahkâr oldukları zaman, idare olunan halk, hidayet üzere doğru yolda olsalar bile helak olurlar.” Hz. Ebu Bekir (r.a) bir şiirinde şöyle dediği rivayet olunur:
İnsanların hepsini şerefli görmek istersen,
Miskin kıyafette olan idareciye bak,
Bu hal insanlar arasında güzel bir haldir.
Ve bu da din ve dünya için ıslahtır.
5- Rasulüllah (s.a.v) buyurdu: “Kötü ahlak uğursuzluktur. Sizin en şerlileriniz kötü ahlaklı olanlarınızdır. (Hatip) Rasulüllah (s.a.v) buyurdu: “şüphesiz sirke balı bozduğu gibi kötü ahlak ta ameli bozar.” (Askerî) Rasulüllah (s.a.v) buyurdu: “Allah’ın kullarından allah’a en sevimlileri ahlakı en güzel olanlardır.” (Taberani) yine Rasulüllah (s.a.v) buyurdu: “ güzel ahlak cennet amellerindendir.” (Taberani) Hz. Ali (r.a) bir şiirinde şöyle diyor:
Şüphesiz güzel ahlak temizliktir.
Akıl onun birincisi, din ikincisidir
İlim üçüncüsü hilm dördüncüsüdür.
Cömertlik beşincisi, irfan altıncısıdır,
Birr yedincisi, sabır sekizincisidir.
Şükür dokuzuncusu, yumuşak huyluluk onuncusudur.
Şiirde geçen akıldan maksat hadis-i şerife geçtiği gibi allah’ın haram kıldığı şeylerden sakınmak ve farzlarını yerine getirmektir.
6- Yani allah’ın eşya üzerindeki takdirini ve iradesini geri çevirecek hiçbir kuvvet yoktur.

سُئِلَ بَعْضُ الحُكَمَاءِ هَلْ يَعْرِفُ العَبْدُ إذَا تَابَ أنَّ تَوْبَتَهُ قُبِلَتْ أمْ رُدّ َتْ قَالَ لااُحْكِمُ فِى ذَلِكَ وَلَكِنَّ لِذَلِكَ عَلامَاتٍ إحْدَاهَا أنْ يَرَى نَفْسَهُ غَيْرَ مَعْصُمَةٍ مِنَ المَعْصِيَةِ وَ يَرَى فِى قَلَبِهِ الفَرَحَ غَائِبًا وَالحُزْنَ شَاهِدًا وَيَقْرُبَ أهْلَ الخَيْرَ وَيُبَاعِدَ أهْلَ الشَّرِّ وَ يَرَى القَلِيلَ مِنَ الدُّ نْيَا كَثِيِرًا وَ يَرَى الكَثِيرَ مِنْ عَمَلِ الآخِرَةِ قَلِيلاً وَ يَرَى قَلْبَهُ مُشْتَغِلاً بِمَا ضَمِنَ مِنَ اللهِ تَعَالَى فَارِغًا عَمَّا ضَمِنَ اللهُ مِنْهُ وَيَكُونَ حَافِظًا لِلسَانِ دَائِمَا الفِكْرَةِ لازِمَ الغَمِّ وَالنَّدَامَةِ .

15- Bazı hikmet sahiplerinden sorulmuş:
Kul tövbe ettiği zaman tövbesinin kabul veya reddedildiğini bilebilir mi?
Şöyle demişler: Herhangi bir hüküm verilmez. Fakat bazı alametleri vardır:
Nefsini günahtan masum görmemek, kalbinde ferahın yokluğunu, hüznün ise hazır olduğunu görmek, hayır ehline yaklaşmak şer ehlinden uzaklaşmak, dünyadan az şeyi çok görmek,1 ahiret amelinden çoğu da az görmek, kalbini Allah’a karşı olan vazifelerle meşgul görmek, Allah’tan gelen tekliflere karşı hazır olduğunu görmek (hissetmek), dilini tutmak,2 daima düşünmek,3 hüzün ve nedamete (günahlara pişmanlığa) devam etmek.

____________________________________
1- Ondan faydalanmak için ihtiyacı kadarını almakla yetinmek.
2- Resulüllah (s.a.v) buyurdu: “ Allah’a karşı amellerin en hayırlısı dilini tutmaktır.” (Beyhakî) Yine Rasulüllah (s.a.v) buyurdu: “şüphesiz insanların çoğu günahkârdır. Kıyamet günü o günahların çoğu da gereksiz sözlerdendir.” (İbni Nasır)
3- Resulüllah (s.a.v) buyurdu: “Allah’ın azametini, cennetini, cehennemini, kıyameti tefekkür etmek, geceyi ihya etmekten daha hayırlıdır.” Yine Resulüllah (s.a.v) buyurdu: “Allah’ın yarattıklarını düşünün zatını düşünmeyin helak olursunuz.”

وَعَنْ يَحْيَ بْن ِمُعَاذٍ رَحِمَهُ اللهُ مِنْ اَعْظَمِ الإغْتَرَارِ عِندِىَ التَّمَادِى فِى الذُّنُوبِ عَلَى رَجَاءِ العَفْوِ مِنْ غَيْرِ نَدَامَةٍ وَتَوَقَّعُ القُرْبِ مِنَ اللهِ تَعَلَى بِغَيْرِ طَاعَةِ وَانْتِظَارُ زَرْعِ الجَنَّةِ بِبَذْرِالنَّارِوَطَلَبُ دَارِالمُطِيعِينَ بِالمَعَاصِى وَانْتِظَارُالجَزَاءِ بِغَيْرِ عَمَلٍ وَالتَّمَنَّى عَلَى اللهِ عَزّ وَجّلَّ مَعَ الإفْرَاطِ .

16- Yahya b. Muaz’dan:
Benim yanımda mağrur olmanın en büyüğü, af ümidi ile pişmanlık duymaksızın günah işlemeye devam etmek, itaatsiz Allah’a yaklaşmayı ummak, ateş tohumu ile cennet ekini beklemek, günahlarla mutilerin (itaatkârların) makamını istemek,1 amelsiz mükâfat beklemek, ifratla günahlara dalarak Allah’tan temennide bulunmak.

قَالَ الشَّاعِرُ
يَرْجُوالنَّجَاةَ وَلا يَسْلُك مَسَالِكَهَا إنَّ السَّفِينَةَ لايَجْرِى عِلَى اليُبْسِ

Şair derki:

Kurtulmayı umar da onun yolunda yürümez
Gerçekten gemi karada yürümez.

_____________________________
1- Yani onların yolundan gitmeden cennete girmeyi istemek… Özellikle de Allah’ın emrine muhalefet ederken… Hâlbuki Allah (c.c) buyuruyor ki: “Ancak işlediğiniz amellerle cezalandırılırsınız” Yani amellerinizin karşılığı ne ise onu görürsünüz. (mükâfat veya ceza)

قَالَ أخْنَفُ بْنُ قَيْسٍ حِينَ سُئِلَ مَاخَيْرٌ مَا يُعطَى العَبْدُ قَالَ عَقْلٌ غَرِيزىٌّ قِيلَ فَإنْ لَمْ يَكُنْ قَال أدَبٌ صَالِحٌ قِيلَ فَإنْ لَمْ يَكُنْ قَال َصَاحِبٌ مُوَافِقٌ قِيلَ فَإنْ لَمْ يَكُنْ قَالَ قَلْبٌ مُرَابِطٌ قِيلَ فَإنْ لَمْ يَكُنْ قَالَ طُولُ الصَمْتِ قِيلَ فَإنْ لَمْ يَكُن قَالَ مَوْتٌ حَاضِرٌ.

17- Ahnef b. Kays’ dan:
Kula verilen hayırlı iş nedir? Diye sorulduğu zaman şöyle demiş:
- Tabii bir akıl,1
- Şayet olmazsa
- İyi bir edep,
- Oda olmazsa
- Uygun bir arkadaş,2
- Oda olmazsa
- Rabıtalı bir kalp,3
- Oda olmazsa
- Uzun bir sükût,4
- Şayet oda olmazsa
- Hazır bir ölüm.5

_________________________
1- Resulüllah (s.a.v) buyurdu: “Kişinin kazandığı aklı gibidir. Sahibini ya hidayete götürür ya da tehlikeye döndürür.”
2- Resulüllah (s.a.v) buyurdu: “Aklın başı imandan sonra insanlara dostluk ve muhabbet göstermek ve istişareye ihtiyaç duymaktır. Dünyada maruf ehli ahirette de maruf ehlidir. Dünyada Münker ehli ahirette de Münker ehlidir.”(Beyhakî)
3- Yani halkın eziyetine sabreden bir kalp… Resulüllah (s.a.v) buyurdu: “ eğer mümin denizde bir kamış üzerinde olsaydı Allah ona çektiği eziyetten ötürü lütufta bulunurdu.” (İbni Ebi Şeybe)
4- Resulüllah (s.a.v) buyurdu: “Kul dilini tutmadıkça hakiki imana kavuşamaz.” (Taberanî) Resulüllah (s.a.v) buyurdu: “ Allah hak yolda yürüyene, zamanını iyi bilene ve dilini muhafaza edene rahmet eder.” (Ebu Nuaym)
5- Yani onun ölümü yaşamasından daha hayırlıdır.
ALTINCI KISIM
YEDİ CÜMLELİ BÖLÜM
Bu bölümde on mevize vardır, beşi hadis-i şerif diğerleri kelam-ı kibardır.

بَابُ السُبَاعِى

عَنْ أبِى هُرَيْرَةَ رَضِيَ اللهُ عَنْهُ عَنِ النَّبِىِّ صَلّى اللهُ عَلَيهِ وسَلَّمَ سَبْعَةُ نَفَرٍيُظِلُّهُمُ اللهُ يَوْمَ القِيَامَةِ تَحَتَ ظِلِّ عَرْشِهِ يَوْمَ لاظِلَّ إلاّظِلُّهُ أوَّلُهُمْ إمَامٌ عَادِلٌ وَ شَابٌ نَشَأَ فِى عِبَادَةِ اللهِ تَعَالَى وَرَجُلٌ ذَكَرَاللهَ خَالِيًا فَفَاضَتْ عَيْنَاهُ دَمْعًا مِنْ خَشْيَةِ اللهِ تَعَالَى وَرَجُلٌ قَلْبُهُ مًتَعَلِّقٌ بِالمَسْجِدِ حَتَّى يَرْجِعَ إلَيْهِ وَرَجُلٌ تَصَدَّقَ بِصَدَقَةٍ فَلَمْ تَعْلَمْ شِمَالُهُ بِمَا صَنَعَتْ يَمِينُهُ وَرَجُلانِ تَحَابَّا فِى اللهِ وَرَجُلٌ دَعَتْهُ امْرَأةٌ ذَاتُ جَمَالٍ إلَى نَفْسِهَا فَأبَى وَقَالَ إنِّى أخَافُ اللهَ تَعَالَى .

1- Ebu Hüreyre (r.a) Rasulüllah (s.a.v) den rivayet ediyor:
Yedi kimse vardır ki; Allah onları kıyamet gününde arşın gölgesinde – ki o gün O’nun gölgesinden başka gölge yoktur – gölgelendirir.
Adil olan imam (önder/ lider), Allah’a ibadetle büyüyen genç,1 tenha bir yerde Allah’ı zikrederken allah korkusundan gözleri yaş dolan kişi, camiye dönünceye kadar kalbi camiye bağlı olan kişi,2 gizlice sadaka veren sağ elinin verdiğini sol eli bilmeyen kişi, Allah için sevişenler3 güzel bir kadının fenalık için yaptığı davete “ben Allah’tan korkarım” deyip gitmeyen kişi.4

______________________
1- Gençliğin gayri meşru hayatla meşgul olduğu şehvetle dolup taştığı dönemde ibadete sarılan gençliğinde Allah’a ibadete sarılan genç…
2- Kalbinde cami için aşırı bir sevgi olan ve orada cemaatleşmenin lüzumunu hisseden kişi…
3- Dünyevi çıkarlar için değil de Allah rızası için sevenlerdir ki onlar birbirlerini sevdiklerinden dolayı ölüm onları ayırıncaya dek birbirlerini Allah için ziyaret ederler.
4- Yukarıda zikredilen bu yedi vasfa bakarak Ebu Esma şöyle bir şiir okur:
Nebi Mustafa (s.a.v) buyurdu yedi kimseyi
Allah (c.c) arşın gölgesinde gölgelendirir
Seveni, iffetliyi, itaatle büyüyeni, sadaka vereni,
Camide namaz kılan ve adalet dağıtan idareciyi

قَالَ أبوُ بَكرِالصِدّيقِ رَضِيَ اللهُ عَنْهُ البَخِيلُ لايَخْلُ مِنْ إحْدَى السَّبْعِ إمَّا أنْ يَمُوتَ فَيَرِثُهُ مَنْ يَبْذُلُ مَالَهُ وَيُنْفِقُهُ لِغَيْرِ مَا أمَرَاللهُ تَعَالَى أوْ يُصَلِّطَ اللهُ عَلَيْهِ سُلطَانًا جَائِرًا فَيَاْخُذًهُ مِنْهُ بَعْدَ تَذْلِيلِ نَفْسِهِ أوْ يَهِيجَ لَهُ شَهْوَةٌ يُفْسِدُ عَلَيْهِ مَالَهُ أوْيَبْدُ وَلَهُ فِى بِنَاءٍ أوْ عِمَارَةٍ فِى أرْضٍ خَرَابٍ فَيَذْهَبُ فِيهِ مَالُهُ أوْيُصِبَ لَهُ نَكْبَةٌ مِنْ نَكَبَاتِ الدُّنْيَا مِنْ غَرْقٍ أوْ حَرْقٍ أوْ سِرْقِةٍ وَمَا أشْبَهَ ذَلِكَ أوْ يُصِيبَهُ عِلَّةٌ دَائِمَةٌ فَيُنْفِقُ مَالَهُ فِى مُدَاوَاتِهَا أوْيَدْفِنَهُ فِى مَوْضَعٍ مِنَ المَوَاضِعِ فَيَنْسَاهُ فَلايَجِدُهُ .

2- Hz. Ebu Bekir sıddık (r.a) den:
Cimri bir kimse yedi şeyden kurtulamaz.
Ya ölür malını Allah’ın emrinin hilafına dağıtan bir kimse ona varis olur, yahut Allah zalim bir emir (hükümdar) musallat eder, kendisini zelil ettikten sonra malını gasp eder. Veya şehveti heyecanlandırır, malını ifsat eder. Ya da kendisinde rap bir yerde bir bina yapmak veya imar etmek için bir görüş belirir de elindeki mal orada yok olur gider. Yahut dünya musibetlerinden birine gark olmak, yanmak veya (malı) çalınmak gibi bir felakete uğrayıp mahvolur gider. Yahut daimi bir illete müptela olur malını hastalığının tedavisinde harcar. Yahut ta malını bir yere gömer yerini unutur, arayıp bulamaz.1

____________________________________
1- Yahut ta gördüğü yerden almadan önce olur ve gömülü olduğu yeri hiç kimse bilemez. İşte bütün bunlar insanlar arasında müşahede edilen hadiselerdir. Cimrilikten Allah’a sığınırım.

قَالَ عُمَرُ رَضِيَ اللهُ عَنْهُ مَنْ كَثُرَضَحْكُهُ قَلَّتْ هَيْبَتُهُ وَمَنْ اسْتَخَفَّ بِالنَّاسِ اسْتُخِفَّ بِهِ وَمَنْ أكْثَرَ فِى شَيِءٍ عُرِفَ بِهِ وَمَنْ كَثُرَكَلامُهُ كَثُرَ سَقَطُهُ وَمَنْ كَثُرَ سَقَطُهُ قَلّ حَيَاؤُهُ وَمَنْ قَلَّ حَيَاؤُه ُقَلَّ وَرَعُهُ وَمَنْ ُقَلَّ وَرَعُهُ مَاتَ قَلْبُهُ

3- Hz. Ömer (r.a) den:
Çok gülenin heybeti azalır.1 Halkı küçümseyen küçümsenir.2 Bir şeyi çok yapan onunla tanınır.3 Çok konuşanın çok hatası olur.4 Hatası çok olanın hayâsı azalır.5 Hayâsı azalanın takvası azalır.6 Takvası azalanın kalbi ölür.7
_______________________

1- İnsanlar ondan sakınmazlar. Ebu Zerr’il- Gıffarî (r.a) den mervi bir hadisi şerifte Resulüllah (s.a.v) şöyle buyurdu: “Çok gülmekten sakının zira o kalbi öldürür ve yüzün nurunu götürür.”
2- Resulüllah (s.a.v) buyurdu: “Mizah şeytandan bir derece ve nefis arzularından bir hiledir.” Ömer b. Abdülaziz der ki: “ Mizahtan sakının şüphesiz ki o, ahmaklık ve gizli bir kine varis olmaktır. El- Maverdî de bir şiirinde şöyle der:
Muhakkak mizahın başı tatlıdır
Fakat sonu ise düşmanlıktır
Şerefli kişi üstünlüğü ile seçilir
Onun akılsızlığı ile ahmaklar ilgilenir.
3- Halk arasında onunla şöhret olur. Hz. Ali (r.a) der ki: “Kişinin yaptığı güzel işlerle kıymeti artar.”
4- İşinde ve sözünde hatası çok olur. Resulüllah (s.a.v) buyurdu: “Şüphesiz insanların çoğu günahkârdır. Kıyamet günü o günahların çoğu da gereksiz sözlerdendir.” (Ebu Nasır) Resulüllah (s.a.v) buyurdu: “Dil öyle bir azapla azap görür ki, diğer uzuvların hiç biri bu azabı görmezler. Dil der; Ya Rabbi! Diğer uzuvların hiçbirine vermediğin bir azapla niçin bana azap ediyorsun? Ona şöyle denilir: senden öyle bir kelime çıktı ki yeryüzünün doğusuna ve batısına yayıldı. Onunla haram olan kan döküldü, haram olan mal gasp edildi (yağmalandı), haram olan kadınla nikâhlanıldı. Elbette ki benim izzetim hiçbir uzvun görmediği bir azapla sana azap etmektir.” (Ebu Nuaym)
5- Bazı Hikmet sahipleri şöyle demiştir: “hayâ elbisesini giyen kimsenin ayıplarını halk görmez.” Bazı belagatçiler şöyle derler: “ Dikilmiş fidanın hayatı su olduğu gibi yüzün hayatı da hayâsıdır.” Salih b. Abdul- Kuddüs bir şiirinde şöyle der:
Yüzün suyu azaldığı zaman hayâsı da azalır
Suyu azalan yüzde ise hayâ kalmaz,
Sana hayayı muhafaza etmek düşer
Güzel işler ancak hayâyı gösterir.
6- İbarede geçen takva anlamındaki (ورع ) veraa kelimesi haramların vukuundan korkarak şüphelerden sakınmak demektir.
7- Nasihatleri tutulmaz çünkü o kalp ölçü bakımından insanların Allah’tan en uzak olanıdır.

وَعَنْ عُثْماَنَ رَضِيَ اللهُ عَنْهُ أنَهُ قاَلَ فِى قَوْلِهِ تَعَالَى وَكَانَ تَحْتَهُ كُنْزٌلَهُمَا وَكَانَ أبُوهُمَا صَالِحًا قَالَ الكَنْزُ لَوْحٌ مِنْ ذَهَبٍ وَعَلَيْهِ سَبْعَةُ أسْطُرٍ مَكْتُوبٌ فِى إحْدَى هَا عَجِبْتُ لِمَنْ عَرَفَ المَوْتَ وَهَوَ يَضْحَكُ وَعَجِبْتُ لِمَنْ عَرَفَ الدُّنْيَا فَانِيَةً وَهُوَ يَرْغَبُ فِيهَا وَعَجِبْتُ لِمَنْ عَرَفَ أنّ الاُمُورَ بِأقْدَارٍ وَهُوَ يَغْتَمُّ لِلفَوَاتِ وَعَجِبْتُ لِمَنْ عَرَفَ الحِسَابَ وَهُوَ يَجْمَعُ مَالاً وَعَجِبْتُ لِمَنْ عَرَفَ النَّارَ وَهُوَ يُذْنِبُ وَعَجِبْتُ لِمَنْ عَرَفَ اللهَ يَقِينًا وَهُوَ يَذَكُرُ غَيْرَهُ وَعَجِبْتُ لِمَنْ عَرَفَ الجَنَّةَ يَقِينًا وَهُوَ يَستَرِيحُ بِالدُّنْيَا وَعَجِبْتُ لِمَنْ عَرَفَ الشَّيْطَانَ عَدُوًّا فَاَطَاعَهُ .

4- Hz. Osman (R.A) den:
“duvarın altında ikisine ait bir define vardı. Babaları da Salih bir kimse idi.” ( ) ayeti hakkında diyor ki: define altından bir levha idi, üzerinde yedi satır yazı yazılı idi:
Ölümü bilip de gülen kimseye şaşarım. Dünyanın fani olduğunu bilip de onu var gücüyle isteyene şaşarım. Her işin kaderle olduğunu bilip de elden çıkan şeye üzülene şaşarım. Bir hesap (günü) olduğunu bilip de mal toplayana şaşarım. Cehennem ateşini bilip de günah işleyene şaşarım. Allah’ı yakinen bilip de ondan başkasını zikredene şaşarım. Cenneti yakinen bilip de dünya ile müsterih olana şaşarım. Şeytanın açık düşman olduğunu bilip de ona itaat edene şaşarım.

وَسُئِلَ عَنْ عَلِيٍّ رَضِىَ اللهُ عَنْهُ مَاأثْقَلُ مِنَ السَّمَأءِ وَمَا أوْسَعُ مِنَ الأرْضِ وَمَا أغْنَى مِنَ البَحْرِ وَمَا أشَدُّ مِنَ الحَجَرِوَمَا أحَرُمِنَ النَّارِ وَمَا أبْرَدُ مِنَ الزَمْهَرِيرِ وَمَا أمَرُّ مِنَ السَّمِّ فَقَالَ عَلِيٌّ رَضِىَ اللهُ عَنْهُ البُهْتَانُ عَلَى البَرَايَا أثْقَلُ مِنَ السَّمَأءِ وَالحَقُ أوْسَعُ مِنَ الأرْضِ وَقَلبُ القَانِعُ أغْنَى مِنَ البَحْرِوَقَلْبُ المُنَافِقُ أشَدُّ مِنَ الحَجَرِوَالسُّلطَانُ الجَائِرُ أحَرُّ مِنَ النَّاروَالحَاجَةُ إلَى اللَّيِّمِ أبْرَدُ مِنَ الزَمْهَرِيرِ وَالصَّبرُ أمَرُّ مِنَ السَّمِّ .

5- Hz. Ali (r.a) den:
Şöyle sorulmuş: gökten daha ağır, yerden daha geniş, denizden daha zengin, taştan daha katı, ateşten daha sıcak, zemheriden daha soğuk, zehirden daha acı ne vardır?
Hz. Ali şöyle cevap vermiştir:
Dürüst bir kimseye iftira atmak gökten daha ağırdır. Hak yerden daha geniştir. Kanaatkârın kalbi denizden daha zengindir. Münafığın kalbi taştan daha katıdır.1 zalim idareci ateşten daha sıcaktır. Namerde muhtaç olmak zemheriden daha soğuktur. Sabretmek zehirden daha acıdır.2

___________________________________________
1- Şüphesiz taşa uzun süre damlayan su demir v.s.ye tesir eder. Fakat münafığın kalbi öyle katıdır ki ona hiçbir nasihat tesir etmez.
2- Denildi ki son cümle: “ söz gezdirmek zehirden daha acıdır.” Resulüllah (s.a.v) buyurdu: “Koğuculuk eden cennete giremez.” (buhari ve Müslim) Yine Resulüllah (s.a.v) buyurdu: “fesatçı, hasetçi ve kahin benden değildir, ben de onlardan değilim”

وَقَالَ النَّبِيُّ عَلَيْهِ السَّلامُ الدُّ نيَا دَارُمَنْ لادَارَلَهُ وَمَالُ مَنْ لاَمَالَ لَهُ وَلَهَا يَجْمَعُ مَنْ لاعَقْلَ لَهُ وَيَشْتَغِلُ بِشَهْوَتِهَا مَنْ لافَهْمَ لَهُ وَعَلَيْهَا يُعَاقَبُ مَنْ لاعِلْمَ لَهُ وَلَهَا يَحْسُدُ مَنْ لا لُتَ لَهُ وَلَهَا يَسْعَى مَنْ لايَقِينَ لَهُ .

6- Rasulüllah (S.A.V) buyurdular:
Dünya evsizlerin evi malsızların malıdır. Akl-ı kâmil olmayan kimse mal toplar. Anlayışı olmayan şehvetiyle meşgul olur. Bilgisi olmayan dünya için üzülür. Akl-ı selim (evhamdan, kusurdan sıyrılmış, saf, münevver) olmayan dünya için haset eder. Yakîni olmayan dünya için koşar.1

وَعَن جَابِرِبْنِ عَبْدُاللهِ الأنصَارِىِّ رَضِىَ اللهُ عَنْهُ عَنِ النَّبِىِّ صَلّى اللهُ عَلَيهِ وسَلَّمَ أنَهُ قاَلَ مَازَالَ يُوصِينِى جِبْرِيلُ عَلَيْهِ السَّلامُ بِالجَارِحَتَّي ظَنَنْتُ أنَهُ يَجْعَلُهُ وَارِثًا وَمَازَالَ يُوصِينِى بِالنِسَاءِ حَتَّى ظَنَنْتُ أنَهُ سَيَحْرُمُ طَلاقُهُنَّ وَمَازَالَ يُوصِينِى بِالْمَمْلُوكِينَ حَتَّي ظَنَنْتُ أنَهُ يَجْعَلُ لَهُمْ وَقْتًا يُعْتَقُونَ فِيِهِ وَمَازَالَ يُوصِينِى بِالسِوَاكِ حَتَّي ظَنَنْتُ أنَهُ فَرِيضَةٌ وَمَازَالَ يُوصِينِى بِالصَّلَوةِ فِى الجَمَاعَةِ حَتَّي ظَنَنْتُ أنَهُ لايَقْبَلُ اللهُ تَعَالَى صَلَوةً إلاّ فِالجَمَاعَةِ وَمَازَالَ يُوصِينِى بِقِيَامِ اللَيْلِ حَتَّي ظَنَنْتُ أنَهُ لانَوْمَ بِاللَيْلِ وَمَازَالَ يُوصِينِى بِذِكْرِاللهِ حَتَّي ظَنَنْتُ أنَهُ لايَنْفَعُ قَوْلٌ إلاّبِهِ .

7- Abdullah el ensari’nin oğlu Cabir (r.anhuma) Rasulüllah (S.A.V) den rivayet ediyor:
Cebrail bana komşuyu öyle tavsiye etti ki, komşuyu komşuya varis kılacak sandım.2 Kadınlar hakkında öyle tavsiyede bulundu ki, kadın boşamanın haram olacağını sandım. Köleler hakkında öyle tavsiyede bulundu ki, onlar için kendiliğinden azap olunacakları bir vakit tayin edileceğini sandım. Misvak hakkında öyle tavsiyede bulundu ki, misvakın farz olacağını sandım. Cemaatle namazı öyle tavsiye etti ki, Allah’ın cemaatle kılınmayan namazı kabul etmeyeceğini sandım. Gece namaz kılmayı öyle anlattı ki gece uykusu olmadığını sandım. Allah’ın zikrini öyle tavsiye etti ki, Allah’ın zikri olmayan sözün faydasız olacağını sandım.
_____________________________________
1- Yakinden murat kalbin mutmain olmasıdır. Resulüllah (s.a.v) buyurdu: “Eğer kişi çıkıp çocukları için çalışmaya giderse o Allah yolundadır. Eğer o anne ve babası için giderse yine Allah yolundadır. Eğer kendisi için ki başkalarına muhtaç olmamak için çıkıp çalışmaya giderse yine Allah yolundadır. Ama riya için giderse o şeytanın yolundadır.” (Taberani)
2- Dinde nasihat dünyada vasiyet bakımından yakın komşu uzak komşudan daha evladır.

قَالَ النَّبِيُّ عَلَيْهِ السَّلامُ سَبْعَةٌ لايَنْظُرُإلَيْهِمِ الخَالِقُ يَوْمَ القِيَامَةِ وَلايُزَكِّهِمْ وَ يُدْخِلُهُمُ النَّارَ الفَاعِلُ وَالمَفْعُلُ بِهِ وَالنَّاكِحُ بِيَدِهِ وَناكِحُ البَهِيمَةِ وَناكِحُ المَرْأةِ مِنْ دُبُرِهَا وَالجَامِعُ بَيْنَ المَرْأةِ وَايْنَتِهَا وَالزَانِى بِحْلِيلَةِ جَارِهِ وَالمُؤْذِى جَارِهِ حَتَّى يَلْعَنُهُ .

8- Rasulüllah (S.A.V) buyurdu:
Yedi kimse vardır ki, kıyamet günü Allah onlara rahmet nazarıyla bakmaz, onları temize çıkarmaz ve cehenneme sokar.
Cinsi sapıklar,1 elini nikâhlayanlar (eliyle tatmin olanlar),2 hayvanları nikâhlayanlar (hayvanlarla zina edenler), kadına başka yoldan yaklaşanlar, anne ve kızını bir nikâhta toplayanlar, yakınları ve komşularıyla zina edenler, komşusunu rahatsız ettiği için komşusunun kendisini lanetlediği kimse.

قَالَ النَّبِىُّ صَلّى اللهُ عَلَيهِ وسَلَّم الشُّهَدَاءُ سَبْعَةٌ سِوَى المَقْتُولِ فِى سَبِلِ اللهِ أوَّلُهُمُ المَبْطُونُ شَهِيدٌ وَالْغَرِيقُ شَهِيدٌ وَصَاحِبِ ذَاتِ الجَنْبِ شَهِيدٌ وَالمَطْعُونُ شَهِيدٌ وَالحَرِيقُ شَهِيدٌ وَالمَيِّتُ تَحْتَ الهَدَمِ شَهِيدٌ وَالمَرْأةُالَّتِى مَاتَتْ عِنِ الوَلادَةِ شَهِيدٌ .

9- Rasulüllah (S.A.V) buyurdu:
Allah yolunda öldürülenlerden başka yedi şehit daha vardır.
Karın ağrısından ölen, suda boğularak ölen, enkaz altında kalarak ölen,3 zatül-cenb hastalığından ölen, veba hastalığından ölen, ateşte yanarak ölen ve doğum yaparken ölen kadın.4
___________________________________
1- Resulüllah (s.a.v) buyurdu: “Erkek erkeğe gittiği zaman zina etmiş olur. Kadın kadına gittiği zaman zina etmiş olur.” (Beyhakî)
2- Mastürbasyonu alışkanlık haline getirenler. Resulüllah (s.a.v) buyurdu: “Elini nikâhlayana Allah lanet eder.
3- Enkaz altında kalan ve suda boğulan kimse elinden geldiği kadar kurtulmaya çalışmalıdır. Aksi halde şehit olmak şöyle dursun günahkâr olur.
4- Doğum esnasında veya doğumdan sonra ölen kadın şehittir. Bunların dışında yılan ve akrep sokması, yırtıcı hayvanın parçalaması sonucu yahut kuyuya düşerek veya dağdan yuvarlanarak ve de malını, canını savunma esnasında ve ilim yolunda ölenler de manevi şehit olurlar.

عَنْ إبْنِ عَبّاسٍ رَضِىَ اللهُ عَنْهُمَا حَقٌّ عِلَى العَاقِلِ أنْ يَخْتَارَسَبْعًا عَلَى سَبْعِ الفَقْرَعَلَى الغِنَى وَالذُّلَّ عَلَى العِزِّ وَالتَّوَاضُعَ عَلَى الكِبْرِ وَالجُوعَ عَلَى الشِّبْعِ وَالغَمَّ عَلَى السُّرُورِ وَالدُّونَ عَلَى المُرْتَفَعِ وَالمَوْتَ عَلَى الحَيَاةِ .

10- İbni Abbas (r.anhuma) dan:
Akıllı kimsenin yedi şeyi yedi şeye tercih etmesi gerekir.
Fakirliği zenginliğe,1 zilleti izzete,2 tevazuu kibre,3 açlığı tokluğa,4 gamı sevince,5 alçak gönüllülüğü yüksekliğe6 ve ölümü hayata tercih etmelidir.7

___________________
1- Resulüllah (s.a.v) buyurdu: “İnsanlar fakirliği hor görürler ama Allah katında o süstür.” (Deylemî) Yine Resulüllah (s.a.v) buyurdu: “Ey fakirler! Kalbinizle kadere razı olunuz ki fakirliğinizin sevabını elde edesiniz yoksa mahrum kalırsınız.”
2- Resulüllah (s.a.v) buyurdu: “mümin insanları karıştırır, eziyetlerine katlanır. Faziletli müminler insanları karıştırmaz ve eziyetlerine katlanmaz.” (buhari, A b. Hambel)
3- Resulüllah (s.a.v) buyurdu: “Kim Allah’tan korkar da tevazu gösterirse Allah onu yüceltir. Kim de büyüklenerek yükselmek isterse Allah onu alçaltır.” Yine Resulüllah (s.a.v) buyurdu: “nefsinde büyüklenen ve yürürken kibirlenen hiç kimse yok ki Allah’ın gazabı ona ulaşmasın.” (Hâkim, Buhari, Ahmet b. Hambel)
4- Resulüllah (s.a.v) buyurdu: “Allah katında en sevimliniz yemeği az yiyen ve bedeni hafif olandır.” Yine Resulüllah (s.a.v) buyurdu: “ Her istediğini yiyen israf etmiş olur.” (İbni Mace)
5- Resulüllah (s.a.v) buyurdu: “Mahzun olunuz zira hüzün kalbin anahtarıdır.” Sahabe-i kiram sordu: Ya Resulellah! Nasıl bir hüzün? Resulüllah: “açlığa ve susuzluğa sabredin.”
6- Resulüllah (s.a.v) buyurdu: “Tevazu şerefli meclislerde alçak gönüllü olmaktır. (Taberanî) Yine Resulüllah (s.a.v) buyurdu: “kim dünyada kendini yüksek görürse kıyamet günü Allah onu zelil eder (alçaltır). Kim Allah için mütevazı olursa kıyamet günü Allah ona bir melek gönderir. Melek onu topluluk arasından çıkarır ve şöyle der: Ey allah’ın salih kulu! Allah sana der ki; Bana gel bana zira sen üzerine korku ve mahzuniyet olmayanlardansın.”(İbni Asakir)
7- Malını Allah yolunda sarf etmektir. Eğer kişi ölmeden önce malını gönderirse ona ulaşınca sevinir. Eğer geride bırakırsa varisleri sevinir.

YEDİNCİ KISIM
SEKİZ CÜMLELİ BÖLÜM
Bu bölümde beş mevize vardır. Biri hadis-i şerif, diğerleri kelam-ı kibardır.

بَابُ الثُمَنِىُّ

قَالَ النَّبِيُّ عَلَيْهِ السَّلامُ ثَمَانِيَةَ أشْيَاءَ لاَتَشْبَعُ مِنْ ثَمَانِيَةٍ العَيْنُ مِنَ النَّظَرِوَلأرْضُ مِنَ المَطَرِ وَالاُنْثَى مِنَ الذَّكَرِوَالعَالِمُ مِنَ العِلمِ وَالسَائِلُ مِنَ المَسَئَلَةِ وَالحَرِيصُ مِنَ الجَمْعِ وَالبَحْرُ مِنَ المَاءِ وَالنَّارُ مِنَ الحَطَبِ .

1- Rasulüllah (S.A.V) buyurdu:
Sekiz şey sekiz şeye doymaz. Göz bakmaya, yer yağmura, kadın erkeğe, âlim ilme,1 dilenci dilenmeye,2 ihtiraslı mal toplamaya,3 deniz suya ve ateş oduna doymaz.

______________________________________

1- İlimde yükselmenin dokuz şartı vardır:
I- hakikati anlaya bilen akıl,
II- ilimde vazıh (açık) olmayanı düşünecek fetanet,
III- düşündüğünü, öğrendiğini ve ezberlediğini tutabilen zekâ
IV- usanmaksızın ilme karşı bitmeyen bir istek,
V- külfetten müstağni olan geçim,
VI- ilmi çoğaltıp onunla yükseleceği boş zaman,
VII- hastalık ve üzüntü gibi dikkati dağıtan sıkıntılardan arî sıhhat,
VIII- ilmi çoğaltarak kemale erdirecek mertebeler için uzun ömür ve geniş zaman,
IX- ilme müsamahakâr, ilim öğretmeye elverişli (liyakatli) iyi bir hoca. Kim bu dokuz şartı tamamlarsa en mesut ve en bahtiyar bir öğrenci olur. İskender der ki; “ ilim öğrenmek isteyen talebenin dört şeye ihtiyacı vardır: geniş zaman, ilmi ciddiye almak, her şeye baştan başlamak ve ilme karşı aşırı istek. Bunu tamamlayana beşinci şey Nesih bir hocadır.”
2- Resulüllah (s.a.v) buyurdu: “Kim dilenmek için bir kapı çalarsa Allah ona dünya ve ahirette fakirlik kapısını açar. Kim bağış kapısını açar da allah’ın rızasını umarak verirse Allah ona dünya ve ahirette hayır kapılarını açar. (İbni cerir)
3- Haris: dünya malına doymayıp bütün gayretiyle dünyayı isteyen açgözlü…
Dünya üç derecedir: birincisinde sevap vardır, İkincisinde hesap, üçüncüsünde ise azap vardır. Birinci derecede kişi dünya vasıtasıyla hayırlara ulaşır ve onunla şerden kurtulur ki bu müminlerin itası ahretin de mezrasıdır. Yani helalinden ihtiyacı olanı istemektir. İkincisinde uzun(zorlu) hesap vardır. Bu öyle bir dünya ki onun sebebiyle kişi emirleri eda ile meşgul olmaz ve onunla bir takım yasak işler arzular ister. Üçüncü derece ise öyle bir dünyadır ki bu emirlerin edasından irtibatı kesip yasakları işlemeye başlamaktır. Bilinmelidir ki şu dereceler üzerine dünyayı isteyenlerden bazıları sıla-i rahim niyetiyle dünyayı ister ve onu cömertliğe dönüştürürse onun için sevap vardır. Ameli de niyetine muvafık olur. Fakat onda hikmet olmaz. Çünkü hikmet sahibi, hikmet hâsıl olduğunda durumunun ne olacağı bilinmeyen şeyleri istemez. Bazıları şehvete nail olmak ve uzun süre onun lezzetinden faydalanmak niyetiyle dünyayı ister. Bu hal onu hayvanlar derecesine düşürür. Bazıları da büyüklenmek, malını çoğaltmak ve yükselmek için dünyayı ister. Bu da onu en ahmak kibirlilerden yapar ve o helak olanlardan olur.

قَالَ أبوُ بَكرِالصِدّيقِ رَضِيَ اللهُ عَنْهُ ثَمَانِيَةُ أشْيَاءَ هُنَّ زِينَةٌ لِثَمَانِيَةِ أشْيَاءَ العِفَافُ زِينَةُ الفَقْرِ وَالشُّكْرُ زِينَةُ النِّعْمَةِ وَالصَّبْرُ زِينَةُ البَلاءِ وَالحِلْمُ زِينَةُ العِلْمِ وَالتَّذَلُّلُ زِينَةُالمُتَعَلِّمِ وَكَثْرَةُ البُكَاءِ زِينَةُ الخَوْفِ وَتَرْكُ المِنَّةِ زِينَةُ الإحْسَانِ وَالخُشُوعُ زِينَةُ الصَّلَوةِ .

2- Hz. Ebubekir sıddık (r.a) den:
Sekiz şey sekiz şeyin süsüdür. İffet fakirliğin,1 şükür nimetin,2 sabır belanın,3 hilm (vakar) ilmin,4 tezellül (alçak gönüllülük) öğrencinin,5 tevazu soyluluğun, minnet etmemek iyiliğin, huşu namazın süsüdür.

__________________________
1- Resulüllah (s.a.v.) buyurdu “dünyada müminin armağanı fakirliktir.” (Deylemi)
2- Şükür mevcut nimetin bekasına ve kaybolanın husulüne vesile olur.
3- Resulüllah(s.a.v) buyurdu: “sabır üzüntülere örtü mühim meselelerde yardımcıdır.”h.z ali (r.a) “sabır öyle bir binektir ki
Musibet etkilemez kanaat öyle bir kılıçtır ki geri dönmez işler.
4- rivayet edilir ki Resulüllah (S. A.V) bir cariye çocukla konuştu ve sordu “sen kimsin”? oda “ben cömertliği sonsa ermiş adamın kızıyım” dedi bunun üzerine Allah resulü “zelil olmuş aziz kavme fakir olmuş zengine ve cahiller arasında kalmış zayi olan alime merhamet edin.”
5- Resulüllah (S.A.V) buyurdu: “kim ilim öğrenmek için çıkarsa Allah ona cennette bir kapı açar ve melekler onun için kanatlarını döşerler gökteki melekler ve denizdeki canlılar ona dua eder.”( Ebu yalı)

قَالَ عُمَرُ رَضِيَ اللهُ عَنْهُ مَنْ تَرَكَ فُضَولَ الكَلامِ مُنِحَ الحِكْمَةَ وَ مَنْ تَرَكَ فُضَولَ النَظَرِ مُنِحَ خشوعِ القَلْبِ وَ مَنْ تَرَكَ فُضَولَ الطَعَامِ مُنِحَ لَذَّةُ العِبَادَةِ وَ مَنْ تَرَكَ فُضَولَ الضَّحْكِ مُنِحَ الهَيْبَةَ وَ مَنْ تَرَكَ فُضَولَ المِزَاحَ مُنِحَ البَهَاءَ وَمَنْ تَرَكَ فُضَولَ حُبُّ الدُّنْيا مُنِحَ حُبُّ الآخِرَةِ وَمَنْ تَرَكَ الإشْتِغَالَ بِعُيُوبِ غَيْرِهِ مُنِحَ الإصْلاحَ بِعُيُوبِ نَفْسِهِ وَمَنْ تَرَكَ التَّجَسُّسَ فِى كَيْفِيَةِ اللهِ تَعَالَى مُنِحَ البَرَاءَةَ مِنَ النِفَاقِ .

3- Hz. Ömer (r.a) den:
Fazla konuşmayı terk edene hikmet verilir.1 fazla bakmayı terk edene kalp tevazuu verilir. Fazla yemeği terk edene ibadet lezzeti verilir.2 Fazla gülmeyi terk edene heybet verilir.3 Şakalaşmayı terk edene zarafet verilir.4 Dünya sevgisini terk edene ahiret sevgisi verilir.5 Başkalarının ayıbıyla meşgul olmayı terk edene kendi ayıbını ıslah verilir.6 Allah’ın zatını (nasıllığını) araştırmayı terk edene münafıklıktan kurtuluş beratı verilir.7

_______________________
1- Resulüllah (s.a.v) buyurdu: “Doğru olsa bile yalan korkusuyla bazı sözleri terk etmedikçe, hak olsa bile riyadan sakınmadıkça kişinin kalbine iman halâveti girmez.” (Deylemi)
2- Resulüllah (s.a.v) buyurdu: “şiddetli zorluğa sabredene Allah Firdevs cennetinde dilediği kadar mesken (köşk) verir. (ebu şeyh) yine Resulüllah (s.a.v) buyurdu: “kim şehveti arzular da onu terk eder ve nefsine hâkim olursa Allah onu affeder.” (Darı kutni)
3- Resulüllah (s.a.v) buyurdu: “insanları güldürmek için arzu ettikleri sözleri söyleyen kişiden yerler ve gökler uzaklaşır. O da ayaklarından daha çok diliyle haktan uzaklaşır.” (Haraiti)
4- Resulüllah (s.a.v) buyurdu: “susmak ahlakın en üstünüdür. Şakalaşmak onu hafifletir/ küçültür.” (Deylemi) Akıl şakalaşmayla iki halden birini seçer. Biri, arkadaşlarını eğlendirmek ve şuuru bozuk olanlara kendini beğendirmek diğeri; canı sıkılanın karşısına şaka yaparak çıkmamak ve kederli olanlara şaka vari konuşmamaktır.
5- Dünya ve ahireti isteyeni iki şey ister. Ahireti isteyeni rızkı tamamlanıncaya kadar dünya ister dünyayı isteyeni de ölüm ensesinden tutana kadar ahiret ister.
6- Resulüllah (s.a.v) buyurdu: “Altı şey ameli yok eder.
I- başkalarının ayıbıyla meşgul olmak
II- kalbin kararması
III- dünya sevgisi
IV- hayânın azlığı
V- uzun emel
VI- sona ermeyen zulüm” (Deylemi)
7- Buradaki münafıklıktan maksat amelde değil itikatta münafıklıktır. Yani itikatta münafıklıktan kurtulma beraatı verilir. Amel ve itikadı ihlaslı olur.

وَعَنْ عُثْماَنَ رَضِيَ اللهُ عَنْهُ أنَهُ قاَلَ عَلامَاتُ العَارِفِينَ ثَمَانِيَةُ أشْيَاءَ قَلبُهُ مَعَ الخَوْفِ وَالرَّجَاءِ وَلِسَانُهُ مَعَ الحَمْدُ وَالثَّنَاءِ وَعَيْنَاهُ مَعَ الحَيَاءِ وَالبُكَاءِ وَإرَادَتُهُ مَعَ التَّرْكِ وَالرِضَا يَعْنِى تَرَكَ الدُّ نْيَا وَطَلَبَ الرِّصَا مَوْلاهُ .

4- Hz. Osman (r.a) dan:
Ariflerin sekiz alameti vardır. Kalbi, korku ve ümitle,1 dili, hamt ve sena ile gözleri, hayâ ve ağlamakla,2 iradesi terk ve rıza ile beraberdir.3 yani dünyayı terk eder mevlasının rızasını arar.

______________________
1- korkunun aslı Allah’ın celalini ,kahrını, mahlukattan zengin olduğunu ve isyan edene şiddetli azabının olduğunu bilmektir. O kişide ürperti meydana gelir. Bu ona korku için verilir. Bunun meyvesi isyanı terk etmektir. Ümidin aslı ise Allah’ın rahmetinin geniş olduğunun fazlının büyük olduğunu ve itaat edene vadinin güzel olduğunu kalbin bilmesidir. Bundan da ferahlama hali ortaya çıkar. Bunun meyvesi de hayra koşmaktır. Resulüllah (s.a.v) buyurdu; “müminin kalbinde korku ve ümit toplanırsa, Allah ona ümidi bahşeder korkudan da emin kılar” (Taberani)
2- Resulüllah (s.a.v) buyurdu: “Davut(a.s) yer ehlinin ağlaması âdem (a.s) ın ağlamasıyla denkleştirilse ona denk gelmez.” (Asakir)
3- Nefsinin arzularını terk ve Allahın rızasını kazanmakla beraberdir. Yani dünyayı tek edip mevlanın rızasını ister.

وَعَنْ عَلِيٍّ رَضِىَ اللهُ عَنْهُ لاخَيْرَ فِى صَلَوةٍ لاخُشُوعَ فَيهَا وَلاخَيْرَ فِى صَومٍ لاامْتِنَاعَ عَنِ اللَّغْوِ وَلاخَيْرَ فِى قِرَاءَةٍ لاتَدَبَّرَفِيهَا وَلاخَيْرَ فِى عِلْمٍ لاوَرَعَ فِيهِ وَلاخَيْرَ فِى مَالٍ لاسَخَاوَةَ فِيهِ وَلاخَيْرَ فِى اُخُوَّةٍ لاحِفْظَ فِيهَا وَلاخَيْرَ فِى نِعْمَةٍ لابَقَاءَ لَهَا وَلاخَيْرَ فِى دُعَاءٍ لاإخْلاصَ فِيهِ .

5- Hz. Ali (r.a) den:
Huşusuz kılınan namazda,1 faydasız şeylerden sakınılmayan oruçta, düşünmeksizin okumakta, takvasız ilimde,2 sahavetsiz malda,3 hukuk gözetilmeyen arkadaşlıkta,4 bekası olmayan nimette, İhlâssız duada hayır yoktur.5

________________________

1- Huşu namazın bir cüzü bir parçasıdır. Şart değildir ama gereklidir. Ahmet nahravi (r.aleyh) derki; Allah’u Teala bazı peygamberlere şöyle vahyetmiştir. “kulum bana gözünden yaş, kalbinden huşu ver sonra bana dua etki duana icabet edeyim zira icabet etmekte en yakın benim
2- Takva günahlardan ve şüpheli şeylerden sakınmaktır. Resulüllah (s.a.v) buyurdu; “şüpheli şeylerden sakınan insan dünyada günahtan beratını ister. Şüpheli şeylere dalan da haram işler”
3- Resulüllah (s.a.v) buyurdu; “kişi ihlasla ve sadakayla bir hibe /bağış kapısı açarsa Allah onun bu yaptığını artırır. Kişi çok şey istediği bir hacet kapısı açarsa Allah o hacetle az olanları çoğaltır.”(bey haki)
4- Resulüllah (s.a.v) buyurdu; “öyle berrak arkadaşlıklar kurun ki; liderlikte süs bela ve musibette muhafız olsunlar.” Ebu zübeyr sehl b. Sait’ten rivayet ediyor. Resulüllah (s.a.v) buyurdu; “kavminin çokluğuyla öğünenin sohbetinde hayır olmaz zira o senin hukukunu gözetmediği gibi sende onun hukukunu gözetmesin”.
5- Resulüllah (s.a.v) buyurdu; “şüphesiz ki idrak sahibi kalplerin hayırı onu korumakla olur. Siz Allahtan istediğimiz zaman Allah’ın icabetine ( duanızı kabul edeceğine ) güvenerek isteyin. Çünkü Allah gafil kalpten çıkan duaya icabet etmez. (Taberani)

SEKİZİNCİ KISIM
DOKUZ CÜMLELİ BÖLÜM
Bu bölümde beş mev’ize vardır. Biri hadis-i şerif, diğerleri kelam-ı kibardır.

بَابُ التُسَاعِىُّ

قَالَ النَّبِىُّ صَلّى اللهُ عَلَيهِ وسَلَّم أوْحَى اللهُ تَعَالَى إلَى مُوسَى بْنِ عِمْرَانِ فِى التَّوْرَاةِ أنَّ اُمَهَاةِ الخَطَايَا ثَلاثَةٌ الكِبْرُوَالحَسَدُوَالحِرْصُ فَنَشَأ مِنْهَا سِتَّةٌ فَصِرْنَ تِسْعَةَ الاُولَى مِنَ السِّتَّةِ الشِّبَعُ وَالنَّوْمُ وَالرَّاحَةُ وَحُبُّ الأمْوَالِ وَحُبُّ الثَّنَاءِ وَالمَحْمِدَةِ وَحُبُّ الرِّيَاسَةِ .

1- Rasulüllah (S.A.V) buyurdular:
Allah (c.c) Tevrat ta İmran oğlu Musa’ya şunun vahy etti:
Hataların anası üçtür: kibir,1 haset,2 hırs.3 bu üç şeyden altı şey doğdu dokuz oldu. Bunlar; tokluk, uyku, rahat, mal sevgisi,4 övme ve övülme sevgisi, riyaset (başkanlık) sevgisidir.5
__________________________
1- Resulüllah (s.a.v) buyurdu: “kibir hakkı inkâr etmek ve insanları küçümsemektir.” Kim kendisine büyüklenme gözüyle bakar, insanları da küçümserse, o kibirlilerdendir.
2- Muaviye (r.a) şöyle der: “şerrin özelliklerinde düzeltme yoktur. Haset edenin hasedi haset edilene ulaşmayınca haset eden hasedinden ölür.”
3- Malik b. Dinar (r. Aleyh) şöyle der: “beden hastalandığı zaman yediğini içtiğini hazmedemeyip uyku uyuyamadığı ve rahat edemediği gibi, kalpte de dünya sevgisi çoğaldığı zaman nasihat fayda etmez.”
4- Abdullah el Hudadi (k.s) şöyle der: “ dinar ve dirhem (para) sevgisini taş ve kerpiç sevyesinde kalbinden atmalısın.”,
5- İnsanların sana yönelmesi ile senden kaçması eşit seviyede oluncaya kadar İnsanlar arasında reis / başkan (lider) olma sevgisini kalbinden at. Çünkü riyaset sevgisi mal sevgisinden daha çok zarar verir. Bunların her ikisi de dünyaya rağbet etmeğe alamettir. Riyasetin aslı tazim görmektir. Azamet ise allah’ın sıfatıdır. Mal sevgisinin aslı ise şehvettir. Bu da hayvanı bir sıfattır ve hayvanların özelliğidir.

قَالَ أبوُ بَكرِالصِدّيقِ رَضِيَ اللهُ عَنْهُ العُبَّادُ ثَلاثَةُ أصْنَافٍ لِكُلِصِنِفٍ ثَلاثُ عَلامَاتٍ يُعْرَفُونَ بِهَا صِنْفٌ يَعْبُدُونَ اللهَ تَعَالَى عَلَى سَبِيلِ الخَوْفِ صِنْفٌ يَعْبُدُونَ اللهَ تَعَالَى عَلَى سَبِيلِ الرَّجَاءِ صِنْفٌ يَعْبُدُونَ اللهَ تَعَالَى عَلَى سَبِيلِ الحُبِّ فَلِلأ وَّلِ ثَلاثُ عَلامَاتٍ يَسْتَحْقِرُ نَفْسَهُ وَيَستَقِلُّ حَسَنَاتِهِ وَيَسْتَكْثِرُسَيِّآتِهِ وَلِلثَّانِى ثَلاثُ عَلامَاتٍ يَكُونَ قُدْوَةَالنَّاسِ فِى جَمِيعِ الحَالاتِ وَيَكُونُ أسْخَى النَّاسِ كُلُّهُمْ بِالمَالِ فِى الدُّنْيَا وَيَكُونُ أحْسَنَ الظَّنِّ بِاللهِ فِى الخَلْقِ كُلُّهُمْ وَلِلثَالِثِ ثَلاثُ عَلامَاتٍ يُعْطِى مَايُحِبُّهُ وَلايُبَالِى بَعْدَ أنْ تَرْضَى رَبَّهُ وَيَعْمَلُ بِسَخَطِ نَفْسِهِ بَعْدَ أنْ تَرْضَى رَبَّهُ وَيَكُونُ فِى جَمِيعِ الحَالاتِ مَعَ سَيِّدِهِ فِى أمْرِهِ وَنَهْيِهِ .

2- Hz. Ebubekir Sıddık (r.a) den:
Abitler üç sınıftır ve her sınıfın üç alameti vardır. Bu alametlerle tanınırlar. Birinci sınıf korku, ikinci sınıf ümit, üçüncü sınıf sevgi yolu ile Allah’a ibadet ederler.1
Birinci sınıfın üç alameti vardır. Nefsini hakir görür, hasenatını az görür, günahını çok görür.
İkinci sınıfın üç alameti vardır. Her halinde halka öncülük eder (önder olur), dünya malını harcamakta herkesten daha cömert olur, Allah’a karşı bütün halk hakkında iyi zan sahibi olur.
Üçüncü sınıfın üç alameti vardır. Sevdiği şeyi Allah yolunda verir Rabbinin rızasını kazanmaktan başka tasası yoktur,2 rabbini razı ettikten sonra nefsinin kızgınlığına aldırmaz.3 her hareketinde mevlasıyla beraberdir.
__________________________________
1- Allah’a olan sevgileri her şeyden fazladır. Onlar için Allah’tan daha sevgili hiçbir şey yoktur. Sevilen yönünden sevginin varlığının sebebi sevginin onda kemale ermesi ya da onun cömertleşmesidir. Eğer Allah’ı cemal sıfatlarından dolayı seversen bu bir tek Allah içindir. Bu mevcudat üzerinde kemal manasıyla görülür ve cemalullah bulanıklıktan arınarak berraklaşır. Eğer sevgiliye (Allah’a) kavuşmak için seversen Allah’ın lütfüne nail olursun ve Allah nimetlerini sana cömertçe inam eder.
Bilinmelidir ki insanlar üç çeşittir. Birincisi; karıştırmak ve tefrit ( aşırı gitmek) ona galibiyet sağlarsa, ona layık olan bu duruma düşme endişesiyle günah işlemekten sakınmaktır. Ölüm anı hariç. Çünkü onun umudu korkusuna galiptir. Resulüllah (s.a.v) buyurdu: “ sizden ölen ancak Allah’a karşı hüsnü zanla ölsün.” İkincisi; yasakları işlemekte emirleri terk etmekte nefsinden emin olamaz. Bu insan için korku ve umut kuşun iki kanadı gibi eşit olur. Resulüllah (s.a.v) buyurdu: “ korkusu ve umudu eşit olan mümin sapmaz.” Müminlerin ekseriyeti böyledir. Üçüncüsü; kul tövbe edip rabbine sığınır ve nefsi bununla mutmain olur. Bu da işrak nurunun yaklaştığı gibi karanlığını yok eder ve kul için rabbine münacattan başka lezzet, ibadetten başka rahat olmaz. Umudu arzu ve muhabbet korkusu, tazim ve heybete dönüşür.
2- En çok sevdiğinizi Allah yolunda infak etmedikçe birr’e erişemezsiniz.(Âli İmran /29)
3- Birr (takva) sahibi rabbini razı eder. Şeytanı kızdırır. Resulüllah (s.a.v) buyurdu: “ Allah katında yüceltecek belanın dışındaki belalardan meşakkatinden Allah’a sığınırım.”

قَالَ عُمَرُ رَضِيَ اللهُ عَنْهُ إنَّ ذُرِّيَةَ الشَّيْطَانِ تِسْعَةٌ زَلِيتُونٌ وَوَثِينٌ وَلَقُوسٌ وَأعْوَانٌ وَهَفَّافٌ وَمُرَّةٌ وَالمُسَوِّطُ وَدَاسِمٌ وَوَلُهَانٌ فَأمَّا زَلِيتُونٌ فَهُوَ صَاحِبُ الأسْوَقِ فَيَنْصِبُ فِيهَا رَأيْتَهَا وَأمَّاَوَثِينٌ فَهُوَ صَاحِبُ المُصِبَاتِ وَأمَّاأعْوَانٌ فَهُوَ صَاحِبُ السُّلْطَانِ وَأمَّاَ هَفَّافٌ فَهُوَ صَاحِبُ الشَّرَبِ وَأمَّاَ مُرَّةٌ فَهُوَ صَاحِبُ المَزَامِيرِ وَأمَّا َلَقُوسٌ فَهُوَ صَاحِبُ المَجُوسِ وَأمَّا المُسَوِّطُ فَهُوَ صَاحِبُ الأخْبَارِ يُلْقِيهَا فشى افْوأهِ النَّاسِ وَلايَجِدُونَ لَهَا أصْلاً وَأمَّا الَدَّاسِمُ فَهُوَ صَاحِبُ البُيُوتِ إذَا دَخَلَ الرَجُلُ المَنْزِلَ وَلَمْ يُسَلِّمْ وَلَمْ يَذْكُرِاسْمَ اللهِ تَعَالَى أوْقَعَ فِيمَا بَيْنَهُمْ المُنَازَعَةِ حَتَّى يَقَعَ الطَلاقُ وَالخُلْعُ وَالضَّرْبُ وَأمَّا الَوَلُهَانُ فَهُوَ يُوَسْوِسُ فِى الوُضُوءِ وَالصَّلَوةِ وَالعِبَادَاتِ .

3- Hz. Ömer (r.a) den:
Şeytanın dokuz evladı vardır: zelîtûn, vesîn, a’van, haffan, mürre, lekus, musavvıt, dâsım, ve velhan
Zelîtûn: Çarşı ağasıdır. Çarşıyı o idare eder.1
Vesîn: Musibetlerin sahibidir.2
A’van: Hükümdarların arkadaşıdır.
Haffan: İçkinin sahibidir. (arkadaşıdır)
Mürre: Çalgıcıların arkadaşıdır.
Lekus: Ateşperestlerin arkadaşıdır.3
Musavvıt: Yalan haberlerin sahibidir. İnsaniarın ağızlarına yalan haber ilka eder. Ancak insanlar bu haberi asılsız mesnetsiz bulurlar.
Dâsım: Evlerin sahibidir. Kişi eve girerken selam vermeden, Allah’ın ismini anmadan girerse ailesiyle arasına niza sokar. Hatta aralarında vuruşma ve ayrılma dahi olur.4
Velhan: İbadetlerde, namazda ve abdestte vesvese verir.5
_______________________________
1- Bütün çarşılarda pazarlarda çirkin sözleri, yalan yere yemini, sattığı malı övmeyi, ölçüde ve tartıda eksik yapmayı süsler. İnsanlara güzel gösterir. Bazıları bunun adının Zellenbur olduğunu ve işinin karıkoca arasını açmak kadının ayıbını kocasına güstermek olduğunu söylerler.
2- En iyi en güzide şeyleri mahveder. Yanağa tokat vurmayı ve avaz avaz bağırmayı süsleyerek insanlara hoş gösterir.
3- Denilir ki lekus ile velhan namaz ve abdestte vevese verir. Bazıları da bunun üç ayrı şeytan olup üç ayrı görevi olduğunu söylerler. Şöyle ki; birincisi averdir zinayı teşvik eder. Erkeğin mesanesine kadının kalçasına üfler. İkincisi vesanandır. Çok uyumayı sevdirir. Uyuyan kimsenin başını ve göz kapaklarını ağırlaştırır. Namaz ve benzeri ibadetleri yapmasına mani olur, uyanıp kalkmasına engel olur. Zina ve benzeri şer işleri için hemen uyandırır. Üçüncüsü ebyadadır. Enbiya ve evliyayı saptırmaya uğraşır. Fakat enbiyaya yaklaşamaz. Çünkü enbiya Allah’ın koruması altındadır, onun şerrinden emindir. Ancak evliya onunla mücadele eder. Allah’ın emin kıldıkları emin olur. Azgınlaştırdıkları da sapar.
4- Karıkoca arası açmak için onların arasına husumet (düşmanlık) sokar. Denilir ki, damıs yemek şeytanıdır. İnsanın besmelesiz yediğini yer, besmele çekmediği zaman elbisesini giyer, yatağında yatar.
5- Velhan abdestte vesvese verir. Abdest ve temizlikte insanları suyu çok kullanma hususunda korkutur. Hz. Ali (r.a) den mervi bir hadis-i şerifte Resulüllah (s.a.v) buyurdu: “ abdest için bir şeytan vardır ona velhan denilir. Ondan sakının.” Namazda vesvese veren şeytanın adı da hanzaptır.

وَعَنْ عُثْماَنَ رَضِيَ اللهُ عَنْهُ مَنْ حَفِظَ الصَّلَوَاتِ الخَمْسِ لِوَقْتِهَا وَدَوَامَ عَلَيْهَا أكْرَمَ اللهُ بِتِسْعِ كَرَامَاتٍ أوَّلُهَا أنْ يُحِبَّهُ اللهُ وَيَكُونُ بَدَنَهُ صَحِيحًا وَتَحْرِسُهُ المَلاءِكَةُ وَتَنْزِلُ البَرَكَةُ فِى دَارِهِ وَيَظْهَرُ عَلَى وَجْهِهِ سِمَاءُ الصَّالِحِينَ وَيُلَيِّنُ اللهُ قَلْبَهُ وَيَمُرُّ عَلَى الصِّرَاطِ كَالْبَرْقِ اللاّمِعِ وَيُنْجِيهَ اللهُ مِنَ النَّارِ وَبُنْزِلُهُ اللهُ فِى جِوَارِالدِّينِ لاخَوْفٌ عَلَيْهِمْ وَلاهُمْ يَحْزَنُونَ .

4- Hz. Osman (r.a)dan:
Beş vakit namazı vaktinde kılmaya devam edeni Allah dokuz kerametle şereflendirir.
Allah onu sever, vücudu sıhhatli olur, koruyucusu melekler olur, evine bereket iner, yüzünde salihlerin siması zahir olur, Allah kalbini yumuşatır, sırat köprüsünü çakan şimşek gibi geçer, Allah onu ateşten kurtarır ve üzülmeyen, korkmayan kimselerle komşu olur.1

__________________________________
1- Resulüllah (s.a.v) buyurdu: “Beş vakit namaza devam edene kıldığı namaz nur, burhan ve kıyamet gününde kurtuluş olur. Kılmayanın nuru, delili ve kurtuluşu olmaz. O kıyamet günü Firavunla, Karunla, Hamanla ve Übey b. Halefle olur.” ( ibni Nasır)

وَعَنْ عَلِيٍّ رَضِىَ اللهُ عَنْهُ البُكَاءُ عَلَى ثَلاثَةِ أوْجُهٍ أحَدُهَا مِنْ خَوْفِ عَذَابِ اللهِ تَعَالَى وَالثَانِى مِنْ رَهْبَةِ السَّخَةِ وَالثالِثُ مِنْ خَشْيَةِ القَطِيعَةِ فَأمَّا الأوَّلُ فَهُوَ كَفَّارَةٌ لِلذنوبِ وَأمَّاالثَّانِى فَهُوَ طَهَارَةٌ لِلعُيُوبِ وَأمَّا الثَّالِثُ فَهُوَالوَلايَةُ مَعَ رِضَا المَحْبُوبِ فَثَمَرَةُ كَفَّارَةِ الذُّنُوبِ النَّجَاةُ مِنَ العُقُوبَاتِ وَثَمَرَةُ طَهَارَةُ العُيُوبِ النَّعِيمِ المُقِيمُ وَالدَّرَجَاتُ العُلَى وَثَمَرَةُ الوَلايَةِ مَعَ رِضَا المَحْبُوبِ حُسْنُ البَشَارَةِ مِنَ اللهِ تَعَالَى بِرِضَا بِالرُّؤْيَةِ وَزِيَارَةُ المَلاءِكَةِ وَزِيَادَةُ الفَضِيلَةِ .

5- Hz. Ali (r.a) den:
Ağlamak; Allah’ın azabının korkusundan, Allah’ın gazabının korkusundan ve Allah’tan uzaklaşmak korkusundan olmak üzere üç çeşittir.
Birincisi günahlara kefaret, ikincisi ayıpların temizlenmesi, üçüncüsü ise kendi rızasından soyutlanarak Rabbinin rızası ile kaim olmaktır.
Günahların kefaretinin meyvesi ukubetlerden kurtulmaktır. Ayıplardan temizlenmenin meyvesi daimî nimet ve yüce derecelerdir. Dostun rızası ile kendinden kendinden vazgeçmenin meyvesi ise ziyade fazilet ile meleklerin ziyareti, Allah’ın rızası ve cemalullahı görmektir.

DOKUZUNCU KISIM

ON CÜMLELİ BÖLÜM

Bu bölümde yirmi dokuz mev’ize vardır. Onbiri hadis-i şerif, diğerleri kelam-ı kibardır.

بَابُ العُشَارِىِّ

قَالَ رَسُولُ اللهِ صَلّى اللهُ عَلَيهِ وسَلَّم عَلَيْكُمْ بِالسِوَاكِ فَإنَّ فِيهِ عَشَرَخِصَالٍ يُطَهِّرُ الفَمَ وَيَرْضَى الرَّبَّ وَيَسْخَطُ الشَيْطَانَ وَيُحِبُهُ الرَّحْمنُ وَالحَفَظَةُ وَيَشُدُّ اللِّثَّةَ وَيَقْطَعُ البَلغَمَ وَيثطِبُ النَّكْهَتَ وَيَطْفِى المِرَّةَ وَيُجَلِّى البَصَرَ وَيُذْهِبُ البَخْرَةَ وَهُوَ مِنَ السُّنَّةِ ثُمَّ قَالَ عَلَيْهِ السَّلامُ الصَّلَوةُ بِالسِوَاكِ أفْضَلُ مِنْ سَبْعِينَ صَلاةً بِغَيْرِ سِوَاكٍ .

1- Resulüllah (S.A.V) buyurdu:
Misvak kullanınız çünkü onda on iyilik vardır. Ağzı temizler, Allah’ı razı eder, şeytanı kızdırır, Allah ve hafaza melekleri onu sever, diş etlerini kuvvetlendirir, balgamı keser, ağız kokusunu güzelleştirir, acılığını giderir,1 gözün nurunu arttırır, ağızdaki kötü kokuyu giderir. Misvak sünnettendir. Ve sonra şöyle devam etti: misvak ile kılınan bir namaz misvaksız kılınan yetmiş namazdan daha faziletlidir.2

_____________________________
1- Bu acılık sarı ve siyah su, kan ve balgam gibi ağızdan çıkacak olan şeylerin acısıdır. Misvak bunları yok eder.
2- Burada anlatılmak istenen misvakın fazileti cemaatle kılınan namazın 27 derecelik faziletine delalet etmez. Çünkü camideki 27 derece misvaktaki 70 dereceden çok sayılır.

قَالَ أبوُ بَكرِالصِدّيقِ رَضِيَ اللهُ عَنْهُ مَامِنْ عَبْدٍ رَزَقَهُ اللهُ عَشَرَخِصَالٍ إلاّ وَقَدْ نَجَا مِنَ الآفَاتِ وَالعَاهَاتِ كُلِّهَا وَصَارَ فِى دَرَجَةِ المُقَرَّبِينَ وَنَالَ دَرَجَةَ المُتَّقِينَ أوَّلُهَا صِدْقٌ دَائِمٌ مَعَهُ قَلْبٌ قَانِعٌ وَالثَانِى صَبْرٌكَامِلٌ مَعَهُ شُكْرٌدَائِمٌ وَالثَالِثُ فَقْرٌ دَائِمٌ مَعَهُ زُهْدٌ حَاضِرٌ وَالرَّبِعُ فِكْرٌ دَائِمٌ مَعَهُ بَطْنٌ جَائِعٌ وَالخَامِسُ حُزْنٌ دَائِمٌ مَعَهُ خَوْفٌ مُتَّصِلٌ وَالسَادِسُ جُهْدٌ دَائِمٌ مَعَهُ بًدَنٌ مُتَوَاضِعٌ وَالسَابِعُ رِفْقٌ دَائِمٌ مَعَهُ رَحِمٌ حَاضِرٌ وَالثَامِنُ حُبٌّ دَائِمٌ مَعَهُ حَيَاءٌ حَاضِرٌ وَالتَّاسِعُ عِلْمٌ نَافِعٌ مَعَهُ حِلْمٌ دَائِمٌ وَالعَاشِرُ إيمَانٌ دَائِمٌ مَعَهُ عَقْلٌ ثَابِتٌ .

2- Hz. Ebubekir Sıddık (r.a) den:
Şüphesiz Allah’ın on şey ihsan ettiği kul kurtulur, Allah’a çok yakın olanların derecesine erer ve muttakilerin derecesini elde eder.
1- Kanaatkârlıkla beraber daimi doğruluk,
2- Daimi bir şükürle kâmil bir sabır,1
3- Hazır bir züht ile beraber daimi fakirlik,2
4- Aç bir karın ile daimi tefekkür (düşünüş),3
5- Bitişik bir korkuyla ile daimi bir hüzün,4
6- Mütevazı bir bedenle daimi bir çalışma,5
7- Hazır bir merhametle daimi bir şefkat,6
8- Hazır bir hayâ ile daimi bir sevgi,7
9- Faydalı bir ilimle daimi bir hilm,8
10- Sabit bir akılla daimi bir iman.9

_________________________________________
1- Resulüllah (s.a.v) buyurdu: “imanın en faziletlisi sabır ve cömertliktir.” (Deylemi) yine Resulüllah (s.a.v) buyurdu: “ en güzel silah sabır ve duadır.” Abdulkadir Geylani şöyle der: “kalp gözünü açan amele nasıl şaşarsın? Bu Allah’ın fazlı ve tevfikiyledir.eğer günahı terk edersen, Allah’ın sana ihsan ettiği nimetleri itiraf ederek şükredersin. Allah seni ve senin istemen/ kazanman neticesinde olan fiillerinin yaratıcısıdır. Sen istersin Allah yaratır.”
2- Resulüllah (s.a.v) buyurdu: “ey fakirler topluluğu! Fakirliğinize kalben razı olursanız sevabını elde edersiniz. Aksi halde mahrum kalacaksınız.” Bazı hikmet sahipleri de şöyle der; “bir şeye kanaat etmek onunla zengin olmaktan daha hayırlıdır.”
3- Resulüllah (s.a.v) buyurdu: “her şeyi düşünün yalnız Allah’ın zatını düşünmeyin. Zira yedinci kat sema ile Allah’ın kürsüsü arasında yedi bin yıl vardır. Allah bunun da fevkindedir. (üstündedir.) yine Resulüllah (s.a.v) buyurdu: Allah’ın rızasını kazanmadığı halde insanların Allah’ın rızasını kazandığını zannettiği kavme Allah merhamet etsin .” (ibni mübarek)
4- Resulüllah (s.a.v) buyurdu: “Eğer siz Allah katında hazırlanmış nimetlerin hakikatini bilseydiniz daha fazlasıyla Allah’a yalvarmak için fakir olmanızı dilerdiniz.” (tirmizi) Resulüllah (s.a.v) buyurdu: “kişiye Allahtan korkmakta ilim nefsine şaşmakta ise cehalet yeter.” (beyhaki) yine Resulüllah (s.a.v) buyurdu: “cenneti uman oraya girer. Cehennemden korkan ondan sakınır. Merhamet edene Allah merhamet eder.”
5- Resulüllah (s.a.v) buyurdu: “ mütevazı olan fakirlerle oturun ki kibirden kaçmış ve Allah’ın en üstün kullarından olasınız.” (Ebu Nuaym) Abdulkadir geylani (k.s) şöyle der: “ne zaman nefsinle mücadele eder onu muhalefet kılıcıyla öldürürsen seni şehvete ve lezzete düşürmek üzere seninle nizalaşsın ve sana daima sevap yazılsın diye mücadeleye dönmen için Allah onu tekrar diriltir. Bu, Allah’ın şu ayetinin anlamıdır: “ölüm sana gelinceye kadar Allah’a ibadet et.”yani mahlûkatın en şereflisi olan insan! Ölüm sana gelinceye kadar nefsinle mücadele et. Zira nefis ibadete muhalefet etmekle görevlendirilmiştir. Çünkü nefis kibirlenir ve ibadetin zıddını ister.
6- Resulüllah (s.a.v)buyurdu: “merhametli kullarıma Allah merhamet eder.”
7- Resulüllah (s.a.v)buyurdu: “hepiniz cennette girmek istersiniz değimli? Evet ya Resulüllah dediler “öyle ise amelinizi kısaltın ve ecelinizi gözünüzün önüne getirin. Gerektiği gibi Allah’tan haya edin” ey Allah’ın resulü biz Allah’tan haya ederiz dediler. Belki hayâ kibiri, imtihanı, karınların ne ihtiva ettiğini ne başın ne kapsadığını unutmamak demektir. İşte böylesi Allah’tan sakınılır ve Allah’ın veliliğini elde eder. (Ebu Nuaym)
8- Resulüllah (s.a.v)buyurdu: “istediğiniz kadar ilmi öğreniniz öğrendiğinizle amel etmediğiniz müddetçe Allah ilminizden size bir fayda vermez.” (ibni adiyy) yine Resulüllah (s.a.v) buyurdu zarafetin afeti öğünmek şefaatin afeti azgınlık iyiliğin afeti başa kalkmak güzelliğin afeti kibir, ibadetin afeti bıkkınlık, sözün afeti yalan, ilmin afeti unutmak, hilmin afeti sefahat, sözün afeti cahillik, soyluğun afeti gurur, cömertliğin afeti israftır.(beyhaki)
9- Akıl edebi gururlandırır. Baz belahatçıları akıl en hayırlı bağış, cehalet ise en şerli musibettir. Derler. Bazı ediplerde herkesin arkadaşı düşmanı ise cehaletidir.

قَالَ عُمَرُ رَضِيَ اللهُ عَنْهُ عَشَرَةٌ لايُصْلِحُ بِغَيْرِعَشَرَةٍ لايُصْلِحُ العَقلُ بِغَيْرِوَرَعٍ وَلاالفَضْلُ بِغَيْرِعِلْمٍ وَلاالفَوْزُ بِغَيْرِ خَشْيَةٍ وَلاالسُّطَانُ بِغَيْرِ عَدْلٍ وَلاالحَسَبُ بِغَيْرِأدَبٍ وَلاالسُرُورُبِغَيْرِ أمْنٍ وَلاالغِنَى بِغَيْرِجُودٍ وَلاالفَقْرُبِغَيْرِ قَنَاعَةٍ وَلاالرِّفْعَةُ بِغَيْرِ تَوَاضِعٍ وَلاالجِهَادُبِغَيْرِتَوْفِيقٍ .

3- Hz. Ömer (r.a) den:
On şey on şeysiz düşünülemez (kıymetsizdir): akıl takvasız,1 fazilet ilimsiz,2 kurtuluş korkusuz,3 ulül emr (riyaset) adaletsiz,4 asalet edepsiz,5 ferah emniyetsiz, zenginlik sahavetsiz,6 fakirlik kanaatsiz,7 yücelik tevazusuz, cihat tevfiksiz8 Kıymetsizdir.
_____________________________________
1- Amr b. Kays der ki: adını idrak ettiğin zaman sana başka şey gerekmez. Çünkü sen akıllısın. Resulüllah (s.a.v)buyurdu: “ Akıl kalpte hak ile batılı ayıran bir nurdur.”
2- Resulüllah (s.a.v)buyurdu: “Amellerin en faziletlisi bilmek/ bilerek amel etmektir. Şüphesiz ilimle yapılan amelin azı da çoğu da fayda sağlar. İlimsiz yapılan amelin azı da çoğu da faydasızdır.”
3- İstemekle zafer gerçekleşmez, Allah’tan korkmadan kurtuluş olmaz. Ebu Hüreyre (r.a) den mervi bir hadis-i şerifte Resulüllah (s.a.v) şöyle buyurdu: “ineğin memesinden çıkan süt geri dönmedikçe Allah korkusundan ağlayan kimse cehenneme girmez.”
4- Resulüllah (s.a.v) buyurdu: “ kıyamet günü insanların en sevimlisi halkını Allah’a yaklaştıran adil devlet reisidir. En sevimsizi de halkını Allah’tan uzaklaştıran cair (günahkâr, zalim) devlet reisidir. (Ahmet b. Hambel, tirmizi)
5- Bazı hikmet sahipleri şöyle der: “ İlim paha biçilmez bir şereftir. Edep ise üzerine korku olmayan sermeyedir.”
6- Resulüllah (s.a.v) buyurdu: “ Cömert Allah’a, insanlara ve cennete yaklaşır, cehennemden uzaklaşır. Cimri ise Allah’tan, insanlardan ve cennetten uzaklaşır ve cehenneme yaklaşır. Allah katında cahil cömert; abid olan cimriden daha sevimlidir.”
7- Resulüllah (s.a.v) buyurdu: “Takva sahibi ol ki, insanların en zahidi olasın. Kanaatkâr ol ki, insanların en çok şükredeni olasın. Nefsin için sevdiğini başkaları için de sev ki, mümin olasın. Komşularınla iyi geçin ki, Müslüman olasın. Az gül çünkü fazla gülmek kalbi karartır.” Abdullah b. Mübarek der ki; “fakirlikte kanaat en güzel zenginliktir.”
8- Bu, kulun işinin Allah rızasına ve Allah’ın hoşnutluğuna uygun olmasıdır. Resulüllah (s.a.v) buyurdu: “ En faziletli cihat nefisle mücadele edip arzularını Allah için terk etmektir.”
9- Resulüllah (s.a.v) buyurdu: “ ilimde rüştünü artırıp ta dünyada zühdünü artırmayan kimsenin ancak Allah’tan uzaklaşması artar.”

قَالَ عُثْماَنُ رَضِيَ اللهُ عَنْهُ أضْيَعُ الأشْيَاءِ عَشَرَةٌ عَالِمٌ لايُسْئَلُ عَنْهُ وَعِلْمٌ لايُعلَمُ بِهِ وَرَاْىٌ صَوَابٌ وَلايُقبَلُ وَسِلاحٌ لايُسْتَعْمَلُ وَمَسْجِدٌ لايُصَلَّى فِيهِ وَمُصْحَفُ لايُقْرَاُ عَنْهُ وَمَالٌ لايُنْفَقُ مِنْهُ وَخَيْلٌ يُرْكَبُ وَعِلْمٌ الذُهْدِ فِى بَطْنِ مَنْ يُرِيدُ الدُّنْيَا وَعُمْرٌ طَوِيلٌ لايَتَزَوَّدُ فِيهِ لِسَفَرِهِ .

4- Hz. Osman (r.a)dan:
En fazla zayi olan şey ondur: kendisinden soru sorulmayan âlim, kendisi ile amel edilmeyen ilim, kabul görmeyen doru fikir, kullanılmayan silah, içinde namaz kılınmayan mescit, okunmayan Mushaf, hayır yolunda harcanmayan mal, harpte binilmeyen at, dünyayı isteyenin kalbinde olan züht,1 içinde ahiret seferine hazırlık yapılmayan ömür.

قَالَ عَلِيٌّ رَضِىَ اللهُ عَنْهُ العِلْمُ خَيْرُ مِيرَاثٍ وَالأدَبُ خَيْرُحِرْفَةٍ وَالتَّقْوَى خَيْرُ زَادٍ وَالعِبَادَةُ خَيْرُبِضَاعَةٍ وَالعَمَلُ الصَّالِحُ خَيْرُقَائِدٍ وَحُسْنُ الخُلْقِ خَيْرُ قَرِينٍ وَالحِلْمُ خَيْرُوَزِيرٍوَالقَنَاعَةُ خَيْرُغِنًى وَالتَّوْفِيقُ خَيْرُعَوْنٍ وَالمَوْتُ خَيْرُمُؤَدِبٍ .

5- Hz. Ali (r.a) den:
İlim mirasın,2 edep mesleğin, takva azığın, ibadet sermayenin, salih amel önderin, güzel ahlak arkadaşın, hilm vüzeranın (vezirlerin), kanaat zenginlerin, Tevfik yardımcıların, ölüm terbiyecinin hayırlısıdır.3
______________________
1- Resulüllah (s.a.v) buyurdu: “Âlimlere hürmet edin çünkü onlar peygamberlerin varisleridirler. Kim ilim sahiplerine hürmet ederse Allah’a ve resulüne itaat etmiş olur.” (Taberani)
2- En büyük zenginlik kanaattir. Allah (c.c) buyurdu ki; “ Erkek ve kadın kim Salih amel işlerse o mümindir. Ona dünyada güzel bir hayat bahşederiz.” (Nehl/97) müfessirlerin çoğu ayette geçen “hayaten tayyiben” ifadesini kanaat olarak tefsir etmişlerdir. Yani küçücük şeylerden az şeylerden bile mutlu olabilecek bir hayat demektir.
3- En büyük terbiyeci ve en güzel nasihat edici ölümdür. Ölüm, en güzel vaizdir.

وَقَالَ عَلَيْهِ السَّلامُ عَشَرَةٌ مِنْ هَذِهِ الاُمَّةِ هُمْ كُفَّارٌ بِاللهِ العَظِيمِ وَيَظُنُّونَ أنَّهُمْ المُؤْمَنُونَ القَاتِلُ بِغَيرِ حَقٍّ وَالسَّاحِرُ وَالدَيُّوثُ الَّذِى لايَغَارُ عَلَى أهْلِهِ وَمَانِعُ الزَكَاةِ وَشَارِبُ الخَمْرِ وَمَنْ وَجَبَ عَلَيْهِ الحَجُّ فَلَمْ يَحُجَّ وَالسَّاعِى فِى الفِتَنِ وَبِائِعُ السِلاَحِ مِنْ أهْلِ حَرْبِ وَنَاكِحُ المَرْأةِ فِى دُبُرِهَا وَنَاكِحُ ذَاتِ رَحِمٍ مَحْرَمٍ إنْ عَلِمَ هَذِهِ اللأفْعَالَ حَلالاً فَقَدْ كَفَرَ.

6- Resulüllah (S.A.V) buyurdu:
Ümmetimden on sınıf vardır ki, yüce Allah’ı inkâr eder, fakat kendilerini mümin zannederler:
Bir Müslümanı veya gayri Müslimi haksız yere öldüren, sihir yapan, ailesini kıskanmayan deyyus,1 zekât vermeyen,2 içki içen,3 üzerine farz olduğu halde hacca gitmeyen,4 fitne peşinde koşan, düşmana silah satan,5 karısı ile ters ilişkide bulunan, şeran nikâh düşmeyen bir kadın ile evlenen; Eğer helal telakki ederse doğrudan doğruya kâfir olur.

___________________________________
1- yani mahremi olan karısını, kızını, bacısını, anasını kıskanmayan… Resulüllah (s.a.v) buyurdu: “ Allah’ın sevdiği ve bugz ettiği kıskançlık vardır. Yine Allah’ın sevdiği ve bugz ettiği gurur argo ifadeyle (çalım satma) vardır. Allah’ın sevdiği kıskançlık şüphe taşıyan şüphe içinde olan kıskançlıktır. ( kıskançlığı gerektiren şaibenin varlığı) bugz ettiği kıskançlık ise şüphe taşımayan (şaibeden uzak olan) kıskançlıktır. Allah’ın sevdiği gurur savaşta gururlanma ( düşmanın korkutulması amacıyla yapılan çalım satma) ve zekâtını vermiş olma hususundaki çalım satma. bugz ettiği gurur ise azgınlık (zulüm) ve üstün meziyetinin varlığı ile övünerek çalım satmaktır.” (imam-ı Ahmet, Ebu Davut, Nesai, İbni Mace) Resulüllah (s.a.v) buyurdu: “ şüphesiz ki Allah kıyamet günün sukûrun adalet ve tövbesini kabul etmez.” Sukûr nedir ya resulellah? Diye sorulunca “ailesinin yanına yabancı erkeklerin girdiği kimsedir.” buyurdular. (Buhari)
2- Ebu Hüreyre (r.a) den rivayet edilen hadis-i şerifte Resulüllah (s.a.v) şöyle buyurdu: “altın ve gümüş sahibi olup ta zekâtını vermeyen için cehennemde bir bölüm ayrılmıştır. Oraya atılır. Yanları alnı ve arkası damgalanır. Soğuduğu ve vücudu alışkanlık/bağışıklık kazandığı zaman bir günü ellibin sene olan günde tekrar yenilenir.”
3- Resulüllah (s.a.v) buyurdu: “İçki içen, içki şişeleri boynunda asılı ve kadehi elinde haşrolur. Yeryüzündeki bütün pisliklerden daha pis kokar. Yanından geçen bütün mahlûkat ona lanet eder.”
4- Allah (c.c) buyuruyor: “kim küfrederse bilsin ki alemlerden müstağnidir.” Yani, kim haccın farziyetini inkâr ederse Allah ondan müstağnidir. (zengindir) yani onun haccına ihtiyacı yoktur. Rivayet edilir ki Resulüllah (s.a.v) ümmetini affını istedi. Allah (c.c) şöyle vahyetti; “benimle onlar arasında olanı af ettim, ancak kullarım kendi aralarındaki birbirlerine olan zulümleri hariç” Resulüllah (s.a.v) istiğfarı fazlalaştırdı ve şöyle dua etti; sen onların hasımlarını razı etmeye kadirsin, kalplerini yumuşat. Ertesi gün müzdelife de Allah’ı Teâlâ habibinin duasını kabul ettiğini vahyetti Rasululah (s.a.v) tebessüm ederek şöyle buyurdu “Allah’u Teala benim duamı kabul edince Allah’ın düşmanlarından iblis (a.l) sarsıldı, kahırla perişan bir şekilde avaz avaz bağırdı ve başını toprağa vurdu.
5- Harp esnasında savaşçıların düşmana silah satması ki bu ihanettir.

قَالَ النَّبِىُّ صَلّى اللهُ عَلَيهِ وسَلَّم لايَكُونُ العَبْدُ فِى السَّمَاءِ وَلافِى الأرْضِ مُؤْمِنًا حَتَّى يَكُونَ وَصُولاً وَلايَكُونُ وَصُولاً حَتَّى يَكُونَ مُسْلِمًا وَلايَكُونُ مُسْلِمًا حَتَّى يُسَلِّمَ النَّاسُ مِنْ يَدِهِ وَلِسَانِهِ وَلايَكُونُ مُسْلِمًا حَتَّى يَكُونَ عَالِمًا وَلا يَكُونُ عَالِمًا حَتَّى يَكُونَ بِالعِلمِ عَامِلاً وَلايَكُونُ بِالعِلمِ عَامِلاً حَتَّى يَكُونَ زَاهِدًاوَلا يَكُونُ زَاهِدًا حَتَّى يَكُونَ وَرِعًا وَلا يَكُونُ وَرِعًا حَتَّى يَكُونَ مُتَوَاضِعًا وَلا يَكُونُ مُتَوَاضِعًا حَتَّى يَكُونَ عَارِفًا بِنَفْسِهِ وَلايَكُونُ عَارِفًا بِنَفْسِهِ حَتَّى يَكُونَ عَاقِلاً فِى الكَلامِ .

7- Resulüllah (S.A.V) buyurdu:
Kul vesul (insanlarla kaynaşan, sılairahim yapan) olmadıkça yerde ve gökte mümin, Müslüman olmadıkça vesul, elinden ve dilinden başkaları emin olmadıkça Müslüman, âlim olmadıkça emin ilmiyle amel etmedikçe âlim, zahit olmadıkça ilmi ile amil, takva olmadıkça zahit,1 mütevazı olmadıkça takva,2 nefsini tanımadıkça mütevazı, sözlerinde akıllı olmadıkça da nefsini tanımış olamaz.3

_______________________________________
1- Güzel amel için takva lazımdır. Yahya bin Muaz-ı Razî şöyle der: “takvası olmayan nasıl zahit olabilir? Senin için faydalı olmayan (mahsurlu olan) şeylerden sakın ki sana züht verilsin.”
2- Enes b. Malik (r.a) der ki: “Resulüllah (s.a.v) hastayı ziyaret eder, cenaze teşyi eder, eşeye biner ve davete icabet ederdi.” Resulüllah (s.a.v) buyurdu: “soy ve şerefte güzel nitelik sahibi olan tevazuundan dolayı ayıplanmaz. Kıyamet günü Allah’ın halis dostlarından olur.” (Ebu Nuaym)
3- Şair şöyle diyor:
Ey Âdemoğlu kuvvet seni mağrur etmesin
Sana tevazu gerekir zira ömür sınırlıdır.
Sen ancak çayırda büyüyen ekin gibisin
Her şey tayin edilmiş afetlerdendir.
Eğer bütün afetlerden emin olursan
Emr-i ilahi tamamlandığında biçilmiş ekin olursun.
4- Bişr b. Haris şöyle der: “ konuşmak sana tuhaf gelirse sus, susmak tuhaf gelirse konuş.”

وَقِيلَ رَأى يَحْيَ بْن ِمُعَاذِ الرَّازِيِّ رَحِمَهُ اللهُ فَقِيهًا رَاغِبًا فِى الدُّنيَا فَقَالَ يَا صَاحِبَ العِلْمِ وَالسُّنَّةِ قُصُورُكُم قَيْسَرِيَّةٌ وَبُيُوتُكُمْ كِسْرَوِيَّةٌ وَمَسَاكِنُكُمْ قَارُونِيَّةٌ وَأبْوَابُكُمْ طَالُتِيَّةٌ وَثِيَابُكُمْ جَالُتِيَّةٌ وِمَذَاهِبُكُمْ شَيْطَانِيَّةٌ وَضِيَاعُكُمْ مَارُدِيَّةٌ وَوِلايَتِكُمْ فِرْعَوْنِيَّةٌ وَقُضَاتُكُمْ عَاجِلِيَّةٌ أصْحَابُ رِشْوَةٍ غَشَاشَيَّةٍ وَمَمَاتُكُمْ جَاحِلِيَّةٌ فَأيْنَ المُحَمَّجِيَّةُ .

8- Yahya bin muaz-ı Razî dünya nimetlerine çok istekli bir fakih (fıkıh âlimi) görmüş, demiş ki;
“ Ey âlim ve sünnet sahibi kişi! Saraylarınız Kayzer’in sarayına, evleriniz Kisra’nın, evine meskenleriniz Karun’un meskenine, kapılarınız Talut’un kapılarına,1 elbiseleriniz Calut’un elbiselerine,2 mezhebiniz şeytanın mezhebine, zayi oluşunuz Mervan’ın helakine,3 şehirlerdeki hâkimiyetiniz Firavun’un hâkimiyetine, hâkimleriniz, aceleci ve rüşvetçilere,4 ölümleriniz cahiliye ölümlerine benziyor. Muhammedilik nerede?5”

____________________________
1- talut un kavminin evlerinin kapıları yüksek idi.
2- Calut Talut un ordu komutanı idi. Davut (a.s) öldürdü.
3- Şam meliki Mervan b. Hakem inatla inkarcıların helakine benziyor.
4- Hakkı haksıza parayla satan iğfalciler
5- Şair şöyle der:
Amelini kendine dost seç muhakkak o,
Yattığın kabirde sana arkadaş olur.
Eğer bir şeylerle meşgul olacaksan o,
Allah’ın rızasından başa bir şey olmasın.
İnsan öldükten sonra ona hiçbir şey eşlik etmeyecek.
Ancak yaptığı ameli onunla kabre gelecek
Dikkat et insan ehlinin yanında misafirdir.
Onların yanında az bir müddet kalır sonra gider.

قَالَ الشَّعِرُ أشْعَارًا

أيُّهَا المُنَاجِى رَبَّهُ بِأنْوَاعِ الكَلامِ وَالطالِبُ مَسْكَنَهُفِى دَارِالسَّلامِ
وَالمُتَسَوِّفُ لِلتَوْبَةِ عَامًا بَعْدَ عَامٍ وَمَاأرَاكَ مُنْصِفًالِنَفْسِكَ بَيْنَ الأنَامِ
إنَّكَ لَوْرَافَقْتَ يَوْمَكَ يَاغَافِلُ بِالصِّيَامِ وَأحْيَيْتَ طُولَ لَيْلِكَ بِالقِيَامِ
وَاقْتَصَرْتَ بِالقَلِيلِ مِنَ المَاءِوَالطَّعَامِ لَكُنْتَ أحْرَى أنْ تَنَألَ شَرَفَ المَقَامِ
وَالكَرَامَةَ العَظِيمَةَ مِنْ رَبِّ اللأنَامِ وَالرِّضْوَانَ الأكْبَرَمَنْ ذِى الجَلالِ وَالإكْرَامِ

ŞAİR ŞÖYLE DİYOR

Ey Allah’a türlü sözlerle münacat eden (yalvaran),
Ve ey darü’s-selamda (cennette) mesken isteyen,

Tövbeyi seneden seneye erteleyen,
İnsanlar arasında seni nefsine karşı insaflı görmüyorum

Ey gafil eğer sen gündüzü oruçla arkadaş,
Gecenin uzunluğunu ibadetle ihya etseydin,

Az su az yemekle iktifa etseydin,
Şerefli makamlara erişmeye daha layık olurdun.

En büyük keramet mahlûkatın rabbindedir.
En büyük hoşnutluk ta yine celal ve ikram sahibindedir.

وَقَالَ بَعْضِ الحُكَمَاءِ عَشْرُخِصَالٍ يُبْغِضُهَا اللهُ سُبْحَانَهُ وَتَعَالَى مِنْ عَشَرَةِ أنْفُسٍ البُخْلُ مِنُ اللأغْنِيَاءِ وَالكِبْرُ مِنَ الفُقَرَاءِ وَالطَّمَعُ مِنَ العُلَمَاءِ وَقِلَّةُ الحَيَاءِ مِنْ النِّسَاءِ وَحُبُّ الدُّنْيَا مِنَ الشُيُوخِ وَالكَسَلُ مِنَ الشَّبَابِ وَالجَوْرُ مِنَ السُّلطَانِ وَالجُبْنُ مِنَ الغُزَاةِ وَالعُجْبُ مِنَ الزُّهَّادِ وَالرِّيَاءُ مِنَ العُبَّادِ .

9- Bazı hikmet sahiplerinden:
On hasletin on kişide olmasını Allah sevmez. (diğer insanlarda olmasından daha çok buğz eder.)
Zenginlerde cimrilik,1 fakirlerde kibirlilik,2 âlimlerde tamahkârlık,3 kadınlarda hayâ azlığı,4 yaşlı kimselerde dünya sevgisi5 gençlerde tembellik, ulu’l-Emr de zulüm,6 savaşçılarda korkaklık,7 zahitlerde kendini beğenme8 abitlerde riyakârlık.9

________________________________________
1- Hâkim der ki; “cimrilik insanlık sıfatını yok eder hayvanlık sıfatını açığa çıkarır.”
2- Ebu Hüreyre (r.a) den rivayet edilen hadis-i şerifte Resulüllah (s.a.v) şöyle buyurdu: “bir adam insanlar helak olsun dediği zaman, o insanlar tarafından helak olur.” (Müslim) bu nehiy kendinin beğenip insanları küçümseyen, kendini onlardan üstün görerek bu sözü söyleyen içindir ki, bu davranış haramdır. Fakat insanların dini işlerinde noksanlık görüp de veya onların hallerinden üzüntü duyup da bunu söylemesinde bir sakınca yoktur. Hadis âlimleri bunu böyle tefsir etmişlerdir.
3- Denilmiştir ki; Musa (a.s) tamahkârlıktan bahsederken şöyle dedi: “ istersen bununla mükâfat edine bilirsin.” Hızır (a.s): “seninle benim aramdaki fark budur.” Cevabını verdi. Denilir ki, Hızır (a.s) ile Musa (a.s) acıktıkları bir sırada önlerine (sofralarına) bir ceylan geldi. Kebaplık olmayacak taraftaki etler Musa (a.s)a Kebaplık olacak taraftaki etler Hızır (a.s) a düşmüştü. Musa (a.s) bunu o zaman söyledi.
4- Resulüllah (s.a.v) buyurdu: “hayası olmayanın dini olmaz dünyada hayası olmayan ahirette cennete giremez.” (Deylemi)
5- Ebu Bekir el-meragî: “kanaat ve sabırla dünya işlerini hırs ve aceleyle ahiret işlerini ilim ve içtihatla din işlerini gören kimse akıllıdır” der.
6- Resulüllah (s.a.v) şöyle buyurdu: “kim sultanı razı etme yolunda Allah’ı kızdırırsa Allah’ın dininden çıkar.” ( hâkim )
7- Bu düşman yaklaştığı zaman hücum etmekte kalben zayıflık göstermektedir.
8- Resulüllah ( sav) buyurdu: kim salih amel işlemekte kendini beğenirse, şükrü zayıflar amelide batıl olur.” ( Ebu Nuaym ) Resulüllah ( sav ) buyurdu:” hiçbir kimse yok ki (ipekten güzel) elbise gösteriş için giysinde insanlar ona bakmasın. Ancak kıyamet günü Allah ona bakmaz. “ta ki o elbiseyi çıkartıncaya kadar.” (Taberani) Resulüllah (sav) buyuruyordu: adem oğlunun vay haline ki kokmuş bir sudan yaratıldığı halde rabbini unutup ta övünür. Hâlbuki o, topraktan yaratıldı ve yine oraya dönecek. (Deylemi)
9- Resulüllah ( sav) buyurdu: “Allah’a itaatle kullara sevgiden dolayı övgüyü karıştırmaktan sakının. Bu amellerinizi yok eder.” (Deylemi) insanlara sevgiden dolayı olan övgüde bir mahzur yoktur. Çünkü bu riya olmaz. Ebu Zerr el Gıffari ( r.a) der ki; Resulüllah’a sordum: “hayırlı amel işlediğinden dolayı insanların övdüğü bir adam gördün mü? Resulüllah ( sav) buyurdu: “peşinen müjdeler olsun ki o mümindir.” (Müslim)

قَالَ رَسُولُ اللهِ صَلّى اللهُ عَلَيهِ وسَلَّم العَافِيَةُ عَلَى عَشَرَةِ أوْجُهٍ خَمْسَةٍ فِى الدُنْيَا وَ خَمْسَةٍ فِى الآخِرَةِ فَأمَّاالَّتِى فِى الدُنْيَا العِلْمُ وَالعِبَادَةُ وَالرِّزْقُ مِنَ الحَلالِ وَالصَّبْرُعَلَى الشِّدَّةِ وَالشُكْرُ عَلَى النِّعمَةِ وَأمَّاالَّتِى فِى الآخِرَةِ فَإنَّهُ يَاْتِيهِ مَلَكُ المَوْتِ بِالرَّحْمَةِ وَاللُطْفِ وَلايَرُوعُهُ مُنْكًرٌوَنَكِيرٌ فِى القَبْرِ وَيَكُونُ آمِنًا فِى الفَزَعِ الأكْبَرِ وَتُمْحَى سَيِّآتُهُ وَتُقْبَلُ حَسَنَاتُهُ وَيَمُرُّ عَلَى الصِرَاطِ كَالبَرْقِ اللامِعِ وَيَدْخُلُ الجَنُّةَ فِى السَّلامَةِ .

10- Rasulüllah (S.A.V) buyurdu:
Afiyet on kısımdır. Beşi dünyada beşi ahirettedir.
Dünyadakiler; İlim, ibadet, helal rızık, zorluklara karşı sabır,1 nimete karşı şükürdür.2
Ahirettekiler; Ölüm meleği (Azrail) lütuf ve merhametle gelir, kabirde sorgu melekleri Münker ve Nekir kendisini korkutmaz,3 en büyük korku zamanında emin olur,4 günahları yok olur ve hayırları kabul olur, çakan şimşek gibi sırat köprüsünden geçer ve selametle cennete girer.

_____________________________
1- Cüneyt (k.s); acı bir şeyi yüzünü ekşitmeden bir nefeste içmek hususundaki sabrı sordu. Hz. Ali (k.v) şöyle dedi: “sabır imanda başın cesetteki yeri gibidir.”
2- Kulun şükrünün hakikati Allah’ın nimetlerine karşı dilin söylemesi ve kalbin ikrarıdır. (dil ile ikrar kalp ile tasdik)
3- Ona arkadaş olur.ölüm meleği ruhunu almaya geldiği zaman ahiretten değil de sanki dünyadan bir arkadaşı gibi gelir. Ölüm vatanı ahirete yaklaştırır. Ahiret de denir. Çünkü ahirette verilecek hüküm yakındır.
4- Cehennem ehli cehenneme girdiği zaman cehennemin kapıları kapatılır ve ondan ümitleri kesilir. Ölüm onları alaca bir koç surette yakalar ve onlara seslenir; “Ey cehennem ehli artık burada ölmemek üzere kalınız.” Cehennem ehlinin büsbütün ümitleri kesilir.

قَالَ أبُوالفَضْلِ رَحِمَهُ اللهُ سَمَّى اللهُ تَعَالَى كِتَابَهُ بِعَشَرَةِ أسْمَاءٍ قُرْآنًا وَفُرْقَنًا وَكِتَابًا وَتَنْزِيلاً وهُدًى وَنُورًاوَرَحْمَةً وَشِفَاءً وَرُوحًا وَذِكْرًا أمَّاالقُرْآنُ وَالفُرْقَانُ وَالكِتَابُ وَالتَّنزِيلُ فَمَشْهُورٌ وَأمَاالهُدَى وَالنُّورُوَالرَّحْمَةُ وَالشِّفَاءُ قَالَ اللهُ تَغَالَى يَاأيُّهَاالنَّاسُ قَدْجَاءَتْكُمْ مَوْعِضَةٌ مِنْ رَبِّكُمْ وَشِفَاءٌ لِمَا فِى الصُّدُورِ وَهُدًى وَرَحْمَةٌ لِلْمُؤْمِنِينَ وَقَدْ جَاءَكُمْ مِنَ اللهِ نُورٌ وَكِتَابٌ مُبِينٌ وَأمَّاالرُّوحُ فَقَالَ كَذَالِكَ أوْحَيْنَا إلَيْكَ رُوحًا مِنْ أمْرِنَا وَأمَّا الذِكْرُ فَقَالَ وَأنْزَلْنَا إلَيْكَ الذِّكْرَلِتُبَيِّنَ لِلنَّاسِ .

11- Ebu-l Fazl (r.aleyh) den:
Allah kitabını on isimle zikretmiştir:
Kur’an, Furkan, kitap, tenzil, Huda, nur, rahmet, şifa, ruh, zikir.
Kur’an, Furkan, kitap, tenzil isimleri meşhurdur. Huda, nur, rahmet ve şifa, isimleri hakkında ise Allah şöyle buyuruyor: “Ey insanlar! Rabbinizden size mevize ve göğüslerindekine şifa ve müminlere hidayet ve rahmet gelmiştir.”1 “Allah’tan size nur ve kitab-ı mübin gelmiştir.”2 ruh ismi hakkında ise “öylece sana emirlerimizle ruh vahy edildi.”3 zikir ismi hakkında da “sana zikri indirdik ki, insanlara beyan edersin”4

________________________
1- Yunus suresi 57
2- Maide suresi 15
3- Şura suresi 52
4- Nahl suresi 44

قَالَ لُقْمَانُ لإبْنِهِ يَابُنَيَّ إنَّ الحِكْمَةَ أنْ تَعْمَلَ عَشَرَةَ أسْمَاءَ أحَدُهَا يُحْيِ القَلْبَ المَيِّتَ وَتَجْلِسُ المِسْكِينَ وَتتَّقِى مَجَالِسَ المُلُكِ وَتُشَرِّفَ المَوَاضِعَ وَتُحَرِّرُ العَبْدَ وَتُؤْوِى الغَرِيبَ وَتُغْنِى الفَقِيرَوَتَزِيدُ لأهْلِ الشَّرَفِ شَرَفًا وَلِلسَّيِّدِ سُودَدًا وَهِىَ أفْضَلُ مِنَ المَالِ وَحِرْزٌ مِنَ الخَوْفِ وَعُدَّةٌ فِى الحَرْبِ وَبِضَاعَةٌ حِينَ يُرْبِحُ وَهِى شَفِيعَةٌ حِينَ يَعْتَرِيهِ الهَوْلُ وَهِى دَلِيلٌ حِينَ يَنْتَهِى بِهِ اليَقِينُ إلَى النَّفْسِ وَهِى سُتْرَةٌ حِينَ لايَسْتُرُهُ ثَوْبٌ .

12- Hz. Lokman (a.s) oğluna demiştir ki:
Ey oğulcuğazım! Hikmet senin on şeyi yapmandır.
Ölü kalbi diriltmelisin, yoksullarla oturmalısın, hükümdarların meclisinden sakınmalısın, düşkünlerle tanışmalısın, köleleri azat etmelisin, şerefli kimselerin şerefini artırmalısın, büyükleri yüceltmelisin, fakirleri zengin etmelisin, dilini tutmalısın.
Bu on şey maldan efdaldir. Korkuya siper ve harbin hazırlanmış silah ve malzemesidir. Ticaret zamanı sermaye, etrafa korku sardığı zaman şefaatçidir. Yakin (ölüm) eriştiği zaman bir delil, (kıyamet günü) elbisenin örtmediği zaman bir örtüdür.1

____________________________
1- Resulüllah ( sav) buyurdu: “kıyamet gününde insanlar, yalınayak, çıplak, susuz, sarhoş ve kıyamet hallerine şaşkın olarak haşrolurlar kadın kocasını koca karısını tanımaz.”

وَقَالَ بَعْضِ الحُكَمَاءِ يَنْبَغِى لِلعَاقِلِ إذَا تَابَ أنْ يَفْعَلَ عَشَرَ خِصَالٍ إحْدَاهَا اسْتِغْفَارُ بِاللِسَانِ وَنَدَمٌ بِالقَلْبِ وَإقْلاعٌ بِالبَدَنِ وَالعَزْمُ عَلَى أنْ لايَعُودَ أبَدًا وَحُبُّ الآخِرَةِ وَبُغْضُ الدُّنْيَا وَقِلَّةُ الكَلامِ وَقِلَّةُ الأكْلِ وَالشُّرْبِ حَتَّى يَتَفَرَّغَ لِلعِلْمِ وَالعِبَادَةِ وَقِلَّةُالنَّوْمِ قَالَ اللهُ تَعَالَى كَانُو قَلِيلاً مِنَ اللَّيْلِ مَايَهْجَعُونَ وَبِالأسْحَارِهُمْ يَسْتَغْفِرُونَ .

13- Bazı hikmet sahiplerinden:
Akıllı bir kimse tövbe ettiği zaman on şeyle amel etmesi gerekir.
Dili ile istiğfar, kalbi ile pişmanlık, bedeni ile günahlardan uzaklaşmak, bir daha dönmemeye azmetmek, ahireti sevmek, dünyaya buğz etmek, az konuşmak,2 az yemek, aziçmek3 az uyumak, Allah (c.c) buyurdu: “ o Muhsinler geceleri ibadette bulunarak az uyurlar, seher vaktinde de istiğfar ederler.” (Zariyat 17,18)

__________________________________
1- Resulüllah ( sav) buyurdu: “çok konuşanın hatası çok olur, hatası çok olanın günahı çok olur, günahı çok olana cehennem müstahak olur.”
2- Resulüllah ( sav) buyurdu: “Allah’ın yarattıklarından aç ve susuz kalan dostları vardır. Onlara eziyet edenden Allah intikam alır. Haya örtüsünü parçalayıp onu rezil eder ve cennetinde yaşamayı ona haram eder.” (İbni Neccar)

قَالَ أنَسُ بْنِ مَالِكٍ رَضِىَ اللهُ عَنْهُ إنَّ الأرْضَ تُنَادِى كُلَ يَوْمٍ بِعَشَرِكَلِمَاتٍ وَتَقُولَ يَابْنَ آدَمَ تَسْعَى عَلَى ظَهْرِى وَمَصِيرُكَ فِى بَطْنِى وَتَعْصِى عَلَى ظَهْرِى وَتُعَذِّبُ فِى بَطْنِى وَتَضْحَكَ عَلَى ظَهْرِى وَتَبْكِى فِى بَطْنِى وَتَرْفَحُ عَلَى ظَهْرِى وَتَحْزَنُ فِى بَطْنِى وَتَجْمَعُ المَالَ عَلَى ظَهْرِى وَتَنْدَمُ فِى بَطْنِى وَتَاْكُلُ الحَرَامَ عَلَى ظَهْرِى وَتَاْكُلُ الدِّيدَانُ فِى بَطْنِى وَتَحْتَالُ عَلَى ظَهْرِى وَتَذَلُّ فِى بَطْنِى وَتَمْشِى مَسْرُورًا عَلَى ظَهْرِى وَتَقَعُ حَزِينًا فِى بَطْنِى وَتَمْشِى فِى نُورٍ عَلَى ظَهْرِى وَتَقَعُ فِى الظُّلُمَاتِ فِى بَطْنِى وَتَمْشِى عَلَى المَجَامِعِ عَلَى ظَهْرِى وَتَقَعُ وَحِيدًافِى بَطْنِى .

14- Enes bin Malik (r.a) den:
Muhakkak yeryüzü on kelime ile nida eder: der ki;
1- Ey âdemoğlu! Üzerimde gezip duruyorsun ama er geç bir gün içime döneceksin.
2- üzerimde isyan ediyorsun ama içimde azap edileceksin.
3- üzerimde gülüyorsun fakat içimde ağlayacaksın.1
4- üzerimde mesrursun (mutlu) ama içimde üzüleceksin.2
5- üzerimde mal topluyorsun ama içimde pişman olacaksın.
6- üzerimde haram yiyorsun ama içimde kurtlar seni yiyecek.
7- üzerimde kibirleniyor ama içimde zelil olacaksın.
8- üzerimde neşeyle dolaşıyorsun ama mahzun olarak içime gireceksin.
9- üzerimde güneşin, ayın ve kandillerin ışığıyla geziyorsun ama karanlıklar içinde içime düşeceksin.
10- üzerimde bir topluluk içinde dolaşıyorsun ama içime tek başına gireceksin.
____________________
1- Hz. Ali (k.v) buyurdu: “alim kahkahayla güldüğü zaman ilim ağzından püskürerek çıkar.”
2- Mesrur; birçok manada kullanılır. Birincisi: nimetin çokluğundan şaşırıp azmak, taşkınlık göstermektir ki, Allah (c.c) buyuruyor: “şüphesiz ki Allah şaşıranları/azgınları sevmez.” . (Kasas/76) İkincisi: rızadır ki, Allah (c.c) buyuruyor: “her fırka kendi yanındakiyle böbürlenir.” (rum/ 32) Üçüncüsü: sevinç ve hoşnutluktur. Allah (c.c) buyurdu: “onlar Allah’ın kendilerine verdiği ihsandan dolayı sevinçlidirler.” (Âli İmran/107) dördüncüsü: Allah’ın ihsan ettiği nimet ve şecaatle düşmanına isabet eden musibetle kalbin arzu ettiği lezzete kavuşmasıdır.

قَالَ رَسُولُ اللهِ صَلّى اللهُ عَلَيهِ وَسَلَّمَ مَنْ كَثُرَ ضَحْكُهُ عُوقِبَ بِعَشَرِ عُقُوبَاتٍ أوَّلُهَا يَمُوتُ قَلْبُهُ وَيَذْهَبُ المَاءُ عَلَى وَجْهِهِ وَيَشْمَتُ بِهِ الشَّيْطَانُ وَيَغْضِبُ عَلَيْهِ الرَّحْمنُ وَيُنَاقَشُ بِهِ يَوْمَ القِيَامَةِ وَيُعْرِضُ عَنْهُ النَّبِىُّ صَلّى اللهُ عَلَيهِ وَسَلَّمَ يَوْمَ القِيَامَةِ وَتَلْعَنُهُ المَلاءِكَةُ وَتَبْغُضُهُ أهْلُ السَّمَاوَاتِ وَالأرَضِينَ وَيَنْسَى كُلَ شَيْءٍ وَيَفْتَضِحُ يَوْمَ القِيَمَةِ .

15- Rasulüllah (S.A.V) buyurdu:
Çok gülen on ceza ile cezalandırılır:
Kalbi ölür, yüzünün suyu gider,1 şeytanı sevindirir, Allah’ı gazaplandırır, kıyamet günü hesabı çetin olur,2 kıyamet günü peygamber (S.A.V) ondan yüz çevirir, melekler lanet eder, göklerin ve yerin ehli (sakinleri) ona buğz eder, her şeyi unutur, kıyamet günü rezil ve rüsvay olur.

____________________
1- Ebu İdris el havlanî Ebu zerr el Gıffari den rivayet ettiği bir hadis-i şerifte Resulüllah ( sav) buyurdu: “Fazla gülmekten sakının şüphesiz ki fazla gülmek kalbi öldürür ve yüzün nurunu giderir.”
2- Hz. Aişe (r.anha) buyurdu ki; “hesabı çetin olmak azaptır.”

وَقَالَ حَسَنُ البِصْرِىُّ رَحِمُهُ اللهُ يَومًا بَيْنَمَا أنَاأطُوفُ فِى أزِقَّةِ البَصْرَةِ فِى أسْوَاقِهَا مَعَ شَابٍّ عَابِدِ فَإذًا أنَّا بَلَغْنَا بِطَبِيبٍ وَهُوَجَالِسٌ عَلَى الكُرسِىِّ بَيْنَ يَدَيْهِ رِجَالٌ وَنِسَاءٌ وَصِبْيَانٌ بِأيْدِيهِمْ قَوَارِيرٌ فِيهَا مَاءٌ وَكُلُّ وَاحِدٍ مِنهُمْ يَسْتَوْصِفُ دَوَاءً لِدَائِهِ فَقَالَ فَتَقَدَّمَ الشَّابُ إلَى الطَّبِيبِ فَقَالَ أيُّهَا الطَّبِيبُ هَلْ عِنْدَكَ دَوَاءٌ يَغْسِلُ الذُّنُوبَ وَيَشْفِى مَرَضَ القُلُوبِ فَقَالَ نَعَمْ فَقَالَ حَاتِ فَقَالَ خُذْ مِنِّى عَشَرَةَ أشْيَاءَ قَالَ خُذْ عُرُوقَ شَجَرَةِ الفَقْرِمَعَ عُرُوقَ شَجَرَةِ التَّوَاضُعِ وَاجْعَل ْفِهَا هَلِيلَجَ التَوْبَةِ وَاطْرَحْهُ فِى هَاوَنِ الرِّضَاءِ وَاسْحَقْهُ بِمِنْجَرِالقَنَاعَةِ وَاجْعَلْهُ فِى قَدْرِ التُّقَى وَصُبِّ عَلَيْهِ مَاءَالحَيَاءِ وَأغْلِهِ بِنَارِ المَحَبَّةِ وَاجْعَلْهُ فِى قَدَحِ الشُكْرِ وَرَوِّحْهُ بِمَرْوِحَهِ الرَّجَاءِ وَاشْرِبْهُ بِمِلْعَقَةِالحَمْدِ فَإنَّكَ إنْ فَعَلْتَ ذَالِكَ فَإنَّهُ يَنْفَعُكَ مِنْ كُلِّ داءٍ وَبَلاءٍ فِى الدُّنيَا وَالآخِرَةِ .

16- Hasan-ı Basrî (r.aleyh) den:
Bir gün âbid bir genç ile Basra sokaklarında beraber gezerken bir tabibe rastladık. Bir kürsüye oturmuştu. Yanında erkek, kadın, çocuk birçok kişi vardı. Her birinin elinde su dolu kaplar vardı. Herkes hastalığını tedavi için ilaç soruyordu. Yanımdaki genç ileri geçerek (öne çıkarak):
Ey tabip! Yanınızda Günahları yıkayan, kalp hastalıklarına şifa veren bir ilaç bulunur mu? dedi.
Tabip “evet” diye cevap verdi. Genç de “getir öyle ise görelim” dedi. Tabip: Benden on şey al. Fakirlik ağacının köklerini tevazu ağacının kökleriyle al,1 içine tövbe eriğini kat,2 rıza havanına koy.3 kanaat tokmağıyla döv.4 takva tenceresine koy,5 üzerine hayâ suyunu dök,6 muhabbet ateşi ile kaynat,7 şükür kadehine dök, reca (umut) yelpazesi ile soğut ve hamt kaşığı ile iç. Söylediklerimi yaparsan dünya ve ahiret hastalık ve musibetlerine karşı sana menfaat sağlar.
___________________________________

1- fakirlik ve tevazu yücelik ve yükseklik bakımından ağaca benzetilmiştir. Köklerde ağacın yaşam sebebidir. Buradaki mana şudur Allah katında yüksek ve yüce oldukları için yüksek ağaca benzetilen fakirlik ve tevazu hakiki varlık sebebi olan kökü al. İbni Ata derki; “tevazu hak yolunu kabul etmektir” İbniAbbas; “kardeşinin artığını içmek tevazu’dandır” Der. Kuşeyri “fakirlik evliyanın sırrı esfiyanın süsüdür. Allah peygamberler ve muttakiler için bir özellik olarak seçmiştir.”
2- Metinde geçen ehliciye (eğirik) kelimesi: Çin ve Hindistan bölgelerinde yetişen sabun gibi temizleyici bir bitkidir. İhliç tövbeye benzetilmiştir. Çünkü her ikisi de temizleyicidir. İhliç bedenin kirini temizler tevbe ise günah kirini temizler. Resulüllah (s.a.v) “tevbe eden günah işlememiş gibi olur.” Buyurur.
3- Nevevi şöyle der “rıza hükmün edasıyla kalbin mesrur olmasıdır.” Ruveym de “rıza kanunların himayesinde kalbin teskin olmasıdır” der.
4- Bazıları derki; “kainat kaybolanın (elden çıkanın) peşinden koşmayıp eldeki mevcutla yetinmektir.” Ebu Süleyman’ed-Darani “rızada kanaat züht de şüpheli şeylerden sakınmaktır.
5- İbni ata “takvanın zahiri ve batını iki yönü vardır. Zahiri önü hududu korumak (haddi aşmamak) batını yönü de huzur ve ihlâstır.”der.
6- Cüceydi Bağdadi ; “haya nimeti görüp kudreti idrak etme halidir.”der. Zün Nun el Mırsi de; haya rabbine karşı kendisinden zuhur eden hallerinden korku ile kalbindeki heybeti.”der.
7- Beyazıdı Bestami: “ muhabbet kendi için çok olanı azaltmak sevdiğin için az olanı da çoğaltmaktır.”der. Ebu Abdullah el kurşi “ hakiki muhabbet kişinin kendisinden hiçbir şey kalmamak şartıyla hepsini Allah için vermektir.”der.

وَقِيلَ جَمَعَ بَعْضُ مُلُوكِ خَمْسَةً مِنَ العُلَمَاءِ وَالحُكَمَاءِفَأمَرَهُمْ أنْ تَكَلَّمَ كُلُ وَاحِدٍ مِنْهُمْ بِحِكْمَةٍ فَتَكَلَّمَ كُلُّ وَاحِدٍ مِنْهُمْ بِحِكْمَتَيْنِ فَصَارَتْ عَشَرَةً فَقَالَ الأوَّلُ خَوْفُ الخَالِقِ أمْن وَأمْنُهُ كُفْرٌ وَأمْنُ المَخْلُوقِ عِتْقٌ وَخَوْفُهُ رِقٌّ وَقَالَ الثَّنِى الرَّجَاءُ مِنَ اللهِ تَعَلَى غِنًى لاَيَضُرَّهُ فَقْرٌوَاليَاْسُ عَنْهُ فَقْرٌ لايَنْفَغُ مَعَهُ غِنًى وَ قَالَ الثَّالِثُ لاَيَضُرًّ مَعَ غِنَى القَلْبِ فَقْرُالكَيْسِ وَلايَنْفَغُ مَعَ فَقْرِالقَلْبِ غِنَى الكَيْسِ وَقَالَ الرَّابِعُ لايَزْدَادُ غِنَى القَلْبِ مَعَ الجُودِ إلاّ غِنًى لايَزْدَادُ غِنَى القَلْبِ مَعَ غِنَى الكَيْسِ إلاّ فَقْرًا وَقَالَ الخَامِسُ أخْذُ القَلِيلِ مِنَ الخَيْرِخَيْرٌمِنْ تَرْكِ الكَثِيرِمِنَ الشَّرِّ وَتَرْكُ الجَمِيعَ مِنَ الشَّبِّ خَيْرٌ مِنْ أخْذِ القَلِيلِ مِنَ الخَيْرِ .

17- Denilmiştir ki:
Meliklerden biri hikmet sahibi ve âlimlerden beş kişiyi toplamış ve her birinin iki hikmetle konuşmasını istemiş. Her biri iki hikmetli söz söylemiş, böylece on hikmetli söz oluşmuş.
Birincisi demiş ki: Allah’tan korkmak diğer korkulardan emin olmaktır, Allah’tan korkmamak ise küfürdür. Mahlûkattan emin olmak azatlık (hürriyet), korkmak ise kölelik(tutsaklık)tır.
İkincisi demiş ki: Allah’tan ummak öyle zenginliktir ki, ona fakirlik zarar vermez. Allah’tan umudu kesmek de öyle fakirliktir ki, ona zenginlik fayda vermez.1
Üçüncüsü demiştir ki: Kalp zenginliğine sahip olana fakirliği zarar vermez.1 Kalp fakirliğine sahip olana da cüzdan
zenginliği fayda vermez.2
Dördüncüsü demiştir ki: Kalp zenginliği ancak cömertlikle artar, kalp fakirliği ise cüzdan zenginliği ile sadece fakirleşir.3
Beşincisi demiştir ki: Hayrın azını yapmak, şerrin çoğunu terk etmekten daha hayırlıdır. Şerrin hepsini terk etmek de hayrın azını yapmaktan daha hayırlıdır.4
_____________________________________
1- Denilmiştir ki; “kim gözünü başkasının eline dikerse hüznü artar.”
2- Vehbi derki; “zenginlik ve izzet çıkar dolaşırlar, bir dost ararlar kani oldukları zaman onda karar kılırlar.” Zebur da buyruldu ki; zengin aç olduğu halde kanaatkâr olandır.
3- Dakkak derki; “kişi fakirliğinde takva sahibi olmasa haram yer.
4- Bu ifade bazı ediplerin şu sözüne çok yakındır: “nar meyvesinin hepsi hayırlıdır balinanın (balığın) hepside şerlidir. Ancak balinadan az yemek nardan çok yemekten daha hayırlıdır.”

عَنِ ابْنِ عَبّاسٍ رَضِىَ اللهُ عَنْهُمَا عَنِ النَّبِىُّ صَلّى اللهُ عَلَيهِ وسَلَّمَ عَشَرَةُ أصْنَافٍ مِنْ اُمَّتِى لايَدْخُلُونَ الجَنَّةَ إلاّ مَنْ تَابَ أوَّلُهُمُ القَلاّعُلاوَالجُيُوفُ وَالقَتَّاتُ وَالدَّبُوبُ وَالدَّيُّوثُ وَصَاحِبُ العَرْطَبَةِ وَصَاحِبُ الكُوبَةِ وَالعُتُلُّ وَالزَّنِيمُ وَالعَاقُّ لِوَالِدَيْهِ قِيلَ يَا رَسُولَ اللهِ صَلّى اللهُ عَلَيهِ وسَلَّم مَا القَلاّعُلا قَالَ الَّذِى يَمْشِى بَيْنَ يَدَيِ الاُمَرَاءِ وَقِيلَ مَا الجَيُوفُ قَالَ النَّبَّاشُ وَقِيلَ مَاالقَتَّاتُ قَالَ النَّمَّامُ وَقِيلَ مَا الدَّبُوبُ قَالَ الَّذِى يَجْمَعُ فِى بَيْتِهِ فَتَيَاتِ لِلفُجُورِ وَقِيلَ مَاالدَّيُّوثُ قَالَ الَّذِى لايَغَارُ عَلَى أهْلِهِ وَقِيلَ مَا صَاحِبُ العَرْطَبَةِ قَالَ الَّذِى يَضْرِبُ بِالطَّبْلِ وَقِيلَ مَا َصَاحِبُ الكُوبَةِ قَالَ الَّذِى يَضْرِبُ الطَّنْبُورَ وَقِيلَ مَاالعُتُلَّ قَالَ الَّذِى لايَعْفُو عَنِ الذَّنْبِ وَلا يَقْبَلُ العُذْرَ وَقِيلَ مَا الزَّنِيمُ قَالَ الَّذِى وُلِدَ مِنَ الزِّنَى وَيَقْعُدُ عَلَى قَارِعَةِ الطَّرِيقِ فَيَغْتَابُ النَّاسَ وَالعَاقُّ مَشْهُورٌ .

18- İbni Abbas (r.anhuma) Rasulüllah (S.A.V) den rivayet ediyor:
Benim ümmetimden on sınıf tövbe etmedikçe cennete giremezler. Onlar:
Kallâ, cuyuf, kattat, debûb, deyyus, artabe sahibi, kûbe sahibi, utül, zenim, akk-ı valideyn.
Denildi ki: Ey allah’ın resulü! Kallâ nedir? Rasulüllah (S.A.V) buyurdu:
Yalanları ulu-l emre iletendir. (Ümeranın etrafında dolaşıp ona yalan ulaştıran dalkavuk)
Cüyûf nedir? Kefen hırsızı. (kabirleri açıp kefen soyanlar)1
Kattat nedir? Koğuculuk yapan.2
Debub nedir? Zina ettirmek için evinde genç kızları, kadınları toplayan.
Deyyus nedir? Ehlini (ailesini) kıskanmayandır.
Artabe sahibi nedir? Büyük tef çalan kimsedir.
Kûbe nedir? Tambur çalan kimsedir.
Utül nedir? Günahı af ve özrü kabul etmeyen kimsedir.(mütekebbir)
Zenim nedir? O zinadan doğmadır ki, yol kenarında oturup gıybet eder. Akka ise meşhurdur.3 (anne ve babasına zulmeden kimseye denir.)

_____________________________________
1- Seleften bazıları şöyle dedi: “bir şehirde bir kefen hırsızı vardı. Birde adil salih bir kadı.. Kadı’nın ölümü yaklaştığı vakit bu kefen hırsızını çağırıyor ve şöyle diyor; senin kefen hırsızı olduğunu bana haber verdiler. Ben Sana kefeninin parasını şimdiden vereyim de beni kabirde çıplak bırakma” kefen hırsızı kabul ediyor nihayet bir gün kadı ölüyor kefen hırsızı kadını öldüğünü duyunca karısına kadıyla arasında geçenleri anlatıyor karısı da “öyle ise ondan sakın diyor” kadı defnolunca kefen hırsızı kadı’nın kefenini soymaya karar verir. Karısı yapma dese de karısını dinlemez kabri açıp içine girdiğinde meyyit oturtturulmuş iki sorgu meleğinden biri diğerine “ayaklarını kokla” dedi diğer melek ayaklarını kokladı ve “ayaklarında bir şey yok bunlarda günah’a gitmemiş” dedi “gözlerini kokla” dedi “bu gözler asla günah’a bakmamış” dedi gözlerini koklayınca “kulaklarını kokla” dedi bir kulağını kokladı bir şey bulamadı diğerini koklayınca durdu diğer melek ona sordu “ ne buldun?”
O da “bazı pis kokular var” dedi “ ne kokusu olduğunu anladın mı” “evet o bir mahkemede iki hasmı dinlerken birini diğerinden daha can kulağıyla dinledi.” Dedi “o’nun kulağına üfür” dedi. o melek üfürdü kadının kulağından ateş çıktı, kabrin içini doldurdu kefen hırsızının gözlerini de kör etti.
2- Muaz (r.a) anlatıyor Resulüllah (s.a.v) a dedim ki; ey Allah’ın resulü! “süre üflendiği gün bölük bölük gelirsiniz”(nebe 18) ayetindeki fırkaları gördün mü? O (s.a.v) ya Muaz büyük bir şey sordun dedi: mübarek iki gözü ağlayarak daldı sonra şöyle dedi; ümmetimden farklı farklı on sınıf haşrolacak ki; İslam cemaatinden ayırmıştır. Onlar yüzlerinden belli olur. Onların bazıları maymun suretinde, bazıları domuz suretinde, bazıları başları üzerine ayakları yukarda sürünürler, bazıları kördürler tereddütlü yürürler, bazıları sağır ve dilsizdirler düşünemezler, bazıları göğüslerine kadar sarkmış dillerini çiğnerler ağızlarından kusmuk salya gibi akar, bütün ehlini murdar eder. Bazılarının ayak ve elleri kesilmiştir. Bazıları ateşten kütükler üzerinde çarmıha gerilmiştir. Bazıları katrandan olan ve daralan gömlek giyerler. Bazıları da leşten daha pis kokarlar.

_____________________________

Maymun suretinde olanlar, koğuculuk yaparlar. Domuz suretinde olanlar, kazanç yiyenler, alışverişte aldatanlar ve rüşvet yiyenler gibi. Ayakları havada yüz üstü sürünenler faiz yiyenlerdir. Kör olanlar hüküm verirken haktan sapan idareciler, hâkimler, zulmedenlerdir. Sağır ve dilsizler, amelinden dolayı kendini beğenenlerdir. Dışarı sarkmış olan dilini çiğneyenler amelleri ile sözleri birbirine uymayanlardır. Kütükler üzerinde çarmıha gerilmiş olanlar, devlet ricaline dalkavukluk edenlerdir. Leşten daha pis kokanlar, şehvetlerine uyarak mallarından Allah’ın hakkını vermeyenlerdir. Katrandan elbise giyenler, çalım atan, kendini beğenen kibirli kimselerdir.” (Kurtubi)
3- Öyle ki halk arasında eşine rastlanmamış bilinmeyen eziyetler yapar da yüzü bile kızarmaz. Halk arasına girdiği zaman itibar eden bulunmaz. Akıl ve mürüvvet sahipleri arasında o büyük zulümleri yapan zalim olduğuna hükmedilir.

قَالَ النَّبِىُّ صَلّى اللهُ عَلَيهِ وسَلَّمَ عَشَرَةُ نَفَرٍ لَنْ يَقْبَلُ اللهُ تَعَالَى صَلاتَهُمْ رَجُلٌ صَلَّى وَحِيدًا بِغَيْرِ قِرَاءَةٍ وَرَجُلٌ لايُؤَدِّ الزَّكاةَ وَرَجُلٌ يَؤُمُّ قَوْمًا وَهُمْ لَهُ كَارِهُونَ وَرَجُلٌ مَمْلُوكٌ آبِقٌ وَرَجُلٌ شَارِبُ الخَمْرِمُدْمِنٌ وَامْرَأةٌ بَاتَتْ وَزَوجُهَا سَاخِدٌ عَلَيْهَا وَامْرَأةٌ حُرَةٌ تُصَلِّى بِغَيْرِخِمَارٍ وَآكِلُ الرِّبَوا وَالإمَامُ الجَائِرُ وَرَجُلٌ لاتَنْهَاهُ صَلاتُهُ عَنِ الفَحْشَاءِ وَالمُنْكَرِلايَزْدَادُ مِنَ اللهِ تَعَالَى إلاّ بُعْدًا .

19- Resulüllah (S.A.V) buyurdu:
On kişi vardır ki, Allah namazlarını kabul etmez.
Tek başına kıraatsiz namaz kılan, zekâtını vermeyen,1 kendisini istemeyen cemaate namaz kıldıran,2 efendisinden kaçan köle, devamlı içki içen,3 kocası kendisinden razı olmadığı halde geceleyen kadın,4 faiz yiyen,5 zalim sultan (idareci),6 namazı kendisini fuhşiyat ve kötülüklerden alıkoymayan kişi.7 Böylesi daima Allahtan uzaklaşır.
_________________________
1- Hz. Allah (c.c) şöyle buyuruyor: “vay haline o müşriklerin ki, zekâtlarını vermezler.” Bu ayete dikkat edilirse, Allah (c.c) ın zekât vermeyenleri müşrik olarak nitelediği görülür.
2- Resulüllah (S.A.V) buyurdu: “üç kişi vardır ki, namazları kabul olmaz. Bunlar: sahibinden izinsiz kaçan köle geri dönmedikçe, kocası kendisinden razı olmadığı halde geceleyen kadın ve kendisini istemeyen cemaate namaz kıldıran imam.”
3- Resulüllah (S.A.V) buyurdu: “içkiden sakının zira o, bütün kötülüklerin anasıdır.”
4- Resulüllah (S.A.V) buyurdu: “ Allah üç kişinin namazını kabul etmez ve semaya çıkarmaz.; sarhoş ayılıncaya kadar, kocasının kendisinden razı olmadığı halde geceleyen kadın ve efendisinden kaçan köle geri dönüp özür dileyinceye kadar.”
5- Faiz yiyenler köpek ve domuz suretinde haşrolur çünkü onların hileleri cumartesi günü Hz. Musa (a.s) ın kavmi olan Yahudiler gibidir. Allah onlara Cumartesi günü balık tutmayı yasak etti onlar, suyun kenarında çukurlar kazdılar Cumartesi günü o çukurlara gelen balıkları pazar günü tuttular. Allah da onları maymuna ve domuza çevirdi. Faiz yiyenlerde böyledir. Çeşitli hilelerle faize kılıf uydururlar. Hiçbir hilekârın hilesi Allah’a gizli değildir. Allah her şeyi bilendir.
6- Ebu Zerr el Gıffari der ki; Resulüllah (S.A.V) den işittim buyurdular ki: “kıyamet günü vali (sultan, idareci) getirilir, cehennemin üzerindeki köprünün üzerine konulur. Köprünün giriş ve çıkışları kapatılır, hiçbir aralık bırakılmaz. Eğer o amelinde Allah’a itaatkâr ise oradan geçer. Eğer asi ise köprü yarılır o derinliği elli bin yıl olan cehenneme atılır.
7- Arif el Mersi den nakledilir. O şöyle der: “amel kuldan helal ve haram lokma olarak çıkar.

قَالَ النَّبِىُّ صَلّى اللهُ عَلَيهِ وسَلَّمَ يَنْبَغِى لِلدَاخِلِ فِى المَسْجِدِ عَشَرُ خِصَالٍ أوَّلُهَا أنْ يَتَعَاهَدَ خُفَّيْهِ أوْ نَعْلَيْهِ وَأنْ يَبْدَأ بِرِجْلَيْهِ اليُمْنَى وَأنْ يَقوُلَ إذَا دَخَلَ بِسْمِ اللهِ وَسَلامٌ عَلَى رَسُلِ اللهِ وَمَلائِكَتِه اللهِ أللهُمَّ افْتَحْ لَنَا أبْوَابَ رَحِمَتِكَ أنَّكَ أنْتَ الوَهَّابُ وَأنْ يُسْلِمَ عَلَى أهِلِ المَسْجِدِ وَأنْ يقُولَ إذَا لَمْ يَكُنْ فِيهِ أحَدُ السَّلامُ عَلَيْنَا وَ عَلَى عَبَادِ اللهِ الصَّالِحِينَ وَأنْ يَقُولَ أشْهَدُ أنْ لاإلهَ ألاّاللهُ وَأنَّ مُحَمَّدًارَسُولُ اللهِ وَلايَمُرُّ بَيْنَ يَدَىِ المُصَلِّى وَأنْ لايَعْمَلَ بِعَمَلٍ الدُّنْيَا وُلايَتَكَلَّمَ بِكَلامِ الدُّنْيَا وَأنْ لايَخْرُجَ حَتَّى يُصَلِّىَ رَكْعَتَيْنِ وَأنْ لايَدْخُلَ إلاّبِوُضَوءٍ وَأنْ يَقُولَ إذَا قَامَ سُبْحَانَكَ اللهُمَّ وَبِحَمْدِكَ أشْهَدُ أنْ لاإلهَ ألاّأنْتَ أسْتَغْفِرُكَ وَأتُوبُ إلَيْكَ .

20- Resulüllah (S.A.V) buyurdu:
Mescide giren için on şey lazımdır.
Mestlerini veya ayakkabılarını temizleyip sağ ayağıyla mescide girmek.
Mescide girdiği zaman “bismillahi ve selamün ala resulillahi ve ala melaiketillahi allahümme lena ebvabe rahmetike inneke ente’l-vehhab” demek.1. Mesciddekilere selam vermek, kimse yoksa: “ esselamu aleyna ve ala ibadillahissalihin” demek.2 “Eşhedü enla ilahe illallah ve eşhedü enne muhammeden Resulüllah” demek.3 Namaz kılanların önünden geçmemek,4 mescitte dünya işleriyle uğraşmamak,5 dünya kelamı konuşmamak, iki rekat namaz kılmadan camiden çıkmamak,6 abdestsiz camiye girmemek,7 kalktığı zaman: “subhanekellahümme ve bihamdike eşhedü enla ilahe illa ente estağfiruke ve etubu ileyke” demek.8
__________________________
1- Manası: “Allah’ın adıyla… Allah’ın resulüne ve meleklerine selam olsun. Allahım! Bize rahmet kapılarını aç. Şüphesiz ki sen vehhab (çok bağışlayan) sın.” Kişi mescide girdiği zaman “euzü billah’il-azimi ve bi vechih’il- kerimi ve sultanihi’l- hakimi min’eş-şeytan’ir-racim’il-hamdülillah allahumme salli ala muhammedin ve ala alihi ve ashabihi” veya “ allahümme’gfir zünubi ve’fteh li ebvabe rahmetike bismillah” demesi sevaptır.
2- Manası: “selam bizim ve salih kulların üzerine olsun.”
3- Şahadet ederim ki Allahtan başka ilah yoktur ve Hz. Muhammed (s.a.v) onun elçisidir.”
4- Namaz kılanın önünden geçmek haramdır. Nafile olsa bile… eğer geçecek bir yer yoksa, namaz kılınan yerdeki mesafe kısa değilse o zaman zaruretle caizdir. Bu da zayıf bir görüştür. Eğer namaz kılınan yerdeki mesafe kısa ise ve namaz yoğun olarak geçilen bir yerde kılınıyorsa tavaf gibi, veya meşru bir sebepten dolayı saf yarılarak, terk edilerek geçmek ihtiyacı hasıl olmuşsa, geçmek haram olmaz. Eğer namaz kılınan önünde birkaç saf mesafe varsa yine geçile bilir.
5- Alışveriş gibi… Böyle alışveriş yapanı gören: “Allah ticaretini bereketsiz kılsın” demelidir.
6- Ancak mescidi harama giren tavaf yapmak istiyorsa önce tavaf yapsın, sonra iki rekât tavaf sünneti ve tahiyyet’ül-mescide niyet ederek ikisini bir kılsın, daha faziletlidir.
7- Mescide abdestsiz giren için “sübhanellahi velhamdülillahi ve la ilahe illallahu vellahu ekber” dört kere demek müstahaptır. Bu keraheti kaldırır. Bu hal mescitte abdest almak kolay olmadığı zaman vakit daralmadan önce olmalıdır. Ancak abdest kolay olduğu halde terk etmeye vaktin darlığı bile kafi sebep değildir.
8- Manası: “ seni tesbih ve sana hamd eder ve şahadet erdim ki; (Allahım) senden başka ilah yoktur. Senden af ve mağfiret diler sana tövbe ederim. Resulüllah (S.A.V) buyurdu: “kim oturduğu bir mescitte fazla gürültü varsa o mescitten ayrılırken; “sübhanekellahümme ve bi hamdake eşhedü en la ilahe illa ente esteğfirüke ve etübü ileyke” derse o mescidi terk etmeden Allah onu affeder.” (tirmizi) Rivayet edilir ki; Hz. Ali (k.v) şöyle demiştir: “ kim ölçekle bir şeyi ölçmeyi severse meclisin sonunda veya kalkarken ( sübhane rabbike rabbil izzeti amma yesifun ve selamün alel mürselin ve’l-hamdü lillahi rabbil alemin.) desin.”

عَنْ أبِى هُرَيْرَةَ رَضِىَ اللهُ عَنْهُ عَنِ النَّبِىُّ صَلّى اللهُ عَلَيهِ وسَلَّمَ الصَّلَوةُ عِمَادُالدِّينِ وَفِيهَا عَشَرُ خِصِالٍ زَيْنُ الوَجْهِ وَنُورُالقَلْبِ وَرَاحَةُ البَدَنِ وَاُنْسٌ فِى القبْرِ وَمَنْزِلُ الرَّحمَةِ وَمِفْتَاحُ السَّمَاءِ وَثِقَلُ المِيزَانِ وَمَرْضَاةُ الرَّبِّ وَثَمَنُ الجَنَّةِ وّحِجَابٌ مِنَ النَّارِ وَمَن أقَامَهَافَقَدْ أقَامَ الدِّينَ وَمَنْ تَرَكَهَا فَقَدْ هَدَمَ الدِّينَ .

21- Ebu Hüreyre (r.a) den:
Resulüllah (S.A.V) buyurdu ki: Namaz dinin direğidir ve namazda on güzel şey vardır. Yüzün güzelliği, kalbin nuru,1bedenin istirahatı,2 kabre alışmak (kabrin hoş gelmesi), rahmetin inmesi, göklerin anahtarı,3 mizan ağırlığı Allah’ın rızası,4 cennetin değeri (ücreti), ateşe karşı perde.5 Namaz kılanlar dinini ayakta tutmuş olur, terk erdenler dinini yıkmış olur.6
________________________
1- Resulüllah (S.A.V) buyurdu: “Kişinin namazı kalbinde nurdur. Sizden kim isterse kalbini nurlandırsın.” (Deylemi)
2- Resulüllah (S.A.V) buyurdu: “kalk ve namaz kıl. Zira namaz şifadır.” (Ahmet b.Hambel, İbni Mace) yine Resulüllah (S.A.V) buyurdu: “ muhakkak ki Allah yeryüzü ehline bela indireceği zaman onları mescit yapmaktan yüz cevirtir.” (Askeri)
3- Resulüllah (S.A.V) buyurdu: “Namaz muttakiler için Allah’a yaklaşmaktır.” (Kuzai)
4- Resulüllah (S.A.V) buyurdu: “Kulun halinden Allah’a en sevimlisi yüzünü toprağa kapatıp, Allaha secde ettiği halidir.” (Taberani)
5- Resulüllah (S.A.V) buyurdu: “namaz ölçüdür kim yerine getirirse, hakkını tam alır.” (Beyhaki) buradaki mana şudur: namaz imanın ölçüsüdür. Kim onu farz, vacip, sünnet ve müstahaplarıyla yerine getirirse, Allah’ın ona vaat ettiği ahiret yurdunda sevaba ve cennete nail olur, elim (acıklı) azaptan kurtulur.
6- Resulüllah (S.A.V) buyurdu: “kim beş vakit namaza devam ederse, o namaz onun için kıyamet günü nur, burhan ve kurtuluş olur. Kim de devam etmezse, kıyamet günü nurdan, burhandan ve kurtuluştan mahrum olur ve firavun, Hâman, Karun ve Übey b. Haleflerle beraber olur.” (İbni Nasır)

عَنْ عَائِشَةَ رَضِىَ اللهُ عَنْهَا عَنِ النَّبِىُّ صَلّى اللهُ عَلَيهِ وسَلَّمَ أنَّهُ قَالَ إذا أرَادَ اللهُ تَعَالَى أنْ يَدْحُلَ أهْلَ الجَنَّةِ فِى الجَنَّةِ بَعَثَ إلَيْهِمْ مَلَكًا وَمَعَهُ هَدِيَّةٌ وَكِسْوَةٌ مِنَ الجَنَّةِ فَإذَا أرَدُوا أنْ يَدْحُلُوهَا قَالَ لَهُمُ المَلَكُ قِفُّوا إنَّ مَعِيَ هَدِيَّةً مِنْ رَبِّ العَالَمِينَ قَالُوا وَمَا تِلْكَ الهَدِيَّةُ فَيَقُولُ المَلَكُ هِيَ عَشَرَة ُخَوَاتِمَ مَكْتُوبٌ عَلَى أحَدِهَا سَلامٌ عَلَيْكُمْ طِيْتُمْ فَادْخُلُوهَا خَالِدِينَ. وَفِى الثَّانِى مَكتُوبٌ رُفِعَتْ عَنْكُمْ الأحْزاَنُ وَالهُمُومُ وَفِى الثَّالِثِ مَكتُوبٌ تِلْكَ الجَنَّةِ الّتِى اُورِثْتُمُوهَا بِمَا كُنْتُمْ تَعْمَلُونَ وَالرَّابِعُ مَكتُوبٌ ألْبَسْنَاكُمُ الحُلَلَ وَالحُلِيِّ وَفِى الخَامِسُ مَكتُوبٌ وَزَوَّجْنَاهُمْ بِحُورٍعِينٍ إنِّى جَزَيْتُهُمُ اليَوْمَ بِمَا صَبَرُوا إنَّهُمْ هُمُ الفَائِزُونَ وَفِى السَادِسِ مَكتُوبٌ هَذَا جَزَاؤُكُمُ اليَوْمَ بِمَا فَعَلْتُمْ مِنَ الطَاعَةِ وَفِى السَّابِعِ مَكتُوبٌ صِرْتُمْ شَبَابًا لاتَهْرِمُونَ أبَدًا وَفِى الثَّامِنُ مَكتُوبٌ صِرْتُمْ آمِنِينَ لوَلاتَخَافُونَ أبَدًا وَفِى التَّاسِعُ مَكتُوبٌ رَافَقْتُمُ الأنْبِيَاءَ وَ الصِّدِّقِينَ وَالشُّهَدَاءَ وَالصَّالِحِيِنَ وَفِى العَاشِرِ مَكتُوبٌ سَكَنْتُمْ فِى جِوَارِالرَّحْمنِ ذِى العَرْشِ الكَرِيمِ ثُمَّ يَقُولُ المَلَكُ ادْخُلُوهَا بِسَلامٍ آمِنِينَ فَيَدْخُلُ الجَنَّةَ وَ يَقُولُونَ الحَمدُلِلهِ الَّذِى أذْهَبَ عَنَّا الحَزَنَ إنَّ رَبَّنَا لَغَفُورٌ شَكُورٌ الحَمدُلِلهِ الَّذِى صَدَقَنَا وَعْدَهُ وَأوْرَثَنَا الأرْضَ نَتَبَوَّءُ مِنَ الجَنَّةِ حَيْثُ نَشَاءُ فَنِعْمَ أجْرُالعَامِلِينَ وَإذَا أرَادَ اللهُ أنْ يُدْخِلَ أهْلَ النَّارِ فِى النَّارِبَعَثَ إلَيْهِم مَلَكًا وَمَعَهُ عَشَرَةُ خَوَاتِمَ أوَّلُهَا مَكتُوبٌ ادْخُلُوهَا لاتَمُوتُونَ فِيهَا أبَدًا وَلاتَحْيَوْنَ وَلاتُخْرِجُونَ وَفِى الثَّانِى مَكتُوبٌ خُوضُو فِى العَذَابِ لارَاحَةَ لَكُمْ وَفِى الثَّالِثِ مَكتُوبٌ يَئِسُوا مِنْ رَحْمَتِى وَالرَّابِعُ مَكتُوبٌ ادْخُلُوهَا فِى الهَمِّ وَالغَمِّ وَالحُزْنِ أبَدًا وَفِى الخَامِسُ مَكتُوبٌ لِبَاسُكُمُ النَّارُ وَطَعَامُكُمُ الزَّقُّومُ وَشَرَابِكُمُ الحَمِيمُ وَمِهَادُكُمُ النَّارُ وَغَوَاشِيُكَمُ النَّارُ وَفِى السَادِسِ مَكتُوبٌ هَذَا جَزَاؤُكُمُ اليَومَ بِمَا فَعَلْتُمْ مِنْ مَعْصِيَتِى وَفِى السَّابِعِ مَكتُوبٌ سَخَطِى عَلَيْكُمْ فِى النَّارِأبَدًا وَفِى الثَّامِنُ مَكتُوبٌ عَلَيْكُمُ اللَّعْنَةُ بِمَا تَعَمَّدْتُمْ مِنَ الذُّنُوبِ الكَبَائِرِوَلَمْ يَتُوبُواوَلَمْ تَنْدَمُوا وَفِى التَّاسِعُ مَكتُوبٌ قُرَنَائُكُمُ الشَّيَاطِينُ فِى النَّارِأبَدًا وَفِى العَاشِرِ مَكتُوبٌ اتَّبَعْتُمُ الشَّيْطَانَ وَأرَدْتُمُ الدُّنْيَا وَتَرَكْتُمُ الآخِرَةَ فَهَذَاجَزَاؤُكُمْ .

22- Hz. Ayşe (r.anha) dan:
Resulüllah (S.A.V) buyurdu ki:
Allah cennet ehlini cennete sokmak istediği zaman onlara bir melekle hediyeler ve cennetten elbiseler gönderir.1 cennetlikler cennete girmek istedikleri zaman melek onlara:
“Durun bende sizlere âlemlerin rabbinden bir hediye vardır.” der. Onlar: “hediye nedir” diye sorarlar. Melek: “On tane yüzük”
Birincisinde: "Selâm sizlere, ne hoşsunuz! Ebedî olarak içinde kalmak üzere haydi girin oraya!” (Zümer 76)
İkincisinde: “üzerinizden hüzün ve keder kaldırılmıştır.”
Üçüncüsünde: “bu öyle bir cennet ki, ona amel ettiğiniz şeylerle varis oldunuz.”
Dördüncüsünde: “sizlere cennet elbiseleri ve ziynetleri giydirdik.”
Beşincisinde: “biz onları güzel gözlü kadınlarla evlendirdik. Ben onları sabretmelerinin karşılığı olarak mükâfatlandırdım. Onlar gerçek kurtuluşa erenlerdir.”
Altıncısında: “ bugün bu ecir yaptığınız itaatin karşılığıdır.” yazılıdır.
Yedincisinde: “artık genç oldunuz ebediyen ihtiyarlamayacaksınız.”
Sekizincisinde: “artık emniyet içerisindesiniz ebediyen korkmayacaksınız.”
Dokuzuncusunda: “siz peygamberlere, sıddıklara şehitlere ve salihlere arkadaş oldunuz.”
Onuncusunda: “arşın sahibi kerim ve rahim olan Allah’ın komşuluğunda durunuz.” yazılıdır. Diye cevap verir. Sonra da:
“Korkudan emin olarak selametle cennete giriniz” der. Onlar da cennete girerler ve Allah’a hamt olsun ki, bizden üzüntüyü giderdi. Gerçekten rabbimiz çok affedici ve şükrü kabul edendir. O Allah’a hamt olsun ki, bize vadinde doğru çıktı ve cennet yurdunu bize verdi. Biz cennette istediğimiz yerde iskân ederiz. Ne güzel, çalışkanların sevabıdır sevabımız.” derler.
Allah cehennem ehlini cehenneme sokmak istediği zaman da, onlara bi melek gönderir.2 beraberinde on yüzük vardır:
Birincisinde: “cehenneme giriniz orada ebedisiniz. Ne ölür, ne dirilir, ne de çıkarsınız.”
İkincisinde: “azaba dalınız size rahat yoktur”
Üçüncüsünde: “ rahmetimden umutsuz olunuz”
Dördüncüsünde: “üzüntülü, gamlı ve kederli olarak cehenneme giriniz”
Beşincisinde: “elbiseniz ateş, yiyeceğiniz zakkum, içeceğiniz hamim, döşeğiniz ateş, yorganınız ateştir.”
Altıncısında: “bugün gördüğünüz ceza bana karşı yaptığınız isyanın cezasıdır.”
Yedincisinde: “gazabım daima cehennemde üzerinizdedir.”
Sekizincisinde: “pişman olmaksızın tövbe etmeksizin yaptığınız büyük günahlardan ötürü lanet üzerinize olsun.”
Dokuzuncusunda: “ateşte arkadaş olarak daimi arkadaşınız şeytan olacaktır.”
Onuncusunda: “şeytana tabi oldunuz, dünyayı istediniz, ahireti terk ettiniz işte bu onun cezasıdır.” yazılıdır.

_________________________
1- Cennet yedi kat semanın üstünde, arşın altında olduğu Resulüllah (S.A.V) den naklen sabittir. Bazıları şöyle derler: “ cennette sekiz kapı vardır. Her kapıdan yetmişbin kişi birden girer. Burada bina edilmiş saraylar, odalar zaviyeler, manzaralı selamlıklar vardır. Altından, gümüşten, zebercetten, zümrütten, inciden, mercandan, yakuttan, amber, kâfur ve benzeri güzel ve nefis mücevherattandırlar.
2- Bu Zebanidir. İbni Recep der ki: “Cehennem yedi kat yerin altındadır ve şu an mevcuttur.”
Resulüllah (S.A.V) buyurdu: “cehennemde yetmişbin vadi vardır. Her vadide yetmişbin şube, her şubede yetmişbin yurt, her yurtta yetmişbin ev, her evde yetmişbin kuyu, her kuyuda yetmişbin ejderha, Her ejderhanın avurtlarında yetmişbin akrep vardır. Küfür ve nifakından vazgeçmeyen kafir ve münafıklar buraya atılırlar.”

وَعَنْ بَعْضِ الحُكَمَاءِ طَلَبْتُ عَشَرَةً فِى عَشَرَةِ مَوَاطِنَ فَوَجَدْتُهَا فِى عَشْرَة اُخْرَى طَلَبْتُ الرَّفْعَةَ فِى التَّكَبُّرِ فَوَجَدْتُهَا فِى التَّوَاضُعِ وَطَلَبْتُ العِبَادَةِ فِى الصَلَوةِ فَوَجَدْتُهَا فِى الوَرَعِ وَطَلَبْتُ الرَّاحَةَ فِى الحِرْصِ فَوَجَدْتُهَا فِى الزُّهْدِ وَطَلَبْتُ نُورَالقَلْبِ فِى صَلَوةِ النَّهَارِجَهْرًا فَوَجَدْتُهُ فِى صَلَوةِ الَّيْلِ سِرًّا وَطَلَبْتُ نُورَالقِيَامَةِ فِى الجُودِ وَالسَّخَاوَتِ فَوَجَدْتُهُ فِى العَطْشِ فِى الصَّوْمِ وَطَلَبْتُ الجَوَازَ عَلَى الصِّرِاطِ فِى اُضْحِيَّةِ فَوَجَدْتُهَا فِى الصَّدِقَةِ وَطَلَبْتُ النَّجَاةَ مِنَ النَّارِ فِى المُبَاحَاةِ فَوَجَدْتُهَا فِى تَرْكِ الشَّهَوَاتِ وَطَلَبْتُ حُبَّ اللهِ تَعَالَى فِى الدّ ُنْيَا فَوَجَدْتُهَا فِى ذِكْرِ اللهِ تَعَالَى وَطَلَبْتُ العَافِيَةَ فِى الجَامِعِ فَوَجَدْتُهَا فِى العُزْلَةِ وَطَلَبْتُ نُورَالقَلْبِ فِى المَوَعِظِ وَقِرَاءَةِ القُرْآنِ فَوَجَدْتُهَا فِى التَّفَكُرِ وَالبُكَاءِ .

23- Bazı hikmet sahiplerinden:
On şeyi on yerde aradım fakat başka on yerde buldum:
Yüksekliği kibirde aradım, tevazuda buldum. İbadeti namazda aradım, takvada buldum. Rahatı istirahatta aradım, zühtte buldum. Kalbin nurunu gündüzün aşikar namazlarda aradım, gecenin gizli namazlarında buldum.1 kıyametin nurunu cömertlikte aradım, oruçtaki susuzlukta buldum.2 sırat köprüsünden rahat geçmeği kurbanda aradım, sadakada buldum. Ateşten kurtulmayı mubah şeylerde aradım, şehvetin terkinde buldum. Allah sevgisini dünyayı terkte aradım, zikrullahta buldum.3 afiyeti cemaatte aradım uzlette buldum.4 kalbin nurunu vaazlarda ve kur’an okumakta aradım, tefekkürde5 ve ağlamakta buldum.6
_________________________________
1- Resulüllah (S.A.V) buyurdu: “kulun rabbine en yakın olduğu vakit gecenin son çeyreğidir. O saatte Allah’ı zikretmeye gücün yeterse zikret.” (Tirmizi, Nesai, Hâkim) yine Resulüllah (S.A.V) buyurdu: “iki rekât namaz vardır ki, ademoğlu onu gecenin son çeyreğinde kılar. Bu kendisi için dünya ve içindekilerden daha hayırlıdır. Eğer ümmetime meşakkatli olmasa onu ümmetime farz kılardım.”(İbni Nasır)
2- Sehl b. Sa’d (r.a) den; Resulüllah (S.A.V) buyurdu: “cennette bir kapı bardır. Adına reyyan denir. Kıyamet günü oradan sadece oruç tutanlar girer. Başka kimse giremez. Kıyamet günü; “oruç tutanlar nerede?” denir. Onlar da kalkarlar. Onlardan başka hiç kimse o kapıdan giremez. Onlar girince de kapı kapatılır başka kimse giremez.” (Buhari, Müslim)
3- Resulüllah (S.A.V) buyurdu: “zikir sadakadan hayırlıdır. Zikir oruçtan hayırlıdır.” (Ebu Şeyh, Ebu Hüreyre den rivayet ediyor.) buradaki mana şudur; Allah’ı zikretmek (tehmit, tehlil ve tesbih gibi ) nafile sadakadan hayırlıdır ve nafile oruçtan çok sevaptır ve faydalıdır.
4- Kureyri der ki; “uzlet hakikatte kötülüklerden kaçma meziyetidir. Tesiri ise vasfını değiştirmektir yoksa vatandan uzaklaşmak değildir. Ebu ali ed-Dakkak (r.aleyh) der ki: “insanlarla beraber onların giydiğini giyer, yediklerini yerim. Gizlilikte/gizli ibadette onlardan ayrılırım.”
5- Allah’ın mahlûkat üzerindeki kudretini, büyüklüğünü, dünyanın faniliğini, ahiretin hallerini v.s. düşünüp nefsin isteklerinden vazgeçmek, istikamet yükleyip süslemektir.
6- Denilir ki; bir abid ağlarken görülmüş. Niçin ağladığı sorulunca: “rev’a (takva) ki o kalbinde korku olanlarda bulunur.”demiş. “rev’a nedir” diye sorulduğunda: “yeryüzünde Allah’a yaklaşmaktır.” Diye cevap vermiş.

قَالَ ابْنِ عَبّاسٍ رَضِىَ اللهُ عَنْهُمَا فِى قَوْلِهِ تَعَالَى وَإذِ ابْتَلَى إبْرَاهِيمَ رَبُّهُ بِكَلِمَاتٍ فَأتَمَّهُنَّ قَالَ عَشَرُ خِصَلٍ مِنَ السُّنَّةِ خَمْسٌ فِى الرَّاْسِ وَ خَمْسٌ فِى البَدَنِ فَأمَّا فِى الرَّاْسِ السِوَاكُ وَالمَضْمَضَةُ والإسْتِنْشَاقُ وَقَصُّ الشَّارِبِ وَالحَلْقُ وَأمَّاُ فِى البَدَنِ نَتْفُ الإبْطِ وَتَقْلِيمُ الأظْفَارِ وَحَلْقُ العَانَةِ وَالخِتَانُ وَالإسْتِنجَاءُ .

24- İbni Abbas (r.anhuma) tan:
“Hatırla ki rabbin İbrahim’i bazı kelimelerle imtihan etti. O da tamamen yerine getirdi.”1 ayetinin tefsirinde buyurmuştur ki: Beşi başta beşi de bedende olmak üzere on haslet sünnettir.
Başta olanlar: misvak kullanmak, ağzı çalkalamak (mazmaza), burna su çekmek (istinşak), bıyığı kesmek ve tıraş olmak (saç kesmek).
Bedende olanlar: koltuk altını tıraş etmek, tırnak kesmek, kasıkları tıraş etmek, sünnet olmak ve istinca etmek (necasetten taharet).

____________________
1- Bakara 124

وَ عَنِ ابْنِ عَبّاسٍ قَالَ مَنْ صلَّى عَلَى النَّبِىُّ صَلّى اللهُ عَلَيهِ وسَلَّمَ وَاحِدَةً صَلّى اللهُ عَلَيهِ عَشَرَةً مَنْ سَبَّهُ مَرَّةً سَبَّ اللهُ عَلَيهِ عَشَرَمَرَّاتٍ ألاتَرَى لِقَوْلِهِ تَعَالَى لِلْوَلِيدِ بْنِ مُغِيرَةَ لَعْنَةُاللهِ عَلَيْهِ حِينَ سَبَّ النَّبِىُّ صَلّى اللهُ عَلَيهِ وسَلَّمَ مَرَّةً وَاحِدَةً سَبَّهُ اللهُ عَشَرَمَرَّاتٍ فَقَالَ وَلاتُطِعْ كُلَّ خَلاّفٍ مَهِينٍ هَمَازٍمَشَّاءٍ بِنَمِيمٍ مَنَّاعٍ لِلخَيْرِمُعْتَدٍّ أثِيمٍ عُتُلٍّ بَعْدَ ذَلِكَ زَنِيمٍ إنْ كَانَ ذَامَالٍ وَبَنِينَ إذَا تُتْلَى عَلَيْهِ آيَاتُنَا قَالَ أسَاطِيرُ الأوَّلِينَ يَعْنِى يُكَذِّبُ بِالقُرْآنِ .

25- İbni Abbas (r.anhuma) tan:
Kim Resulüllah’a bir defa salâvat getirirse Allah da ona on salâvat getirir. Kim Resulüllah’a bir defa söverse Allah da ona on defa lanet eder.
Bakmaz mısınız? Velid b. Muğire ye ki, Resulüllah’a bir defa sövdü, Allah ona on defa lanet etti ve buyurdu ki; “Ey resulüm! Diliyle iğneleyen, kovuculuk eden, iyiliği daima önleyen, aşırı giden, suç işleyen, çok yemin eden alçak zorbaya, bütün bunlar dışında bir de soysuzlukla damgalanmış kimseye, mal ve oğulları vardır diye aldırış etmeyesin. Ayetlerimiz ona okunduğu zaman: "…öncekilerin masalları"1 der. Yani kur’an’ı yalanlar.

_____________________________
1- Kalem 10-15

قَالَ إبْرَاهِمُ بْنُ أدْهَمَ رَحِمَهُ اللهُ حِينَ سَألُوهُ عَنْ قَوْلِهِ تَعَالَى اُدْعُونِى أسْتَجِبْ لَكُمْ وَإنَّا نَدْعُوا فَلَمْ يُسْتَجَبْ لَنَا فَقَالَ مَاتَتْ قُلُوبُكُمْ مِنْ عَشَرَةِأشْيَاءَ أوَّلُهَا أنَّكُمْ عَرَفْتُمُ اللهَ وَلَمْ يُؤَدُّوا حَقَّهُ وَقَرَاْتُمْ كِتَابَ اللهِ وَلَمْ تَعْمَلُوا بِهِ وَادَّعَيْتُمْ عَدَاوَةَ إبْلِيسَ وَوَالَيْتُمُوهُ وَادَّعَيْتُمْ حُبَّ الرَّسُولِ وَتَرَكْتُمْ أثَرَهُ وَسُنَّتَهُ وَادَّعَيْتُمْ حُبَّ الجَنَّةِ وَلَمْ تَعْمَلوا لَهَا وَادَّعَيْتُمْ خَوْفَ النَّارِوَلَمْ تَنْتَهُوا عَنِ الذُّنُوبِ وَادَّعَيْتُمْ أنَّ المَوتَ حَقٌّ وَلَمْ تَسْتَعِدُّوا لَهُ وَشْتَغَلتُمْ بِعُيُبِ غَيْرِكُمْ وَتَرَكْتُمْ عُيُوبَ أنْفُسِكُمْ وَتَاْكُلُونَ رِزْقَ اللهِ وَلاتَشْكُرُونَهُ وَتَدْفِنُونَ مَوْتاكُمْ وَلاتَعتَبِرُونَ .

26- İbrahim Ethem (r.alehy)den:
Bir gün basra çarşısında gezerken halk başına toplandı ve “ Bana dua edin size icabet edeyim” mealindeki ayet-i celileden bahisle; biz dua ediyoruz, fakat kabul olmuyor diye dert yanıp sorduklarında, demiş ki:
Kalbinizde on şey ölmüştür: Allah’ı bilirsiniz ama hakkını eda etmezsiniz. Allah’ın kitabını okursunuz ama onunla amel etmezsiniz. Şeytana düşmanlığınızı iddia edersiniz ama ona tabi olursunuz (onu kendinize dost ve yar edinirsiniz). Resulüllah (S.A.V) sevgisini iddia edersiniz ama O’nun sünnetini terk edersiniz. Cenneti sevdiğinizi iddia edersiniz ama cennet için amel etmezsiniz. Ateşten korktuğunuzu iddia edersiniz ama günahlardan sakınmazsınız. Ölümün hak olduğunu iddia edersiniz ama onun için tedbir almazsınız. Başkalarının ayıpları ile meşgul olursunuz ama kendi ayıplarınızı terk edersiniz. Allah’ın verdiği rızıkları yersiniz ama Allah’a şükretmezsiniz. Ölülerinizi defnedersiniz ama ondan ibret almazsınız.1

______________________________
1- Öleceğiniz hiç aklınıza gelmez. Eğer öleceğinizi hatırlasanız hayır ehli olmaya rağbet eder. Şer ehli olmaktan sakınırsınız. Ebu Hatım’dam: Cebrail (a.s) Resulüllah (S.A.V)a şöyle buyurdu: “Ben senden daha sevgili olan bir peygambere gönderilmedim. Sana bir dua öğreteyim ki, onu senin için saklamıştım. Senden önce de hiç kimseye öğretmedim. Korktuğun veya bir hacetin olduğu zaman bununla dua et.
(Ya nur’es-semavati ve’l-erd ve’ya kayyum’es-semavati ve’l-erd ve’ya samed’es-semavati ve’l-erd ve’ya ze’l-celali ve’l-ikram veya gavs’el-müsteğasîn ve münteha rağbet’il-abidîn ve münefis’il-kerbi an’il-mekrubîn ve müferric’il-gammı an’il-mağmumîn ve sarîh’il-müstesrihîn ve mucibi’s-sual’il-abidîn)
Sonrada Allah’tan dunya ve ahiret hacetinden bir hacet iste.”

قَالَ النَّبِىُّ صَلّى اللهُ عَلَيهِ وسَلَّمَ مَامِنْ عَبْدٍ وَأمَةٍ دَعَا بِهَذَا لدُّعَاءِ فِى لَيْلَةٍ عَرَفَةَ ألْفَ مَرَّةٍ وَهِيَ عَشَرُكَلِمَاتٍ لَمْ يُسْئَلِ اللهَ شَيْئًا إلاّ أعْطَاهُ مَالَمْ يَدْعُ بِقَطِيعَةِ رَحِمٍ أوْ مَاْثَمٍ أوَّلُهَا سُبْحَانَ الَّذِى فِى السَّمَاءِ عَرْشُهُ سُبْحَانَ الَّذِى فِى الأرْضِ مُلْكُهُ وَقُدْرَتُهُ سُبْحَانَ الَّذِى فِى البَرِّسَبِيلُهُ سُبْحَانَ الَّذِى فِى الهَوِى رُوحُهُ سُبْحَانَ الَّذِى فِى النَّارِ صُلْطَانُهُ سُبْحَانَ الَّذِى فِى الأرْحَامِ عِلْمُهُ سُبْحَانَ الَّذِى فِى القُبُورِقَضَاؤُهُ سُبْحَانَ الَّذِى رَفَعَ السَّمَاءِ بِلاعَمَدٍ سُبْحَانَ الَّذِى وَضَعَ الأرْضَ عَلَي المَاءِ فَجَمَدٍ سُبْحَانَ الَّذِى لامَلْجَأ وَلامَنْجَأ مِنْهُ إلاّإلَيْهِ .

27- Resulüllah (S.A.V) buyurdu:
Erkek veya kadın herhangi biriniz arefe gecesi on kelime olan şu duayı okursa ister dünya için olsun ister ahiret için Allah istediğini verir. Ancak sıla-i rahim’in terki veya bir günah işlemeye dua etmek müstesna. Manası:
“Arşı gökte olan Allah münezzehtir. Mülkü yerde olan Allah ortaksızdır. Denizde yolu olan Allah şeriksizdir. Havada rüzgarı olan Allah’ı tenzih ederiz. Ateşle sultan1 olan Allah noksan sıfatlardan münezzehtir. Ana rahmindekini bilen Allah’ı tesbih ederiz. Kabirde hükmü olan Allah şirkten münezzehtir. Gökleri direksiz yükselten Allah şeriksizdir. Yeri su üzerine vazederek suyu cemat yapan Allah’ın ortağı yoktur. O Allah’ı tenzih ederim ki, O’ndan korkan ve O’ndan kaçan ancak O’na sığınarak kurtulur.

_____________________
1- Bundan dolayıdır ki Allah’tan başkasının canlılara ateşle azap etmesi haramdır.

عَنْ ابْنِ عَبّاسٍ رَضِىَ اللهُ عَنْهُمَا أنَهُ قَالَ قَالَ رَسُولُ اللهِ صَلّى اللهُ عَلَيهِ وسَلَّمَ ذَاتَ يَوْمٍ لإبْلِيسَ عَلَيْهِ اللَّعْنَةُ كَمْ أحِبَّاؤُكَ مِنْ اُمَّتِى قَالَ عَشَرَةُ نَفَرٍأوَّلُهُم إمُامُ الجَائِرُوَالمُتَكَبِّرُ وَالغَنِيُّ الذِى لايُبَالِى مِنْ أيْنَ يَكْتَسِبُ المَالَ وَفِى مَاذَا يُنْفِقُ وَالعَالِمُ الَّذِى صَدَّقَ الأمِيرُعَلَى جَوْرِهِ وَالتَّاجِر ُالخَائِنُ وَالمُحْتَكِرُ وَالزَّانِى وَآكِلُ الرِّبَوا وَالبَخِيلُ الَّذِى لايُبَالِى مِنْ أيْنَ يَجْمَعُ المَالَ وَشَارِبُ الخَمْرِمُدْمِنٌ عَلَيْهَا ثُمَّ قَالَ النَّبِىُّ صَلّى اللهُ عَلَيهِ وسَلَّمَ فَكَمْ أعْدَاؤُكَ مِنْ اُمَّتِى قَالَ عِشْرُونَ نَفَرًا أوَّلُهُمْ أنْتَ يَا مُحَمَّدُ فَإنِّى أبْغُضُكَ وَالعَالِمُ العَامِلُ بِالعِلمِ وَالحَامِلُ القُرْآنِ إذَا عَمِلَ بِمَا فِيهِ وَالمُؤَذِّنُونَ للهِ فِى خَمْسِ صَلَوَاتٍ وَمُحِبُّ الفُقَرَاءِ وَالمَسَاكِينِ وَاليَتَامَى وَذُوقَلْبٍ رَحِيمٍ وَالمُتَوَاضِعُ لِلْحَقِّ وَشَابٌّ نَشَأ فِى طَاعَةِ اللهِ تَعَالَى وَآكِلُ الحَلالِ وَالشَّابَّانِ المُتَحَابَّانِ فِى اللهِ وَالحَرِيصُ عَلَى الصَّلَوَاةِ وَالجَمَاعَةِ وَالّذِى يُصَلِّى بِالَّيْلِ وَالنَّاسُ نِيَامٌ وَالَّذِى يُمْسِكُ نَفْسَهُ عَنِ الحَرَامِ وَالَّذِى يَنْصَحُ وَفِى رِوَايَةٍ يَدْعُو لِلإخْوَانِ وَلَيْسَ فِى قَلْبِهَ شَيْءٌ وَالَّذِى يَكُونُ أبَدًاعَلَى وُضُوءٍ وَسَخِيٌّ وَحَسَنُ الخُلْقِ وَالمُصَدِّقُ رَبَّهُ بِمَاضَمِنَ اللهً لَهُ وَالمُحْسِنُ إلَى مَسْتُورَاتِ الأرَامِلِ وَالمُسْتَعِدُ لِلمَوْتِ .

28- İbni Abbas (r.anhuma) tan:
Resulüllah (S.A.V) bir gün iblise (Allah’ın laneti ona olsun) sormuş:
“Ümmetimden kaç dostun vardır?” iblis demiş ki; “on tane” zalim ulu’l-emr (idareci),1 kibirli olan kimse,2 nereden kazanıp nereye sarf ettiğine önem vermeyen zengin, zalimin zulmünü tasdik eden âlim,3 hain tüccar, ihtikârcı (karaborsacı),4 zinacı kimse,5 faizci,6 nereden mal topladığına aldırış etmeyen cimri,7 ve devamlı içki içendir.8
Resulüllah (S.A.V) yine sormuşlar: “Ümmetimden kaç düşmanın var?” cevap vermiş: yirmi tane birincisi sensi ya Muhammed gerçekten sana çok buğz ederim, ilmi ile amel eden alim, eğer içindekilerle amel ederse kur’an ı hıfz eden hafız,9 beş vakit Allah için ezan okuyan müezzin,10 fakir, miskin ve yetimlerin dostu,11 merhametli kalp sahibi, hak için tevazu eden,12 Allah’a itaatle büyüyüp gelişen genç, helal yiyen,13 Allah için birbirini seven iki genç, cemaatle namaz kılmaya haris olan,14 halk uyurken kalkıp namaz kılan,15 kendini haramlardan koruyan, kalbinde bir şey olmaksızın arkadaşlarına nasihat eden,16 daima abdestli olan,17 cömert olan, ahlakı güzel olan, Allah’ın kendisine takdir ettiği taksimatı tasdik eden, örtülü iffetli dul kadınlara iyilik eden ve ölüme hazırlanandır.

__________________________
1- Resulüllah (S.A.V) buyurdu: “Zalimin bekası için dua etmek Allah’ın mülkünde Allah’a isyanı daha çok sevmektir.”
2- Resulüllah (S.A.V) buyurdu: “kibirli olan kimseler kıyamet gününde saçılmış toprak gibi haşrolurlar. Onları her taraftan zillet kuşatır ve cehennem zindanlarına sevk edilirler.” (İmam’ı Ahmet, Tirmizi)
3- Resulüllah (S.A.V) buyurdu: “kim bilgisizce fetva verirse yerde ve gökte bütün melekler ona lanet eder” (ibn-i Asakir)
4- İhtikar malı çok pahalı satmak için ucuzken toplayıp bekletmek, ihtiyaç duyduğu zaman pahalı satmak üzere hapsetmek depolamak /kara borsacılık. Resulüllah (S.A.V) buyurdu: “kim yiyecek maddelerini kırk gün ihtikâr (kara borsacılık) için saklarsa Allah ondan beridir (uzaktır) oda Allahtan” başka bir hadisi şerifte: “kim Müslüman’ın yiyeceğini ihtikâr ederse Allah ona cüzzam ve iflası musallat eder.” Buyurmuştur.
5- Resulüllah (S.A.V) buyurdu: “zinadan sakının zira onda dört hastalık vardır yüzden güzelliği götürür, rızkı keser, Allah’ı gazaplandırır ve daima cehennem ateşinde kalmayı gerektirir.” (Taberani)
6- Resulüllah (S.A.V) buyurdu: “şüphesiz faiz yiyen öldüğü zaman kıyamete kadar kan gibi kıp kırmızı bir denizde yüzdürülür. Onun ağzı taşla kapatılır. Onu yutar, sonra başka bir taşla kapatılır. Dirilinceye kadar böyle azap devam ettirilir.” ( ) Katade şöyle der. Faiz yiyen kıyamet günü deli olarak diriltilir.
7- Resulüllah (S.A.V) buyurdu: “zakat vermeyi men etmedikçe mal karada ve denizde telef olmaz”
8- Resulüllah (S.A.V) buyurdu: “içki içenin göğsünden iman nuru çıkar.” (Taberani)
9- Resulüllah (S.A.V) buyurdu: “kur’an’ın hamilleri (hafızları), kıyamet günü cennet ehlinin bilginleri, şehitler, komutanları, peygamberler ise cennet ehlinin liderleri efendileridirler.”

_____________________________

10- Resulüllah (S.A.V) buyurdu: “müezzinlerin ecri (sevabı, mükâfatı) şehitler gibidir. Öldükleri zaman kabirde çürümezler” yani Allah’ın cemalini arzulayarak ezan okuyan müezzinin mükâfatı şehitler gibidir.
11- Resulüllah (S.A.V) buyurdu: “tevazuundan dolayı fakirlerle oturmak cihattan daha faziletlidir.” (Deylemi) bir başka hadisi şerifte Resulüllah (S.A.V) buyurdu: “ her şeyin bir anahtarı vardır. Cennetin anahtarı da fakir ve miskinlerle dostluktur.” (İbn-i lal)
12- Kureyşi der ki: “tevazu kaderin hükmünü razı olarak hakka teslimiyettir.”
13- İbn-i Abbas (r.a) buyurdu ki: “kursağında haram lokma olanın ibadeti kabul olmaz.”
14- Resulüllah (S.A.V) buyurdu: “her takva sahibinin ve facirin arkasında namaz kılın.”
15- Resulüllah (S.A.V) buyurdu: “iki rekatta olsa geceleri namaz kılın hiçbir ev halkı yok ki onlara bir münadi kalkın namazınızı kılın demiş olmasın .”
16- Büşra bin haris (r.a) buyurdu: “Resulüllah (S.A.V) gördüm şöyle dedi: Ey Büşra! Bilir misin ki neden Allah senin kavminden seni yükseltti?” Büşra: “hayır bilmem ya resulallah!” dedim. Resulüllah (S.A.V) buyurdu: “benim sünnetime ittiba salihlere hizmet arkadaşlarına nasihat ettiğinden ve de ashabımı ve ehli beytimi sevdiğinden. İşte budur seni iyiler derecesine yücelten.”
17- Resulüllah (S.A.V) buyurdu: “kim abdest üzerine abdest alırsa ona on sevap yazılır.” Şeyh Hanefi bu hadis-i şerifi şöyle açıklar: bir abdeste arkadaş olarak diğer bir abdest alana on abdest sevabı yazılır. Bir abdestin sevabı yedi yüz dür. Dolayısıyla on defa yedi yüz sevap yazılır buda büyük mükafattır.

قَالَ وَهْبُ بْنُ مُنَبِّهٍ مَكْتُوبٌ فِى النَوْرَاةِ مَنْ تَزَوَّدَ فِى الدُّنْيَا صَارَيَوْمَ القِيَامَةِ حَبِيبَ اللهِ مَنْ تَرَكَ الْغَضَبَ صَارَ فِى جِوَارِ اللهِ وَمَنْ تَرَكَ حُبَّ الْعَيْشِ فِى الدُّنْيَا صَارَ يَوْمَ الْقِيَامَةِ آمِنًا مِنَ عَذَابِ اللهِ وَمِنْ تَرَكَ الحَسَدَ صَارَ يَوْمَ القِيَامَةِ مَحْمُودًا عَلَى رُؤُسِ الخَلائِقَ وَمِنْ تَرَكَ حُبُّ الرِّيَاسَةِ صَارَ يَوْمَ القِيَامَةِ عَزِيزًا عِنْدَ المَلِكِ الجَبَّارِ وَمِنْ تَرَكَ الفُضُولَ فِى الدُّنْيَا صَارَنَاعِمًا فِى الأبْرَارِوَمِنْ تَرَكَ الخُصُمَةَ فِى الدُّنْيَا صَارَيَوْمَ القِيَامَةِ مِنَ الفَائِزِينَ وَمِنْ تَرَكَ البُخْلَ فِى الدُّنْيَا صَارَمَذْكُورًاعِنْدَ رُؤُسِ الخَلائِقَ وَمِنْ تَرَكَ الرَّاحَةَ فِى الدُّنْيَا صَارَيَوْمَ القِيَامَةِ مَسْرُورًا وَمِنْ تَرَكَ الحَرَامَ فِى الدُّنْيَا صَارَيَوْمَ القِيَامَةِ فِى جِوَارِالأنْبِيَاءِ وَمِنْ تَرَكَ النَّظَرُفِى الحَرَامِ فِى الدُّنْيَا أفْرَحَ اللهُ عَيْنُهُ يَوْمَ القِيَامَةِ فِى الجَنَّةِ وَمِنْ تَرَكَ الغِنَى فِى الدُّ نْيَا وَاخْتَارَالفَقْرَبَعَثَهُ اللهُ تَعَالَى يَوْمَ القِيَامَةِ مَعَ الوَلِيِّينَ وَالنَّبِيِّين وَمَنْ أقَامَ بِحَوَائِجِ النَّاسِ فِى الدّ ُنْيَا قَضَى اللهُ تَعَالَى حَوَائِجَهُ فِى الدّ ُنْيَا وَالآخِرَةِ وَمَنْ أرَادَأنْ يَكُونَ فِى قَبْرِهِ مُونِسَ فَلْيَقُمْ فِى ظُلْمَةِ اللَّيْلِ وَلْيُصَّلِ وَمَنْ أرَادَأنْ يَكُونَ فِى ظِلِّ عَرْشِ الرَّحْمنِ فَلْيَكُنْ زَاهِدًا وَمَنْ أرَادَأنْ يَكُونَ حِسَابُهُ يَسِيرًا فَلْيَكُنْ نَاصِحًا لِنَفْسِهِ وَإخْوَنِهِ وَمَنْ أرَادَأنْ يَكُونَ المّلاءِكَةُ زَائِرِينَ فَلْيَكُنْ وَرِعًا وَمَنْ أرَاد َأنْ يَسْكُونَ بُحْبُوحَةِ الجَنَّةِ بِغَيْرِ حِسَابٍ فَلْيَتُبْ إلَى اللهِ تَوْبَةً نَصُوحًا وَمَنْ أرَادَأنْ يَكُونَ غَنِيًّا فَلْيَكُنْ رَاضِيًا بِمَا قَسَمَ اللهُ تَعَالَى وَمَنْ أرَادَأنْ يَكُونَ مَعَ اللهِ فَقِيهًا فَلْيَكُنْ خَاشِعًا وَمَنْ أرَادَأنْ يَكُونَ حَكِيمًا فَلْيَكُنْ عَالِمًا وَمَنْ أرَادَأنْ يَكُونَ سَالِمًا مِنِ النَّاسِ فَلايَذْكُرُ أحَدًا مِنْهُمْ إلاّبِحَيْرٍ وَلْيَعْتَبِرُ فِهَا مِنْ أيِّ شَيْءٍ خُلِقَتْ وَلِمَاذَا خُلِقَتْ وَمَنْ أرَاد الشَّرَفَ فِى الدُّنْيَا وَالآخِرَةِ فَلْيَخْتَرِالآخِرَةِ عَلَى الدُّنْيَا وَمَنْ أرَاد الفِرْدَوْسَ وَالنَّعِيمَ الَّذِى لايَفْنَى لايُضِيعَ عُمْرَهُ فِى فَسَادِ الدُّنْيَا وَمَنْ أرَاد الجَنَّةَ فِى الدُّنْيَا وَالآخِرَة ِفَعَلَيْهِ بِالسَخَاوَةِ لأنَّ السَّخِيَّ قَرِيبٌ إلَى الجَنَّةِ وَبَعِيدٌ مِنَ النَّارِ وَمَنْ أرَادَ أنْ يُنَوَّرَقَلْبَهُ بِنُورِالتَّامِّ فَعَلَيْهِ بِالتَّفَكُّرِ وَالإعْتِبَارِ وَمَنْ أرَادَأنْ يَكُونَ لَهُ بَدَنٌ صَابِرٌ وَلِسَانٌ ذَاكِرٌ وَقَلْبٌ خَاشِعٌ فَعَلَيْهِ بِكَثْرَةِ الإسْتَغْفَارِ لِلمُؤْمِنِينَ وَالمُؤْمِنَاتِ وَالمُسْلِمِينَ وَالمُسْلِمَاتِ .

29- Vehb b. Münebbih’den:
Tevrat’ta şu gerçek yazılıdır:
1- Dünyada azığını hazırlayan ahirette Allah’ın sevgilisi olur.
2- Gazabı terk eden Allah’ın komşusu olur.1
3- Dünyada yaşama sevgisini terk eden kıyamette emir olur.
4- Hasedi terk eden kıyamet günü mahlûkatın önünde övülür.2
5- Riyaset (reislik, başkanlık) sevgisini terk eden kıyamet gününde cebbar olan Allah’ın indinde aziz olur.3
6- Boş şeyleri terk eden iyiler içinde nimet görenlerden olur.
7- Dünyada husumeti terk eden kıyamette kurtuluşa erenlerden olur.4
8- Dünyada cimriliği terk eden mahlûkatın başı yanında zikredilir.5
9- Dünyada rahatı terk eden kıyamette mesrur (sevinçli) olur.
10- Dünyada haramı terk eden kıyamette peygamberlerin komşusu olur.
11- Dünyada harama bakmayı terk edenin güzünü Allah cennette ferahlandırır.
12- Dünyada (Allah’ı unutturan) zenginliği terk edip fakirliği seçeni Allah kıyamet günü veliler ve peygamberlerle haşreder.6
13- Dünyada halkın ihtiyacı için çalışanın Allah dünya ve ahiret ihtiyacını karşılar.7
14- Kim kabirde yoldaşının bulunmasını isterse, gecenin karanlığında kalksın namaz kılsın.
15- Arş-ı Rahman’ın gölgesinde oturmak isteyen, zahit olusun,8
16- Hesabının az/kolay olmasını isteyen, kendine ve arkadaşlarına nasihat etsin.9
17- Meleklerin kendisine ziyaretçi olmasını isteyen, takvalı olsun.10
18- Cennetin ortasında bulunmayı isteyen, gece gündüz Allah’ı zikretsin.11
19- Hesapsız cennete girmek isteyen Allah’a Nasuh (bir daha dönmemek üzere) tövbe etsin.12
20- Zengin olmak isteyen, kendine ve başkalarına taksim edilmiş mal ve dünya rütbelerine razı olsun.
21- Allah hakkında bilgin olmak isteyen, Allah’tan korksun.
22- Hakîm olmak isteyen, âlim olsun.13
23- Halktan selamet bulmak isteyen, halktan hiç kimseyi kötülükle yâd etmesin, kendini düşünsün, neden ve niçin yaratılmıştır.14
24- Firdevs cennetini ve ebedi nimeti isteyen, ömrünü dünyanın fesatlığı ile geçirmesin.
25- Dünya ve ahiret şerefini isteyen ahireti dünyaya tercih etsin.
26- Cenneti dünya ve ahirette isteyen, cömert olsun. Zira cömert cennete yakın cehenneme uzaktır.15
27- Kalbini tam bir nurla nurlandırmak isteyen, tefekkür etsin ve kâinata ibret gözü ile baksın.
28- Kim sabredici beden, zikredici lisan ve Allah’tan korkan kalp isterse, mümin erkekler, mümin kadınlar, Müslüman erkekler, Müslüman kadınlar için istiğfar dilesin ve Rabbim! Bizleri affeyle desin.16

___________________________
1- Resulüllah (S.A.V) buyurdu: “yiğitlik güreşte yenmek değil, kızdığı zaman öfkesine hakim olmaktır.” Başka bir hadis-i şerifte “kim öfkesine hakim olursa, Allah ondan azabı kaldırır.” Buyurmuştur
2- Resulüllah (S.A.V) buyurdu: “hasedi terk edin zira Hz. Ademin oğullarından haset olanı diğerini öldürdü.”
3- Resulüllah (S.A.V) buyurdu: “nefsinde büyülenip kibirle yürüyen hiç kimse yok ki Allah ona gazap etmesin.” ( İmam-ı Ahmet, Buhari, Hakim)
4- Resulüllah (S.A.V) buyurdu: “kim bâtılı/boş şeyleri terk ederse onun için cennetin alt tabakalarında bir köşk yapılır. Kim de güzel ahlak sahibi olursa ona en üst tabakada bir köşk yapılır.”
5- Resulüllah (S.A.V) buyurdu: “iman ile cimrilik mümin bir adamın kalbinde asla toplanmaz (barınmaz)”
6- Resulüllah (S.A.V) buyurdu: “eğer beni seversen senin için fakirlik koruyucu olarak hazırlanır. Çünkü fakirlik sevginin aksini hızlandırır.”
7- Resulüllah (S.A.V) buyurdu: “kim bir Müslüman kardeşinin bir ihtiyacını giderirse, hac ve umre yapmış kadar sevap alır. Başka bir nüsha da ise ömür boyu Allaha hizmet etmiş kadar sevap alır.” İmamı Hanefi der ki uzun bir ömür boyu namaz kılmış kadar sevap alır.
8- Resulüllah (S.A.V) buyurdu: “ümmetimin kurtuluşu evvela züht ve yakîn ile dir. En son helaki ise hırs ve uzun emeldir.”
9- Hz. Osman (r.a) buyurdu ki: günden güne hayırı artırmayan kimse bilerek kendini ateşe hazırlamaktadır.” Resulüllah (S.A.V) buyurdu: “sizden biriniz bir kardeşine nasihatte bulunurken bu nasihati kendisine de yapması gerektiğini hatırasın.” (ibni adiyy)
10- Takva dini istikametidir. Takvanın en ednası şahitlikte adil olmaktır. En alası ise sıddıklıktır. Resulüllah (S.A.V) buyurdu: “dinde en hayırlınız takva olanınızdır.
11- Kuşeyri şöyle der: “zikir iki kısımdır:dil ile olan zikir kalp ile olan zikir. Dil ile olan zikir, kulun daima Allah’ı tesbih etmesi, namaz kılmasıdır, Kalp ile olan zikir ise dil ile olan zikrin kalbe tesir etmesidir. Dil ile Kalp birlikte zikrettiği zaman kul kâmil sıfata erişir.”
12- Kuşeyri şöyle der: “tövbe, salikler menzilinin ilk durağıdır, talipler makamının ilk makamıdır.” Bir arif şöyle der: “dört şeyi dört şeyle yıkayın yüzünüzü gözyaşıyla dilinizi zikirle kalbinizi zikirle günahlarınızı mevlanıza tövbe ile yıkayın.”
13- Resulüllah (S.A.V) buyurdu: “mukim olsun misafir olsun kim dinini öğrenirse cennete girer.” (Ebu Nuaym)
Denilir ki: şeyh Mağribî dersten kalktığı zaman: “Allah’ım okuduklarımı sana havale ediyorum. Onlara ihtiyacım olduğu zaman onları bana ver.” Derdi.
14- Resulüllah (S.A.V) buyurdu: “müminin ateşinden kork ki seni yakmasın her gün yedi kere ayağı kaysa da o Allah’ın emanında dır. Dilediği zaman onu kaldırır.”
15- Hz Aişe (r.anha) den; Resulüllah (S.A.V) buyurdu: “cömert olan Allah’a insanlara yakın olur ve cennete yakın cehennemden uzak olur. Cimri de Allah tan, insanlardan uzak cehenneme yakın cennetten uzak olur. Cahil cömert Allah’a abid cimriden daha sevimlidir.”hikaye edilir ki; Hz hasan, Hz Hüseyin ve Abdullah b. Cafer hacca gittiler. Yol da yüklerini (azıklarını) kaybettiler. Hem acıktı hem de susadılar. İhtiyar bir kadının çadırına vardılar onun bir koyunu vardı o koyunun sütünden istediler. O da onları sütle doyurdu sonra gittiler. Uzun bir müddet sonra Hz hasan o kadını gördü bin koyun ve bin dinar verdi. Hz Hüseyine gönderdi. O da bin koyun bin dinar verdi. Hz Abdullah b. Cafer e gönderdi oda bin koyun ve bin dinar verdi ve dedi ki; eğer benden başlasaydın onların ikisini de geçerdim ve sen dört bin koyun ve dört bin dinarla geri dönerdim.
16- Resulüllah (S.A.V) buyurdu: “kim mümin erkek ve mümin kadınlar için istiğfar dilerse bütün mümin erkek ve kadınlar kadar sevap kazanır.” (Taberani)başka bir hadisi şerifte Resulüllah (S.A.V) buyurdu: “kim mümin erkek ve mümin kadınlar için 27 kere istiğfar ederse duası kabul edilenlerden ve yeryüzünde bol rızıklandırılanlardan.” (Taberani) başka bir hadisi şerifte de Resulüllah (S.A.V) buyurdu: “on sure on şeyi men eder: Fatiha süresi rabbin gazabını Yasin süresi kıyamette susuzluğu duhan suresi kıyamet hallerini vakıa süresi fakirliği mülk süresi kabir azabını Kevser süresi düşmanın düşmanlığını kâfirun süresi ölürken kâfir ölmeyi ihlas süresi nifakı (münafıklığı) felak süresi hasetçinin hasedinin nas suresi vesveseyi kaldırır.”

Elhamdülillah bu hadisi şerif ile bu kitabı bitirmiş oldum Allah’a hamd Resulüllah’a, âline ve ashabına ve bütün peygamberlere salat ve selam olsun.

SON

فَقِيهًا وَصُوفِيًا فَكُن لَيْسَ وَاحِدًا
فَإنِّي وَحَّقِ اللهِ إيَّاكَ أنْصَحُ
فَذَلِكَ قَاسٍ لَمْ يَذُقْ قَلْبُهُ التُّقَي
وَهَذَا جَهُولٌ كَيْفَ ذُو الْجَهْلِ يَصْلَحُ

الإمَامُ الشَّافِعِيُّ رَحِمَهُ اللهُ

Âlim ve sofi ol sadece biri olma
Ben sana Allah için nasihat ediyorum
Birincisi ölçendir, kalbi takvayı tadamaz
İkincisi cehalettir, cahil nasıl ıslah olabilir.

İmam-ı Şafii ( r. Aleyh)

Yorum eklenmemiş. İlk sen ekle

Yeni yorum gönder

Bu alanın içeriği gizlenecek, genel görünümde yer almayacaktır.
  • Web sayfası ve e-posta adresleri otomatik olarak bağlantıya çevrilir.
  • İzin verilen HTML etiketleri: <a> <em> <strong> <cite> <code> <ul> <ol> <li> <dl> <dt> <dd>
  • Satır ve paragraflar otomatik olarak bölünürler.

Biçimlendirme seçenekleri hakkında daha fazla bilgi

CAPTCHA
This question is for testing whether you are a human visitor and to prevent automated spam submissions.
Image CAPTCHA
Enter the characters shown in the image.

--

Sitemizdeki arabi ilimler köşesini zenginleştirmek için Üye olup müzakerelere katılmayı ihmal etmeyiniz

--

Son yorumlar

Anket

Arabi ilimler okumusmuydunuz:

Vankulu Lugatı